İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 37 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 37

KALBİMİN SIĞINAĞI

(Furkan'ın anlatımıyla)

Kahvemi elime almış, pencere kenarındaki masaya bakıyordum. Düşüncelerim hâlâ Cemre’de ve Eftel’deydi; Eftel komadaydı ve Cemre onunla ilgili anılarını paylaşmıştı. İçimde bir ağırlık, çaresizlik vardı.

Tam o sırada Damla yanımda belirdi. Gülümsemesiyle fark etmemi sağladı.

“Furkan,” dedi hafifçe nefes alarak,

“Ben buraya oturabilir miyim?”

“Tabii,” dedim. Kenara kaydım, kahvesini alıp yanıma oturdu.

Bir süre sessizce oturduk. Sonra Damla konuştu:

“Furkan… Cemre ve Eftel’in durumu çok ağır. Sen de çok üzülüyorsun, biliyorum. Gerçekten… çaresiz hissettiğini görebiliyorum.”

Başımı salladım.

“Evet… öyle. Elimden bir şey gelmiyor gibi hissediyorum. Onlara yardım etmek istiyorum ama… yetmiyor.”

Damla elimi tuttu, gözlerime baktı.

“Ben buradayım. Yanındayım. Hep yanında olacağım. Sadece ben değil… hepimiz onların yanında olacağız.”

İçimden bir nefes daha kaçtı.

“Senin burada olman… bana güç veriyor,” dedim.

“Senin yanında olmak… biraz olsun rahatlamamı sağlıyor.”

Damla hafifçe gülümsedi, başını omzuma yasladı.

“Furkan… sana hissettiğim şey… çok gerçek. Seni düşündüğümde kalbim hızlı atıyor. Yanında olduğumda… sanki korkularımı unutuyorum. Sadece senin yanında olmak… huzur veriyor.”

Ben de daha cesur bir sesle cevap verdim:

“Ben de aynı şekilde hissediyorum. Sen yanımdayken… her şey daha hafif geliyor. Korkularım biraz olsun uzaklaşıyor. Seninle olmak… iyi geliyor, Damla.”

Damla gözlerimi sımsıkı tuttu.

“Ve ben bunu her zaman hissetmek istiyorum. Senin yanında… güçlü olabiliyorum.”

Bir süre sessizce oturduk, sadece kahve fincanlarının hafif tıkırtısı duyuluyordu.

Damla kalkmak için hareket etti, çantasını aldı. Tam gitmek üzereyken, bir şey hissettim; durmalıydım.

“Bekle,” dedim ani bir kararlılıkla.

Ayağa kalktım, Damla’yı belinden tuttum, kendime çektim.

Gözlerinin içine bakarken kalbim deli gibi atıyordu.

“Damla… seni seviyorum. Seni düşündüğümde her şey anlam kazanıyor. Yanında olunca… korkularım, endişelerim kayboluyor. Seninle olmayı, seni hissetmeyi istiyorum.”

Damla hafifçe irkilse de gözleri parladı.

“Ben de… ben de seni hissediyorum,” dedi fısıldayarak.

“Senin yanında olunca… kendimi güvende hissediyorum. Yanımda olduğun için… teşekkür ederim.”

Başımı hafifçe öne eğdim, dudaklarımız kısa ama anlam dolu bir öpüşme için buluştu. Küçük bir öpücük ama içimizdeki hisleri tümüyle anlatıyordu.

Tam o sırada kantin kapısı açıldı. Ahmet, Cemre, Emirhan ve Adem sınıfa girmiş gibiydiler.

Ahmet bizi görünce kaşlarını kaldırdı, hafif şaşkın ama gülümser bir tonla:

“Kardeşim… sen de bizi böyle basmıştın. Nasıl bir duyguymuş bu?”

Emirhan ve Adem de arkamdan bakıyor, kısa kısa kıkırdıyorlardı.

Damla gülümsedi, başını eğdi ama gözleri hâlâ bana bakıyordu.

“Furkan… ben buradayım. Her zaman.”

“Ve ben de seni bırakmam,” dedim, hâlâ kollarımda tutarken.

“Yanımda olduğun sürece… her şeyi göğüsleyebilirim.”

O an kantin bizim etrafımızda kaybolmuş gibiydi. Çaresizlik, endişe, yorgunluk… hepsi geride kalmıştı. Yanımda Damla, gözlerimiz birbirine kenetlenmiş, her şey bir nebze olsun durulmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.