İçeriğe geç

AŞK-I BERDEL

Bölüm 36 · 5 dk okuma

AŞK-I BERDEL

Bölüm 36

36.Bölüm

Bağırarak sandalyemden fırladım. Boynum, elbisemin açık bıraktığı kısımlar, bacaklarım ve sağ elimin üzeri komple yanmıştı. Kızaran elime üflerken. Boran beni kaptığı gibi banyoya sokmuştu.

"Sakin ol!"

Diyerek soğuk suyla yanan yerlerimi yavaş yavaş yıkıyordu.

"Boran çok acıyor."

Diyerek ağlarken o soğukkanlılıkla durumu idare ediyordu.

"Tamam acıyabilir yanık bu sonuçta ama sakin ol şimdi. Doktora gideceğiz ama önce ilk müdahaleyi yapmam gerekiyor daha kötü bir sonuç doğurmaması için."

"Ahh!!"

Diyerek çığlık atmıştım.

"Tamam... Tamam bitanem şimdi gidiyoruz az daha dayan."

Yaklaşık 20 dakika sonra Boran beni banyodan çıkarıp alel acele arabaya bindirdikten sonra hastaneye getirmişti. Beni sedyeye bırakırken etraftaki hemşirelere doktor olduğunu söyleyerek benimle birlikte pansuman odasına girdi.

Doktor ilk müdahaleyi yaptığı için Boran'a teşekkür etmişti.

"Yanık kremi sürüp saracağım yaraları."

Dedikten sonra elinde ki kremden yavaş yavaş sürmeye başladı. Doktor sürdükçe ben ah vah ediyordum. 2 dakika sonra Boran dayanamamıştı;

"Ben de doktorum. Ben sürsem olmaz mı? Canını yakıyorsunuz."

Doktor sinirlenmiş bir şekilde Boran'a döndü;

"Bakın beyefendi bu benim işim. Lütfen müdahale etmeyin."

Kremi elime sürdükten sonra;

"Elbisenizi çıkarın bacaklarınıza da krem sürmem gerekiyor."

Demişti doktor. Derin bir sessizlik olmuştu. Ayağa kalkıp elbisemi çıkarmak için Boran'a baktım. Bir işaret vermesini bekliyordum. Boran sadece bakıyordu.

"....."

Hala sessizdi. Doktorun elinde ki kreme uzanarak çekip aldı.

"Ver sen şu kremi! Ben sürerim oraya. Çık sen odadan!"

Doktor dışarda ki korumaları farkedince istemeye istemeye de olsa kalkıp odadan çıktı. Boran arkasından kapıyı kapatıp kilitlemişti.

"La havle! Gözümün içine baka baka elbiseni çıkar diyor! Yüce mevlam bana sırayla veriyor bu doktorları!"

"Tamam Boran sakin ol."

Diyerek ayağa kalktım. Elbisemi çıkarıp sedyeye oturdum. Boran kremi bacaklarıma sürdükten sonra boynuma enseme ve elbisemin açık bıraktığı göğüslerimin üzerine de krem sürüp sargı bezi ve yara bantlarıyla tutturmuştu. Elbisemi tekrardan giyinip ayağa kalktığımda hala yanıyordu her yerim. Boranla odadan çıkıp doktorun yanına girmiştik.

"Krem falan verecek misin?"

Dedi doktora ciddi bir şekilde.

"Al şu reçeteyi git."

Diyerek reçeteyi uzatan doktorun elinden ben almıştım kağıdı. Boran alırsa eli hiç istenmedik kazalara sebep olacaktı.

"Gidelim karıcım! KARIM! BENİM KARIM!"

Bastıra bastıra söylemişti. Dışarıya çıkınca sordum;

"Niye bu kadar büyütüyorsun Boran? Sadece işini yapıyordu adam."

"Kremi verse ben de sürerdim evde. Niyeti başkaydı o itin!"

Cevap vermemiştim. Bir miktar haklı olabilirdi. Evde de sürerdik kremi.

"Tamam sevgilim. Evimize gidelim artık."

Diyerek Boranın elini tuttum. Elimde ki sargı bezine bakıyordu.

"Gidelim! Gidelim bakalım o Züleyhayı elimden kim alabilecek!"

Boran delirmişti. Ne yaparsam yapayım artık sakinleşmesi imkansızdı. Eve varınca beni arabadan indirip koluma girdi. Kapıyı çalmıştık. Züleyhanın gittiğini düşünerek içeriye girdik. Kapıyı açan Züleyhaydı oysa ki. Boranın kolunu sıktım.

"Şimdi değil lütfen."

Diyerek sofrayı geçip salonda duran kanepeye oturdum. Sofra bıraktığımız gibi duruyordu. Boran Züleyhayı sıkıştırmıştı bile.

"Sen ne yapmaya çalışıyorsun!!? Ne hakla Şilanı yakamay kalkarsın Züleyha! Delirdin mi sen!!?"

Boran çıldırmış gibi bağırıyordu.

"EVET DELİRDİM! Senin yüzünden delirdim! Yıllarca görmedin beni! Bir umut bekledim! Ama sen ne yaptın!? GİDİP BU KADINLA EVLENDİN! BİR DE YETMEZMİŞ GİBİ EVİMİZE GETİRDİN! Onu sevmiyorsun sandım. Ondan nefret ediyorsun sandım. Katlandım! Ama sen... Sen benim gözümün önünde ona aşık oldun!"

Züleyhanın söyledikleri yüzüme beton gibi çarpmıştı. Neye üzüleceğimi bilemez bir şekilde Boran'a baktım. Oda bana bakıyordu. Böyle bir tepki beklemediği belliydi.

