Okulun koridoru yine kalabalıktı ama anonsla birlikte bir anda sessizlik çöktü:
— Dikkat, dikkat! dedi müdür yardımcısının sesi.
— Deneme sınavı nedeniyle bugün dersler erken bitmiştir. Sınav sonuçlarınızı yarın sınıf öğretmenlerinizden öğrenebilirsiniz.
Bir an koridor sustu, sonra herkes çantalarını kapıp toparlanmaya başladı.
Ahmet kolumu tuttu, Adem ve Emirhan yanımızda yürüyordu. Furkan biraz geride, sessiz ama gözleri ara ara bana kayıyordu.
— Hadi eve, dedim. Bugün “ev modu” açık.
Caddeye çıkarken rüzgar hafifçe saçlarımızı dalgalandırıyordu, ama içimizde bir rahatlama vardı.
Herkes kendi sınav analizini yaparken, ben arada bir Furkan’a ölümcül bakışlar atıyordum.
O da fark etmiş olacak ki, istemsiz bir gülümseme kondurdu yüzüne ama gözlerinde hâlâ bir huzursuzluk vardı.
Eve vardığımızda Eftel kapıyı açtı:
— Gelin bakalım, dedi,
— Salona geçin, biraz sınavı konuşalım.
İçeri girer girmez fark ettik ki, Eftel bizi düşünmüş: masada kahve fincanları dizili, sıcak kahve kokusu tüm odayı sarmıştı.
— Herkese birer kahve hazır, dedi.
— Umarım iyi gelir.
Herkes çantalarını yere bıraktı, ayakkabılar sağa sola savruldu. Ben kahvemi alıp koltuğa otururken, gözlerim hâlâ Furkan’ı arıyordu.
Eftel bana dikkatlice baktı:
— Cemre, niye öyle bakıyorsun? Özellikle Furkan’a…
Ben hafifçe gülümsedim, kahvemi karıştırırken:
— 48 saat… ve bundan daha fazlası boyunca matematik çalıştırdığım baş harfi F-U-R-K-A-N olan eleman, matematikten 10 soru yapmış.
Eftel önce irkildi, sonra kahkaha attı:
— Aman tanrım! Gerçekten mi?
Ahmet ve Adem gülerek başlarını salladılar, Emirhan araya girip hafif dalga geçerek:
— Senin ayağın nasıl oldu, Cemre’ye yardımcı olur mu?
Eftel de gülümseyerek:
— Daha iyi, Emirhan. Artık daha iyiymiş.
Ben kahvemi yudumlayıp tekrar Furkan’a baktım:
— Anla Furkan, sınırı kim çizer…
Furkan utangaç ama gülerek:
— Zordu…
Ahmet kolumu tuttu, sessizce fısıldadı:
— Aşkım, bakışınla yetiyorsun.
Adem başını sallayıp:
— Doğru, dedi.
Salon bir anda hem kahkahalar hem sohbetlerle doldu.
Furkan’la aramdaki sessizlik ve gerilim, kahkahalarla yumuşadı ama bakışlarımı tamamen çekmiş değildim.
Eftel kahvesini yudumlayıp:
— Cemre, matematikte son paragrafı nasıl çözdünüz? diye meraklı bir tonla sordu.
— Önce sen anlat, ayağın nasıl katlandı? dedim gülerek.
— Sonra biz sınavın detaylarını anlatırız.
Herkes birbirine bakıyor, kahkahalar ve yorumlar arasında sınavın stresi bir anda uçup gidiyordu.
Ve içimden geçen tek şey belliydi:
Deneme bitti, sınav geçti, ama sınırı kim çizer, bunu herkes öğrendi.