İçeriğe geç

AŞK-I BERDEL

Bölüm 33 · 13 dk okuma

AŞK-I BERDEL

Bölüm 33

33.Bölüm

"Tamam yakalanıcaz"

Diyerek durdurdum Boranı. Sonra da tekrar koltuğa uzandım. Züleyha ıhlamur getirmişti.

"Buyur Şilan hanım"

Uzattığı bardağı alıp bir yudum içtim ıhlamurdan.

"Ben bakarım karıma Züleyha. Sen izinlisin 1 hafta"

Dedi Boran evde daha rahat olalım ve planımız ortaya çıkmasın diye. Züleyha itiraz etmeye hazırlanıyordu ki Boran onu durdur.

"İtiraz falan istemem. Hem konakta sana ihtiyaç olabilir. Malum düğün hazırlıkları var sen bizi temsilen oraya git."

Züleyha bir iki dakika durduktan sonra ona da mantıklı gelmiş olmalı ki konağa gitmeyi kabul etti. Giderken de Boranı sıkı sıkı tembihliyordu.

"Ağam ilaçlarını saatinde ver. Dışarıya çıkmasın. Kalkınca mutlaka hırkasını giydir çoraplarını giyinsin."

Boran Züleyhanın çantasını almasını beklerken kafasını sallayıp duruyordu.

"Aaa Züleyha tövbe tövbe karıma kötü bakacak değilim ya!"

Sanırım sabrı taşıyordu.

"Tamam tamam. Dikkat edin kendinize."

Dedikten sonra Boranla vedalaşıp çıkmıştı Züleyha.

Boran kapıyı kapatır kapatmaz koşar adımlarla gelip kendini diğer koltuğun üzerine bıraktı. Derin bir oh çekmişti.

"Oh bee!''

Diyerek bende oturur pozisyona geçmiştim. Elimde ki ıhlamuru masaya bırakıp ayağa kalktım.

"Başardık!"

"Eee artık bunu kutlarız!"

Dedi Boran ayağa kalkarak.

"Kutlarız tabi"

Dedim Boran'a dönerek.

"O zaman tatile çıkalım 1 hafta misler gibi"

Aslında kulağa hoş geliyordu ama bizi ziyarete gelen illa ki olacaktı. Bu çok riskli olur.

"Bu çok riskli Boran. Birileri bizi kontrole gelebilir ve burada olmazsak plan patlak verir"

"Haklısın"

"O zaman ben odama geçiyim bir şey olursa haber et"

Dedikten sonra merdivenlere yöneldim. Bütün gün ne yapacağımı da bilmiyordum. Hatta bütün gün değil 5 gün boyunca ne yapacaktım asıl? Mirzanın düğününe gitmekten iyidir aslında ama eve tıkılıp kalmak pek de iç açıcı değildi.

Odama girdikten sonra kapı çalındı. Birisi gelmişti. Hemen battaniyeye bürünüp indim salona. Boran kapıyı açmış birisiyle konuşuyordu. Biraz daha yaklaşınca gelenin Hazar Ağa olduğunu farkettim.

"Sen iyi bakamazsın gelinime. Konağa gidiyoruz orada daha iyi bakarlar"

Demişti Hazar Ağa. Gelinim mi!? Bu adam benimle kafa mı buluyordu.

Boran itiraz ederken bende arkadan öksürüyordum.

Boran her ne kadar Hazar Ağa'nın karşısında dirensede fayda etmiyordu.

"Baba ben boşuna mı tıp okudum!? Karıma bakabilirim"

"Yok öyle bişey! Gözümün önünde olun. Göndermişsin Züleyhayı aklı burada kalmış. Toparlanın gidiyoruz."

Araya girmiştim.

"Hazar Ağam ben evde iyiyim ya! Hiç gerek yok hem kocacım bana bakar."

Diyip başımı Boranın göğsüne dayadım.

