Hafta sonu sabahı, odama vuran güneş ışığıyla yarı uykulu yatakta dönüyordum. Tam yeniden uykuya dalacakken telefonumdan yüksek bir ses yükseldi.
Ding-ding-ding!
Ama bildirim sesi bildiğin…
Galatasaray marşı gibiydi.
“Da-da-da-daa… Cimbom! Cimbom!”
Daha gözümü tam açamadan Emirhan’ın sesi salondan geldi:
— Bu kızın ruhu Galatasaray zaten.
Telefonu elime aldım.
Ekranda kocaman yazıyordu:
SEPHORA İNDİRİMİ BAŞLADI!
Bir saniye durdum.
Sonra…
— AAAAAAAAH!!!
Çığlığım evin içinde yankılandı.
Ahmet yerinden fırladı, direkt bana doğru geldi:
— Cemre?! Noldu aşkım?
Adem panikledi:
— Bir şey mi oldu?!
Emirhan kaşlarını kaldırdı:
— Hayırdır ya?
Eftel koşarak yanıma geldi:
— Cemre, noldu?!
Telefonu havaya kaldırdım:
— SEPHORA’YA İNDİRİM GELMİŞ!!!
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Eftel’in yüzü parladı.
— NE?!
Bir saniye sonra ikimiz de ayağa fırladık.
El ele tutuştuk.
Salonun ortasında çocuk gibi dönmeye başladık.
— Aaa!
— Aaa!
Eftel kahkaha atarak:
— Kız neşesi bu!
Ahmet kollarını bağlamış, gülerek bizi izliyordu:
— Tamam… gitti bunlar.
Adem Eftel’e baktı, gülümseyerek:
— Benimkisi de gidiyor belli.
Emirhan başını salladı:
— 40 dakikaya AVM. Net.
Ben durdum, nefes nefese:
— Odamıza!
— Hemen giyiniyoruz!
— 40 dakika sonra AVM’deyiz!
40 dakika sonra Sephora’nın önündeydik.
İndirim afişleri her yerdeydi, içerisi doluydu ama umurumuzda değildi.
İçeri adım atar atmaz ikimizin de gözleri parladı.
— Tamam, dedim.
— Ayrılmak yok.
İki saat boyunca resmen Sephora’yı fethettik.
• Mat, parlak, nude ve kırmızı rujlar
• Far paletleri (bronzlar, pembeler, kahveler)
• Maskaralar, eyelinerlar
• Serumlar, nemlendiriciler, maskeler
• Parfümler (mini + büyük)
• Makyaj fırçaları, çantalar
İki saatin sonunda ikimizin kolunda toplam 4 dolu poşet vardı.
Eftel gülerek:
— Biraz abartmış olabilir miyiz?
— Hayır, dedim.
— Gayet dengeliydi.
Kapıdan içeri girer girmez salon sessizleşti.
Ahmet, Adem ve Emirhan aynı anda bize baktı.
— OHA!
— Siz ne yaptınız?
— Sephora’yı mı kapattınız?
Poşetleri sehpanın üstüne pat pat pat diye bıraktık.
Eftel:
— Alışveriş bitti.
Ben:
— Ama asıl eğlence şimdi başlıyor.
— Nasıl yani? dedi Emirhan.
— Ürün deneme zamanı.
Ahmet bana yaklaştı, gülerek:
— Aşkım… hazırlıklı mıyım?
— Hayır, dedim.
— Ama izleyici olacaksın.
Masayı makyaj masasına çevirdik.
Ben ve Eftel koltukta, ürünler önümüzde.
Ahmet, Adem ve Emirhan karşı koltukta resmen seyirci gibi oturuyordu.
Adem fısıldadı:
— Furkan birazdan karışır.
Furkan zaten yanıma gelmişti.
Önce cilt bakımı.
Serum, nemlendirici…
Furkan dikkatle izliyor:
— Bu kaçıncı kat?
— Sus, dedim.
— Cilt bilimi bu.
Ahmet güldü:
— Karışma, profesyonel çalışıyor.
Maske sürdüm.
Emirhan kahkaha attı:
— Korku filmi gibi oldu.
Maskeler çıktı, makyaj başladı.
Göz farını sürerken Furkan eğildi:
— Bir tık daha koyu.
— Sen ne zamandır makyaj biliyorsun?
— Seni tanıdığımdan beri.
Adem gülmekten eğildi:
— Adam ezberlemiş.
Eyeliner çekerken Furkan:
— Kıpırdama.
— Konuşma, dedim.
— Elin titriyor.
— Furkan!
Ahmet kahkahayla:
— Oğlum sevgilisi var, rahat ol!
Herkes güldü.
Rujlara geçtim.
Kırmızıyı sürdüm.
Furkan sustu.
Sonra net bir sesle:
— Bu.
— Emin misin?
— Çok.
Ahmet başını salladı:
— Kabul… yakışmış.
Parfüm sıktım.
Furkan bileğime eğildi.
— Sol.
— Neden?
— Daha sen.
Bir anlık sessizlik oldu.
Adem boğazını temizledi:
— Romantizm yükseldi.
Eftel güldü:
— İzleyici var, toparlanın.
Son dokunuşlar bitti. Aynaya baktım.
Ahmet yanıma geldi, belime hafifçe dokundu:
— Güzel olmuşsun.
— Sadece güzel mi?
— Benimkisin, o yüzden fazla konuşamam.
Gülümsedim.
Eftel yanımda:
— Alışveriş + makyaj + ortam = başarılı gün.
İçimden şunu geçirdim:
Bazen bir indirim sadece indirim değildir.
Bazen “kendini iyi hissettiğin” bir gündür.