Yaklaşık bir hafta olmuştu hastanaye geleli. Günler geçip giderken ben de iyileşmiştim. Borandan haber almayı da bırakmıştım. Oda beni görmeye hiç gelmemişti. Beni bulamadı diyerek kendimi avutmak istesem de doktor olduğu için bütün hastaneleri araştırabilirdi.
Taburcu olacaktım sadece kolumu daha az kullanmam şartıyla Cihan beni çıkarmaya ikna olmuştu. Ben hazırlanırken odama bir kaç evrakla gelip imza atmam gerektiğini söyledi. İmzamı da attıktan sonra odadan çıkıp hasta kabul noktasına gittim. Orada bulunan bir personele özel eşyalarımın burada olup olmadığını sordum. Bir beyefendinin onları aldığını söyledi. Boran olmalıydı başka kim olabilir ki!
Sinirle arkamı döndüm. Arkamı döner dönmez Boranın göğsüne çarpmıştım. Kafamı kaldırıp yüzüne baktım.
"Telefonun ve çantanı getirdim."Dedikten sonra çantamı bana uzattı. Hızlıca elinden çantamı aldım.
"Konuşalım lütfen."Dedi ben giderken. Arkam dönüktü bilmiyordu ki içimin kan ağladığını.
"Henüz bu konuşmaya hazır değilim. Seni dinlemek istemiyorum!"Dedim arkamı döndüm. Hızlıca yanıma gelip karşıma geçti.
"Bebeğimiz için konuşmalıyız."
Dedi omuzlarımdan tutarak. Kendimi bir adım geriye attım.
"Bebeğimiz mi!? Sakın bir daha bebeğimiz deme!"Şaşkınlıka yüzüme baktı.
"Neler diyorsun? Lütfen biraz empati yap"Delirmek üzereydim.
"Ne empatisi ya! Ne empatisinden bahsediyosun!?"
"Tamam sakin ol."Derin bir nefes aldım.
"Bebeği aldırmayı düşünüyorum."
Donup kalmıştı. Kaşları çatıldı gözleri alev almış bir şekilde bakıyordu.
"Bu tek başına verebileceğin bir karar değil!"
Omuzlarımdan tutup sarsmıştı beni bu sefer. Sol koluma ağrı girmişti kendimi kurtarmaya çalışıyordum ama ne mümkün.
"BORAN!"diye bağırıp bir hışımla kendimi kurtarmıştım. Boranın burnundan kan sızmaya başlamıştı. Dehşetle izliyordum onu. Biraz tökezleyip yere düştü. Benimde yüreğim kanıyordu. Hastanenin ortasında herkes bizi izlerken daha fazla dayanamayıp Boranın yanına çöktüm.
"Yardım edin!"
Boranın başını dizlerimin üzerine almış bağırıyordum.
"YARDIM EDİN DİYORUM! DOKTOR YOK MU BURDA? DOKTOR ÇAĞIRIN!"
Akan kan üzerime bulaşmaya başlamıştı. Çantamın içinden hızlıca peçete çıkarıp Boranın burnuna tutmuştum. Hemşireler sedyeyle gelirken Boran elimi tutup öptü. Güçsüz bedeni daha fazla dayanamayıp kendini bırakmıştı...
Sedyeyle giden Boranın arkasından bakakalmıştım. Elimdeki kanlı peçeteyi Cihan alınca kendime gelip ona döndüm.
"İyi misin?"
"İyi mi!? İyi miyim? Şu halime bir bak iyi miyim sence."
Serzenişlerim haykırışlara dönüşünce ağlayarak ellerimi üzerime sildim. Sancı saplanmıştı karnıma. İnleyerek dizlerimin üzerine çöktüm. Dayanılmaz bir acıydı.
"Sedye getirin çabuk!"Diye bağıran Cihanın sesi kulaklarımda uğuldarken gözlerimi ona çevirdim.
"Çok canın yanıyor mu?"
