İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 11 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 11

ÖZGÜRLÜK

Nezarethane sessiz değildir aslında. Sadece sesler yankılanmaz. Soğuk bir banktayım. Duvarlar kirli beyaz. Saat yok. Zaman burada kendi kendini inkâr ediyor. Elif yanımda oturuyor. Dizlerini karnına çekmiş, elleri montunun kollarının içinde. Gözleri yarı kapalı ama uyumuyor. Diğer bankta Damla ile Eftel uyuyor. Damla başını duvara yaslamış, Eftel’in omzuna düşmüş. Arada bir Eftel’in kaşı seğiriyor. Rüyasında bile rahat yok.

Demir kapı gıcırdayarak açılıyor. Bir polis içeri bakıyor.

“Şikâyet geri çekilmezse,” diyor düz bir sesle,

“sabah mahkemeye sevk edileceksiniz.”

Kapı tekrar kapanıyor. Ses yankılanmıyor ama içime çöküyor. Elif derin bir nefes alıyor.

“Mahkeme…” diyor fısıltıyla.

“İnsan bir kelimeyle bu kadar küçülebiliyor.”

Başımı duvara yaslıyorum.

“Korkutucu olan sonuç değil,” diyorum.

“Beklemek.”

Elif bana dönüyor.

“Pişman mısın?”

Hiç düşünmeden cevap veriyorum.

“Hayır. Yalnız değilim ya… o yeter.”

Bir süre konuşuyoruz. Annelerden açılıyor konu. Evden. Güvende hissetmenin ne kadar geçici bir şey olduğundan. Elif gülümsüyor.

“Çıkınca ilk ne yapacaksın?” diye soruyor.

“Yüzümü yıkıyorum,” diyorum.

“Sonra uzun uzun nefes alıyorum.”

Arkamızdan bir ses geliyor.

“Cemre…”

Eftel uyanıyor. Gözleri şiş.

“Bu olanlardan annemle teyzemin haberi olur mu acaba?”

Dudak kenarımda hafif bir sızı hissediyorum. Yavaş yavaş. Uçuk çıkıyor.

“Olur,” diyorum saklamadan.

“Büyük ihtimalle olur.”

Eftel başını öne eğiyor. Damla doğruluyor.

“Babam çok kızar mı?” diyor Damla.

“Korkar,” diyorum.

“Çünkü seni seviyor.”

Sessizlik tekrar üzerimize çöküyor. Derken anahtar sesi duyuluyor.

Kapı açılıyor. Polis bu sefer gülümsüyor.

“Serbestsiniz,” diyor.

“Ege’nin babası şikâyeti geri çekiyor.”

Bir an kimse hareket edemiyor.

“Gerçek mi?” diyor Damla.

“Gerçek,” diyor polis.

Bahçeye çıktığımız anda koşmaya başlıyoruz. Hepsi orada duruyor.

Adem. Ahmet. Emirhan. Furkan. Kalbim göğsüme sığmıyor. Ahmet’e koşuyorum. Hiç durmadan. Sarılıyorum.

“Bitti,” diyor kulağıma.

Eftel, Adem’e ve Emirhan’a aynı anda sarılıyor. Damla heyecandan Furkan’a atlıyor. Hepimiz bir ağızdan “Ooo!” diye bağırıyoruz. Gülüşler yükseliyor. Omuzlar düşüyor. İlk defa gerçekten nefes alıyoruz. Emirhan yanıma geliyor, telefonu uzatıyor.

“Al,” diyor.

“Arıyorlar.”

Ekranda annem ve teyzem görünüyor.

“Cemre!” diyor annem telaşla.

“İyi misin? Bir yerin ağrıyor mu?”

“İyiyim anne,” diyorum.

“Gerçekten iyiyim. Korktuk ama geçti.”

“Her şeyi duyduk,” diyor.

“Kalbimiz ağzımıza geldi.”

Teyzem, yani Eftel’in annesi, telefonu annemin elinden alıyor.

“Kızım,” diyor sakin ama ciddi bir sesle,

“şimdi beni iyi dinle. Güvende misin?”

“Evet teyze,” diyorum.

Bir an duruyor.

“Eftel,” diyor bu sefer daha yumuşak bir sesle,

“telefonu bana ver.”

Eftel yanıma yaklaşıyor. Telefonu ona uzatıyorum.

“Buradayım anne,” diyor sesi titreyerek.

“Kuzum,” diyor teyzem,

“korktun mu?”

Eftel başını eğiyor.

“Korktum,” diyor.

“Bak güzelim,” diyor annesi net ama şefkatli bir tonla,

“bu yaşananların hiçbiri senin suçun değil. Ben buradayım. Dayanıyorsun ve bu geçecek.”

Eftel’in gözleri doluyor.

“Annem çok kızar mı?” diye soruyor.

“Kızmaz,” diyor teyzem.

“Merak eder, korkar ama seni bırakmaz.”

Sonra bana dönüyor.

“Cemre,” diyor,

“iki–üç gün içinde yanınızdayız. Gerekirse daha erken geliriz.”

Annem tekrar konuşuyor.

“Artık yalnız değilsiniz,” diyor.

Teyzem sesi biraz düşürüp ekliyor:

“Bu arada… çocuklarla da tanıştık. Hepsi gayet düzgün.”

Gülümsüyorum.

“Merak etmeyin,” diyorum.

“Artık daha iyiyiz.”

Telefonu kapatıyorum. Ahmet yanıma geliyor.

“Gel,” diyor.

Sarılıyoruz.

Şu an anlıyorum:

Bazı geceler insanı çok yorar.

Ama bazı sabahlar, insanı yeniden ayağa kaldırır.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.