Uyandığımda salonda ki koltukta yatıyordum. Beyza ise başımdaydı gözlerimi açar açmaz kocaman sarılmıştı bana.
"Şilan çok endişelendim senin için!"
Bende kollarımı Beyzaya sararak cevap verdim;
"İyiyim canım. Merak etme"
Biraz sonra Boran da salona girmişti. Beyza bizi yanlız bırakmak adına bahçeye çıkmıştı. Boran yanıma oturunca ellerine uzandı ellerim. Mirzayı hırpaladığı ellerinden belli oluyordu. Kızarmış yumruklarına dikkatlice bakıp orta sehpanın çekmecesine uzandım. Bir kaç tane yarabandı çıkarıp Boran'ın ellerine yapıştırdım.
"Acıyor mu?"
Dedim yüzünü avuçlarım arasına alarak.
"Artık acımıyor"
Diyip sarıldı.
"Çok özledim seni"
Diyerek fısıldadım kulağına. Emre salona girer girmez arkasını dönmüştü;
"Abi şey Mirza seninle konuşmak istiyormuş"
Boran hiç istifini bozmamıştı;
"Keyfimin istediği bir zamanda olur"
Emre salondan çıkarken bende Borandan ayrılmıştım.
"Ben bir gideyim ama hemen gelicem sevgilim. Sen yemeğini ye önce"
Diyerek çıkan Boran'ın ardından Beyza elinde tepsiyle yanıma gelmişti. Ben yemek yemeye koyulurken Beyza da anlatmaya başlamıştı;
"Leyla sizden sonra sinir krizi geçirdi."
Tam lokmamı yutuyordum ki bir anda durup cevap verdim;
"Gebersin!"
En son konakta yaşananlar beni mahvetmişti.
"Bebeği düşmüş sanırım."
Dedi buruk bir ifadeyle. Üzülmüştüm kimse bebeğini kaybetmek istemezdi. Gerçi Leylanın hamile olduğuna da kesin inanmamıştım ama...
"Üzüldüm ama Leyla'ya değil bebeğe"
Diyerek suyumdan bir yudum aldım.
"Bende bebeğe üzüldüm açıkçası. Şimdi ne olur bilmem."
"Bende bilmiyorum ki Beyza ortalık çok karışık."
Yemek faslı bitince yatak odasına çıktım. Sıcak suyun bana iyi geleceğinden emindim. Suyun altına girdikten 15 dakika sonra Boran kapıyı aralamış girmek için izin istemişti. Gerçi izin istemesi de formaliteydi.
"Geç kaldın tabii! Gel"
Dedim gülerek.
"Aşkım ben su israfı olmasın diye şey yaptım"
Diyerek suyun altına girmişti.
"Koskoca Boran ağa su israfını mı düşünüyor?"
Dedim kafamı Boran'ın çıplak göğsüne yaslarken.
"Öyle deme karıcım ben duyarlı bir koca olmaya çalışıyorum."
"Aman da aman benim kocama bak sen"
Dudaklarına küçük bir öpücük bırakmıştım.
"Immm bu az ama daha çok lazım bana"
Diyerek beni sıkıca sarıp öpmeye başlamıştı. Saatlerce süren duşun ardından Boran beni kurulamış üzerimi giydirmişti.
Boranla sıkı sıkı sarılmış yatıyorduk. Kokusu ciğerlerimi doldururken içimde oluşan huzur beni mest ediyordu.
"Bebeğim"
Diyerek dudaklarıma öpücük bıraktı
"Seni seviyorum"
Diyip başımı Boranın boynuna gömdüm. Derin bir uyku beni ancak kendime getirirdi.
"Uyu bitanem. Ben sabaha kadar beklerim başında korkma sakın."
*
Sabahın erken saatlerinde Boran'ın gıdıklamasıyla uyanmıştım.
