İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 29 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 29

RAHATLAMA

(Cemre’nin anlatımıyla)

Gözlerim kapanırken Ahmet’in varlığını hissediyordum. Konuşmuyordu ama oradaydı. Elinin sıcaklığı, nefesinin ritmi… Uykuya o güvenle kaydım.

Ne kadar uyuduğumu bilmiyorum.

Uyandığımda ilk hissettiğim şey başımdaki hafif sızı oldu. Sonra bir dokunuş. Yavaş, dikkatli.

Ahmet parmaklarını saçlarımın arasında gezdiriyordu. Öyle rastgele değil; sanki canım acımasın diye her hareketini hesaplayarak.

Gözlerimi araladım.

“Uyandın,” dedi fısıltıyla.

“İyi misin?”

Başımı çok az oynattım.

“Başım…” dedim.

“Normal,” dedi hemen.

“Dikiş var. Ama korkma.”

Elini saçlarımdan çekmedi. Sonra eğildi. Çok dikkatliydi. Tam başımın dikişinin olduğu yere, minicik bir öpücük kondurdu.

“Buraya,” dedi,

“fazla dokunulmuyor ama moral iyi geliyor.”

Gözlerim doldu.

“Ahmet…” dedim.

“Buradayım,” dedi.

“Hep.”

Bir an sustum. Sonra içimde tutamadığım şey dudaklarımdan döküldü.

“Eftel’in yanına gitmek istiyorum,” dedim.

“Lütfen.”

Sesim çocuk gibiydi. Kendimden nefret ettim ama duramadım.

“Onu görmem lazım,” dedim.

“İyi mi, nefes alıyor mu… bilmiyorum.”

Ahmet başını eğdi, alnını benimkine yasladı.

“Şu an olmaz,” dedi yumuşak ama net bir sesle.

“Doktor izin vermiyor.”

Kaşlarım çatıldı. Gözlerim doldu.

“Ne olur,” dedim.

“Bir dakika bile olur. Sadece kapısından bakayım.”

Sesim titredi.

“Onsuz duramıyorum,” dedim.

“Burada yatıyorum ama aklım onun yanında.”

Ahmet derin bir nefes aldı. Saçlarımla oynamaya devam etti. Sanki sakinleşmemi bekliyordu.

“Bak,” dedi sonra,

“sen böyleyken seni oraya götürürlerse… Eftel bunu istemez.”

Başımı iki yana salladım.

“Beni bırakma,” dedim.

“Ne olur.”

“Bırakmam,” dedi hemen.

“Buradayım. Ama önce sen toparlanacaksın.”

Gözlerimden yaşlar aktı. Sessizce ağladım. Ahmet beni kendine doğru çekti.

“Zırlayabilirsin,” dedi.

“Problem değil. Bugünlük kota serbest.”

Hıçkırarak güldüm.

“Gerçekten mi?” dedim.

“Gerçekten,” dedi.

“Yarın yine güçlü olursun. Bugünlük böyle.”

Kapı tıklandı.

İçeri Furkan girdi. Yüzünde her zamanki o, ciddiyetle dalga geçen ifade vardı.

“Uyanmış,” dedi.

“Güzel. Çünkü odadaki moral seviyesi biraz çökmüştü.”

İstemeden gülümsedim.

“Geçmiş olsun,” dedi bana bakıp.

“Bir dahaki bayılma sahnesini daha az dramatik alabilir miyiz? Kalbim yetmedi.”

Ahmet başını iki yana salladı ama o da gülümsüyordu.

Kapı yeniden açıldı.

Bu sefer Adem ve Emirhan girdiler.

Sessizlerdi.

İlk defa.

Adem birkaç saniye ayakta durdu. Sonra Ahmet’e baktı.

“Ben…” dedi.

“Yanlış yaptım.”

Ahmet gözlerini kaldırdı.

“Bağırdım,” dedi Adem.

“Öfkeyle konuştum. Sana da, Emirhan’a da.”

Emirhan bir adım öne çıktı.

“Ben de,” dedi.

“Susarak yanlış yaptım.”

Adem nefes aldı.

Sonra Ahmet’in karşısına geçti.

“Özür dilerim,” dedi net bir sesle.

Ahmet hiç tereddüt etmedi. Bir adım attı. Adem’i kendine çekti. Sıkıca sarıldılar. O an odadaki hava değişti.

Emirhan da yaklaştı.

“İkinizden de,” dedi.

“Gerçekten.”

Ahmet kolunu uzattı.

Üçü birden, kısa ama içten bir şekilde sarıldılar.

Furkan sessizliği bozdu.

“Tamam,” dedi.

“Bu kadar testosteron yeter. Ağlamaya geçmeden bitirelim.”

Hafifçe güldüm.

Ahmet tekrar yanıma geldi. Elimi tuttu.

“Buradayız,” dedi.

“Hep birlikte.”

O an, içimde bir patlama hissettim. Sesim titreyerek çıktı:

“Emir, Ege, Göktuğ… sizin amk! Beni bu kadar uğraştırdınız, harbiden s*k*c*m!”

Sessizlik içinde, tüm öfkem dudaklarımdan aktı. Ama sonra birden kendime gülümsedim. Ahmet de gülüyordu, Furkan ise bir adım geri çekilip:

“Oha…” dedi, gülmekten zorlandı.

Herkesin gülmesiyle odada hafif bir rahatlama yayıldı. Kalbim hafifledi, yorgunluğum biraz azaldı, ama öfkem hala tatlı bir şekilde içimdeydi.

Eftel içerideydi.

Ben burada.

Ama bu sefer…

yalnız değildim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.