(Ege'nin anlatımı ile)
Sınıf bir anda patladı. Furkan bağırıyordu, Adem sinirden yerinde duramıyordu. Ahmet’in sesi kalındı ama titriyordu. Emirhan dişlerini sıkmıştı. Karşımızda Cemre, Eftel, Damla ve Elif vardı.
“Bizi sattınız,” dedi Furkan.
“Bir cümleydi be!” diye ekledi Emirhan.
Cemre susuyordu. Eftel ileri atıldı.
“Biz kimseyi satmadık.”
Adem sinirli bir gülüş attı.
“Yok ya? Çok masumsunuz.”
Damla dayanamadı.
“Bizi bu hale siz getirdiniz!”
Ahmet sertçe araya girdi.
“Yeter! Herkes susacak.”
Ama susan olmadı. Sesler üst üste bindi, kelimeler çarpıştı. Sonra bir anda herkes vazgeçti. Tartışma bitmedi, sadece dağıldı. Erkekler başka tarafa gitti, kızlar kantine yöneldi.
Sınıfta sadece ben, Emir, Göktuğ ve Buse kaldık. Kapı kapanınca sessizlik çöktü. Sandalyeme yaslandım.
“Bununla mı kalıcaktı?” dedim.
Telefonumu çıkardım, numarayı çevirdim. Göktuğ bana baktı, sırıttı.
“Sen var ya,” dedi, “sen harbi çok kurnazsın.”
(Cemre'nin anlatımı ile)
Kantinde oturduk. Kimse bir süre konuşmadı. Damla masayla oynuyordu, Elif gözlerini kaçırıyordu, Eftel’in çenesi kilitliydi.
“Bizi bilerek bu noktaya getirdiler,” dedim.
Damla fısıldadı.
“Ve biz sustuk…”
Tam o anda arkamızdan bir ses geldi.
“Cemre.”
Başımı kaldırdım. Müdür geliyordu. Arkasında polisler vardı. Kalbim yerinden çıktı. Polis memuru öne geçti.
“Cemre, Eftel, Damla, Elif… siz misiniz? Kızlar hakkında bir şikâyet var.”
Hiçbirimiz konuşamadık. O sırada arkadan Ege ve tayfası geldi. Ardından Ahmetler, Furkan, Adem, Emirhan…
Adem polise döndü.
“Ne oluyor memurum?”
Polis soğuk bir sesle konuştu.
“Karakolda öğrenirsiniz. Kızlar hakkında şikâyet var.”
Furkan panikle sordu.
“Ne oluyor ya? Ne şikâyeti?”
Hepimiz çaresizce birbirimize baktık.
Ege geçerken durdu. Alaycı bir gülümsemeyle el salladı.
“Görüşürüz.”
Eftel bir anda ayağa fırladı. Ege’nin çenesinden tuttu, başını geriye attı, saçından çekti.
“Yeter!”
Emirhan öfkeyle Ege’lere bağırdı.
“Bu işin altında sizin oyununuz var! Ama öğreneceğim!”
Emir başını kaldırdı, alayla baktı.
“Öğreneceğim diyosun.”
Ahmet bir anda patladı, bir adım öne çıktı.
“Kes ulan sesini diyosun miyosun! Bir çakıcam ağzına, göreceksin diyosun!”
Furkan hemen Ahmet’i tuttu.
“Yapma!”
Damla ayağa kalktı, sesi titriyordu ama netti.
“Biz böyle anlaşmamıştık! Senin kölen olduk be! Senin yüzünden insanların arası bozuldu!”
Ahmet Damla’ya döndü.
“Anlaşma mı?”
Ahmet’le göz göze geldik. Gözlerimi kaçırdım.
Polisler kolumdan tuttu.
“Yürüyoruz.”
Emirhan Ege’lere doğru döndü.
“Bu işin altında sizin oyununuz var, öğreneceğim Emir.”
Polis arabasına doğru yürütüldük. Motor çalıştı. Kimse konuşmadı.
Ve yol başladı.