"Olmaz öyle şey. Bu hayta daha kendine bakamıyor sana da bakamaz."

Boran bana sarılmış bir şekilde bir iki adım geriye çekildi.

"Yoruyosun Şilani baba. Doktor ayağa bile kalkmasın dedi."

Tam zamanıydı bayılma taklidi yapmanın.

"Peki ben çantamı alıp geleyim. Sende peşimden gel bir kaç parça kıyafet al Boran."

Dedikten sonra Boran tek kaşını kaldırmış bana bakıyordu. Henüz planımdan haberi yoktu çünkü. Giderken fısıldadım;

"Dediğimi yap. Bir iki adım arkadan gel"

"Ben bekliyorum sizi burada"

Dedi Hazar Ağa peşimizden. Ben önde Boran arkada salonun ortasına doğru gelmiştik ki birden kendimi sırt üstü yere bıraktım. Boran'ın reflekslerine güvenim tamdı. Tahmin ettiğim gibi anında beni yakalamıştı.

"Sen varya çok fenasın!"

Dedi Boran beni tuttuktan sonra.

"Şşt sessiz ol gerçekten bayılmışım gibi yap"

Hazar Ağa koşar adımlarla içeriye girdi.

"Ne oldu!?"

Ben gözlerimi kapatmış dinliyordum konuşulanları.

"Bilmiyorum!"

Dedi Boran panikle.

"Doktor çağıralım!"

Dedi Hazar Ağa. Boran araya girerek;

"Ben çağırırım. Sen konağa git baba. Biz gelmiyoruz!"

"Çağır bekliyorum."

Dedi Hazar Ağa. Boran beni kaldırıp koltuğa yatırdıktan sonra arkadaşını aradı. Ne yazık ki telefonu açmıyordu. Sanırım bizim planımızı bozan da bu olmuştu. Telefon uzun bir süre açılmayınca Hazar Ağa daha fazla dayanamayarak kendi başka bir doktoru arayıp çağırdı. Zangır zangır titriyordum.

Beni düşündüğünden değil kendini düşündüğünden yapıyordu bunu. Töreler.... Biz olmadan olmayan şu töreler.

Boran kolonyayla beni ayıltımış gibi yaparken bende yavaş yavaş gözlerimi açıyordum.

"İyi misin Şilan?"

Dedi Hazar Ağa bana bakarak.

"İyiyim iyiyim. Bir anda gözlerim karardı"

Dedim. Boran Hazar Ağa'nın arkasında gülüyordu. Sanki birazdan gelen doktor oyunumuzu ortaya çıkarmayacakmış gibi!

Dakikalar sonra doktor gelmişti. Boranla bakışıyorduk. Doktor beni muayene etmek istemişti.

"Sırtınızı açın Şilan hanım"

Dedikten sonra Boranın çıldırması bir dakikayı bulmuştu.

"Ne demek sırtını aç!? Hayır efendim tişörtün üzerinden muayene et!"

Doktor Boran'a bakıyordu.

"Şaka mı bu?"

Dedi doktor Hazar Ağaya bakarak. Hazar Ağa da Boranın huyunu bildiği için ses etmemişti.

"Şaka gibi mi duruyo? İstersen bir daha sor"

Doktor Boranın sıkıntılı bir tip olduğunu farkedince tişörtümün üzerinden muayene etmeyi kabul etmişti.

Doktor muayeneden sonra Hazar Ağaya dönüp;

"Çok şaşırtıcı ama hiç bir şeyi yok. Emin misiniz hasta olduğuna?"

Hazar Ağa bir bana bir Boran'a baktıktan sonra doktora döndü;

"Ne demek hiç bir şeyi yok doktor? Şurada düştü gözümün önünde yere"

Eliyle düştüğüm yeri işaret etti.

"Vücudu dirençsiz olabilir. Ya da kan değerleri düşüktür. Mutlaka baktırın bir ara ama şuan korkulacak bir durum yok."

