İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 25 · 3 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 25

KANLI SESSİZLİK

(Eftel’in Anlatımıyla)

Sevgili okur,

Cemre’ye karşı içimde kırgın bir his var. Yapmadığı şeyler için değil, belki yapması gerekenleri yapmadığı için değil… Ama hâlâ ona tam anlamıyla güvenemiyorum, hâlâ inanmakta zorlanıyorum. Şaşırdım kendime, çünkü her şey gözümün önünde dururken bile içimde bir şüphe var.

Cemre’yi gördüğümde gözleri keskin, duruşu dimdik, kapüşonunun gölgesinde bile bir kararlılık vardı. Ama ben hâlâ o kararlılığa inanmakta zorlanıyordum. Çünkü geçmiş… geçmiş öyle anlar bırakmış ki, bir anlık sözler veya davranışlar bile hâlâ içimde yankılanıyor.

Annem ve teyzem de artık yanımda değiller. Birkaç günlüğüne gitmişler, ev sessiz, yalnızlık sanki daha da derinleşmişti. Kendi başıma düşünmek zorunda kaldım. Ama düşündükçe, kalbimin ne kadar kırılgan ve dikkatli olduğunu bir kez daha anladım.

Ve işte tam o anda, Cemre’yi tekrar yanımda görmek… karmaşık bir duygu fırtınasına yol açtı. İçimde hem rahatlama hem de korku vardı. Kırgınlık ve şüphe, göz göze geldiğimizde sessiz bir dil oluşturuyordu.

(Cemre'nin anlatımıyla)

Bugün günlerden cumartesi. Perşembe gününün üzerinden 2 gün geçmişt, ama o 2 gün benim için 2 yıl gibiydi. Hala gergindim, olanlardan sonra. Biz bunlardan asla kurtarılmayacaktık heralde. TYT denemesi vardı ve haftanın ağırlığı omuzlarımdaydı. Eftel’le aramızda görünmez bir çatlak var; yan yana durduğumuzda bile hissediliyor. Konuşmasak da sessizliğimiz konuşuyor. Göz göze geldiğimiz anlarda bir şey eksik, bir şey yarım kalıyor. Tahmin etmiştim, Eftel’in içinde bir şeyler patlayacak… ve o an gelmişti.

Okul çıkış kapısından adımımı attığım anda biri kolumdan tuttu. Ege’ydi.

“Konuşacağız,” dedi, sesi tuhaf bir sakinlikle doluydu.

Direndim ama çekti, bir çıkmaz sokağa sürüklendim. Göktuğ da oradaydı; ikisi beni iki yandan tutup hareket etmeme izin vermiyorlardı. Kalbim hızla çarpıyordu, ama bağırmadım. Onlara bu zevki vermek istemiyordum.

Tam o sırada Emir ortaya çıktı.

“Bak,” dedi, “senin bir zaafın var. Elimde kağıt var ya… O notu ben yazdım.”

Gözlerim büyüdü. “Sen mi?” dedim.

“Sadece eğlenceydi,” dedi.

Sonra viskiyi cebinden çıkardı ve burnuma dayadı.

Tüm mide asidim bir anda yukarı fırladı. Dizlerimin bağı çözüldü, yere çöktüm ve öğürdüm. Ellerim titriyordu, gözlerimden yaşlar aktı.

Tam o anda Eftel patladı.

Öfkeyle Ege’ye saldırdı. Yumruklar, tekmeler… Ege geri sendeledi, neredeyse kalkacak hali kalmamıştı.

Göktuğ araya girdi, Eftel’i durdurmaya çalıştı:

“Bırak, yapma!”

Ama Eftel dinlemiyordu.

Ege bir anda yere yığıldı, nefessiz ve baygın gibiydi.

Göktuğ soğukkanlı bir şekilde Ege’nin cebinden silahı aldı ve ani bir hareketle Eftel’in göğsüne doğrulttu.

Bir patlama sesi.

Eftel sendeledi. Sweati ve kan karışmış, yüzü ve giysisi her yeri kaplamıştı. Ama gözleri hâlâ dimdik ve şaşkın bir öfkeyle bana bakıyordu.

Ben sürünerek Eftel’in yanına gittim, ellerim titriyordu.

Emir hâlâ beni kollarımdan tutuyor, düşmemem için bastırıyordu.

Eftel başını hafifçe kaldırdı.

“Ben… iyiyim,” dedi kısık bir sesle. Ama gözleri her şeyi anlatıyordu; hem acıyı hem öfkeyi hem de şaşkınlığı.

Ege yerde baygın yatıyordu, yüzü kanlar içindeydi.

Göktuğ ve Emir uzaklaştılar, arka çıkıştan arabalarına binip gittiler. Motorun sesi, soğuk ve keskin bir korku gibi havayı böldü.

O an anladım: bazı anlar vardır ki, seni sonsuza dek değiştirir.

Ve biz, işte öyle bir anın tam ortasındaydık.

Ben Eftel’in yanında çökmüş, başımı onun yanına dayamıştım.

Ağlıyordum. Ellerim titriyordu.

“Özür dilerim… Her şey için,” dedim, sesi titrek.

Eftel bana baktı, gözleri doluydu.

“Ben de özür dilerim,” dedi kısık bir sesle.

“Sana inanamadığım için.”

O an anladım:

Bazı kırgınlıklar sessizlikten doğar. Ama bazıları, ancak böyle anlarda çözülür.

Ve hiçbir şey eskisi gibi olmaz.

Ama içimde bir şey daha yerleşti: Eftel’in yanında olmak… her ne olursa olsun, artık bir başlangıçtı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.