İçeriğe geç

AŞK-I BERDEL

Bölüm 42 · 8 dk okuma

AŞK-I BERDEL

Bölüm 42

42.Bölüm

Yaklaşık beş dakika kadar sarılmış ve ağlar vaziyette bekledikten sonra Boranın kollarından sıyrıldım. Esma Leyla'nın omuzlarından tutmuş onu Borana doğru ittiriyordu. Boran sakince arkama geçti.

"Sizin aklınız başınızda mı!? Boran benimle evli!"

Çıldırmak üzereydim. Derin derin nefes alıp verdim. Kimse benimle muhatab olmuyo ciddiye almıyordu. Bütün büyüklerin önünde tek başıma Boranı arkama almış bir şekilde dikiliyordum.

"Aman sende iyice abarttın! İmam nikahı olacak altı üstü. Resmi nikah kıyacak değiliz!"

Diyen Esmaya saldırmamak için kendimi zor tutuyordum.

"Hiç bir şey yapamazsınız! Asla böyle bir şeye izin vermiyorum!"

Diyerek saçlarımı geriye doğru ittim. Ya benim dediğim olacaktı ya da ortalık karışacaktı.

"Leyla'nın bebeği babasız mı büyüsün vicdansız kadın!"

Diyerek bağırdı Esma. Sanki bebeği yaparken Boran'a sordular baba olmak istiyor musun diye!

"Başka baba bulun! Gerekirse başka biriyle evlendirdin hatta durun daha iyi bir fikrim var! Mirzayı bulup getirin!"

Diyerek Leyla'nın üzerine yürüdüm. Mirzaya olan aşkından yanıp tutuşan Leyla yoktu karşımda. Evlenmeye hazır bir şekilde duran gözünü kıskançlık bürümüş birisi duruyordu.

"Ehh yetti artık senin bu dik başlılığın!"

Bana tokat atmak için elini kaldırmıştı. Var gücümle elini tutmaya yeltenirken Esmanın eli havada kalmıştı zaten.

Boran ani bir refleksle Esmanın elini havada yakalamış sıkı sıkı tutuyordu. Gözlerinden okunuyordu deli gibi sinirli olduğu.

"Sakın! Sakın bir daha benim karıma el kaldırmaya kalkma! Her seferinde beni karşında bulursun."

Dedikten sonra Esmanın elini bırakmıştı Boran. Sert bir şekilde savurdu Esmanın kolunu.

"Oğlum biz kızcağız ortada kalmasın diye uğraşıyoruz."

Diyerek Borana yaklaştı Hazar Ağa.

"Hiç bir kuvvet bu nikahı kıydıramaz. Karımdan başkası haramdır bana. Buda böyle bilinecek!"

Boran Hazar Ağanın aksine bağırarak konuşmuştu.

"Duydunuz Efendiler! Oğlum ne derse o olur dağılın şimdi!"

Diyerek topluluğa konuştu Hazar Ağa. Sevinç gözyaşları dökmeye başlamıştım. Borana sarıldım. Kulağıma fısıldadı;

"Ben sana korkma hiç bir şey olmayacak demiştim bitanem."

Ben Boran'a sarılı bir şekilde başımı göğsüne yaslamışken Leyla yine ortada kalmış bizi izliyordu.

Borana dönerek;

"Hakettiği dersi ona vereceğim! Hiç merak etme sevgilim. Sadece biraz zaman gerekiyo."

Diyerek Boranın ellerine uzandım. Ellerimi tutup ceketinin ceplerine soktu.

"Ellerini ısıt önce şapşal"

Diyip burnuma minik bir öpücük bıraktı. Bütün bunlar olurken herkes dağılıp gitmişti. Esma kendini parlıyordu Hazar Ağa'nın karşısında.

"Ağam bu bebeğe yazık günah değil mi ne yapacak bu kız şimdi. Bu karar hiç doğru olmadı hiç!"

Hazar Ağa bana işaret etti. Borandan ayrılıp Hazar Ağa'nın yanına gittim. Kolunu omzuma attı.

"Bak Esma nasıl da sahip çıkıyor kocasına..."

