Deneme bitip sınıftan çıktığımız anda koridor bir anda doldu.
Herkes aynı anda konuşuyor, kim ne yaptıysa anlatıyordu.
Ahmet yanıma geldi.
— Nasıl geçti aşkım?
— İyiydi. dedim.
— Matematikte 40 sorunun hepsini çözdüm. İki soru biraz uğraştırdı ama yaptım.
Adem gözlerini büyüttü.
— Ciddi misin?
— Ciddiyim.
Emirhan:
— Otuz civarı.
Ahmet:
— Yirmi sekiz.
Adem:
— Yirmi altı.
Sonra Furkan’a döndüm.
— Sen kaç yaptın?
Furkan hiç umursamaz bir sesle:
— On.
— ON MU?!
Sesim bir an yükseldi.
— Lan süper zekâ arkadaşım, 48 saat soru çözdük!
— On ne lan?!
Furkan omuz silkti.
— Zordu…
Tam o sırada arkadan tanıdık bir ses geldi.
— Sen kaç yaptın Cemre?
Ege’ydi.
Döndüm, göz göze geldik.
— Kırk.
Ege kaşını kaldırdı.
— Hepsi mi?
— Hepsi.
Ege sırıttı.
— Ben de. Kırk.
Koridorda bir anlık sessizlik oldu.
Emir araya girdi.
— Vay…
Ege bakışını Furkan’a kaydırdı.
— On yapan da varmış ama.
Güldüler.
Bir adım öne çıktım.
— Bak. dedim sert ama kontrollü.
— Arkadaşlarımla dalga geçeceksek, onu bir tek ben yaparım.
Ege alaycı bir sesle:
— Şaka yapıyoruz.
— Ben de. dedim.
— Herkesin kapasitesi aynı değildir.
Sonra net bir şekilde:
— Sen s*** g***.
Ahmet hemen koluma girdi.
— Aşkım, tamam.
Adem arkamdan:
— Doğru dedi.
Ege bir an durdu, sonra omuz silkerek döndü.
— Görüşürüz sınavda.
Biz yürüyüp uzaklaşırken Furkan bana baktı.
— Ama yine de on…
— Sus. dedim.
— Şu an seni savundum.
Koridoru geçerken içimde tek bir şey vardı:
Kim olursa olsun, sınırı ben çizerim.