"Tamam doktor oğlum sağol"

Dedikten sonra Hazar Ağa doktoru geçirip geri gelmişti.

"Düğünden teziyok şu değerlere baktırıyosun Boran"

Dedikten sonra bana dönerek;

"Hadi gidiyoruz toparlan kızım sende"

Artık mecbur bir şekilde ayağa kalkıp odama çıktım. Üzerimi değiştirdikten sonra telefonunu ve çantamı alıp aşağıya indim. Boran ben ve Hazar Ağa konağa gitmek için arabaya binmiştik.

Konağa varınca Boran kapının önünde elimi sıkı sıkı tutmuştu. İçeri girer girmez odamıza çekildik.

Ben yatakta otururken Boran volta atıyordu.

"Napıcaz şimdi?"

Dedim Boran'a

"Bilmiyorum. Mecburen katılacağız bu düğüne"

"Yapacak bişey yok. Başa gelen çekilir"

Diyip yatağın üzerinde ayağa dikildim. Boranın boyuna ancak yetişmiştim. Boran ne yaptığıma bakıyordu.

"Ne yapıyorsun?"

Diyerek yanıma yaklaştı.

"Boyuna yetişmiş miyim diye bakıyorum."

Diyerek Boranla boyumu ölçmeye çalışıyordum. Oldukça yakınlaşan Boran bana bakarak;

"Tek sorunumuz bu mu karıcım?"

Demişti. Tabiki tek sorunumuz bu değildi ama şu durumda zaten yapılacak pek bir şey yoktu.

"Evet tek sorunumuz bu değildi belki ama yapacak hiç bir şeyimiz kalmadı."

Diyerek kolumu kaldırıp Boran'ın boyunun hizasında tutarak kendimce boyunu ölçmeye çalıştım.

"O öyle olmaz"

Dedikten sonra Boran beni kucaklamıştı.

"Böyle olur!"

Şimdi Borandan çok daha uzundum. Hoşuma gitmişti. Ellerim Boranın saçlarının üzerindeydi. Yumuşacık saçları vardı. Biz kıkırdarken odaya pat diye birisi girmişti. Kafamı çevirince bize bakan Mirzanın nişanlısıyla göz göze gelmiştik.

"Hayırdır canım yolunu mu kaybettin?!"

Dedim Borana daha sıkı sarılarak.

"Yok Mirzayı arıyorum"

Dedi gözlerini devirerek.

"Bizim odamızda mı?"

Dedim Gülerek. Boran beni tutmakla meşguldü.

"Odaları karıştırdım"

Uyduruyordu. Odaları karıştırdığı falan yoktu.

"Yeme beni kızım!"

Dedim bir anda ciddileşerek.

"Benim sinirimi bozma gelin hanım!"

Demişti cıvık cıvık konuşarak.

"Gelin hanım değil HANIM AĞAM diyeceksin. Sonuçta bu evin bir tane hanım ağası var değil mi?"

Böyle şeylerde kesinlikle gözüm yoktu. Fakat bu kız haketmişti.

"Ben de Hanım ağayım yanlız"

Diyerek bana karşılık vermişti. Ben tam konuşacakken Boran benim yerime konuşmuştu.

"Yanlışın var bu evin tek hanım ağası var oda benim karım."

Off ben bu çocuğu yiycem yaa!

"Duydun kocamı değil mi? Hadi sen git kocanı bul. Demi kocacım gitsin kocasını bulsun"

Boran beni destekleyerek;

"Bence de karıcım gitsin kocasını bulsun bu ya"

Dedikten sonra kızın odadan çıkmasını beklemiştim ama o yere çivilenmiş bir şekilde bizi izliyordu.

"Yok ben bunun bir saçını yolayım izin ver beş dakika Boran"

Diyip çırpınmaya başlamıştım.

"Bırak şunu Boran bırak da gelsin"

Demişti. Mirzanın nişanlısı.