Fena koymuştu lafı.

"Bizimle kalabilir Leyla kızımız. Bizde onun ailesiyiz elbet. Her ihtiyacını karşılamak bize düşer. Haa illa ben evlenmek isterim çocuğum babasız büyümesin diyorsa eli yüzü düzgün birisini bulur veririz."

Dedikten sonra yavaşça ilerledi ve konağa girdi Hazar Ağa. Boran avluda beni bekliyordu. Avluda zaten ben Boran Esma ve Leyla vardı. Koşarak Boran'ın elini tuttum;

"Hadi evimize gidelim sevgilim!"

Dedikten sonra Boranla birlikte konaktan ayrılmıştık. Bedenim hala zangır zangır titriyordu. Boran beni arabaya bindirip sürücü koltuğuna geçti. Ellerim titriyordu kemerimi takmak için uğraşırken. Bunu farkeden Boran kemerimi taktı. Gözlerimin içine bakıyordu.

"Şşt sakin ol bebeğim"

Diyerek dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Bütün zehri çekip almıştı dudaklarımdan. Kendimi güçsüz hissederken beni öpmesi o kadar iyi hissetirmişti ki. Geri çekilirken elini tuttum.

"Eve gidip güzel bir duş alalım sonra ne yapacağımıza karar veririz olur mu?"

Diyerek elimi avcunun içine aldı.

"Olur bitanem."

Diyip yamuk bir şekilde gülümsemeye çalıştım.

*

Eve varınca içeriye girip odamıza çıktık. Boran benden önce banyoya girmiş küveti hazırlıyordu. Bende yatağın üzerine oturmuş bir şekilde onu bekliyordum. Kısa süre sonra Boran beni banyoya sokmuştu. Hırkamı çıkarıp banyonun bir köşesine fırlattı. Daha sonra t-shirtümü eteklerinden tutup yukarı doğru çekti. İç çamaşırlarımla kalınca beni kollarımdan tutup küvete bıraktı. Kendisi de iç çamaşırlarıyla kalınca yanıma geldi. Yavaşça sırtımı göğsüne yasladı kollarını karnımın üzerinde bağladı. Saçlarıma bir öpücük bıraktı.

"Eee dinliyorum"

Dedi sanki ona söylemek istediklerimi biliyormuş gibi.

"Baba olmak ister miydin?"

Dedi hiç kafamı çevirmeden.

"Hmm bir düşüneyim."

Dedi gülerek. Dirseğimle karnına vurdum.

"Tabi ki isterim gülüm... ama annesinin sen olduğu bir bebeği istiyorum ben."

Dedi karnımı okşayarak. Huylanmıştım ama sesimi hiç çıkarmıyordum.

"Ben vicdansız mıyım?"

Dedim buruk bir sesle. Bebeğe çok üzülmüştüm ama bu babasının Boran olacağı anlamına gelmiyordu.

"Şu konuyu diyosun.."

Dedi yüzümü kendine çevirerek.

"Bak gülüm bu kötü bir durum sende bende o kadına üzüldük. Bizim yapabileceğimiz bir şey yok ama."

Leyla'nın adını bile ağzına almıyordu.

"Evet bizim hiç bir suçumuz yok."

Dedim gülümseyerek. Boran'ın kolu beni belimden kavradı. Beni kendine bastırmıştı.

"Yaa biz acaba şu baba olma işini hızlandırsak mı?"

Dedi dudaklarımı öperek. Sanırım fazla bile dayanmıştı Boran şu duruma.

"Yaniii minik bir Boran..."

Derken lafımı kesti;

"Yada minik bir Şilanımız olsa hiç fena olmaz. Aslında en güzeli iki Şilanımız iki Boranımız olsun 4 tane istiyorum ben."

Dedi gülerek. Yuh neyim ben kuluçka makinası mı!

"Yuh Boran delirdin mi sen?"

Dedim gözlerim kocaman olmuş bir şekilde.

"Ya aslında 10 tane olsun istiyorum ama sen kızarsın diye 4 dedim yavrum."

"Şakanın sırası değil vaktimizden gidiyor!"