"Neler söylüyorsun sen Züleyha! SALAK SALAK KONUŞMAYI KES!"

Züleyha gayet ciddiydi;

"Salak salak konuşmuyorum. Ben seni seviyorum. Senin sevgin onun değil benim hakkım! Beni seviceksin!"

Zor bela ayağa kalkmış onlara doğru gitmeye çalışıyordum.

"BEN SENİ HİÇ BİR ZAMAN SEVMEYECEĞİM ZÜLEYHA! HİÇ BİR ZAMAN!"

Züleyha Boranı öpmek için Boran'a yaklaşmıştı ki araya girdim.

"DEMEK BENİM EVLİLİĞİMİ YIKMAYA ÇALIŞIRSIN!"

Dedikten sonra Züleyhaya okkalı bir tokat atmıştım. Züleyha yere yığılırken Borana döndüm;

"Gönder bunu sevgilim."

Diyerek Borana sarıldım. Züleyha olduğu yerden kalkıp masadan yemek bıçağını alıp koşmaya başlamıştı. Boran beni kenara çekerek;

"YETER ARTIK!"

Dedikten sonra ani bir hamleyle bıçağı alıp Züleyhayı tuttuğu gibi sürüklyerek kapıdan dışarıya fırlatmıştı. Kapıyı kapattıktan sonra yanıma gelerek;

"Yemin ediyorum bilmiyordum Şilan... Bilseydim onu asla burada tutmazdım. Sana zarar verebileceği aklımın ucundan geçmedi. Aramızda hiç bir şey geçmedi geçemezde ne senden önce ne de senden sonra."

Ona güveniyordum. Her ne kadar ilk başta birbirmizden nefrer etsekte Züleyhanin bana zarar verme eğilimi olduğunu bilseydi gerçekten de onu bu evde tutmazdı.

"Biliyorum sevgilim. İyiyim ben korkma sende artık. Sadece acıyor yaralarım. Bu da doğal bir şey sonuçta."

Boranın gözleri dolmuştu.

"Çok özür diliyorum senden. Seni koruyamadım. Belki de izi kalacak bu yaraların."

Diyerek saçlarını karıştırdı.

"Özür dilemene gerek yok canım... Bende bilmiyordum olanlar çok ani oldu ve kaçmaya vakit bulamadım."

"Tamam daha fazla yorma kendini. Ben şimdi şu sofrayı toplıyım sonra da birisini çağıralım sen iyileşene kadar yardımcı olsun bize."

"Olur."

Diyerek Boranı yanıma oturttum.

"Anneni ve çocukları çağırmaya ne dersin?"

Dedi bir müddet sonra. Bu çok iyi bir fikirdi.

"Süper olur derim!"

Diyerek gülümsedim. Boran telefonunu çıkarıp annemi aradı ve bize gelmesini rica etti. Henüz bir şeyden bahsetmemişti eve gelince sakin bir dille anlatacaktık. Annem çocuklarla gelmeyi kabul edince onları beklemeye koyulmuştuk. Boran da çabucak sofrayı toplamış yanıma gelmişti.

Çok gecmeden zil çaldı annem ve çocuklar gelmişti. Boran kapıyı açar açmaz neşeyle içeriye girdiler. Fakat beni gördüklerinde bütün sesleri kesilmişti çıt çıkmıyordu.

Annem ise feryadı koparmıştı.

"Kızım! Ne oldu sana yavrum!?"

Annemi sakinleştirmek için önce çocukların buradan gitmesi gerekiyordu.

"Boran çocuklar..."

Diyince Boran çocukları alıp bahçeye çıktı. Annemle baş başa kalmıştık. Bütün olanları anneme anlattıktan sonra oda olanlara inanamamış. Ağlayarak bana sarıldı.

"Hiç merak etme güzel kızım. Ben seni iyileştirceğim."

"Annem..."

Diyerek Sarıldım anneme. Çok yaklaşmıyordum her ne kadar sargılarım olsa da yanık olan yerler nereye temas ederse acıyordu.

"Sen şimdi bekle ben Boranı çağırıyım seni yatağa yatırsın uyu biraz. "

Dedikten sonra bahçeye çıkıp Boranı çağırdı. Boran çocuklarla beraber içeriye gelmişti. Annem beni yatağa yatırmasını söyledikten sonra biz odamıza annem de mutfağa geçmişti. Boran beni yatağa yatırdıktan sonra yorganı tamamen kaldırıp pencereyi araladı.

"Bir şeye ihtiyacın olursa seslenmen yeterli."

Dedikten sonra dudaklarıma bir öpücük bırakmıştı. Tam o sırada kapımız çalındı. Boran üzerini düzeltip;

"Gir!"

Dedikten sonra içeriye Havin ve Gülşin girmişti.

"Şey Borancım gelmiyor musun seni bekliyoruz oyun oynayacaktık ya hani?"

Dedi Gülşin. Havin de ona destek oluyordu.

Kafamı çevirip Boran'a baktım.

"Kocama el mi koyuyor bunlar?"

Dedim gülerek.

"Estağfurullah karıcım"

Dedi ciddi bir şekilde.

"Hayır kızlar kocamı size veremem lütfen siz kendiniz oynayın oyununuz."

Diyerek onları göndermeyi planlıyordum. Ama başaramamıştım.

"Yarım saatcik oynayıp gelsem olmaz mı karıcım?"

Diyen Boran'a bakıyordum. Gülerken yaralarım acıdığı için gülmemeye çalışarak;

"İyi tamam. Ama sadece yarım saat."

Dedikten sonra Boran ve kızlar odadan çıkmış ve ben yanlız kalmıştım...

Bölüm sonu

29 yorum