İçeriğe geç

AŞK-I BERDEL

Bölüm 51 · 14 dk okuma

AŞK-I BERDEL

Bölüm 51

51.Bölüm

Yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın🌼 Birde Takip ederseniz çok mutlu olurum! Yeni bölümde görüşmek üzere❤️keyifli okumalar*

Beyzanın söyledikleri beynimde yankılandı. Yanlış duyduğumu falan düşündüm. Kesin mercimek yüzünden akli dengemi de yitirdim. Tekrar sordum;

"Beyza ne diyosun? Şaka yaptığını sanıyordum.

"Doğru söylüyorum Şilan. Lütfen sessiz ol."

Ağlayarak parmaklarını dudaklarıma bastırdı. Kocaman olmuş gözlerimle Beyzaya bakıyordum.

"Lütfen bana yardım et yalvarırım. Sende annesin beni en iyi sen anlarsın."

Parmaklarını çektiğinde kısa süreli şokumu atlatmıştım.

"Bunu Borana nasıl açıklarız Beyza!?"

Dedim dehşet içinde. Beyzanın korkusu bana da geçmişti artık.

"Hayır hayır! Abim bilmemeli ona asla bişey söylemiycez Şilan. Söz ver bana."

"Borandan bişeyler saklamam hiç doğru olmaz Beyza üzgünüm."

Dedim özür diler gibi.

"Sana güvendiğim için söyledim. Sen benim güvenimi boşa çıkarıyosun. Bunu bana yapamazsın Şilan! Lütfen yapma."

"Boran bunu bildiğimi ve ondan gizlediğimi duyarsa delirir Beyza."

"Bilmeyecek. Söz veriyorum bilmeyecek çözücez bunu.... Ama nasıl."

Aklıma aldırmak fikri dışında hiç bir şey gelmiyordu. Bu fikri mercimek için de düşünmüş olmam beni içten içe utandırıyordu. Fakat Beyza için başka hiç bir çaremiz yoktu.

"Aldırıcaz Beyza bu bebeği. Başka çaremiz yok."

Dedim sessizce.

"Aklıma gelmedi mi sanıyorsun bu fikir."

"Geldiyse neden uygulamıyoruz Beyza. Boranın duymasını mı bekliyorsun."

"Abimin haberi olacağı için uygulamıyoruz. Hemen hemen her hastanede en az bir doktor arkadaşı var bütün hastanelerle bağlantısı olması bebeği aldırmamızı engelliyor."

Beyza haklıydı. Boranın bundan mutlaka haberi olurdu. Sancılar içerisinde kıvranırken bir yandan da düşünüyordum.

"Beyza bak bende sinirle ani bir karar verdim bebeğimi aldırmak istedim ama nasıl kıyıcam bu bebeğe diye kendimi yedim bitirdim. Şimdi sana soruyorum o cana nasıl kıyıcaz?"

"Bilmiyorum yenge"

Diyen Beyza ayak ucuma oturdu. İkimiz de boş gözlerle birbirimize bakıyorduk. O sırada kapı açıldı ve Boran içeri girdi.

"Nasıl oldun sevgilim daha iyi misin?"

"İyiyim Boran sadece sancılarım var"

"Geçicek kuzum hepsi geçicek ben hep yanında olacağım."

Beyza daha fazla duramayıp odadan çıktı. Boranla baş başa kalmıştık. Boran elini yavaşça karnıma götürdü. Elinde ki sıcaklığı hissediyordum.

"Senin göbeğin çıkmış"Dedi gülerek.

"Yok canım daha neler."

"Yok yok göbeğin çıkmış dokun bak anlayacaksın."

Gülmeye devam eden Boran eşliğinde elimle karnımı kontrol ettim. Gerçekten de göbeğim çıkmıştı. Yani çok belirgin olmasda Boran da bende farklılığı anlamıştık.

"Vücudumu bozdun!"Diyerek Boranın elini uzaklaştırdım.

"Sen benim bütün dengemi bozdun ben sana bir şey dedim mi hiç aaa"

"Yoo hiç de bişey yapmadım."

"Şu bakışların bile beni talan etmeye yeter."

Boranın romantikliği tutmuştu sanırım.

