İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 4 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 4

SESSİZLİK DAHA SUÇLUYDU

(Damla'nın anlatımı ile)

Salı sabahı pazartesinin üstümüzde bıraktığı ağırlıkla uyandım. Hava griydi, içim de öyle. Elif’le evden çıktığımızda ikimiz de konuşmuyorduk. Kapının önünde Göktuğ ve Buse’yi gördüğüm an kalbim hızlandı. Buse’nin elindeki poşetler şeffaftı, içindeki akrilik boyalar gözüküyordu. Bana doğru uzattı.

“Okula gidince,” dedi sakin bir sesle, “bunların yarısını Furkan’ın, yarısını Emirhan’ın dolabına koyacaksınız.”

Elif’e baktım, o da bana baktı.

Göktuğ söze girdi.

“Boyayı da sandalyelerine süreceksiniz.”

“Elimiz titrer,” demek istedim, diyemedim.

Poşeti aldım.

“Tamam,” dedim sadece.

Okul yolunda Elif fısıldadı.

“Damla, bu iş çok kötü bitecek.”

“Zaten bitmedi mi?” dedim.

Sınıfa erken girdik. Kimse yoktu. Sandalyeler boş, her şey fazlasıyla düzgündü. Boyayı çıkardığımda elim gerçekten titredi.

“Elif,” dedim, “istersen sen yapma.”

“Beraber başladık,” dedi, “beraber bitecek.”

Sandalyelere sürdük. Fazla değil. Görülecek kadar. Dolapları açtık, boyaları yerleştirdik. Kapakları kapattığımda içimde bir şey koptu.

Kapı açıldı. Cemre ve Eftel içeri girdi. Cemre yüzüme baktı.

“Ege’ler mi?” diye sordu.

Başımı salladım.

Eftel iç çekti.

“Belli,” dedi, “yüzünüzden.”

Bir şey demedik. Herkes eşyasını bırakıp çıktı.

Bir süre sonra Furkan, Emirhan, Adem ve Ahmet geldiler. Gülüyorlardı.

Furkan sandalyeye otururken,

“Bugün iyiyim ya,” dedi.

Emirhan da güldü.

“Nazar değmesin.”

Sonra kantine indiler.

Kantinde bir anda sesler yükseldi. Masaların üstünde hakaret dolu bir çizim vardı. Ege, Emir ve Göktuğ karşılarına dikildi.

Ege sertçe sordu:

“Bunu siz mi yaptınız?”

Furkan hemen başını salladı.

“Hayır.”

Emirhan ekledi:

“Bizimle alakası yok.”

Ege Furkan’ın arkasına geçti, sandalyesini gösterdi.

“Peki bu ne?”

Furkan döndü, boyayı gördü.

“Boya mı bu?”

Emirhan kendi arkasına baktı.

“Bu… tesadüf,” dedi. “Bulaşmıştır.”

Göktuğ güldü.

“Çok denk gelmiş.”

Tam o sırada müdür geldi.

“Ne oluyor burada?”

Ege konuştu.

“Hocam yukarı çıkalım, dolaplara bakılsın.”

Müdür başını salladı.

“Hepiniz yukarı.”

Sınıfta dolaplar açıldı. Furkan’ın dolabında boya çıktı.

Furkan panikle konuştu.

“Hocam ben koymadım!”

Emirhan’ın dolabında da çıktı.

Emir kollarını kavuşturdu.

“Aynen,” dedi alayla, “kesin siz yapmamışsınızdır.”

Furkan bize döndü.

“Kızlar,” dedi, sesi titriyordu, “siz de bir şey desenize. Biz buraya daha yeni gelmedik mi?”

Emirhan ekledi.

“Sabah yeni geldik sınıfa, değil mi?”

Kalbim ağzımdaydı ama geri adım atmadım.

“Hayır,” dedim.

Elif başını salladı.

“Görmedik.”

Cemre,

“Bilmiyoruz,” dedi.

Eftel,

“Hiçbir fikrimiz yok,” diye ekledi.

Müdür yüzümüze baktı. Uzun uzun.

“Size yakıştıramadım,” dedi sadece.

Çıktı.

Ege, Emir ve Göktuğ da arkasından gitti.

Kapı kapandığı an Furkan bağırdı.

“Ciddi misiniz siz?”

Emirhan öfkeyle konuştu.

“Bir cümle kurabilirdiniz! Sadece bir cümle!”

“Elimizden gelen buydu,” diyemedim.

Furkan masaya vurdu.

“Bizi ateşe attınız!”

Hiçbirimiz cevap vermedik.

Salı sabahıydı.

Ve o sabah, sessizliğin insanı ne kadar yakabildiğini öğrendim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.