Dedi endişeli bir şekilde. Canım çok yanıyordu ama fiziksel acım ruhsal acımın önüne geçememişti.
"Yok"Dedim duvardan destek alarak ayağa kalkmıştım. Bacaklarım titriyordu. Sancı resmen bütün bedenimi delik deşik etmişti.
Gelen sedyeye binip acile götürülmüştüm. Kadın doğum uzmanı bir kadın gelip ultrasona almıştı beni. Cihan da başımda dikiliyordu. Doktor uzun bir süre baktıktan sonra yüzü asık bir şekilde bana döndü.
"Şilan dı değil mi?"
"Evet"
"Şilan hanım düşük riskiniz var sancınız sebebi de bu"
"Düşük mü?"
"Evet maalesef ama uzun bir süre istirahat edip ani hareketlerden kaçının ben eminim bebeğiniz size sıkı sıkı tutunacaktır. Moraliniz de bebeği etkileyeceği için kötü düşünüp daha çok tetiklemeyin kendinizi."
"Anlıyorum"
Demiştim ama anlamıyordum. Ayrılmak istemiştim mercimekten fakat bu kadar hızlı olacağını tahmin bile edemezdim.
Cihan dehşet içinde kalmıştı. Benim aksime eli ayağına dolaşmış bir şekilde karnımı silmem için peçete uzattı. Ben karnımı silerken konuşmaya başlamıştı;
"Bundan sonra daha dikkatli olmalısın Şilan. Bebeğin için lütfen kendine dikkat et."
Bu durumu irdelemesi beni şaşkınlık içinde bırakmıştı.
"Anlıyorum bir can kurtarmak senin için çok önemli ama bu konu beni ve Boranı ilgilendirir"Dedim ayağa kalkarak.
"Bende Boranın istediği şeyi söylüyorum sana Şilan. Boran da burada olsaydı söylediklerimin aynısını söylerdi."
"Nerden biliyorsun peki? Belki de benimle aynı fikirde olacaktı."
"Hiç bir baba bebeğini kaybetmeye göz yumamaz Şilan"
Buruk bir şekilde söylemişti bunu. Bir şeyler olduğunu hissetmiştim.
"Anlatmak istediğin bir şey olursa dinlerim. Çekinme lütfen."Dedim elimi omzuna koyarak.
"Bir ara anlatmak isterim."
"Pekala."
Diyip yanından ayrıldım. Boranı görmek istiyordum. Katları çıkıp kendimi yatakhanede buldum. Hemşirenin birisine sorup Boranın odasını öğrendikten sonra kapıyı tıklatıp içeriye girdim. Hala ayılmamıştı. Bir sandalye çekip yavaşça üzerine oturdum. Boranın yüzüne bakıyordum kirpikleri bir ok gibi yüreğime saplanmıştı.
Saçlarına dokundum. Dalgalı kumral saçları yumuşacıktı. Yüzünün her yerinde sayısız çizik ve yara vardı. Kaza esnasında üzerime kapandığı için bütün hasarı Boran almıştı. Kendimi hem suçlu hem haklı hem de çaresiz hissediyordum. Ne kadar da çok özlemişim onu kokusu ciğerlerime dolarken gözlerimi kapadım. Onunla tanıştığımız ilk günü zihnimde canlandırdım... Ben de sana çok meraklı değilim demişti. Gözümden bir damla yaş süzüldü. Meraklı olmadığın kadından bebek beklemekte ne kadar trajik değil mi Boran? Dedim gülerek.
"Yanlışın var. Asıl en büyük merakım sendin."
Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Elimi hızlıca çektim saçlarından. Dediklerimi duymuş üstüne bir de cevap vermişti küstah hala cilve peşindeydi.
"Önemli bir şey söylemek için geldim ben."Acıyla doğrulup yastığına yasladı sırtını.
"Demek sonunda beni dinleyeceksin."Dedi gülümseyerek.
"Dinleyeceğim ama önce sen dinleyeceksin beni."
"Dinliyorum."
"Bebeğinin düşük riski var."
