''Ben Leylanın ablasıyım!"
Sert bir şekilde söylemişti. Kendimi hızlıca geri çektim. Eli havada kaldı.
"Yani?"Dedim ciddi bir ifadeyle.
"Hamile olman Boranla Leyla'nın arasına girebileceğin anlamına gelmez."Dedi sandalyesinde geriye doğru yaslanarak.
"Boranla Leyla'nın arasına girmek gibi bir uğraşım yok çünkü Boranla Leyla'nın arasında hiç bir münasebet olmadı olamazda."Ukala ukala bakıyordu.
"Ne demek hiç bir münasebet olmadı? Boranla Leyla'nın dini nikahı oldu dün öğlen."
"Buna inanmamı beklemiyorsun herhalde?" Dedim gülerek. Kardeşi neyse ablası da aynı huydandı yalan ağızlarına yuva yapmış!
Kapıyı çarpıp çıktım ama içimde bir şey zihnimi kemiriyordu. Boran'ı görünce durdum. Bir şey olsa mutlaka bana söylerdi saklamazdı.
Yüzünde güller açan bir ifadeyle;
"Nereye gidelim karıcım?"Diyerek çantamı bana uzattı. Aldığım çantayı koluma takarken Boran da önden gidip arabanın kapısını açmıştı benim için.
Arabaya bindikten sonra kemerimi taktım ve Boran'a döndüm;
"Bana söylemek istediğin bir şey var mı?"Dedim sakince. Gözleri yüzümde bir kaç dakika gezindikten sonra tedirginlikle önüne dönüp;
"Nereye gideceğimizi düşündün mü?"Dedi gülerek.
"Boran! Bana sakın Leylayla evlendiğini söyleme! Sakın!"Arabayı çalıştırıp cevap vermemişti.
"Sakin bir yere gidip güzelce konuşalım."
Diyerek önüne döndü. İnkar etmemiş öyle bir şey yok dememişti. Bu evlendiği anlamına geliyordu. Çıldırmak üzereyim.
"Boran Maraz! Sana diyorum cevap ver"
"Önce bir konuşalım olur mu lütfen beni dinle."
"Seni dinliyim öyle mi?!"
Telefonunu çıkarmış ve anladığım kadarıyla Hastanede ki kadını aramıştı. "Pılını pırtını topla defol git! Geldiğimde seni görmek istemiyorum duydun mu beni!"
Kemerimi açıp el frenine uzattım elimi. Arabadan inmek Boran'ı daha fazla görmek istemiyordum. Fakat Boran benden hızlı davranıp ani bir hareketle elimi yakalamıştı.
"Ne yapıyorsun?"
"Aç kapıyı inmek istiyorum!"
"Asla böyle bir şey olmayacak uslu uslu otur şimdi yerinde"
"Elimi bırak!"Dedim bağırarak. Gözlerim dolmuştu ağlıyordum.
"Ağlama lütfen ağlama her şeyi açıklamama izin ver."
"Kes sesini!"
"Sakin olur musun! Lütfen diyorum"Direksiyona yeltenmiştim.
"Dur! Kaza yapacağız ."
"Daha iyi ya en azından acı çekip üzülmem! Ya beni indir ya da!"Sözümü kesmişti.
"Ya da ne!?"
"Ya da işte bu olur!"
Direksiyonu kırmıştım. Boranla bir iki dakika cebelleşmem gereksede direksiyon hakimiyetini kaybettiği için Yoldan çıkmıştık. Boran beni engellemeye çalışırken bir yandan kemerimi bağlamaya çalışıyordu.Dik bir uçurum göründüğünde gözlerimi kapatmıştım.
"Seni seviyorum bebeğim. Ayrılmayacağız merak etme."Dedim sesli bir şekilde. Boran üzerime kapanmış adeta siper olmuştu bana ve bebeğimize. Sonrasında kulaklarım uğuldamaya başlamıştı midem bulanır gibi oldu gerisi karanlık...
Saatler sonra;
Gözlerimi açtığımda beyaz tavan gözlerimi acıtmıştı. Vücudum ağrılar içerisindeydi. Başım çatlıyordu. Doğrulmaya çalıştım. Kalkamadım hastanede olduğumu çoktan anlamıştım. Uyandığımı farkeden bir hemşire odaya girip bana baktıktan sonra Doktora bağırmıştı. Odama gelen doktor önce beni süzdü.
"İyi misiniz? Nasıl hissediyorsunuz?"Dedikten sonra kalemiyle not almaya koyulmuştu.
"Bebeğim iyi mi?"Dedim buruk bir sesle.
"Doğrusunu söylemek gerekirse bu denli büyük bir kazada yaşaması bir mucize deybilirim."
Elimle dolan gözlerimi silerken yüzümde ki aptal gülümsemeyle birlikte doktora döndüm;
"İyiyim ben. Bebeğim de iyi çok şükür. Gitmeliyim hemen!"
Diyip ayağa kalktım. Bir anda ayağa kalkmaktan olsa gerek başım dönmüştü ve vücudum yığılacak gibi olmuştu. Doktorun ani refleksi sayesinde yere değil de kollarına düşerek ucuz atlattım.
"Ah! Teşekkürler sağolun biraz otursam iyi olacak."
