İçeriğe geç

AŞK-I BERDEL

Bölüm 8 · 6 dk okuma

AŞK-I BERDEL

Bölüm 8

8.Bölüm

Boran beni kapıda beklerken ben çoktan hazırdım. Yavaşça kapıyı açtım. Dışarda beni bekleyen Boranı görmüştüm bile. Görmemek için gözlerimi bile feda edebilirdim.

-Anlat.

-Ayakta olmaz. Arabaya geç sakin bir yere gidelim.

-Niye sakin bir yere gidiyoruz? Devlet sırrı mı vereceksin kardeşim.

-Birşeyi de sorgulama kızım!

-Sorguluyorum!

-İyi burada sorgulamaya devam et gidiyorum ben.

-Tamam! Tamam! Geliyorum.

-Bin arabaya.

Arabaya binerken söyleniyordum. Ben bu ayıyla ne yapacaktım ya. Hala kurtulmanın bir yolunu da bulmuş değilim. Zaten abim de yok hala, geldi gitti. Bir burda bir orda. Yoruldum ya.

-Nereye gidiyoruz?

-Sümbülteke yaylasına

-O ne be?

-Yayla

-Sümbülteke ne?

-Çiçek Şilan.. çiçek.

-Çiçek yaylasına gidiyoruz yani.

-Çok zekisin. Tam da oraya gidiyoruz.

-Ay çok komik Boran.

-Gül o zaman.

-Aman yeter sus.

Yaylaya gelince derin bir nefes aldım. Hava çok güzeldi.

-Dinliyorum Boran.

-Abin şuan nerde bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey ablamın hamile olduğu.

-Ne?

Ne hamilesi.. hamile ne demek. Bunca şeyin arasında hemde.

-Ablam hamile kalmış. Civanın kafasına sıkacaktım. Son anda ablamın hamile olduğunu ve onu öldürürsem yeğenimin babasız büyüyeceğini söyledi.

-Allahım isyan etmek istemiyorum ama.. gerçekten reva mı bu bana?

-Ne diyorsun kızım ya. Çarpılıp kalıcan başıma.

-Ay bir sen eksiktin zaten. Bir yerden çıkmasan dişimi kırcam.

-Konuşmamız gereken başka şeyler de var.

-Ne gibi Borancığım?

-Düğün konusu hakkında.

-Düğün değil o cenaze!

-1 hafta sonraya ertelemiştik kurşun yediğin için. Manyak gibi ölüme koşuyorsun zaten.

-Eee

-Yaran da iyileşmek üzere düğün hakkında konuşsak iyi olur.

-Fikrimi sorma zahmetine girmeseydin keşke.

-Soranda kabahat zaten!

-Tamam delirme.

-Kına elbisen hazır zaten gelinliğin kaldı onu da en yakın zamanda halledelim.

-Sen nasıl istersen Boran. Benim farklı birşey istemem zaten fikrini değiştirmeyecek.

-Evlendikten sonra çiftlik evinde kalırız diye düşündüm. Konakta kalmamız gerek yok. Hem senin için de daha rahat olur.

-Konakta olmamak benim için rahat olur gerçekten..

-Yarın sargını açtırıp gelinlik bakmaya gidersiniz Beyzayla.

-Olur şimdi eve gidebilirmiyim?

-Gidebiliriz.

☆

Eve varınca annemi bulup durumdan haberdar ettim. Narinin hamile olduğunu söyledim. Korku dolu gözlerle dizlerini döverken babamda bize katılmış kara kara düşünüyordu.Akşam yemeği yemek için oturmuştuk sofraya. Azad abim ve yengem buradaydı.

-Yarın sargıların açılıyormuş Şilan. Tez zamanda iyileştin bak. Dedi yengem gülümsemeye çalışarak.

-Biraz öyle oldu yenge. Annem sağolsun çok iyi baktı bana.

-Boran da çok ilgilendi.

-Hıhı.

Sofradan kalkmam için Boran konusunun açılması yetiyordu zaten. Sofradan kalkıp odama çıktım. Yatağa uzanmış duvarlarımda ki resimlere bakıyordum. Havin Gülşin ve benim çizdiğim resimler asılıydı duvarda. Ben onları incelerken telefonum çalmaya başladı.

-Ne var?

-Ne var diye açılmaz telefon Şilan hanım.Sen söylemiştin.

Dedi Boran sanki çok nazik de her zaman. Şimdi de nazik olası tutmuş. Normalde söylediklerimi dinlemeyen adamın beni dinleyesi tutmuş. Beni kendi silahımla vuracak ya hiç bir fırsatı da kaçırmaz.