Tek seferde söylemiştim. Uzatarak kendimi de üzmeye gerek yoktu.
"Anlamadım."
"İdrak etmekte zorlanıyor musun sen? Yoksa bilerek mi yapıyorsun"Dedim kızarak.
"Şilan bebeğimizin düşük riski var ve sen bu kadar sakin bir şekilde bunu nasıl bana söyleyebiliyorsun?"Sesi yükselmişti. Tüylerim diken diken oldu.
"Benim yapabileceğim bir şey yok."Dedim ellerimi havaya kaldırarak.
"Bebeğimize bir şey olmayacak duydun mu beni? Aldırma fikrini de aklından çıkar. İstesen de yapamazsın bunu!"
"Neden yapamıyor muşum?!"
"Çünkü benim imzam ve rızam olmadan hiç bir doktor bebeğime dokunamaz."
"Bir de dokunulmazlığı mı var mercimek kadar bebeğin?"
"Var."
"İyi"
"Şimdi beni dinleyeceksin. Öyle anlaştık."
Doğru öyle anlaşmıştık. Verdiğim sözü tutmam gerekiyordu.
"Dinliyorum."
"Şimdi değil. Birazcık kendime geleyim konağa gideceğiz orada konuşacağız."Bir de konağa mı gidecektim?
"Aklını kaçırmış olmalısın sen! Ben konağa falan gelmem."
"Beni dinlemek zorundasın Şilan!"
"Nedenmiş?!"
"Eğer bebeğimi aldırmak istiyorsan benimle birlikte konağa gelip beni orada dinleyeceksin. Bende bunun karşılığında sana bebeğimi aldırman için gereken imzayı vereceğim."
Bir iki dakika duraksadım. Kaybedecek bir şeyim yoktu en fazla bebek düşerdi.
"Kabul ediyorum."Dedikten sonra odanın diğer köşesinde duran koltuğa uzandım. Kapı açılıp içeriye Cihan girince şaşırmıştı.
"Sanırım aranızda ki sorunu halletiniz."Dedi Boranın serumunu kontrol ederek.
"Sen kimsin?"Konuşmanın sonucu hiç iyi bir yere gitmiyordu.
"Doktorunuz."
"Ciddi misin! Bende seni manav sanmıştım!"
Lafa girdim;
"Boran!"
"Sorun değil Şilan. Boran beyle anlaşabilirim."
Demişti Cihan Borana dönerek. Boran burnundan soluyordu.
"Sorun değil Şilan ben Boran beyle anlaşabilirim öyle mi!?"
"Evet tabiki"
"Karımın adını ağzına alma"
"Anlıyorum sizi Boran bey"
"Sen mi beni anlayacaksın!?"
"Evet size iyilik yapmaya çalışıyorum."
"Bana bir iyilik yapmak istiyorsan karımdan uzak dur. Bende doktorum ve kendime bakabilirim. Tıbbi müdahalenize ihtiyacım yok"
"Pekala Boran bey."
Cihan dışarı çıkarken başıyla selam vermişti. Boranın gözünden kaçmadığı için homurdanıyordu.
"Eğer seni dinlememi istiyorsan uslu duracaksın Boran."Dedim sakin bir şekilde. Cihanın ardından bir hemşire gelmişti. Bilgi vermek için.
"Boran bey yarın sabah taburcu olabilirsiniz. Cihan bey size iletmemi istedi."
"Teşekkür ederiz."
Demişti Boran Hemşireye. Fakat hemşire bir türlü gitmek bilmiyordu. Önce yastığını düzeltti sonra üzerinde ki örtüyü. Çıldırmak üzereydim.
"Su ister misiniz?"Ayağa kalkıp elimi sürahiye attım.
"İsteriz!"Bardağa döktüğüm suyu Borana verdim.
"Gidebilirsin bence"
Dedikten sonra Hemşireyi yaka paça dışarıya attım. Tekrar koltuğa uzanıp uyumaya koyuldum.

