Kapının önünde yaklaşık iki dakikadır bekliyordum. Züleyha mutfaktan bir bıçak kapıp gelmişti.
"Kimsin?"
Dedim bağırarak.
"Boran"
Hızlıca kapıyı açtım. Karşımda Boran dikiliyordu. Gözyaşlarımı tutamamıştım ağlayarak sarıldım Boran'a.
"Şşt ağlama. İyiyim ben"
Diyerek sarıldı oda bana. Züleyha kapıyı kapatmış mutfağa geçmişti.
Boran beni kendinden ayırıp yüzüme baktı;
"Bu ne hal Şilan?"
Ağlamaya devam ediyordum.
"Ne var halimde?"
Dedim sakince.
"Makyajın akmış elbiseni de kirletmiş. Pasaklı olduğunu hiç bilmiyordum"
Diyerek tebessüm etti.
"Hiç de bile! Ben çok temiz ve özenli bir hanımefendiyim"
Dedim gülümsemeye çalışarak.
"Tamam tamam"
Diyen Boran beni kucağına alarak yatak odasına çıkardı. Ben yatağın üzerinde otururken ceketini ve gömleğini çıkararak bana doğru yaklaştı;
"Hadi bir duş aldırayım sana. Yüzünü de temizleyelim. Olur mu?"
"Olur"
Dedim ayağa kalkarak.
"Temiz kıyafet getiriyim ben"
Diyerek odama geçtim. Pijamalarım elimde odaya geri döndüğümde Boran beni bekliyordu.
"Ben suyu ayarladım sen geç istersen."
Diyerek eliyle banyoyu işaret etti. Pijamalarımı yatağın üzerine bırakıp banyoya girdim. Elbisemi çıkarmak için elimi fermuara attım. Yetişemiyordum. Açmayacağımı anladığımda banyodan Boran'a seslendim.
"Boran bir dakika gelir misin?"
Kapı açıldı ve Boran içeriye girdi.
"Efendim?"
Biraz mahçup bir ifadeyle;
"Fermuarımı açar mısın?" dedim.
"Dön bakalım arkanı."
Diyen Boran'a sırtımı dönüp fermuarımı açmasını bekledim. Yavaşça fermuarımı açarken saçlarımı da bir eliyle toplamıştı. Fermuar belime kadar indikten sonra;
"Gerisini sen halleder misin yoksa ben halledeyim mi?"
Diyerek sordu.
"Ben hallederim."
Diyip yüzümü Boran'a döndüm. Üzerinde yüzücü atletiyle şortu vardı.
"Tamam"
Diyerek suyun altına girdi. Duşakabinin kapısını kapatmışt beni bekliyordu. Bu yaptığımın doğru olup olmadığını bilmiyordum o yüzden içimde bir tedirginlik vardı. Vaz mı geçseydim? Ama o benim kocam biz evliyiz değil mi? Bunda anormal bir şey yok. Utanç duyacağım bir durum yoktu ortada.
İçim rahatlamıştı. Ne kadar süredir bunları düşünüyordum bilmiyorum. Yavaşça elbisemi çıkarıp duşakabinin kapısını açtım. İçeriye girip kapıyı kapattım. Boran beni kolumdan tutup nazikçe suyun altına soktu. Ilık su saçlarımdan akıp belime doğru ilerliyordu. Boran'ın elleri saçlarıma uzandı. Saçlarımın her yerinin ıslanması için saçlarımı dağıtıyordu.
"Boran."
Dedim sessizce.
"Efendim sevgilim?"
Diyerek devam etti bir yandan da eline döktüğü şampuanı saçıma sürüyordu. Şampuanı masaj yaparak saçıma sürerken ben devam ettim;
"Ben... Çok korktum sana bir şey olucak diye."
Dedikten sonra gözlerimi Boran'a çevirdim. Şaşkınla bakıyordu. Oda haklıydı bunlar benden beklenmeyecek hareketlerdi. Fakat ben gerçekten onun için endişelenmiştim.
"Endişelenecek bir şey yok sevgilim. Her ne olursa olsun başıma ne gelirse gelsin akşam evime ve senin yanına mutlaka gelirim."
Diyerek saçımda ki köpüğü duruladı.
"Söz verir misin bana bunun için?"
Dedikten sonra Boranın ellerini tuttum. Su ikimizi de ıslatıyordu.
"Söz veriyorum"
Diyerek yüzümde ki makyajı temizlemeye koyulmuştu. Nazikçe akmış olan maskaramı temizledi. Sıra rujumu temizlemeye geldiğinde yumuşak dokunuşlarla dudaklarımda ki ruju da temizledi.
Ellerini dudaklarımdan çekmemişti. Onu izliyordum. Gözlerime bakmamak için verdiği çabaya hayran bırakmıştı beni.
"Boran"
Dedim tekrardan. Gözleri gözlerimi bulmuştu.