Diyerek Boranı boynundan öptüm.

"Biliyosun boynumdan öpülünce hakimiyetimi kaybettiğimi o yüzden özellikle boynumdan öpüyosun demi!"

Dedi beni gıdıklayarak. Bilmiyordum ama biliyormuş gibi yapacaktım.

"Yanii..."

Dedi küvetten kalkarak. Boran ani bir hareketle kalkıp beni kucakladığı gibi küvete sırt üstü yatırmıştı. Başımı eliyle tutuyordu suya gömülmeyeyim diye.

"Küvet fantazisi sever misin sevgilim?"

Dedi sırıtarak.

"Seninle her şeye varım ben! İlk olucak ama son olmasın."

Kıkırdamaya başlamıştım.

(Biliyorsunuz +18 bölümler yazmıyorum belki biraz daha ilerde olabilir o yüzden burayı atlıyorum ve anlayış bekliyorum sizlerden >

Sabaha karşı Boran beni küvetten çıkarıp ıslak ıslak yatağa bırakmıştı.

"Üzerini değiş hasta olma"

Dedi giyinme odasına giderken.

"Iııı uykum var benim yatıcam."

Ses gelmedi. Bende şekerleme yapmaya koyuldum. On dakika sonra Boran beni mıncıklıyordu.

"Üüff ne var be!?"

Dedim gözlerimi açmadan.

"Üzerini değiştirmem gerekiyo Şilan. Yoksa hasta olucaksın."

Dedikten sonra ben uyurken iç çamaşırlarımı değiştirip pijamalarımı giydirdikten sonra yatağı açıp beni yatırdı. Kendisi de hazır olduğunda beni sıcacık kolları arasına almıştı bile...

🌞

Güneş ışıkları perdeden sızmış yüzüme vuruyordu gözlerimi acıtmasına rağmen kalkmak istemediğim için iyice yumdum gözlerimi.

Biraz daha uyuduktan sonra Boran debelenince kalkmak zorunda kalmıştım.

"Ne debeleniyosun yaa!"

Dedim homurdanarak.

"Uyan da kahvaltı yapalım diyee"

Dedi gülerek.

"Aç değilim ki"

Dedim kafamı yastığa gömerek. Boran ensemden tuttuğu gibi kaldırmıştı beni.

"Ne demek aç değilim? Öyle bir şey yok kahvaltı yapmadan hiç bir şey yapamaz hiç bir yere gidemezsin."

Diyerek beni ayağa kaldırıp alnımdan öptü.

"Uff peki tamam"

Diyerek Boranın koluna girdim. Merdivenleri inerken bir hareketlilik hissettim evde birisi vardı. Boran merdivende durup yüzüme baktı.

"Yukarı çık ben gel diyene kadar gelme."

Başımı sallayıp odaya geri döndüm. Yaklaşık yirmi dakika sonra Boran geldi.

"Kim miş gelen?"

Dedim sakince.

"Esma."

Dedi gözlerini devirerek.

"Bu kadın bizim mahremimize girmeyi oyun belledi herhalde!"

Dedim sinirle. Hızlı hızlı aşağıya indim Boran da peşimden geliyordu.

Esmayı kahvaltı masasında oturur vaziyette görünce çıldırmak üzereydim.

"Ne arıyorsun burda sen! Hangi yüzle geldin? Boran seni bu evden atmadı mı? Kolundan tuttu çöp poşeti gibi bıraktı ya seni kapının önüne! Ne bu yüzsüzlük!"

Esma hiç tepki vermiyordu. Borana döndüm bir şeyler söylemek istedi elimle ağzını kapattım. Küfür edecekti bariz belli.

"Size yeni bir hizmetçi getirmiştim."

Dedikten sonra çok güzel bir kadın mutfaktan elinde tepsiyle çıktı. Bilerek yapıyordu. Yemin ediyorum bilerek yapıyordu!

"Biz sana hizmetçi istiyoruz dedik mi!?"

Dedim bağırarak. Bir yandan kıza bakıyordum. Üzerinde siyah bir mini etekle hizmetçi önlüğü vardı. Sarışın bir aptala benziyordu.

