İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 3 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 3

1 DAKİKADA 2 GOL

Öğleden sonra sınıf daha ağırdı. Sabah olanlardan sonra herkes konuşuyor gibiydi ama kimse yüksek sesle bir şey söylemiyordu. Masalar aynıydı, pencereden giren ışık değişmemişti; değişen tek şey, insanların birbirine bakışındaki mesafeydi. Adem ve Eftel aynı sınıftaydı ama yan yana değillerdi. Aynı havayı soluyor, farklı yerlerde duruyorlardı.

Ders bitiminde Emir, Adem’i kapının önünde durdurdu. Bunu bilerek yaptı; ne kalabalığın ortasında ne de tamamen yalnız bir yerde. İnsanı savunmasız bırakan o arada. Sesi sakindi, neredeyse dostçaydı.

“Ben söylemesem daha kötü olurdu,” dedi.

Adem başını kaldırdı.

“Ne?”

Emir gözlerini kaçırdı, sonra tekrar baktı.

“Eftel,” dedi, “seni korumak için değil… kendini kurtarmak için bazı şeyleri kabul etti.”

Adem’in yüzü bir anlık dondu.

“Ne kabul etti?” diye sormadı.

Soramadı.

Emir son cümleyi ekledi.

“Adını özellikle söyledi.”

Bitti.

O kadar.

Ne açıklama, ne detay, ne bağırma.

Emir gitti.

Adem yerinde kaldı. Sanki biri omurgasından bir parça çekip almıştı. Yürüdü ama nereye gittiğini bilmeden. Eftel sınıfın diğer ucundaydı. Adem ona baktı. Göz göze gelmediler. Adem bakışını kaçırdı. İşte o an, aralarındaki şey görünmez bir çizgiyle ikiye bölündü.

Eftel bir şeylerin ters gittiğini hissetti. Yanına yaklaştı.

“Adem?” dedi.

Sesi yumuşaktı.

Adem başını salladı.

“Bir şey yok.”

Bu cümle, aralarındaki en soğuk cümleydi.

Eftel durdu.

“Bana bak,” dedi, “bir şey mi oldu?”

Adem derin bir nefes aldı.

“Şu ara konuşmasak olur mu?”

Bağırmadı.

Suçlamadı.

Ama mesafe koydu.

Eftel’in yüzü değişti.

“Ben bir şey yapmadım,” dedi.

Adem cevap vermedi.

Çünkü Emir’in bıraktığı şüphe, cevaplardan daha gürültülüydü.

Tenefüs bitti. Zil çaldı. Herkes yerine geçti. Adem önüne baktı. Eftel arkasına yaslandı. İkisi de aynı sınıftaydı ama artık aynı yerde değillerdi.

Biz uzaktan izledik. Damla dişlerini sıktı.

“Bak,” dedi bana, “aynısını yapıyor. Sessiz sessiz.”

Eftel’in gözleri doldu ama ağlamadı.

Ben hiçbir şey söyleyemedim.

Çünkü artık çok netti:

Ege yalnızca bizi yönetmiyordu.

Bizi birbirimizden koparıyordu. Ve en tehlikelisi şuydu:

Bunu bağırarak değil… inandırarak yapıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.