(Adem’in anlatımıyla)
Gece herkes yattıktan sonra ev daha da küçülüyor.
Duvarlar üstüme geliyor gibi. Nereye baksam Eftel yokluğunu görüyorum. Olmaması gereken bir boşluk bu. İnsan alışamıyor. Alışmamalı da zaten.
Cemre salondaydı az önce. Konuşmadı. Konuşmayınca daha çok bağırıyor gibi oluyor.
Onun sessizliği benim içimi parçalıyor.
Kendime kızıyorum.
Onun güçlü olmaya çalışmasına kızıyorum.
Kendimin hiçbir şeye yetişememesine kızıyorum.
Sigara içtiğimde nefesim yanıyor.
Ama içmezsem içim yanıyor.
Emirhan’ın söyledikleri kafamda dönüp duruyor.
“Onun için iyi olmaya çalışıyoruz.”
İyi olmak…
Ben iyi değilim.
İyi olmaya çalışacak hâlim de yok.
Eftel gözümün önüne geliyor.
Gülerken.
Bizi sakinleştirirken.
“Boşver,” derken.
Boş veremiyorum.
Cemre’nin yanımda yavaş yavaş dağıldığını görüyorum.
Ve onu tutacak gücüm yok.
En kötüsü de bu.
(Cemre’nin anlatımıyla)
Adem’in nefes alışını duyuyorum odadan.
Normal bir nefes değil.
Sanki her seferinde ciğerlerini ikna etmeye çalışıyor yaşamaya.
Onu böyle görmek beni korkutuyor.
Ama kendim de iyi değilim ki.
Eftel’in sesi bazen kulağımda çınlıyor.
Bazen de hiçbir şey duyamıyorum.
O sessizlik daha kötü.
Herkes bana “güçlüsün” diyor.
Ben güçlü değilim.
Sadece düşmeye vaktim yok.
Adem’e bakıyorum.
O düşüyor.
Ve ben onu tutamıyorum.
Sigara dudaklarımda dururken kendime kızıyorum.
Ama bırakırsam…
Ellerim titriyor.
Aklım daha çok dağılıyor.
En çok da şuna kızıyorum:
Eftel burada olsaydı, ikimizi de böyle görmezdi.
Ve bu düşünce beni boğuyor.
(Adem)
Cemre’nin bana baktığını hissediyorum.
Ama göz göze gelmiyoruz.
Çünkü bakarsak…
Birimiz mutlaka dağılır.
İçimde bir yer bağırıyor:
“Tut onu!”
Ama başka bir yer fısıldıyor:
“Sen bile ayakta duramıyorsun.”
Ağlamak istiyorum.
Ama ağlarsam bir daha duramam.
Eftel’in komada olduğunu kabul etmek istemiyorum.
Kabul edersem…
Her şey gerçek olacak.
(Cemre)
Adem’in omuzları düşmüş.
Eskiden böyle değildi.
Eskiden ben dağıldığımda o dik dururdu.
Şimdi ikimiz de eğri duruyoruz.
Ve aramızda Eftel’in yokluğu var.
Yanına gitmek istiyorum.
Ama dokunursam çökerim.
İçimden tek bir cümle geçiyor:
“Ne olur gitme.”
Ama bunu Adem’e değil…
Hayata söylüyorum.