-Ne var?

-Kaç gibi geleyim seni almaya?

-Ben kendim gidebilirim.

-Gidemezsin!

-Giderim!

-Gidemezsin dedim!

-Istediğim her şeyi yaparım.

-Ölmeye meyillisin zaten. Gider bir şey yaparsın Allah korusun. Başıma bela olma birde senin cenazenle ilgilenemem.

-Ay nolur ilgilen yaa!

Ben bunu bir kaşık suda boğarım ama gerçekten.

-Neyse sus. Yarın sabah erkenden halledelim gelinlik işini... halledin daha doğrusu.

-Emrin olur!

-Kapat şu telefonu.

Hiç beklemden kapattım telefonu. Bununla mı uğraşıyım bide. Gece lambasını takıp battaniyemin altına girdim. Uyumak için geç olmuştu aslında. Daha erken uyumam gerekiyordu. Bu Boran benim fabrika ayarlarımla oynuyordu.

●

Sabah erken uyanamamıştım. Genelde erkenden uyanır anneme yardım ederdim. Kalkıp üzerimi giyindim. Aşağıya inip kahvaltı sofrasına oturdum. Herkes çok heyecanlıydı sanki ben değil ev halkı evleniyor. Benim yerime şurada duran kovayı bile verseler mutlu olacaklardı. Annem koşa koşa yanıma gelmişti.

-Kızım

-Efendim anne?

-Boran kapıda bekliyor hadi hızlı ol.

-Beklesin canım işi mi var?

-Öyle olmaz annem hadi kalk.

-Doymadım ben.

Doymuştum ama biraz daha fazla beklese ölmezdi Boran ağa. Sofrada ki zeytinler arasında o piti piti yapıyordum yemek için. Bence güzel aktivite. Aktivitemin adı da "Boran ağanın sabrını sınamaca"çok geçmemişti ki Boran kapıda gözüktü. Kükrüyordu her zaman ki gibi.

-Ya kızım 3 saat kahvaltı mı yapılır? Ejderhamısın sen küçücük miden var nerene yiyorsun?

-Açım.dedim başımı kaldırmadan.

-Bişey kalmamış sofrada. 33 tane zeytin yemişsin 1 ay gider bu sana.

-Çok komik! Sen benim yediklerimi mi sayıyorsun?

-Sayılmayacak gibi değil! Umursamayacaktım.

-Hadi gidiyoruz. Yolda yersin.

-Yok burada yiyicem ben.

-Son kez soruyorum!

-İlk sorduğunda ki cevabı vereceğim.

-Sen kaşındın Şilan Hevin.

Kucaklamıştı beni. Keşke 100 kilo olsaydım kaldıramazdı. Ben çırpınırken sesime Gülşin geldi.Boranın önüne geçip durdurdu bizi.

-Boran abi bırakırmısın ablamı!

-Duyuyomusun çocuğu! Kötü örnek oluyorsun Boran! İndir beni!

Dedim Boranın sırtına yumruklarımı geçirirken. Boran durmuştu. Gülşine döndü.

-Gülşinciiim Ablanı indiremem.

-Neden Borancııım?Dedi Gülşin tıpkı cici kızlar gibi.

-Çünkü.. ablan istedi.

-NE?

Dedim Borana bir yumruk daha atarken. Diğer koluma dikkat etmeye çalışıyordum. Yoksa tekme mi atsaydım.

-Niye oyun mu oynuyorsunuz siz Borancım?Dedi Gülşin tekrardan.

-Evet oyun oynmaya karar verdik Gülşincim. Ama sadece ablanla ben oynayabiliriz bu oyunu.

Ben dinliyordum hala. Acaba bunun altından ne çıkacaktı.

-Neden ben oynamıyorum Borancım?

-İstersen oynayabilirsin ama önce bizim gitmemiz gerekiyor. Eğer şimdi izin verirsen dönüşte seninle de oynarız söz.

-Tamam o zaman.Dedi Gülşin memnun bir şekilde.

-Çok kötüsün! Dedim Boranla kapıdan çıkarken.

-Teveccühünüz. Sizlere layık olmaya çalışıyorum.

-Geber!

-Şşş!!

Arabaya binip kemerlerimizi taktık. Hastanenin yolunu tuttuk. Yol boyunca Boranın uyuduruk kıytırık nasihatlarını dinledim. Hastanenin girişine gelince arkamdan gelmeye karar vermişti. Bu da benim için çok iyi olmuştu. Doktorun yanına varınca doktor beni pansuman odasına yönlendirdi. Doktorla beraber pansuman odasına giderken Boran da peşimizden geliyordu. İçeri girerken Boran da girmeye yeltenmişti. Doktor arkasını dönüp Boranı kovdu. Boran kovulmaktan anlayacak bir tip değildi zaten.

