İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 38 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 38

TAŞAN ACI

(Adem’in anlatımıyla)

Okulun en alt katına inerken merdivenler bitmek bilmedi. Beton duvarlar, floresan ışıklar ve içime çöken o ağır his… Cemre yanımızdaydı ama susuyordu. Sessizliği, bağırmaktan daha ağırdı. Ahmet’in omuzları gergindi, yumrukları sıkılıydı. Ben de aynıydım.

Göktuğ’u köşede gördük. Emir biraz ilerideydi, duvara yaslanmış, her şey sıradanmış gibi bakıyordu.

“Geldiniz mi?” dedi Göktuğ alaycı bir sesle.

“Ne oldu, nostalji mi yaptınız?”

Ahmet bir adım attı.

“Kes sesini,” dedi dişlerini sıkarak.

“Buraya gülmeye gelmedik.”

Ben dayanamayıp konuştum.

“Eftel silahla vuruldu,” dedim.

“Komada yatıyor. Sen hâlâ şaka yapabiliyorsun.”

Göktuğ omuz silkti.

“Ben mi sıktım tetiği?”

Cemre başını kaldırdı, gözleri parladı.

“Yok, anan sıktı Göktuğ. Mal mısın sen!”

Ahmet ve ben hafifçe kıkırdadık.

Emir alayla kahkaha attı.

“Abartıyorsunuz. Biri hâlâ ayakta. Diğeri gitmekle kalmak arasında.”

Ahmet bir anda ona döndü, sesi yükseldi:

“Ne dedin sen?!”

“Bu kız hastane koridorlarında bayıldı!” diye bağırdı Ahmet.

“Kafasını yere vurdu, kanadı! Hepiniz gördünüz!”

Cemre hâlâ sessizdi, yüzü bembeyazdı.

Ahmet tekrar konuştu:

“Her şeyi olan insan içeride ölümle boğuşurken kolundaki serumu tek hamlede söktü! Sonra durmadan kustu, fenalık geçirdi! Zorla sakinleştirici verildi! Sen buna mı abartı diyorsun?”

Emir gözlerini devirdi.

“Dramayı seviyorsunuz siz.”

O an Ahmet ileri atıldı, tam vuracakken…

Emir refleksle Ahmet’in kolunu yakaladı. Ve aynı anda Ahmet’e sert bir yumruk attı.

“Ahmet!” diye bağırdım.

Ahmet sendeledi, kaşı kanıyordu. İçim buz kesildi.

Cemre o an sessizliğini bozdu. Bir adım attı, gözleri doluydu ama kararlıydı. Hiç düşünmeden Emir’e bir yumruk geçirdi.

Emir geriye savruldu.

Cemre’nin sesi kırılmıştı ama netti:

“Bu saatten sonra bana ne yaparsanız yapın, umurumda değil.”

“İnsanı hayattan soğuttunuz be.”

Koridor buz kesti. Göktuğ ilk kez sustu.

Tam o anda arkamızdan sert bir ses geldi:

“YETER!”

Hoca hızla yanımıza geldi.

“Bu ne hâl? Okulun içinde kavga mı ediyorsunuz?”

“Derhal ayrılıyorsunuz!”

Cemre hocaya bakmadı. Doğrudan Ahmet’in yanına gitti.

Ahmet kaşını tutuyordu, kan sızıyordu. Cemre başını ona yasladı, titriyordu.

“İyi misin?” dedi panikle.

“Başın… kaşın… canın acıyor mu?”

Ahmet gözlerini ondan ayırmadı.

“İyiyim,” dedi kısık ama sakin bir sesle.

“Buradayım.”

Ben hemen araya girdim.

“Cemre, sakin ol,” dedim.

“Ahmet, kontrol et, ama panik yok.”

Cemre hâlâ titriyordu, nefesi düzensizdi. Ahmet kaşını tutarken, onu yumuşakça sakinleştirmeye çalıştım, Cemre’ye de sarıldım.

O an fark ettim… Bu kavga öfke değildi.

Bu, artık taşan bir acıydı; yaşananların ağırlığıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.