"Tam da size gidemeyeceğinizi söyleyecektim. Bu halde mümkün değil sizi bırakamam müşahede altında kalmanız hem bebeğiniz hem de sizin için iyi olacaktır."
"Ama gerçekten iyiyim ben."
"Vücudunda kırık ve çatlaklar varken buna inanmamı bekleme."Dedi gözlerini devirerek.
"Peki ne kadar kalmam gerekecek?"
"Bilemiyorum... Belki bir ay belki bir hafta. Düzelmen için ne kadar gerekiyorsa....."
"Yanımda ki..."
"Yanınızda ki beyefendi ağır yaralı olduğu için onu daha iyi bir hastaneye sevk ettik. Ama merak etmeyin kısa süre sonra yanına gidebilirsiniz."
"Aman! İstemem kalsın!"Dedim katı bir şekilde.
"Pekala bu arada ben Cihan."
Elini uzatmıştı. Elini tutmak için elimi uzattığımda dirseğimde ki ağrıyla inledim.
"Tamam tokalaşmak şart değil."Dedi gülümseyerek.
"Şilan bende. Memnun oldum."
"Şimdi biraz dinlenin uyumaya çalışın akşam mutlaka kontrole geleceğim."
"Pekala"
Diyip yatağa uzandım. Üzerimi çarşafla örtüp gözlerimi kapattım. İçimde tarifsiz bir acı vardı. Fiziksel acımı bastıran bir acı vardı ruhumda. Kendime kızmaya başlamıştım. Minicik bir cana kıymaya kalkışmıştım. Ne kadar da aptalım! Mercimeğin ne suçu vardı ki? Ben bütün sinirimi ondan çıkardım. Elimi karnıma götürmüştüm. Evet minicikti ama onu hissetmek bana iyi gelecekti.
Her şey yolundayken neden böyle oldu? Neden bir anda bütün dünyam başıma yıkıldı? Nerede hata yaptım? Düşünüyordum ama bir türlü bulamıyordum. Ölürken bile bana siper olan adam nasıl başkasıyla evlenebildi. Nasıl benden gizledi bunu!
Başıma ağrılar girmişti. Ben bu düşünceler içindeyken çoktan akşam olmuştu. Doktorun kontrole gelmesiyle zihnimdeki kalabalıktan kurtulup normal dünyaya dönmüştüm.
"Daha iyi misin Şilan?"
"Başım ağrıyor. Ağrı kesici alabilir miyim?"
"Birazcık ağrı kesiciden zarar gelmez sanırım. Ben birazdan bebek için uygun olan bir ilaç gönderirim sana."Demişti ayakucuma oturarak.
"Teşekkür ederim."
"Hiç iyi görünmüyorsun."Bir şeyler söylememi bekliyordu sanırım.
"İyiyim ama."
"Anlatmak ister misin kaza anını?"
"İstemem."
" Beyefendi... Yoğun bakım ünitesine alınmış. Yaklaşık 3 saattir ameliyatta." İçim paramparça olmuştu.
"Çok mu kötü?"
"Çok"
"Nesi var?"
Nesi var sorusunu korkarak sormuştu. Bana siper olduğu için kırılmadık kemiği kalmamıştır.
"Kaburgasında kırıklar vardı ilk geldiğinizde. Doktoruyla görüştüm arabanın ön camı patladığı için vücudunda sayısız cam parçası varmış-"
Devam etmek üzereydi ama benim yüreğim dayanamayacak gibiydi. Susturmuştum doktoru.
"Aç mısın?"Diyerek devam etti.
"Hayır değilim."
"Geldiğinden bu yana hiç bir şey yememişsin. Bak kendin için değilse bile bebek için bir şeyler yemen şart."
"Peki."Dedim sakince.
"Ben senin için bir şeyler hazırlatayım. Malum yemek saati çoktan geçti."
Dakiklar sonra doktor elinde bir tepsiyle odaya girmişti. Tepsiyi yavaşca kucağıma bırakıp yanımda duran koltuğa oturdu.
Doğrulumaya çalışırken bana yardımcı oldu doktor. Boyunluğum aşırı derecede rahatsız ediyordu beni. Sol kolumda alçıda olduğu için yemek yemek benim için pek iç açıcı olmayacaktı. Bir şekilde karnımı doyurduktan sonra tekrar uzandım yatağa. doktor hala oturuyordu.
"Eee ağrı kesici?"Dedim gülümseyerek.
"Unutmadım tabikii."
Cebinden çıkardığı ilacı bana uzattı. Kalan meyve suyumla ilacı içtim. Bütün gün uyumuş olmama rağmen hala uykuya ihtiyacım varmış gibi hissediyordum. Bu yüzden teşekkür edip uyumak istediğimi söyledim. Bir iki bilgilendirmeden sonra yanlız kalmıştım. Annemi arayıp içimi dökmek istiyordum ama onu üzmek istemediğimden telefona elimi hiç sürmemiştim.
Uyumadan önce uzun uzun düşünmüştüm tekrardan. Borana çok kızgındım ve sanırım bu ihanetin üzerine onunla tekrar olmak istemiyordum. Aramızda ki bağlardan en güçlüsü ise bu bebekti. O yüzden bu bağı koparmam gerekiyordu.








