İçeriğe geç

AŞK-I BERDEL

Bölüm 40 · 6 dk okuma

AŞK-I BERDEL

Bölüm 40

40.Bölüm

Asıl soru şimdi ne yapacağımızdı.

"Ne olucak Boran?"

Dedim arabaya doğru ilerlerken.

"Bilmiyorum sevgilim inan hiç bilmiyorum."

Boran'ın suratı asılmıştı. Arabaya binip eve yaklaştığımız sırada Boran bana zarfı uzattı;

"Bunu çok iyi sakla olur mu"

Dedikten sonra zarfı elime bıraktı. Zarfı dikkatlice çantamın iç gözüne koydum.

"Ne yapacağız?"

Dedim tekrardan. Çok gergindim.

"Bu olaydan kimseye bahsetmeyeceğiz. Esma ölür yoksa."

Diyerek ellerimi tuttu Boran. Söz konusu bir insanın canıydı. En mantıklı olan şu durumda zaten susmak olacaktı.

Arabadan inip bahçe kapısının önünde durduk. Boran korumalarla konuşurken bende onu bekliyordum. Bir müddet sonra konuşması bitti ve evin kapısını çaldık. Kapıyı Leyla açmıştı. Bizi görür görmez Esmaya seslendi.

"Esma Anne! Geldi senin kaçaklar!"

Esma koşa koşa kapıya gelmişti. Ona iğrenerek baktım.

"Nereye gittiniz öyle sabahın köründe?"

Diyerek kapıda bizi tutmaya başlamıştı.

"Sanane Esma! Sanane!"

Diyerek kapıyı ittirdiğim gibi içeriye girdim. Sonra da arkama dönüp Boran'a;

"Evimize girebilirsin Kocacım buyur."

Diyerek ceketimi askılığı asıp ayakkabılarımı çıkardım. Boran da içeriye girmiş ceketini çıkarıyordu. O sırada Leyla Boranın ceketine yapışmış ille de ben asıcam diyordu.

"Ben asarım Boran Ağam!"

Bütün kıskançlık genlerim aynı anda çalışmaya başlamıştı.

"BEN ASARIM KOCAMIN CEKETİNİ!"

diyerek ceketi çekip aldım. Boran ise kıs kıs gülüyordu. Leyla'nın şaşkın bakışları birazdan alevlenecek olan beni süzüyordu.

"Git kocanın yanına ne bekliyorsun!?"

Diyerek Borana içeri gir işareti yaptım. Fakat Boran girmiyordu içeriye.

"Kocam geldi zaten"

Diyerek güldü. Kocam geldi zaten.... Kocam geldi zaten öyle mi? Göz bebeklerim kocaman olmuştu.

"Kim geldi kim geldi?"

Dedim sakince yineleyerek.

"Boran geldi!"

Diyerek güldü. Kendimi kaybetmek üzereydim. Yumruklarımı sıkmaktan tırnaklarım etime geçmiş bir vaziyetteydi. Boran bir anda gelip beni sıkıca tuttu.

"Senin ona dokunmanı koz olarak kullanmak istiyor lütfen sakin ol."

Demişti. Haklıydı da ona dokunduktan sonra hamile halimle bana şiddet uyguladı diyecekti. Bu kozu onun eline tabiki veremezdim.

"Biliyorum sevgilim... Kocaman bir hayalin peşinde koşuyor ama taktir ettim hayallerinin peşinden koşan insanlara hep imrenmişimdir."

Boranın beni öpmesiyle ortalık iyice sakinleşmişti. Ben istediğimi almıştım. Leyla bu vaziyet karşısında hiç bir şey yapmadan bizi izlemek mecburiyetinde kalmıştı.

Boran beni öpücüklere boğarken geri çekilip;

"Gidelim."

Dedim. Boran elimi tutarak beni salona götürdü. Leyla da arkamızdan geliyordu. Kahvaltı sofrası toplanırken herkes bir köşeye çekilmiş olmalı ki Mirza ve Hazar farklı koltuklarda oturuyor asla konuşmuyorlardı.

Bizi görünce bir hareketlendiler. Hazar Ağa gülümserken Esma ve Mirza birbirlerine bakıyordu. Salonda uzun bir süre oturduktan sonra Boran ve Hazar Ağa şirkete gitmeye karar vermişlerdi. Ben yine gelin kaynananın ortasında kalmıştım. Mirza da Hazar Ağa ve Boran'ın peşine takılıp gitmişti.