"Mercimek burda. Duyuyodur bizi."Dedim gülerek.

"Duysun! Babasının annesine nasıl aşık olduğuna şahit olsun bebeğim."

"Oldu oldu hiç merak etme."

"Ben şimdi çıkmak zorundayım ama kapının önünde olacağım. Bana seslenmen yeterli olur güzelim anlaştık mı?"

"Anlaştık sevgilim"

Diyerek Boranın dudaklarına küçük bir öpücük bıraktım.

Boran çıkar çıkmaz Beyza düşmüştü yine aklıma.

Yaklaşık 20 dakika sonra Cihan kontrol için geldi.

"Nasılsın?"

"Daha iyiyim sadece sancılarım var."

"Bende iyi gördüm seni. Sancılara gelince onlar için yapacak bişeyimiz yok düzelene kadar birazcık sabretmen gerekecek."

"Sabrederim. Bebeğim için her şeye sabrederim"

"Muhteşem bir anne olacağına eminim!"

Dedi Cihan serumumu değiştirirken. Ve devam etti;

"O yanına gelen kızın nesi vardı?"

Beyzayı kastediyordu.

"Özel bir mesele Cihan."

"Yardım edebileceğim bir durumsa hiç çekinme."

"Sanırım edemezsin..."

"Buna üzüldüm."

"Beyzayı çağırabilir misin?"

"Tabiki."

Cihan Beyzayı yanıma gönderir göndermez aklıma bir plan düşmüştü bile.

"Bir şeyler düşünmüştürsün umarım. Çünkü benim aklım durdu artık." dedi Beyza.

"Cihan.."

"Cihan ne?"

"Senin halinden anlamış bişeyler olduğunu."

"Ne? Yok bişey falan deseydin. Belli etmedim de nolur!"

"Yok yok etmedim. Ama..."

"Ama ne?"

"Bize yardım edebileceği bir şey olup olmadığını sordu."

"Evet edebilir! Bu bebeği alabilir abimin arkadaşı da değil hem! Yani bizim için çenesini kapalı tutabilir."

"Bende tam onu söyleyecektim. Eğer istersen Cihandan bu bebeği almasını rica edebiliriz."

"Evet! Çağırıp konuşalım bir an önce"

"Tamam sen çağır ben konuşurum."

Beyza Cihanı çağırmaya gittiği sırada asıl iş bana düşmüştü. Boranın kapının önünden uzaklaştırmalıydım ki işkillenmesin.

"Boran."Diyerek seslendim. Saniyesinde içeriye girmişti.

"Ağrın mı var yoksa?"

Her defasında panik atak geçirerek aynı şeyleri sorması komiğime gitmişti.

"Boran ya!"Diyerek güldüm.

"Bişeyim yok iyiyim de mercimeğin canı karpuz çekmiş."

"Bu mevsimde!?"Dedi şaşırarak Boran.

"Yani babası mercimek henüz dünyaya gelmediği için Karpuz mevsiminin ne zaman olduğunu bilmiyor. O yüzden bize karpuz bulman lazım. Hemde acil"

"Tamam bulurum karım isterse anında bulurum hemde"

"Hadi bakalım korkusuz Boran! Git bul o karpuzu"

Kıkırdıyordum.

"Şans öpücüğü yok mu?"Diyerek bana sokuldu.

"Var tabi!"Boranı yanağından öptüm.

"Hemen geliyorum."

Boranı gönderdikten sonra bir nebze olsun rahatlamıştım. Cihanla Beyza geldiğinde Boran gideli iki dakika olmuştu. Odanın içinde sessiz bir şekilde birbirimize bakıyorduk. Sessizliği bozdum.

"Cihan biz senden bişey rica edicez."

"Tabi canım sorun ne?"

Beyzanın yüzüne bakıp konuşması için işaret verdim.

"Ben... Hamileyim ve abimin bunu öğrenmemesi gerekiyor. Bebeği alabilir misin?"

Cihan önce bana sonra Beyzaya döndü. Kafası karışık gibiydi.

"Hamilesin ve bebeğini almamı istiyosun doğru mu anladım?"

"Evet!"Dedik Beyzayla bir ağızdan.

"Boran bu hastaneyi başımıza mı yıksın delirdin mi sen?"