"Ya Boran! Dur yapma nolur"
Diyerek kıkırdarken Boran beni hiç duymuyormuşcasına devam ediyordu. Boran uyandığımdan emin olduktan sonra durdu;
"Uyandın mı? Yoksa devam edeyim mi"
Gülmekten ağrıyan karnımı tutarak;
"Uyandım uyandım! Bak gözlerimi de açtım."
Diyerek Boran'a yaklaştım. Gözlerine dikmistim gözlerimi.
"Hııım bir bakayım."
Diyip yanağımdan öptü ve uyandığımdan emin olmuş gibi kafasını salladı.
"Evet evet uyanmış küçük hanım."
Ayağa kalkıp banyoya giren Boranın ardından bende yataktan kalkıp üzerimi değiştirdikten sonra mutfağa indim. Beyza mutfakta kahvaltı hazırlamakla meşguldü. Benim mutfağa girdiğimi farkedince;
"Maşallah sabah sefanızı da yaptınız ben buradayken!"
Dedikten sonra birazcık utanmıştım.
"Çok mu geldi sesimiz?"
Diyip oturdum sofraya.
"Valla her şeyi duydum."
"Neyi duydun?"
Diyerek mutfağa girdi Boran.
"Devam edeyim mi falan diyodun abicim.."
Diyerek güldü Beyza. Off çok yanlış anlamıştı.
"Sandığın gibi değil Beyza."
Açıklama yapmaya çalışırken Beyza çoktan transa geçmiş gibi gülerek mutfaktan çıkıp gitti. Bizi dinlememişti bile. Mutfağın penceresinden taksiye binip gidişini izledik.
"Gördün mü Boran hep senin yüzünden valla! Kız bizi başka bişey yapıyo sandı"
Boran'a çıkışmıştım.
"Keşke o başka şeyi yapıyor olsaydık en azından boşuna dalga geçmemiş olurdu."
Diyip gülen Boran'ın rahatlığına hayran kalmıştım.
"Çocuk gibisin Boran!" Diyerek güldüm
"Evet evet senin çocuğun"
Dedikten sonra kahvaltısını bitirmiş ve kalkmıştı.
"Nereye Boran bey?"
mutfak kapısının önüne dikilip Boranı durdurdum.
"Senin canın oyun istiyor galiba hayatım"
"Hayır hayır oyun yok. Bu saatte ne oyun? Ben nereye gittiğini sordum."
"Aşkım benim hani ben doktorum ya bir hastanede çalışmaya başladım ya... Oraya gidiyorum iznin olursa güzel karıcım"
"Peki ama ben evde tek kalmak istemiyorum bende senle geleyim."
Boran elini alnına götürmüş gülüyordu;
"Seni de mi götüreyim? Yapma aşkım böyle bir imkanım olsa götürürdüm ama maalesef imkansız."
"Yoo hiç de imkansız değil"
"Seni konağa götürmemi ister misin?"
Diye sordu Boran. Konağa da gitmek istemiyordum ama evde tek kalmaktan daha cazip gelmişti.
"Peki tamam."
Boran beni konağa bırakıp hastaneye geçmişti. Leyla avlunun bir ucunda ben bir ucunda oturuyordum. Esma da çok geçmeden bize katılmıştı. Beyza da işini halletmiş olmalı ki bir kaç saat sonra gelip yanıma oturmuştu.
"Yengelerin bir tanesiii!"
Leyla;
"Efendim Beyzacım?"
Diyerek Beyzaya döndü.
"Yok sana demedim."
Diyen Beyzaya bozulan Leyla içeriye girmişti.
"Dedem gelecek bugün"
Dedi Beyza üstündeki hırkayı çıkararak.
"Deden mi?"
"Evet Mehmet Ağa geliyor! Çok tonton bir görsen Şilan."
"Düğünde yoktu ama. Yani hiç duymadım da ismini"
"Hastaydı çünkü"
"İyi mi şimdi?" Dedim telaşla
"İyi iyi çok şükür. Bizleri görmeye gelecekmiş."