"Efendim"
Cevap vermemiştim. Gözlerimiz kilitlenmiş bir şekilde birbirmizi izliyorduk. Elini dudaklarımdan çekmiş yüzümü okşamaya başlamıştı. Eğildi dudaklarımı öpmeye başladı. Su bizi ıslatmaya devam ederken ben de Boran'a karşılık vermeye başlamıştım.
"İncitmek istemiyorum seni"
Dedi bir müddet sonra.
"İncitmiyorsun. Ben seninleyken kendimi güvende hissediyorum."
Diyerek sarıldım Boran'a. Suyu kapattıktan sonra Boran da bana sarılmıştı.
"Seni seviyorum... Seni çok seviyorum kadın."
Diyerek aldığı havluyla beni sarmalayıp kucağına alarak banyodan çıkardı. Banyodan çıkmış odanın ortasında dikiliyordum. Daha sonra Boran gelip;
"Giyinmemişsin üstünü?"
Diyerek bana baktı.
"Şey..."
"Ney?"
Dedi bana bakarak.
"Ben çamaşır getirmeyi unutmuşum"
Dedim yatağın üzerini işaret ederek. Boran bir iki dakika yatağın üzerine baktıktan sonra bana doğru yaklaştı.
"Daha iyi bir fikrim var!"
Diyerek güldü. Haylaz bir şekilde gülüyordu. Anlamıştım.
Üzerimde ki havluyu yavaşça çekip aldı. Eli sütyenimin kopçasını çoktan bulmuştu bile. Kopçayı açtıktan sonra sütyenim yere düşmüştü zaten. Havluyla topladığım saçlarımı serbest bırakmıştı. Saçlarım göğüslerimin üzerine dökülürken Boranı izliyordum.
Beni yatağa yatırırken içimde tuhaf bir his vardı.
"Korkma senin istemediğin canını yakacak hiç bir şey yapmam."
Diyerek güven vermişti bana. Çıplak bir şekilde karşısında olmak beni biraz da olsa rahatsız etmişti ama o gayet mutluydu.
Zaman geçmiyordu sanki. Sabah olsun hiç istememiştim. İlk defa bu kadar uysal davranıyordum Boran'a karşı. Bedenim tamamen onun olmuştu...
Sabaha karşı ikimiz de yorgun bir şekilde uyumuştuk.
(11.54 sabah saatlerinde...☀️)
Uyandığımda beni izleyen bir çift göz ile karşılaştım. Boran'ın yüzünde sıcacık bir gülümseme vardı. Gözlerinin için gülüyordu.
"Günaydın sevgilim!"
Diyerek yüzünü okşadım.
"Günaydın!"
Diyerek alnımdan öptü.
"Kahvaltı hazırdır hadi aşağı inelim"
Diyerek devam etti Boran.
"Tamam." Diyip yataktan çıktım. Köşede duran havluyu üzerime alıp odadan çıktım. İçim kıpır kıpırdı. Dolabımı açıp elbisemi giyindim.
Saçımı taradım ve aşağıya indim. Boran çoktan takım elbisesini giyinip aşağıda inmiş sofrada beni bekliyordu. Neşeyle gidip yanına oturdum. Mis gibi kahvaltı sofrası önümüzde duruyordu. Kahvaltı ederken Züleyha bir bana bir Boran'a bakıp duruyordu. İkimizde kıkırdıyorduk çünkü. Fakat Züleyhanın yüzü sirke satıyordu. Hatta bir agresiflik vardı üzerinde.
"Eee bu gün ne yapacak benim güzel karım?"
Diyerek sordu Boran.
"Bilmiyorum sevgilim ama evde olmam herhalde. Anneme uğrarım Rüzgar bebeği görürüm belki."
Diyerek tabağımda ki yumurtanın son parçasını da yedim.
"Bana reçelli ekmek yapmaya ne dersin?"
Diyerek güldü Boran. Sanırım başıma bela etmiştim artık onu.
"Hay hay efendim!"
Diyerek elime aldığım ekmeğe önce biraz tereyağı sonra da reçel sürüp Boran'a uzattım. Ekmeği elimden alıp avuç içimi öptü. Çayımın bittiğini farkedince bardağımı Züleyhaya uzattım;
"Çay alabilir miyim Züleyha?"
Demiştim. Züleyha hiç bir şey söylemeden mutfağa gitti. Boran'a döndüm;
"Neyi var bunun?"
Boran da anlamamıştı sanırım.
"Bilmiyorum canım anlatmak istemediği bir durum da olabilir çok sıkıştırmadan sor istersen."
"Pekala."
Diyip önüme döndüm. Züleyha elinde çaydanlıkla masaya geldiğinde bardağımı ona doğru uzattım. Fakat onun niyeti çayımı doldurnak değil beni yakmakmış nerden bilebilirdim ki? Sadece çaydanlıktaki kaynar suyu üzerime boca ettiğini hatırlıyordum.