Diyen Cihan dehşete düşmüştü.

"Boran öğrenmeden halledemez misin?"Dedim Cihana.

"Hayır hayır asla yapamam bunu. Doktorluğumu yakamam."

Beyzayla ikimiz de başımızı önümüze eğmiştik. Son çaremizi de tükettiğimizden artık ümidimiz kalmamıştı. Ne yapacağımızı düşünüyorduk.

Beyza karnıma kapanıp ağlamaya başlamıştı. Ellerimle saçlarını okşadım. Uzun bir süre öylece kaldık.

Boran kapıyı açıp içeriye girdiğinde şaşkınlık içerisinde kalmıştı. Elindeki dilimlenmiş karpuz tabağını köşede ki sehpaya bırakıp yanıma geldi. Beyza kafasını kaldırıp Borana küçük bir bakış attıktan sonra kafasını tekrar karnıma gömdü.

"Nesi var bunun?"Dedi Boran Beyzayı işaret ederek.

"Bir şeyi yok hayatım. Hem ben seni çok özledim ya nerde kaldın?"

Konuyu değişmek için uğraşıyordum.

"Beyza yüzüme bak."

Diyen Boranın sesi emir verir cinstendi. Beyza ayağa kalkıp şişmiş olan gözlerini Borana çevirdi.

"Ağlamışsın?"

"Abi..."Beyza rehavete kapılmış bir şekilde bana baktı.

"Söylüyorum Şilan. Her şey için teşekkür ederim."

Boranı tutmak için hazırda bekliyordum.

"Abi..."Dedi Beyza ellerini önünde birleştirerek.

"Evet abicim?"

"Ben Beyzayla evlenmek istiyorum Boran. Onu söyleyecekti. Senden çekindiği içinde korkuyor."

Diyen Cihana çarpılmış gibi bakıyorduk. Boranla Beyzanın tam ortasına dikilmişti.

"Ben Beyzayı seviyorum. Eğer iznin varsa Allah'ın emri peygamberin kavliyle kız kardeşini kendime istiyorum."

Boran yumruklarını sıkıyordu.

"Ne diyor bu karıcım?"Dedi gülerek bana.

"Boran... Sakin ol"Diyerek Boranı kolundan sıkıca tuttum.

"Ne diyor bu Beyza!?"Diyerek kükredi Boran. Beyza yüzüme bakıyordu. Tırnaklarımı Boranın koluna geçirmiştim çünkü artık onu tutamıyordum.

"Evet abi"Dedi Beyza Cihanın elini tutarak.

"İşte şimdi sıçtık!"Diye bağırdım Boran elimden kurtulup Cihanın yakasına yapışmıştı.

"Ulan! Demek kardeşime göz koydun ha!"

Cihanın yüzüne bir yumruk indirmişti. Ben ise çığlık çığlığa ayırmaya çalışıyordum.

"Ne yapsan hakkındır."

Dedi Cihan tepki vermeyerek. Boranın karşısında duruyordu fakat şuan Boranın karşında beton duvar olsa dayanamaz yıkılırdı.

"Öldün oğlum sen! Öldün! Git kendine mezar taşı ayarla çünkü seninle işim bittiğinde yüzün tanınmayacak hale geleceği için kimliğini tespit edip mezar taşına adını yazamazlar."

Cihanın yüzü kan içinde kalmıştı. Daha fazla dayanamayarak Boranın önüne geçtim.

"BORAN! DUR ARTIK!"

"Sen karışma Şilan!"

Şimdi tek çare kalmıştı. Boranı durduracak tek şey zarar görmemdi. Aradan çekilirken inleyerek karnıma sarıldım.

"Ahh!"

Herkes durmuş ve Boran Cihanı bırakmıştı.

"ŞİLAN!"

"Sanırım iyi değilim."

Beyzaya işaret verip yere çömeldim. Boran beni kucağın aldığı sırada Beyza da Cihanın koluna girip odadan çıkardı. Boran beni yatağa yatırdıktan sonra hemşireye seslendi.

"Geliyor şimdi hemşire merak etme."

Elimi sıkı sıkı tutuyordu. Bu adam yüzünden profesyonel oyunculara taş çıkaracak oyunculuk sergilemiştim.

