İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 31 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 31

DURUM

Kapı açıldığında odanın havası değişti.

Koridordan gelen soğuk ışık içeri sızdı, dezenfektan kokusu burnumu yaktı. Doktor içeri adım attığında kimse konuşmadı. Ahmet yatağın yanında duruyordu. Eli hâlâ elimdeydi ama avucu terlemişti. Adem sandalyede öne eğilmişti. Emirhan ayakta, duvara yakın bir yerdeydi.

Doktor dosyayı eline aldı.

Açmadı.

“Cemre’nin durumu hakkında net konuşmam gerekiyor,” dedi.

Ahmet başını kaldırdı.

“Dinliyoruz,” dedi.

“Bayılma ve kötüleşme,” dedi doktor,

“yoğun stres ve tekrarlayan kusmaya bağlı.”

Adem başını kaldırdı.

“Bu ilk kez değil,” dedi.

Doktor ona döndü.

“Ne demek istiyorsun?” dedi.

Adem nefes aldı.

“Daha önce,” dedi,

“esir alındığımızda da olmuştu.”

Oda sessizleşti.

“O zaman da,” dedi Adem,

“zorla alkol koklatmışlardı.”

Ben gözlerimi kapattım.

“Kusmuştu,” dedi Adem.

“Ama çok uzun sürmemişti.”

Durdu.

“Vicdan yapmışlardı,” dedi.

“Su vermişlerdi.”

Doktor başını salladı.

“Yani tetiklenmiş ama kısa sürmüş,” dedi.

“Evet,” dedi Adem.

Doktor Ahmet’e döndü.

“Peki son olay?” dedi.

Ahmet konuşmadı.

Bir an.

Sonra nefesi bozuldu.

“Son olayda…” dedi.

Sesi titredi.

Bir kelime daha çıkmadı.

Arkasını döndü.

Omuzları gerildi.

“Bu sefer,” dedi sırtı dönükken,

“kimse durmamış.”

Sesi kırıldı.

“Zorla…” dedi.

Durdu.

“Koklatmışlar.”

O kelime boğazında parçalandı.

“Defalarca,” diye ekledi çok kısık bir sesle.

Emirhan yavaşça yaklaştı.

Ahmet’in yanına geldi.

Kimseye bakmadan, sadece ona doğru eğildi.

“Hey,” diye fısıldadı.

“Sakın ağlama.”

Ahmet başını eğdi.

“Onun sana ihtiyacı var,” dedi Emirhan daha da kısık bir sesle.

“Şu an.”

Ahmet derin bir nefes aldı.

Omuzları indi.

Yavaşça bana döndü.

Elimi tekrar tuttu.

Doktor konuştu.

“Bu tablo,” dedi,

“iki olayın birikimi.”

“İlkinde kısa sürmüş,” dedi.

“İkincisinde yalnız kalmış.”

“Ve beden artık dayanmayı bırakmış.”

Ahmet başını salladı.

“Yanında değildim,” dedi.

“Bu yüzden bu halde.”

Doktor netti.

“Hayır,” dedi.

“Bu onun suçu değil.”

“Ve senin de değil.”

Oda sessizdi.

Ama bu sefer sessizlik ağır değildi.

Gerçekti.

Ahmet başını eğdi, alnını elimin üstüne koydu.

“Buradayım,” dedi kısık bir sesle.

“Gitmiyorum.”

Ve ben o an anladım:

Yaşanan şey artık saklanan bir hikâye değildi.

Söylenmişti.

Duyulmuştu.

Ve Ahmet’in kırılan sesi…

beni bu yükle yalnız bırakmayacağının en net kanıtıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.