Boran'a döndüm;

"Boran mı dedi?"

Dedikten sonra Boran beni yere indirmiş saçlarımı geriye doğru toplarken;

"Yok.. yok... Öyle demedi sen yanlış duydun"

Demişti.

"Yok yok Boran dedi. Ben doğru duydum."

Kızın saçına yapışmış bağırıyordum;

"Sen bana nişan günü kocamdan uzakdur demedin mi!? Bak ben hiç muhattap olmuyorum sen nasıl adıyla hitab edersin benim kocama?"

Boran ellerimi çekiştirip duruyordu.

"Boran!"

Diyip kendimi kurtardıktan sonra daha çok atılmıştım kızın üzerine.

"Boran senin askerlik arkadaşın değil!"

"Boran benim askerlik arkadaşım!"

Diyip ellerini bana uzatmıştı.

"Allaaahhh!!"

Dedikten sonra kendimi kaybetmiştim. Sadece araya Esmanın girdiğini hatırlıyorum.

"Şilan! Napıyorsun sen ha!?"

Esma elini tokat atmak için kaldırdığı anda araya Boran girmişti.

"Sakın! Sakın bir daha karıma elini kaldırayım deme Esma!"

Esma elini indirdikten sonra hışımla odadan çıktı. Çıkarken Mirzanın nişanlısını da götürmüştü.

Ben Boranın kızmasın beklerken o bir kahkaha koparmıştı.

"Hayırdır inşallah ne oldu?"

Diyerek yatağa oturdum.

"Minicik bir şeysin ama yemin ediyorum içinde ejderha yatıyor Şilan"

Bende gülmeye başlamıştım.

"Şu çorapları giyen birisinin içinden ejderha çıkma ihtimali çok az"

Eliyle ayaklarımı işaret ediyordu.

Sanırım bir miktar haklıydı.

"Çok güzelmiş çoraplarım"

Diyerek gülmeye başladım.

"Bence de çok güzeller"

Diyen Boran ayağımı gıdıklamıştı.

"Uff ben bu kızı hiç sevmedim Boran!"

Dedim iki dakika sonra.

"Belli oluyor sevmediğin. Parçalayacaktın"

"Daha iyi bir fırsat elime geçemezdi valla! Hem odamıza ne hakla öyle giriyor paldır küldür. Bir de bana göz dağı veriyordu yok kocamdan uzak dur falan diye. Haketti oda uzak dursun Boran diyor bide ya! Boran ne? Babanın oğlu mu Boran? Boran ağam varken Boran abi varken. Boran ne?!"

Boran sırıtarak;

"Sen beni mi kıskandın?"

Demişti. Yaniiii öyle olmuştu aslında ama bunu belli edecek değildim.

"Yok ya ben onun bana söylediği şeyi kendisi de yapmadığı için kızdım."

"Tabi efendim"

Dedi Boran ayağa kalkarak.

"Nereye?"

Dedim hemen peşinden.

"Hazırlan yemeğe çıkalım. O kızla aynı masada oturmasan daha iyi olur gibi."

"Çok iyi bir teklif hemen geliyorum!''

Diyip banyoya girdim. Üzerimi değiştirip çıktıktan sonra Boranla beraber avluya indik. Herkes sofrada oturmuş bizi izliyordu.

"Size afiyet olsun. Biz yemeğe gidiyoruz"

Demişti Boran. Esma hiç durur mu?

"Ne yemeği? Burada masa kurulmuş gitmek de ne oluyor?"

"Sen kim oluyorsun Esma?"

Dedi Boran kapıyı açarak.

"An-"

Annenim diyecekti ki Boran deliye döndü;

"Değilsin! Anla şunu artık! Sen benim annem değilsin!"

Hazar Ağa sesini bile çıkaramıyordu.

"Buyur karıcım"

Diyerek bana yol veren Borana teşekkür edip kapıdan çıktım. Boran da arkamdan gelip arabayı çalıştırmıştı.

