Duyduklarım beni afallatmıştı. Hemen buradan gitmem gerekiyordu aksi taktirde başım belaya girebilirdi. Geldiğim gibi gerisin geri Boran'ın yanına kaçtım. Odaya girer girmez yatağa girip yorganı kafama çekmiştim. Peşimden geliceklermiş gibi hissediyordum. Boran ise şaşkınlıkla bakıyordu bana yatağın içinde.
"Ne oldu?"
Dedi bana sarılarak. Derin bir nefes aldım ve anlatmaya koyuldum.
"Mirza Esmanın oğluymuş Boran!"
Dedim kısık bir sesle. Boran bir iki dakika yüzüme baktıktan sonra;
"Saçmalama Şilan. Esmayı sevmiyor olabiliriz ama böyle bir şey yapmaz."
Demişti. Bir anda başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Neye uğradığımı şaşırdım. Bana inanmamıştı!
"Boran! Sana diyorum ya! Yalan söylemiyorum ben. Yoksa bana inanmıyor musun!?"
Dedim geri çekilerek. Boran olduğu yerde kalmıştı.
"İnanıyorum sevgilim. Sadece yanlış düşünüyorsun. Esma bunu yapmaz sen yanlış duymuştursun. Uykun varsa ondan olmuştur hadi gel uyuyalım."
Dedi Boran tekrardan beni çekiştirerek. Çıldırıcaktım! Delirmek üzereydim.
"İnanmıyorsun bana öyle mi Boran?! Pekâlâ uyu o zaman sen burada. Ben gidiyorum!"
Deliye dönmüş bir şekilde odadan çıktım. Bağırmamak için kendimi zor tutuyordum. Kapıyı sertçe kapatmıştım. Belki de herkes duymuştu. Ben merdivenlerden hızlıca aşağıya inerken Boran da peşimden geliyordu.
"Peşimden gelme Boran çok kötü olur bak gecenin bu saati!"
Diyerek bağırdım. Ama durmuyor gelmeye devam ediyordu.
"Şilan dedim! Dur artık."
Boran da bağırıyordu. Hızlıca kendimi salonda ki lavaboya kilitledim. Boran kapının diğer tarafında kalmıştı. Klozetin üzerine oturmuş sakinleşmeye çalışıyordum. Boran ise kapıyı açmam için dil döküyordu.
"Şilan hadi aç kapıyı konuşucaz."
"Artık konuşmak istemiyorum Boran!"
Bir iki dakika sonra sesler kesildi. Boran gitmişti. Ne yapacağımı düşünüyordum. Pırıl pırıl bir fikrim vardı! Bu kadar tantanaya ne gerek vardı ki? Bir dna testine bakıyordu her şey. Hemen toparlanıp ayağa kalktım. Ayağa kalkmamla kapının kırılması bir olmuştu. Bu kadar uzun süren sessizlik normal değildi zaten!
"Sana kapıyı aç demiştim demi Şilan?"
Dedi Boran. Hiç cevap vermedim. Konuşmak istemiyordum gerçekten de. Bir anda kolları arasına aldı beni. Sıkı sıkı sarılmıştı.
Boran'ı ittirmeme rağmen kurtulamıyordum kollarından. Ne kadar çırpınsamda nafile! Bir müddet sonra durdum ve Boran'ın beni bırakmasını bekledim.
"Özür dilerim sevgilim. Özür dilerim."
"Özür dileme Boran"
Dedim sessizce.
"Lütfen tekrar konuşalım."
Diyerek gözlerime baktı. İstemiyordum ama konuşana kadar da burada beni böyle tutacaktı.
"Off tamam! Tamam Boran!"
Dedim. Beraber odamıza çıktık. Boran yatağa oturmuş beni izliyordu. Ben ise volta atıyordum.
"Şimdi sen diyorsun ki Mirza Esmanın oğlu öyle mi?"
Diye sordu Boran.
"Şşt sessiz ol! Bizi dinliyor olabilirler. Ve evet öyle diyorum. Konuşurlarken duydum."
Boran da sıkıntı içinde ayağa kalktı. Birlikte volta atıyorduk artık.
"Bu çok kötü Şilan. Çok çok kötü."
Durdum.
"Neden?"
Dedim Boran'a bakarak.
"Bu öğrenilirse Esmayı öldürürler. Mirza da... Ona ne olur bilmiyorum."
Donup kalmıştım. Haklıydı Esmayı yaşatmazlardı. Kadın katili olamam asla bunu ona yapamam. Onun ölmesi bana bir şey kazandırmaz.
"Ben katil olmak istemiyorum Boran."
Dedi sessizce. Bana yaklaşarak ellerimi tutmuştu Boran.
"Sakin ol sevgilim. Halledeceğiz merak etme."
"Dna testi yaptırıp emin olalım önce."
Dedim ellerimi çekerek.
"Tamam yarın ilk işimizi bu olsun."
Dedi Boran bir müddet sonra.
Saat oldukça geç olmuştu.
"Uyuyalım artık. Çok erken kalkmamız lazım ki sonuçları hemen alalım."
Diyerek yatağa girdim. Boran da üzerimi örtmüş yatağa girmişti.
&
Saat kaçtı bilmiyorum. Erkenden uyanıp Boran'ı uyandırmıştım. O hazırlanırken bende bir yandan giyiniyordum.
Kombinim hazır olduktan sonra çantamı alıp giyinme odasından çıktım. Boranla göz gelince gözlerinde ki hayranlığı görmüştüm.