"Hazırlık falan yapılacak mı yapalım hemen."
Dedim ayağa kalkarak.
"Beraber hallederiz."
Dedi Beyza kollarını sıvadıktan sonra.
Çok gecmeden mutfağa girmiş çeşit çeşit yemek ve tatlı yapmıştık. Esma da bize yardım ediyordu.
Akşam olmuştu. Boranı beklerken kapının çalınmasıyla koşarak kapıyı açtım. Gelen Borandı.
"Aşkım! Çok özledim seni çok çook!"
Diyerek Boranın boynuna sarıldım. Belimden sıkı sıkı sarmıştı beni.
"Yavaş ol birtanem düşeceğiz şimdi!"
"Düşmeyiz düşmeyiz"
"Bende çok özledim seni. Aklım hep sendeydi meleğim."
Saçlarımı okşayarak geri çekildi.
"Ama kapıda beklemek olmaz evimize dönelim hasret gideririz orada."
"Olmaz Boran. Deden gelecekmiş Mehmet Ağa"
Diyerek kapıyı kapattım.
"Dedem mi?"
Diyerek gülümsedi Boran.
"Evett deden aşkım."
"Çok özlemiştim onu."
Boran oturmak için içeri geçerken kapının arkasından bizi gözetleyen Leylayı gördüm. Hala vazgeçmiyordu.
Bir iki dakika sonra da Hazar ve Mehmet Ağa konağa gelmişti. Konakta bir bayram havası vardı herkes çok neşeli ve mutluydu. Mehmet Ağa benimle tanıştıktan sonra tebrik etmiş ve mutluluklar dilemişti. Düğüne gelemediği için çok üzgün olduğunu da araya eklemişti. Yemekler yendikten sonra sıra kahveleri içmeye gelince Leyla bir anda odak noktası olmuştu.
Mehmet Ağa onunla konuşmaya ve ilgilenmeye koyulmuştu. Birde bebeğini kaybettiğini öğrenince iyice Leylayı benimsemişti.
Boran tıpkı haylaz çocuklar gibi oynaşmaya çalışıyordu. Hiç mi rahat duramaz bir insan!
"Senin beyin nerde Leyla kızım?"
Dedi Mehmet Ağa. Herkes sessizlikle birbirine bakıyordu.
"Kaçtı."Dedi Leyla yere bakarak.
"Ne demek kaçtı?"
Mehmet Ağa sorular sorup duruyordu.
"Bir başıma dul bıraktı beni"
Diyen Leyla göz yaşlarına boğulmuştu.
Mehmet Ağa ayağa kalkarak;
"Madem öyle töre bellidir. Boran Leyla kızımızı nikahına almalı"
Kalbim hızlı hızlı çarpıyordu. Boran da hemen ardından ayağa kalkıp;
"Hayır dede ben biz bunu daha önce babamla konuştuk ve halletik."Demişti.
Hazar Ağa da Boran'a destek çıkmak için konuşmaya girmişti ki Mehmet Ağa kestirip attı.
"Burada benim lafım geçer! Ne demek kabul etmiyorum? Sana kabul ediyor musun diye sormadım Boran!"
Diyerek gürledi Mehmet Ağa.
"Ben kendi kararlarımı alabilecek yaştayım dede"
Dedi Boran beni ayağa kaldırarak.
"Şilan çantanı al gidiyoruz ve bir daha bu konağa gelmeyeceğiz!"
Diyerek devam etti. Ben apar topar çantamı alıp çıkmıştım ki Mehmet Ağa beni avluda bekleyen Boran'a tokat atmıştı. Dayanamıyordum bu olanlara artık. Koşarak Boran'ın elini tuttum ve kafasını kaldırdım.
"Gidelim birtanem. Lütfen gidelim buradan"
Diyerek elini tutup çekiştirdim. Tam kapıdan çıkarken Mehmet Ağa bizi durdurdu.
