İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 47 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 47

EFDEM

(Eftel’in anlatımıyla)

Kapı kapandığında odada bir sessizlik kaldı.

Ama bu sessizlik bu sefer korkutmuyordu.

Cemre ile Emirhan çıkmıştı; kıyafet almaya. Ahmet ile Furkan da kantine inmişti. Odaya dönmeden önce son bakışlarını bırakmışlardı ama şimdi… şimdi sadece Adem vardı.

Ve ben.

Adem yatağın kenarındaki sandalyeye oturdu. Eli hâlâ elimin üzerindeydi. Parmaklarımı avucunun içinde tutuyordu, sanki bırakırsa yine kaybolacakmışım gibi.

“Nasıl hissediyorsun?” diye sordu.

Sesini alçak tutuyordu. Sanki yüksek konuşursa canım yanacakmış gibi.

“Yorgun,” dedim dürüstçe.

“Ama… buradayım.”

Başını salladı. Gözleri doldu ama ağlamadı. Bunun yerine eğildi, alnımdan usulca öptü. O öpücükte acele yoktu. Korku yoktu. Sadece şükür vardı.

“Bir daha,” dedi,

“bana bunu yaşatma.”

Boğazım düğümlendi.

“Ben istemedim,” dedim fısıltıyla.

“Elbette istemedin,” dedi hemen.

“Biliyorum.”

Bir an sustuk.

Sonra Adem’in yüzü sertleşti. Gözlerindeki o yumuşaklık yerini karanlık bir kararlılığa bıraktı.

“Göktuğ’dan,” dedi dişlerini sıkarak,

“çok iyi bir intikam alacağım.”

Kalbim hızlandı.

“Adem—” dedim hemen.

“Hayır.”

Elimi biraz daha sıktı.

“Bunu böyle bırakamam,” dedi.

“Seni o hâlde görmek… Cemre’yi, Emirhan’ı… hepimizi paramparça etti.”

Gözlerim doldu.

“İntikam istemiyorum,” dedim titreyerek.

“Yeterince karanlık yaşadık. Ne olur… bir de sen gitme o tarafa.”

Sesim çatladı.

Adem bana baktı. Uzun uzun baktı.

Sonra ayağa kalktı, yatağa biraz daha yaklaştı. Elini yanağıma koydu. Başparmağıyla gözümün kenarındaki yaşı sildi.

“Tamam,” dedi sonunda.

“Sen istemiyorsan… yapmam.”

Bu cümleyle birlikte içimde tutamadığım her şey çözüldü.

Ağlamaya başladım.

Sessizce değil.

Tutunarak.

Adem hemen eğildi, saçlarımdan öptü.

Sonra alnımdan.

Sonra elimin içinden.

“Buradayım,” dedi her öpüşte.

“Gitmiyorum.”

“Bırakmıyorum.”

Başımı göğsüne yasladım. Kalbinin sesini duydum. Gerçekti. Canlıydı.

Adem yüzümü kaldırdı. Gözlerim doluydu, nefesim düzensizdi.

Bu sefer yanağımdan öptü.

Sonra diğer yanağımdan.

En son durdu. Gözlerime baktı. İzin ister gibi.

Ve çok yavaşça…

dudaklarıma dokundu.

Kısa.

Nazik.

Kırılgan.

Ama içimdeki bütün karanlığı susturacak kadar gerçekti.

Geri çekildi, alnını alnıma dayadı.

“Beni korkuttun,” dedi fısıltıyla.

“Bir daha yapma.”

Gülümsedim, gözyaşlarımın arasından.

“Denemeyeceğim,” dedim.

“Söz.”

Tam o sırada kapının dışından ayak sesleri geldi.

Hayat geri dönüyordu.

Ama bu sefer…

biz hâlâ ayaktaydık.

Ve Adem’in bıraktığı son öpücük,

iyileşmenin başladığı yerdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.