"Bana bak Esma ne yapmaya çalıştığını biliyorum ama bu numaraların ve aptal oyunların bana sökmez!"

"Aaa ne münasebet terbiyesiz!"

Dedikren sonra hizmetçinin uzattığı çay bardağını alıp bir yudum içti. Dayanamıyordum daha fazla. Koşarak portmantoya ilerledim. Deli gibi çantamın içini açıp DNA sonucunu çıkardım. Salona geçip Esmanın sert bakışları altında kağıdı açtım.

"Terbiyesiz ben miyim yoksa kocasını kardeşiyle aldatıp bir de ondan çocuk yapan sen mi?"

Dedim sakince. İçtiği çay bardağı birden yere düştü. Eli havada kalmıştı. Boran şaşkınlıkla olanları izliyordu.

"Yalan! Yalancı seni. Bir de yalan söylemeye başlamış!"

Diyerek elimde ki kağıda uzandı. Elimle kafasını ittirerek sandalyesine oturttum onu.

"Tıp, doktorlar,genlerde mi yalan söyleyecek!"

Dedim bağırarak.

"Tamam ver o kağıdı bana. Kime bahsettin bundan!? Başka kim biliyor!"

Diyerek tekrar uzandı kağıda. Bu sefer hiç çekinmeden Osmanlı tokadını yapıştırmıştım yanağına.

"Terbiyesiz kadın! Defol git evimden. Al bu fahişeyide!"

Dedim hizmetçiyi işaret ederek. Boran beni tutup;

"Sakin ol şimdi gidiyorlar sevgilim!"

Dedikten sonra gidip kapıyı açtı. Önde Esma arkada hizmetçi tıpış tıpış yürüyüp gittiler.

"Bak ben bir gün sinir hastası olucam bunlar yüzünden Boran."

Dedim kağıdı masanın üzerine fırlatarak. Boran uzanıp kağıdı aldı.

"Çantalarına dikkat et bundan sonra karıcım. Bulduğu her an çantanı arayıp bu sonuçları bulmaya çalışacaktır."

Dedi kağıdı katlayıp cebine koyarak.

Sofraya geçip oturduk. Süslü bir kahvaltı masası hazırlamıştı sarı kafa. Kahvaltı yaparken Boran bir an duraksadı;

"Sevgilim seninle bir şey paylaşmak istiyorum."

"Dinliyorum seni"

Diyerek çatalımı ve bıçağımı tabağımın kenarına bıraktım.

"Ben mesleğimi yapmaya karar verdim."

Dedi sevinçle.

"Doktorluk mu yapacakmış benim sevgilim!"

Diyerek elimle yanağını okşadım.

"Evet karıcım!"

Dedikten sonra ayağa kalktı.

"Hatta ilk iş günüme geç bile kaldım."

Dedikten sonra odamıza çıktı muhtemelen giyinmeye gitmişti. Aşağıya indiğinde saatini düzeltip bana baktı;

"Ee bir öpücük?"

Gülerek yanağını öptüm.

"Hadi bakalım görüşürüz birtanem"

Diyip Boran'ı uğurladıktan sonra sofrayı kaldırıp evi bir güzel temizledim. Çok yorulmuştum. Salonda ki koltuğun üzerine kıvrıldım biraz kestirecektim...

Ne kadar geçti bilmiyorum kapının açılma sesini duydum. Uykudan yeni uyandığım için sarhoş bir şekilde kafamı kaldırdım.

"Boran.. sen misin?"

Dedim. Cevap gelmedi. Bir kez daha yineledim ama hala cevap yoktu. Ayağa kalktım

sendeleye sendeleye kapının oraya doğru ilerledim. Ellerimle gözlerimi ovuştururken karşımda bir silah gördüm. Namlusu bana dönüktü. Korkuyla irkildim çığlık atmak için ağzımı açmıştım ki yere yığıldım. Tanımadığım birisinin kollarına düşmüştüm. Sersemlikle tanımaya çalıştığım adam Mirzanın ta kendisiydi...

Bölüm sonu

15 yorum