Ben daha fazla Esma ve Leyla'nın yanında kalmamak adına odamıza çekildim ve yeni aldığım kıyafetleri poşetlerinden çıkarıp dolaba kaldırdım. Daha sonra Boran'ın dağılmış olan dolabını toparlayıp temizledim. Bir iki saat sonra mutfağa inip kahve yapmaya karar verdim. Başka türlü vakit geçmeyecekti.

Mutfağa girip fincanımı çıkardım kahve kavanozunu arıyordum ki Esma ve Leyla'nın konuşma sesleri gelmeye başlamıştı. Bahçede mutfağın camının önünde oturmuş sessiz sessiz konuşuyorlardı. Beni hala odada sanmaları yüzünden çok rahattılar. Bütün işimi gücümü bırakıp onları dinlemeye koyuldum.

"Bak kızım önce Şilanla Boranın arasını açmamız gerekiyo. En büyük tehtid şuan onlar."

Demişti Esma. Sanırım dün gece duyduklarımı biliyor.

"Ama ne yapacağız Anne?"

Dedi Leyla. Allah'ım yine ne peşinde bunlar? Pür dikkat onları dinliyordum. Bir kelime bile kaçırmamalıydı.

"Dinle şimdi beni..."

Diyerek devam etti Esma.

"Mirzayı buradan göndermemiz gerekiyor öncelikle. Sorun çıkarmaya başladı. Eğer oğlum olduğu öğrenilirse bütün paramız ve itibarımız biter."

Demek Leyla da biliyordu!

"Ne yapacağız?"

Dedi Leyla. Esma susmuş düşünüyordu.

"Ortalığın karışması gerekiyor öncelikle. Şuan bütün gözler üzerimizde. O yüzden bu akşam yemeklerin içine uyku ilacı koyup herkesi uyutalım. Daha sonra sen Boranın yatağına gireceksin."

"NE!?"

Ne?! Şeytan kadın. Allah'ım sen aklıma mukayet ol! Daha neler yapıcaklar! Deliricem ya.

"Sus sus! Bağırma!"

Diyerek Leyla'yı susturan Esma konuşmaya devam etti.

"Mirzanın bu plandan haberi olacak merak etme. Sabah kalkınca Hazar ve Şilan seni Boran'ın yatağında görse yeter."

"Ben bunu yapamam!"

Dedi Leyla sert bir şekilde.

"Neden miş o?"

Dedi Esma.

"Hazar Ağa beni affetmez öldürütür!"

"Hamilesin aptal! Sana birşey yapamaz. Sen benim dediğimi yap. Ortalık karışıkken ben de Mirzayı gitmeye ikna edeceğim!"

"Off! Tamam!"

Hemen camın önünden geri çekilip hızlı adımlarla odaya koştum. Odaya girer girmez yatağa oturdum. Çıldırmak üzereydim tırnaklarımı bastırdığım avuç içlerim sızlıyordu. Bana mükemmel bir plan lazımdı. Düşündümm... düşündüm... Aklıma Beyzayı aramak geldi. Hemen telefonumu çıkarıp Beyzayı aradım.

"Efendim Şilan?"

Dedi Beyza telefonu açar açmaz.

"Hemen gelmen lazım!"

"Nereye?!"

"Nereye olucak bizim eve çabuk ol!"

"Tamam tamam geliyorum hemen."

Beyza yarım saat sonra gelmişti. Kapıyı açar açmaz kolundan çekiştirerek odaya çıkardım. Boş gözlerle bana bakıyordu.

"Ne oldu bu kadar acil?"

Olan her şeyi baştan sona anlatmıştım. Beyza şaşkınlıkla bakıyordu.

"Ne diyorsun sen Şilan! Bu ne alçak bir plan!"

"Evet... O yüzden senden bu akşam Hazar Ağayı evden çıkarmanı istiyorum. Çok iyi bir fikrim var."

Dedikten sonra ayağa kalktım. Beyza hiç itiraz etmeden;

"Tamam. Başka bir şey var mı yardım edeyim?"

"Yok teşekkür ederim Beyza"

Diyip Beyzaya sarıldım.

Akşam yemeğine yakın tam da anlaştığımız gibi Beyza Hazar Ağayı evden götürdü. Boranın gelmesini bekliyordum. Kapı çaldı koşarak kapıyı açıp Boranın boynuna sarıldım.

"Çok özledim seni."

Dedim öperek. Şaşırmış bir hali vardı.

"Bende seni çok özledim Bebeğim"

Dedikten sonra belimden tutup kendine doğru yaklaştırmıştı beni.

O sırada Esmanın sesi duyuldu;

"Yemek hazır hadi sofraya!!"