"İyimisin?"

Dedim sessizce.

"Çok iyiyim"

Dedi Boran bana dönerek. Gerçekten de iyiydi.

"Eee nereye gidiyoruz?"

Diyerek devam etti lafına. Nereye gideceğimizi bilmiyordum yani seçimi bana bırakmaz diye düşünmüştüm.

"Bilmiyorum..."

Dedikten sonra Boran;

"Bilirsin bilirsin düşün hadi birşeyler."

Dedikten sonra arabayı durdurup kemerimi takmıştı.

"Aklıma bir yer gelmiyo ki.."

Dedim mızmızlanarak.

"Düşün bakalım."

"O zamaannnn çiğköfteciye gidiyoruz Borancım!"

Bağırarak söylemiştim. Boran iki dakika bana baktı. Ciddi olup olmadığımı sorguluyordu.

"Ne oldu? Hani ben ne yemek istersem onu yiyecektik?"

"Daha elit bir yer seçersin diye düşünmüştüm. Yani sonuçta bir Ağayım ve sende ağa karısısın. Çiğköfteci.... Biraz şey"

Sözünü kestim.

"İtiraz yok hadi bakalım en yakın çiğköfteciye sür Boran Ağa."

"İyi bakalım"

Çiğköftecinin önünde durup arabadan indik. Biz mekana girer girmez herkes hazırola geçmişti. Bir masaya oturup acılı çiğköfte söyledik.

"Şimdiii sana bir soru çiğköfte şalgamla mı yenir yoksa ayranla mı?"

Diye sordu Boran.

"Soru mu bu? Tabiki de ayranla!"

Çiğköfteleri yedikten sonra konağa döndük. Saat geç olmuştu avluda sadece Mirza ve nişanlısı oturuyordu.

Boran sessizce;

"Koluma gir"

Dedikten sonra bende onun dediğini yapıp Boranın koluna girdim. Bir kaç adım attıktan sonra Mirzanın kahkaha sesi kulaklarımızı doldurdu.

"Demek Şilandan dayak yedin?"

Boran durmuştu. Eee bende durmuştum mecburen.

"İşte benim sevdiğim kadın!"

Diyerek devam etti. Kimden bahsettiğini ayırt etmeye çalışırken Mirza yanımıza gelmişti bile. Bana dönerek;

"Çok hırpalamasaydın Şilan"

Dedi. Boranın koluna tırnaklarımı geçirmiştim.

"Çekil git uğraştırma bizi!"

Diyerek Boranın kolunun altına doğru girdim. Sonuçta Boran varken benim bir şeyler söylememe gerek yoktu.

"Bak eğer evlenme dersen koyarım bu kızı kapıya Şilan."

Bu lafları benim bile canımı yakmıştı. Kim bilir o kız nasıl üzülmüştü.

"Karımdan uzak duracaksın demedim mi ben sana?"

Dedi Boran sakince. Beni asıl korkutan sakin olmasıydı. Çünkü bu sakinliğini arkasından şiddetli bir kasırga gelecekti.

"Dedin... Ama çok güzel karı almış baban sana suç benim mi?"

Diyerek bana doğru yaklaştı. Boran beni iyice arkasına iterek önüme geçti.

"Şilan içeri gir"

"Boran nolur bir şey yapma."

Dedim korku dolu gözlerle.

"Tamam sevgilim sen içeriye gir geliyorum ben şimdi."

Yavaş yavaş içeriye girdim. Odamızın perdesini aralayıp izlmeye koyuldum. Ortalık karanlıktı. Sadece konuşma sesleri duydum. Sesler kesildi daha sonra dışarıya çıktım. Ortada ne Boran ne de Mirza vardı. Tekrar içeri girdim Mirzanın nişanlısı sızlanıyordu.

"Ne oldu!?"

Dedim aceleyle.

"Beğendin mi yaptığını!"

"Ne yaptım?"