"Ne hale getirdin adamı ya"

"Sakın bana onu savunma Şilan."

"Savunmuyorum ki birtanem. İnsanlar birbirlerini sevebilir. Yanlış bişey yapmadı senden kız kardeşinle evlenmek için izin istedi."

"İsteyemez!"

Boran hala sakinleşmiş değildi.

Hemşire hanım geldiği esnada dışarı çıktı.

"Neyiniz var Şilan hanım?"

Diye soran hemşireye;

"Maşallah turp gibiyim" demiştim.

"Ee ama Boran bey..."

Lafını kestim hemşirenin.

"Boran bey çok endişeleniyor o yüzden küçük sancımı biraz abartmış. İyiyim bişeyim yok."

Hemşire şaşkınlıkla,

"Peki"

Diyerek odadan çıktı.

O kadar yorulmuştum ki daha fazla dayanamayıp yatağa gömüldüm. Uyuyarak bu yaşananları atlatmayı planlıyordum ki Beyza odaya girdi.

"Şilan"

"Efendim Beyza"

Yılmıştım.

"Cihanla konuştuk bebeğe babalık yapmayı teklif etti. Madem aldıramıyorum bende dünyaya getiririm."

"Beyza Boran delirmiş vaziyette sen neler söylüyosun!?"

Uyumak benim için artık lüks olmaya başlamıştı.

"Bir nikah kıyar sonra da buradan uzaklaşırız bebek doğduktan sonra anlaşamadık boşandık diyeceğiz."

"Tehlikeli sularda yüzüyoruz Beyza. Boran bizi affetmeyecek."

Beyza ayaklanmıştı.

"Abim duymayacak diyorum Şilan. Artık evham yapmayı bırak başka seçeneğimiz varsa söyle."

Kahretsin ki başka seçeneğimiz yoktu. Elimizde ki en iyi planın bu olması elimi kolumu bağlamıştı.

"Peki Beyza. Abini nasıl ikna edeceğiz?"

"Önce babamı ikna edelim. O zaten abimi ikna eder."

"Hazar Ağa.... Şuan iyi mi?"

"Evet onun yanına gideceğim şimdi."

"Ben de geleyim."

Diyerek yataktan kalktım.

"Hayır hayır. Cihan yataktan kalkmamanı söyledi. Sen uzan."

"Pekala. Bol şans Beyza"

"Teşekkür ederim."

Beyza odadan çıkınca derin bir nefes aldım. Boş duvara karşı bir iki dakika baktım. Olanlar gözümün önünden bir film şeridi gibi akıp geçerken işlerin daha da kötü bir hâl alacağını hissetmiştim...

⭐

Derin bir uykudan sonra uyanıp etrafa baktım. Oda karanlıktı ve ses seda yoktu. Saate baktım gecenin 3'üydü. Sersemlikle kalkıp kapıyı açtım. Boran yoktu koridoru gözden geçirdim koridorda da gözükmüyordu. Biraz yürüsem iyi gelir diye düşünerek. Koridorun sonuna kadar gittim. Danışmaya varınca Boranı sordum;

"Merhabalar."

"Buyrun Şilan hanım."

"Şey... eşim Boran Maraz nerde acaba?"

"Eşiniz mi?"

"Evet niye şaşırdın ki?"

"Evli olduğunu bilmiyordum."

"Öğrenmiş oldun."

"Ah evet... Boran Bey bahçede. Bir ziyaretçiniz geldi uyuduğunuz için onu alıp bahçeye çıktı."

"Peki tamam."

Ziyaretçi mi? Annemlerin olanların hiç birinden haberi olmadığı için gelmeleri imkansız. Boran da endişelenmesinler diye söylememiştir. Eee o zaman kim geldi?

Bahçede Boranı görünce yavaşladım. Üzerimde ki sabahlığı düzelttim. Sorumumla birlikte kocama gidiyordum. Boran beni farkedince yanında oturan takım elbiseli adamın koluna dokdundu. Biraz daha yaklaşınca oturanın Emre olduğunu gördüm. O kadar çok özlemişimtim ki onu...

"Emre!"

Beni görür görmez ayaklanmıştı. Koşar adımlarla yanıma gelip kocaman sarıldı. Göz yaşlarımı tutamayıp ağlamaya başlamıştım.