Borandan ayrılıp saçımı düzelttim. Oyun başlasındı!

"otur sofraya ben geliyorum kocacım."

Diyerek güldüm.

"Ne bu gizemli gizemli bakışlar karıcım?"

Diyerek güldü Boran.

"Hiiiiç!"

Dedim sofraya doğru ilerleyerek. Masaya oturur oturmaz yemekler ilk bize servis edilmişti. Leyla tabağı Boranın önüne koyarken tabağı elinden alıp masanın boş tarafına bıraktım.

"Biz aç değiliz. Hadi odamıza gidelim."

Dedim Borana bakarak. Sinsi sinsi gülüyordum.

"Benim yemeğim bu gece odamızda galiba size afiyet olsun."

Diyen Boran ayaklanmıştı. Elinden tutup odamıza çıkardım onu. Esma ve Leyla'nın planı tam anlamıyla yerle bir olmuştu.

"Sende bu gün bir şey var Şilan"

Dedi Boran kapıyı kapatarak.

"Kapıyı kilitle anlatıcam"

Dedim yatağa oturduktan sonra.

"Kapıyı mı? Kilitliyim mi? Senin bu gün ateşin falan mı var karıcım? Ya da hasta olabilir misin?"

Dedi Boran kapıyı kilitleyerek.

"Sessiz ol! Gel yanıma"

Boran boş gözlerle bakıyordu bana. Bütün olan biteni Boran'a da anlatmıştım. Şaşkınlık ve sinirle bakıyordu bana. Gömleğinin düğmelerini açıp kemerini çıkardı. Elleriyle başını ovuyordu.

"Delirtecekler beni!"

Boran bunu söylerken bile delirmiş bir vaziyetteydi.

"Aşkım sakin ol"

Diyerek onu toparlamaya çalıştım. Fakat nafile. Odadan fişek gibi fırlamıştı. Bende peşinden çıktım hemen. Sofrada oturan Esmayı kolundan tuttuğu gibi kaldırıp kapının önüne koymuştu. Ben ise bir köşeden izliyordum Boran'ı. Ona mani olmak gibi bir salaklık yapacak değildim. Sıra Leyla'ya gelince Boranın gözleri beni bulmuştu.

"Sevgilim... Bunu sana bırakıyorum. Uzak tut benden bunu."

"Hay Hay Borancım! Hiç merak etme!"

Leyla'yı kolundan tutup Esma gibi kapının önüne bırakmıştım. Esma "napıyosun oğlum" diye bağırırken Boran çoktan kapıyı yüzlerine kapatmıştı. Artık onlara da evlerine gitmek düşerdi.

Evin içi o kadar huzurluydu ki. Sesiz, sakin. Boran sakinleşmişti en önemlisi buydu.

"Eee nerde kalmıştık?"

Dedi gülerek.

"Nerde kaldık ki?"

Demeye kalmadan dudaklarıma yaklaşıp uzun bir öpücük bıraktı.

"Burada kalmıştık"

Dedikten sonra öpmeye devam etti. Karşılık veriyordum ve kendimi onun kollarında bir bebek gibi hissediyordum.

"Yatalım artık lütfen"

Diyen Boran elimden tutup odamıza çıkarmıştı. Ben pijamalarımı giyinmek için ayaklannıştım ki Boran pantolonumun kemer tokasından tutmuştu.

"Gerçekten yatıp uyumak istediğimi düşünmüyorsun herhalde?"

Dedi muzip bir gülümsemeyle.

"Düşünüyordum.... Şuana kadar"

Diyerek geri çekilmeye çalıştım. Sıkı sıkı tutuyordu beni kemerimden.

"Sence pijamaya gerek var mı? Zaten şimdi çıkarıcaksın."

Gözlerimi devirdim.

"Allah Allah ciddi misin ya? Ben hiç bişeyimi çıkarmam."

"Sen çıkarmazsan ben çıkarırım."

Dedikten sonra üzerimde ki sweatshirt'i tek hamlede çıkarıp yere bırakmıştı. Sütyenimle kala kalmıştım ortada.

"Boraaann"

Dedim gülerek.

"Efendim güze

lim"

Diyerek kemerimi çözmeye başlamıştı. Önce kemerimi çıkarıp sonra pantolonumun düğmesini açtı. Onu izliyordum. Eğleniyordu bunu yaparken.

"Sen iyice zıvanadan çıktın Boran"

Dedim Boran'ın düğmelerini açarken.

"Bana diyene bak sen."

Dedi bana yardımcı olarak.

Bölüm sonu

11 yorum