İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 35 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 35

DOKUNUŞ

Sınıfın içi tuhaf bir sessizliğe gömülmüştü.

Herkes tahtaya bakıyordu ama ben sanki tahtaya değil, bembeyaz bir duvara bakıyordum. Gözlerim sabitti. Zihnim başka bir yerdeydi. Ne hoca, ne yazılan soru… hiçbirine gerçekten orada değildim.

Başımda hâlâ dikiş vardı. Hafif bir baskı hissi. Geçmeyen bir ağırlık. Sanki kafamdan değil de kalbimden bastırıyordu.

En ön sıradaydım.

Yanımda Ahmet.

Arkamızda Adem’le Emirhan, onların arkasında Furkan.

Hoca tahtaya soru yazdı.

Sınıf bir anda defter sesleriyle doldu.

Kalemi elime aldım.

Soruyu çözdüm.

Gerçekten çözdüm.

Sonra kalemi yavaşça bıraktım.

Başımı ağır ağır sıraya koydum.

Ahmet bunu anında fark etti.

Önce hiçbir şey söylemedi.

Sadece eli geldi.

Sessizce.

Çekinmeden.

Parmakları saçlarımın arasına girdi. Saç diplerimde gezdi. Yavaş, sabırlı… sanki beni dünyaya bağlayan tek yer orasıymış gibi.

İçimden fark etmeden bir nefes kaçtı.

Ahmet eğildi, ama kimse fark etmesin diye çok az.

Ben de ona doğru biraz yaklaştım.

“Saçımı okşaman…” dedim çok kısık bir sesle,

“çok hoşuma gidiyor.”

Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.

Elini çekmedi.

“Devam edeyim mi?” diye fısıldadı.

Başımı çok belli etmeyecek şekilde salladım.

“Devam etsene.”

Parmakları daha yumuşaklaştı. Daha dikkatli. Sanki kırılacak bir şey tutuyormuş gibi.

O an sınıf yoktu.

Soru yoktu.

Gürültü yoktu.

Sadece onun eli ve benim nefesim vardı.

Sonra ayağıma dokundu.

Önce çok hafifti.

Varlığını hissettirecek kadar.

Sonra okşamaya başladı.

Gevşediğimi hissettiği anda—

oyuncu bir anla—

hafifçe vurdu.

“ŞAK.”

Ses sınıfta biraz fazla yankılandı.

Arka sırada Furkan irkilerek doğruldu.

“Noluyo lan?” dedi refleksle.

“Ne patladı?”

Göktuğ aradan sırıtarak seslendi:

“Hocam birileri şarj oluyor galiba.”

Furkan anında döndü.

“Kes lan.”

Hoca başını kaldırdı.

“Çocuklar, o ses neydi?” dedi.

Kimse cevap vermedi.

Ahmet bana doğru biraz daha eğildi.

Sesi kısık, bakışı sıcak ama yaramazdı.

“Afedersin,” dedi fısıltıyla,

“ama sen de maşallah taş gibisin.”

Kısa bir duraksama.

“Dayanamadım napayım.”

Arkamızdan Adem, Emirhan ve Furkan kısa kısa kıkırdadılar.

Emirhan sesi biraz daha yükseltti.

Özellikle Ege, Emir ve Göktuğ’un olduğu sıraya bakarak konuştu:

“Yenge,” dedi net bir tonla,

“şanslısın valla.”

Kısa bir bakış attı Ahmet’e.

“Doğru kişiyi seçmişsin.”

Ege’nin yüzü gerildi.

Emir dişlerini sıktı.

Göktuğ sessiz kalmayı tercih etti.

Ben tekrar başımı sıraya koydum.

Ahmet’in eli hâlâ saçlarımdaydı.

Bu sefer daha koruyucuydu.

Daha sakin.

Sanki demek istiyordu ki:

Buradayım. Gitmiyorum.

Ve o an anladım—

Bazen romantizm büyük sözler değil.

Bazen sadece biri saçını okşarken

dünyanın biraz daha katlanılır olmasıdır.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.