"Çok güzel olmuşsun"
Dedi ceketini giyerek.
"Teşekkür ederim kocam"
Dedim imalı bir şekilde. Hala kızgındım ona.
"Pekala karım hadi bakalım."
Diyerek kapıyı açtı Boran. Aşağıya inip arabanın anahtarını aldıktan sonra kendimizi arabaya zor atmıştık. Boram arabayı çalıştırdıktan sonra bana baktı.
"Umarım test için elinde örnekler vardır."
"Ben senden hep 1-0 öndeyim Boran. Arabayı sür şimdi."
Mirza ve Esmanın diş fırçalarını ayrı ayrı poşetlere koyup çantama atmıştım. Aaa ortalıkta bırakmasalardı onlarda canım.
Hastaneye varır varmaz hemen laboratuvarın önünde beklemeye koyulduk. Gelen hasta danışmanıyla görüştükten sonra bir hemşire bize yardımcı olmuştu. Çantada ki diş fırçalarını verip beklmeye koyulduk. Fakat sonuçlar 3-4 saate kadar ancak çıkarmış. O kadar zaman burada beklmenin bir anlamı yoktu. Boranla beraber kahvaltı yapmaya karar vermiştik.
Arabaya binince Boran;
"Eee nereye gidiyoruz Şilan Maraz sevgili karıcığım?"
Dedi Boran gülerek.
"Valla hiç bir fikrim yok kocacım bey. Sizin bildiğiniz iyi bir yer varsa oraya gidebiliriz."
Diyerek kemerimi taktım.
"O zaman seni muhteşem bir yere götürüyorum!"
Diyen Boran arabayı çalıştırdı. Şehir merkezine yaklaşık 20 dakikada varmıştık. Bir kahvaltıcının önünde durmayı falan hayal ediyordum ki ciğercinin önünde durduk. Ciğerci mi?!
"Şaka demi Boran?"
Dedim gülerek.
"Yoo ne şakası aşkım. Kahvaltı ciğerle yapılır. Bilmiyorsan öğreteyim."
Aslında ciğeri çok sevmem ama madem geldik off Borana bırakmamalıydım bu işi!
"Yok biliyorum ben canım! Madem geldik yiyelim bakalım."
Diyerek kemerimi çözdüm. Arabadan inip mekana girdik. Yöresel döşenmiş bir mekandı. İçeriye girince Boranı tanımışlardı çok güzel bir köşeye oturtulmuştuk.
Ciğer şişler tabak tabak gelirken sadece seyrediyordum etrafı.
"Hadi çekirge görelim bakalım nasıl yiyorsun."
Diyen Boranın sesiyle önüme dönmüştüm. Ciğeri bir parça lavaşa sarıp ısırdım. Aslında hiç de fena değildi. Bir iki üç derken deliler gibi ciğer yiyordum.
Tıka basa yedikten sonra Boranın şaşkın bakışları altında;
"Hadi gidelim"
Dedim. Eminim Boran afallamıştı.
"Gi... Gidelim"
Diyen Boran koluma girmiş bana eşlik ediyordu. Arabaya binince;
"Şimdi nereye gidiyoruz?"
Diye sordu. Saate baktım daha 3 saat vardı sonuçların çıkmasına.
"Alışverişe gidiyoruz kocacım!"
Diyerek güldüm. İntikam soğuk yenen bir yemektir. Geçmiş olsun Borancım!
"Ne alışverişi bu?"
"Kıyafet."
Dedim sırıtarak.
"Aşkım ne gerek var enerji harcamaya eve gidince ben gönderirim sana bir sürü kıyafet. Evde bakarsın hepsine."
"Yooo öyle bişey yok hadi bakalım gidiyoruz."
Boranı zorla bir alışveriş merkezinin önünde durdurdum. Çok güzel bir mağazaya girip beğendiğim bütün parçaları Boranın kucağına doldurmaya başladım.
Seçtiğim kıyafetlerin hepsini tek tek deneme vaktiydi. Ben kabinde aşırı kaliteli vakit geçirirken Boran da dışarda jürilik yapıyordu bana. O kadar kıyafetten sadece üç parça beğenmiş onları da zorla aldırmıştı.
Elimde ki kıyafetlere bakıyordum.
"Bunlar çok renkli Boran. Ben daha çok kahve ve siyah tonlarını seviyorum."
Diyerek mırıldandım.
"Çok yakıştılar ama sana."
Dedi Boran poşetleri elimden alırken.
Artık sonuçları alma vakti gelmişti. Korkuyordum. Ya Boran'ın söyledikleri doğruysa? Ya ben yanlış duyduysam?
Hemşire kapalı zarfı elime verince kalbim küt küt atmaya başlamıştı. Ellerim titreye titreye zarfı açtım. Sonucu zarfın içinden çıkarıp okumaya başladım.
"%99 uyumluydu"
Gözlerim ışıldıyordu. Çığlık atarak Borana sarıldım.
"Doğru! Biliyordum! Biliyordum Boran! Yanlış duymadığımı biliyordum! Mi
rza Esmanın oğlu!"
Geri çekilince Boran'a elimde ki zarfı uzattım. Boran yazılanlara göz gezdirdikten sonra bana dehşetle baktı;
"Bu çok kötü... Felaket bu Şilan..."
Dedikten sonra hızlıca hastaneden çıkmıştık.