"Seni çok özledim."

"Abimin verdiği işleri halledip ancak gelebildim"

Diyerek Boranın uzattığı ceketi sırtıma geçirdi.

"Valla zor tuttum Emre'yi Şilan. İlle de görücem diye tutturdu. Uyanmanı beklemek için bahçeye çıkardım bende."

Gülmeye başlamıştım. Emre banka oturup eliyle yanını işaret etti Borana.

"Eee ben? Ben nereye oturacağım?"

"Gel şöyle"

Diyerek kucağını işaret etti Boran.

"Pekii"

Boranın kucağına tünemiştim.

"Eee Emre senin hamilelik nasıl gidiyo?"

Dedim kahkaha atarak. Boran da gülüyordu.

"Burada yapma bari yenge"

Diyerek mırıldandı Emre.

"Boran Emre'ye bir şey söyle ya!"

Dedim somurtarak. Boran gülmesini bitirip ciddileşti.

"Emrediyorum Yengenle istediği gibi konuşucaksın Emre."

Boranın da benim de gülmeye ihtiyacımız olduğu kesindi.

"Bu gidişle ben senden önce doğururum yenge."

Emre'nin isyanı beni gülme krizine sokmuştu.

"Ya abi senin bu karın benimle dalga geçiyor!"

"Benim karım canı ne isterse yapar valla karışamayız Emre."

"Tamam tamam hadi içeri gidelim üşüdüm ben."

Diyerek Boranın omzuna koydum başımı.

"Biz geçelim sende Şilanın hediyesini al gel Emre."

Dedi Boran ayağa kalkarak. Beni indirmemişti. Anlaşılan oldukça konforlu bir yolculuk yapacaktım.

"Tamam abi."

Emre arabaya doğru ilerlerken Borana dönüm.

"Ne hediyesi?"

"Emreyle senin için bişeyler aldık eminim çok beğeneceksin."

"Tamam ama çabuk gidelim üşüdüm ben."

"Hanımefendiye bak ya! Toton üşümesin diye kucağıma oturttum hala üşüdüm diye laf ediyon."

İçimde durmak bilmeyen bir kıkırdama vardı.

"Totom mu?"

"Evet toton"

"Benim totomdan sanane Boran."

"Senin toton benim totom mu var Şilan."

Boran gülmemek için kıpkırmızı olmuştu.

"Ee yaniii herkes kendi totosundan sorumlu."

"O zaman kendi totonu kendin ısıt."

Diyerek beni yatağıma bıraktı. Üşüdüğümden hemen battaniyenin altına girdim.

"Ben kendi totomu ısıtırım zaten."

Emre çok geçmeden elinde süslü paketlerle içeriye girdi. Çok heyecanlanmıştım çünkü bir sürü süslü kutu vardı.

"Hepsi benim mi!?"

"Evet yenge"

Diyerek kutuları koltuğun üzerine yığdı Emre. Boran da ona yardım etmişti.

"Açmayacak mısın?"

Dedi Boran kutulardan birisini uzatarak.

"Tabiki açıcam ver hemen!"

Boranın elinde ki kutuyu almıştım ki geri kalan kutuları da kucağıma bıraktı. Kutular altında kaybolmuşken Boran ve Emre de koltuğa oturdu.

"Cihan sizi odada görürse sorun çıkarır."

Dedim sesli bir şekilde.

"Sorunu olurum onun."

Dedi Emre silahını sehpaya bırakarak.

"2 haftaya yakın raporu var."

Dedi Boran Cihanın artık gelmeyeceğini kastederek.

"Niye abi?"

Diye sordu Emre.

"Manyağın birisi pataklamış."

Diyerek gülen Borana küçük bir bakış attım.

"O manyak sen oluyosun galiba."

Dedim paketin kurdelesini açarak.

"Tabi ben."

Emre gururlu bir şekilde Borana baktı.

"Abim be!"

Kutuyu açtığımda ağlamak üzereydim.Borana baktım. Gözleri dolu doluydu.

"Cinsiyetini henüz bilmediğimiz için böyle bir şey seçtik."