"Töreye karşı gelemenin sonu ölümdür!"Diyerek bağırdı.
Boran kulağıma eğilerek;
"Senin için ölmeye hazırım."
Dedikten sonra konaktan beni çıkardı. Arabaya binmiştik sessiz sedasız eve döndük. Tek kelime bile etmemişti.
Sakinleşmek için mutfağa geçip bir bardak su aldım. Önce kendim içip sonra da Boran'a da bir bardak uzattım. Suyu içtikten sonra uzunca baktı bana.
"İyi ki benimsin. Kafamı her çevirdiğimde arkamda seni görmek bana güç veriyor"
Diyerek sarıldı. Kocaman bir bebek gibiydi şuan. Hiç bir şey demeden sarıldım bende Boran'a. 5 dakika sonra beraber odamıza geçmiştik.
Boran çok düşünceliydi. Farketmiştim ama sorup üzmek istemediğimden hala sessiz kalma hakkımı kullanıyordum.
"İyi geceler öpücüğü yok mu?"
Dedi Boran aniden.
"Olmaz mı!"
Diyip kocaman öptüm.
Işığı kapatıp uykuya daldık.
Uyandığımda Boran yoktu. Çok erken çıkmış olmalıydı. Tek başıma yaptığım kahvaltı hiç de keyifli olmamıştı.
Tam televizyon karşısında keyif yapmaya hazırlanıyordum ki başımın dönmesiyle yere çökmüştüm. Bir müddet geçmesini bekledikten sonra ayağa kalktım. Hala başım dönmeye devam ediyordu
Koltuğa uzanıp biraz dinlenmek istedim. Koltuğa uzanır uzanmaz kafamda şimşekler çakmıştı
Hamilelikten şüphelenmiştim. Hızlıca hazırlanıp test almak için dışarıya çıktım. Kapıda dikilen Emre ve başka bir koruma daha gitmeme engel olmuştu.
"Emre!"
Dedim keskin bir şekilde.
"Valla olmaz yenge. Abimin kesin talimatı evden çıkamaman lazım."
"Önemli ama"
"Neymiş bu önemli olan?"
"Benim gidip almam daha iyi olur."
"Ben alırım yengeme ne isterse."
"Of hamilelik testi Emre."
Emre yüzüme bir iki dakika aval aval bakmıştı.
"Ne testi ne testi?"
"Hamilelik testi."
Dedim tekrarlayarak.
"Ne! Hamilemiyim?"
Dedi sevinçle Emre. Bir tane aklı başında insan yoktu ki.
"Hayırlı olsun Emrecim kaç aylık?" Dedim ciddi bir şekilde
"Tövbe tövbe kusura bakma yenge ben bir an çok sevindim" dedi mahçup bir ifadeyle.
"Sen değil ben hamile olabilirim kesin değil. Sadece hamilelik belirtileri var gibi. Emin olmak için test yapmam lazım." Dedim gülerek.
"Hemen abimi arıyım!"
Diyen Emre'nin telefonunu kaptım.
"Hayırrr! Sence bunu senden mi duyması daha iyi benden mi?"
beni baştan aşağı süzdükten sonra;
"Yani çocuğu ben doğurmayacağıma göre senden duysa daha iyi olur."
Dedi Emre telefonu geri alırken.
"İstersen sen doğur" dedim gülerek
"Dalga geçme" diyen Emre kızarmıştı.
"Nasıl alayım ben yenge? İsmi falan yok mu bunun?" Diyerek devam etti
"Hamilelik testi işte Emre."
"Tamam yenge."
"Yanlışlıkla ben hamileyim deme de"
Dedim gülerek.
"Aşk olsun yenge. Benle Boran abim yani..." Bahçede deliler gibi gülmeye başlamıştık.
"Sende beni iyice maskara yaptın ya!"
Diyerek mızıklanan Emre test almak için eczanenin yolunu tutmuştu.