-Bende geleceğim!

-Olmaz Beyfendi.

Boran silahını gösterince doktor da izin vermek zorunda kalmıştı.

-Hanzomusun sen Boran?

Dedim sinirle. Silahını göstererek herşeyi yapamazdı. Cevap vermedi. Doktor tam üzerimde ki tişörtü çıkarmak için uzandığında Boran yine kükremişti.

-Ne oluyor be!Dedim korkarak. Boşluğuma gelmişti ödüm kopmuştu.

-Tişörtü çıkarmadan olmuyor mu bu?

Doktor bir bana bir Borana bakıp konuştu;

-Başka nasıl çıkarmamı bekliyorsunuz acaba?

-Sen çıkarma ben çıkarırım!

Ben yine klasik bir cevap vermiştim;

-NE? Böyle birşey olamaz!

Doktor Boranın damarına basmak istemeyerek Borana izin verdi.

-Tamam siz çıkarın o zaman buyrun!

Boran önüme gelince önce bir tereddüt etti. Elini uzatıp uzatmamak konusunda.

-Ben hallederim çekil!

Dedim sinirle. Gerek yoktu böyle saçma sapan kıskançlıklara. Ama kendim de çıkaramıyordum. Ne olacaktı şimdi?Boran farketmiş olmalı ki doktora döndü.

-Kadın doktor ya da hemşire yok mu biz çıkalım o gelip yardımcı olsun.

-Siz nasıl isterseniz.

Dedi doktor bizden kurtulmak istercesine. Boran ve doktor çıkınca kadın bir hemşire odaya girip üzerimde ki tişörtü çıkardıktan sonra sargılarımı açıp krem sürmüştü. Sanırım daha iyiydim.Odadan çıktığımda kapıda duran Boranla burun buruna gelmiştim. Kapının dibinde ne arıyorsun ki? Bekleyecek yer mi kalmadı?

-Ne arıyosun burnumun dibinde ya!?

-Sanane.

-Çok cool oldun şimdi havalı şey.

-Düş önüme.

Bana yol vermişti. Geri çekilince hastaneden çıktım. Ne yapıcaz şimdi? Arabaya oturup beklemeye başladım Boranı. Dışarda doktorla konuşuyordu. Çok vakit geçmeden geldi. Arabayı çalıştırırken bana döndü;

-Telefonumu al.Diyip uzattı telefonunu.

-Napiyim ben senin telefonunu?

-Yersin belki.

-Sen ye! Açlıktan beynine kan gitmiyor zaten.

-Al şu telefonu Beyzayı ara atacağımız konuma gelsin.

-Ne konumu? Nereye gidiyoruz?

-Dediğimi yap.

-Dediğimi yap.. istediğim olsun... ben senin kölen değilim!

-Hiç bir kadın köle değildir.

Ne diyor bu ya. Aklımı kaçırıcam hasta mı bipolar mı belli değil.

-Eee?Dedim devamını merak ediyordum.

-Ne eee?

-Neyse ver telefonu.

-Al diyip uzattı. Telefonu alıp beklemeye başladım.

-Ne bekliyorsun?

-Şifreni söylemeni.

-Telefon şifrem yok.

-Garip... nasıl yok? Her kadına aynı şeyi mi söylüyorsun? Bitanesi denk gelse fena olay çıkar.

-Uzatma da ara Beyzayı.

-Ne diye kayıtlı?

-"Râyiha"

-O ne demek?

-konumuz bu değil ara sen şu kızı.

-İyi tamam.

Beyzayı aramıştım. Açmasını bekliyorduk.

"......"

"Efendim Abiiii"

"Şey ben Şilan"

"Aaa Şilan abimin telefonunun sende ne işi var?"

"Seni aramamı istedi"

"Neyin var iyileşmiş mi yaran?"

"İyiyim ben çok şükür"

"Allah bir daha yaşatmasın"

"Amin.. şimdi Boran sana bir konum atacak oraya gelmeni istiyor"

"Tamam gelirim haber bekliyorum"

"Görüşürüz"

"Görüşürüz"

Telefonu kapatıp Borana uzattım. Telefonu aldıktan sonra Beyzaya konum attı bizde o yere gitmeye koyulduk.

Bölüm sonu

8 yorum