İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(KADERİN İNTİKAMI)-2

Bölüm 44 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(KADERİN İNTİKAMI)-2

Bölüm 44

KIRILAN KALPLER

Akşam olduğunda evin içinde hafif bir telaş vardı. Herkes biraz daha özenliydi. Erkekler spor-şık giyinmişti; Ahmet koyu renk gömleğiyle yanımda duruyor, arada bana bakıyordu. Adem Eftel’e ceketini uzattı, Emirhan ve Furkan hazırlanmıştı. Ben lacivert elbisemi giymiştim. Elimde mocha rengi küçük Longchamp çanta, ayağımda siyah topuklular vardı. Eftel bordo elbisesiyle yanımdaydı; siyah küçük Longchamp çantası ve siyah topukluları vardı. Aynaya son kez baktık, sonra birlikte çıktık. Restorana gittiğimizde ortam sakindi. Mum ışıkları, hafif müzik… Masaya oturduğumuzda ilk başta her şey yolundaydı. Gülüyorduk, konuşuyorduk. Ahmet masanın altında elimi tutmuştu. Adem Eftel’le şakalaşıyordu. O an gerçekten mutluyduk. Yemek bitip hesap geldiğinde Furkan ve Emirhan aynı anda cüzdanlarına uzandı. Kısa bir atışmadan sonra taş kâğıt makas yaptılar. Emirhan kazandı, hesabı ödedi. Gülerek dışarı çıktık. Restoranın önünde arabaya doğru yürürken onları gördük. Ege, Emir ve Göktuğ. Adem durdu.

— Hayırdır? dedi.

Eftel yarı şaka bir ifadeyle,

— Geri kalan iki parçanız nerede? dedi.

Göktuğ omuz silkti.

— Lahin ve Doğan yurt dışına gitti. Artık orada okuyacaklar.

O sırada Ege’nin bakışlarını fark ettim. Bana doğru kaydı. Uzun, rahatsız edici bir bakıştı. Aynı anda Emir’in gözleri Eftel’e takıldı. Bunu Ahmet ve Adem de gördü. Ahmet’in vücudu gerildi. Yanımda duruşu değişti. Adem’in yüzü asıldı.

Emirhan durumu yumuşatmaya çalıştı.

— Shh… yavaş gelin.

Ama Ege geri adım atmadı. Bakışları hâlâ üzerimdeydi.

Ahmet bir adım öne çıktı.

— Ne bakıyorsun? dedi.

Tam o anda Furkan Ahmet’in kolunu tuttu.

— Ahmet, sakin ol. Değmez, dedi.

Ahmet bir an duraksadı ama Ege umursamaz bir tavırla,

— Ne var? Bakmak yasak mı? dedi.

O an her şey koptu.

Ahmet Furkan’ın elinden kurtulup Ege’ye yumruk attı. Ege sendeleyip yere düştü. Herkes dondu.

— Oğlum ne yaptın! dedi Furkan.

Emirhan ve Göktuğ hemen Ege’yi kaldırdı.

— Hadi gidelim, dedi Emirhan.

Adem sert bir bakış attı.

— Burada durmayın, dedi.

Üçü uzaklaştı.

Ben Ahmet’e döndüm. Sesim titriyordu.

— Ahmet… ne yaptın?

— Görmedin mi nasıl baktığını? dedi.

— Buna sessiz mi kalacaktım?

— Yumruk atmak zorunda mıydın? dedim.

— Bu senin çözümün mü?

— Ben seni korudum, dedi.

— Sen benim sevgilimsin.

Derin bir nefes aldım.

— İşte sorun da bu, dedim.

Ahmet durdu.

— Ne demek istiyorsun?

— Sürekli beni kıskanarak birileriyle tartışmanı istemiyorum, dedim.

— Sürekli kavga, sürekli gerginlik…

— Ben böyle bir ilişki istemiyorum.

Ahmet’in yüzü bir anda değişti.

— Cemre, hayır…

— Bu ayrılmak için bir sebep değil.

— Sen farkında değilsin, dedim sakin ama net bir sesle.

— Ama ben yoruldum.

— Ayrılmak istemiyorum, dedi.

Sesi ilk kez bu kadar düşüktü.

— Bunu çözeriz.

Başımı salladım.

— Şu an çözemeyiz.

Uzun bir sessizlik oldu. Ahmet bana baktı. Gözlerinde şaşkınlık vardı. Sonra yavaşça nefes verdi.

— Peki, dedi.

— Eğer gerçekten böyle hissediyorsan… zorlamayacağım.

Bu kabulleniş, bağırmasından daha çok canımı acıttı.

Eftel koluma girdi.

— Hadi, dedi fısıltıyla.

Arabaya bindik. Camdan dışarı bakarken kalbim ağırdı ama emindim. O gece anladım ki; birini sevmek, onun her öfkesine katlanmak zorunda olmak demek değildir.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.