"Bu... Çok güzel! Hayatımda aldığım en güzel hediye sanırım."Kutuyu Borana uzatarak diğer hediyelere geçtim.Sırada ki kutu oldukça küçüktü sanırım bir kolye olmalıydı. Kolyeye aşık olmuştum. Aşırı zarif ve muhteşemdi.

"Takmama yardım eder misin?"Diyerek kutuyu Borana uzattım. Boran kolyeyi takarken diğer bir kutuya geçtim. Oldukça ağır bir kutuydu. Bu hediye bir küre şeklinde tasarlanmış gece lambasıydı. İçinde rapunzel çiçeği vardı.

Diğer bir kutuya geçmiştim ki Boran elimden çekip aldı.

"Sonra devam edersin biraz bizimle ilgilen"

"Ya ama!"

"Kaçmıyo ya hediyeler sevgilim. Hem Emre gidecek işleri var."

"Tamam tamam."

Boran paketleri toplayıp bir köşeye bıraktığı sırada Emre konuştu.

"İsim düşündünüz mü?"

Boranla ikimiz de birbirimize bakıyorduk. Düşünmemiştik çünkü.

"Cinsiyeti belli olmadığı için düşünmedik."

"Benimkinin cinsiyeti belli oldu bile!"

Diyerek güldü Emre.

"Bak seen demek belli oldu neymiş cinsiyeti?"

Dedi Boran gülerek.

"Sanırım uzaylı."

Kahkahayı patlatmıştım.

"Hayır hayır! İnsanlık buna henüz hazır değil!"

Diyerek Emreye yastığımı fırlattım.

"Valla beni doğurmak zorunda bırakan sensin yenge! Doğurcam siz kaşındınız!"

"Tamam Emre sen git işinin başına yoksa konu iyi yerlere gitmiyor"

Dedi Boran.

"Tamamdır abi. Çok bile kaldım işler beni bekler."

Diyerek kalktı Emre.

"Ya biraz daha kalamaz mı?"

Dedim Borana en masum bakışımı atarak.

"Maalesef bebeğim. Ama tekrar gelir işlerini hallettikten sonra "

"Peki hadi dikkat et kendine Emre"

"Sağol yenge. Hadi ben kaçtım."

Emre gittikten sonra hava aydınlanmak üzereydi.

"Yakınlarda bir restoran var. Ne dersin kahvaltı yapmaya gidelim mi?"

Dedi Boran gömleğini düzelterek.

"Çok iyi olur hastane yemekleri çok kötü ama çok fazla hareket etmemem lazım. En iyisi odamıza dışardan söyleyelim."

Diyerek çorabımı giyindim.

"Haklısın"

Boran telefonuyla birlikte dışarıya çıktı. Terliklerimi arıyordum yatağın altına kaçmışlar.

"İşte buldum sizi!"

Diyerek ayağıma geçirdim terliklerimi. Tam paketlere doğru gidiyordum ki Beyza hızla içeriye girdi.

"Şilan."

"Noldu!"

"Yok bişey Cihanı gördün mü?"

Derin bir nefes alarak "yaklaşık 15 gün raporlu" dedim.

"Ne!?"

"Allah'tan adam darp raporu almamışta Borana sıkıntı çıkarmadı"

"15 gün yok yani?" Dedi Beyza.

"Yani yok sanırım Boran öyle söyledi."

"Nasıl iletişime geçicem ben Cihanla?"

"Düzelmesini bekleyeceksin valla"

"Of of!"

"Yapacak bişey yok Beyza. Boranın böyle yapacağını biliyorduk. En azından 15 günde siniri yatışır."

"Haklısın... Sen ne yapıyorsun?"

Dedi Beyza kutulara bakarak.

"Abin çok romantik bir adam olduğu için sürpriz hediyeler almış bana."

Diyerek güldüm.

"Abim mi? Ciddi misin?"

"Valla"

Kutulardan bir kaçını Beyzaya attım.

"Açalım beraber."

"Sanki evlenmeden önce attığım yastığa koltuk takımını fırlatarak karşılık veren kendisi değilmiş gibi davranması beni şaşırtıyor"

Paketlerin içinden büyük bir ayıcık bir sürü pırlanta takı ve mücevherler çıkmıştı. Son bir paket kalmıştı Beyzaya bırakıp Borana bakmaya çıktım. Etrafta değildi. Tekrar odaya girip kapıyı kapattım.

