(Cemre'nin anlatımıyla)
Bugün o uyum dediğimiz şey ilk kez tökezledi.
Okuldan çıkmıştık. Yan yana yürüyorduk ama aramızda görünmeyen bir mesafe vardı. Eftel bana bakmıyordu. Sessizliği bilinçliydi. İnsan bazı sessizlikleri tanır; birazdan patlayacağını bilirsin.
“Sen her şeyi kontrol etmeye çalışıyorsun,” dedi bir anda.
Durup yüzüne döndüm.
“Ne?” dedim.
“Ne kontrolü?”
Omuz silkti ama sesi netti.
“Her şeyi sen ayarlıyorsun,” dedi.
“Ne zaman konuşacağımızı, ne zaman susacağımızı… Sanki ben sadece senin hızına yetişiyorum.”
İçimde bir şey sertleşti.
“Bu kontrol değil,” dedim.
“Bu birlikte hareket etmek.”
Güldü ama alay yoktu. Kırgınlık vardı.
“Hayır,” dedi.
“Bu senin planın, benim uygulamam.”
Sözleri tam yerine oturdu. Canımı acıtan da buydu.
“Eftel,” dedim,
“biz bu kadar şeyi tesadüfen atlatmadık. Eğer biri düşünmezse, biri ayakta durmazsa—”
“İşte sorun da bu!” diye kesti sözümü.
“Sen hep ‘biri’ oluyorsun. Hep ayakta duran. Ben ne oluyorum o zaman?”
Bir an sustum.
Cevap vermek istemedim çünkü yanlış anlaşılacaktı. Ama susmak daha beterdi.
“Ben seni korumaya çalışıyorum,” dedim.
Başını sertçe salladı.
“Koruma değil bu,” dedi.
“Bu beni kontrol etmek. Ne yapacağımı bilmediğimi mi sanıyorsun?”
“Hayır,” dedim.
“Ama bazen—”
“Bazen ne?”
“Seni mi dinlemem gerekiyor?”
Sesimiz yükselmişti. Çevreden geçenler vardı ama kimse bize bakmıyordu. İnsanlar böyle şeyleri görmezden gelmeyi iyi bilir.
“Bakışla anlaştığımızı sanıyorsun,” dedi.
“Ama ben bazen senin bakışından kaçmak istiyorum.”
Bu cümle içime oturdu.
“Kaçmak mı?” dedim.
“Benden mi?”
Bir an durdu.
Sonra daha sakin ama daha ağır konuştu.
“Benden karar alma,” dedi.
“Ben senin uzantın değilim.”
Ne diyeceğimi bilemedim.
Çünkü onu böyle hissettirmek istememiştim.
Ama hissettirmiştim.
“Biz senkronuz,” dedim daha yumuşak bir sesle.
“Bu kötü bir şey değil.”
Bana baktı. Uzun uzun.
“Senin için değil,” dedi.
“Benim için bazen fazla.”
Bir şey daha söylemedi. Yürümeye devam etti. Ben olduğum yerde kaldım.
İlk defa şunu düşündüm:
Uyum dediğin şey,
iki taraf da nefes alabiliyorsa uyumdur.
Ve belki de ilk defa,
aynı anda ama
aynı yerde değildik.