"Şilan?"

"Efendim canım?"

Beyza kutuya bakarak kıkırdıyordu.

"Ne oldu?"

"Gel çabuk."

Kutuya bakınca kızarmıştım.

"Sanırım abim birazcık kendisini de düşünmüş."

Kutuda siyah satenden oldukça açık bir gecelik vardı.

"Anlaşılan o ki dün gece paketleri açmama bu yüzden izin vermedi."

Diyerek kutuyu Beyzadan alıp kapattım.

"Çok haylaz ben napayım buna!"

Diyerek şikayet etmeye başlamıştım.

"Öyle deme be ne kadar romantik adam bedenini bile biliyormuş tam sana göre almış."

Gülerek Beyzaya döndüm.

"Kapatalım şu konuyu yoksa utançtan ruhumu teslim edicem"

"Peki peki "

"Abim nerde?"

"Bişeyler söylemek için telefonla dışarıya çıktı hala dönmedi."

"Babamın yanına gitmiş olabilir mi?"

Dedi Beyza gece lambama bakarak.

"Olabilir. Hadi beni de götür bende görmek istiyorum artık Hazar Ağayı"

"Tamam hadi gidelim."

Serumumla birlikte Beyzanın peşine düştüm. İki kat çıktıktan sonra Hazar Ağa'nın olduğu odanın önünde durduk. Kapıyı tıklatıp içeriye girdim. Boran da içerideydi.

"Baba..."

Diyerek Boranın yanına geçtim.

"İyiyim kızım endişeye gerek yok. Sen iyi misin asıl?"

İyi görünüyordu.

"İyiyim."

"Torunum? Boran iyi diyor ama güvenemedim bu haytaya. Endişelenmiyim diye yalan söylüyor olabilir."

Borana bakıp Hazar Ağaya döndüm;

"İyi babacım çok iyi sen şimdilik bizi merak etme iyileşmeye bak."

"İyiyim ben kızım. Boran çıkarmıyor beni."

"Şilanla beraber çıkarsınız işte baba."

"Peki.. hadi tutmuyim ben sizi gidin karnınızı doyurun."

Boran kafasını sallayarak onayladıktan sonra odadan çıktık. Beyza kapıda Boranı görünce başını eğmişti. Boran Beyzayı hiç görmemiş gibi önünde geçti ve asansörü çağırdı.

"Düzelecek. Şuan çok kızgın sadece"

Diyerek Beyzaya sarılıp Boranın yanına geçtim. Kendi katımıza inip odamıza geçtiğimizde yemekler de gelmişti. Kahvaltıyı yaptıktan sonra Boranı imalı bakışlarım altına almıştım. Daha fazla dayanamayıp;

"Ne oldu yine?"

Diyerek sessizliği bozdu.

"Hediye...."

"Ha sen hediyeyi diyosun"

Dedi gülerek.

"Fena mı yaptım? Hem sana hediye hem bana hediye işte."

"Boran!"

Diyerek omzuna vurdum.

"Tamam bundan sonra ayrı paketletirim"

"Ne?"

"Seninle bu konuyu tartışmak isterdim ama çok işim var karıcım. Gitmem gerekiyor."

"Nereye?"

Cevap vermeden beni öpüp gitmişti. Arkasından bağırdım;

"Gelince görüşücez seninle!"

Duyup duymadığından emin değildim. Akşama kadar oturup televizyon mu izleyecektim ya!

"Neyse bir bakalım ne var TV de"

Kumandaya uzanmıştım ki kapım çalındı.

"Kim o?"

"Cihan"

"Gel"

Cihan içeri girince durumunun içler acısı olduğunu belli etmemek için gülümsemeye çalıştım. Boran değilde sanki bir tabur askerden dayak yemiş gibiydi suratı.

"Neden geldin?"

"Konuşmamız lazım. Beyzayı çağır."

"Bekle"

Beyzayı arayıp Cihanın burada olduğunu ve konuşmak isteidgini söyleyerek odama çağırdım. Beyzayı beklemeye koyulmuştuk...

Bölüm sonu

11 yorum