Dedim şaşkınlıkla.

"Senin yüzünden Boran Ağa Mirzayı yaka paça götürdü konaktan!"

Of biliyordum Boranın böyle bir şey yapacağını. Neden yanlız bıraktım ki!?

"Nereye gittiler?!"

Dedim alel acele.

"Bilmiyorum!"

Diyerek üstüme yürümeye başladı kız.

"Bana bak çok fena yaparım seni! Gelme üstüme!"

"Öyle mi Şilan!?"

Dedi kız daha fazla yaklaşarak.

"Senin adın ne ya!? Ben sana kız demek istemiyorum sürekli!"

Diyerek bir adım geriye gittim.

"Adım mı!? Adım Leyla! Ama sen kısaca ecelim dersin!"

Üstüme atlamıştı. Beni hırpalamaya başlayınca Boranın kendimi korumam için verdiği silaha gitti elim. Silahı çıkardıktan sonra havaya iki el ateş ettim. Geri çekilmişti.

"Leyla demek? Güzel isim çok sevdim ama mezar taşına daha çok yakışacak bence."

Silahı Leylaya doğrultmuşken Beyzanın araya girip silahımı alması sonucu avel avel baka kalmıştım.

"Ne yapıyorsun yenge?!"

"Ver silahımı Beyza! Öldürücem bu salak kızı!"

"Hayır yenge! Elini kana bulamana izin veremem!"

"Beyza!"

Diyip sustum. Aslında şuan bundan daha önemli bir sorunumuz vardı. Boran Mirzayı bu sefer öldürmeye götürmüştü.

"Beyza Boranı ara! Çabuk!"

Dedikten sonra Beyza telefonunu çıkarmış Boranı aramaya koyulmuştu. Ama Boran telefonu açmıyordu.

"Beyza Boran bu sefer Mirzayı öldürecek! Bir şeyler yapmamız lazım çok acil!"

"Yengem fenalaştı diye mesaj atıcam. Mutlaka döner."

Diyen Beyzanın elleri titriyordu. Belli ki oda korkmuştu benim gibi. Leyla denen kız ise köşeye oturmuş haber bekliyordu.

Mesajı attıktan yaklaşık otuz saniye sonra Beyzanın telefonu çaldı. Arayan Borandı.

"Neyi var!? Ne oldu!? Nerdesiniz? Geliyorum hemen "

Telefon kapanmıştı. Yaklaşık 5 dakika sonra Boran kapıyı kırarcasına içeriye girmişti. Beni omuzlarımdan tutup silkeledi.

"Neyin var!?"

Beni etrafımda bir tur döndürüp her yerimi kontrol etmişti.

"Neyi var Beyza!? Neyi!?"

Beyza korkudan konuşamıyordu bile.

"Abi şey..."

"Ne Beyza? Bana yengem fenalaştı diyen sen değilmiydin? Neden bana yalan söyledin!?"

Boran çıldırmak üzereydi.

Beyza susumuştu.

"Ben söyledim"

Dedim sessizce. Boran bana dönmüştü. Gözleri bana meydan okurcasına bakıyordu. Korkuyordum. Bir şeyler yapıp Boranı sakinleştirmem gerekiyordu. Panikle Borana yaklaştım. Sımsıkı sarıldım.

"Özür dilerim ama korktum! Onun yüzünden elini kana bulamandan korktum! Aklım çıktı Boran! Çok korktum lütfen bana kızma ne olur"

Bunların hepsini tek nefeste sıralamıştım. Boran hiç kımıldamadan ellerini sırtıma götürdü. Dakikalarca öyle kaldık. Beyza ve Leyla bizi izliyordu muhtemelen. Sonunda sessizliği bozan yine Boran olmuştu.

"Odamıza gidelim sevgilim"

"Tamam gidelim."

Dedikten sonra Boranın kucağında odamıza doğru gidiyorduk. Tam odaya girecekken Boran Beyzaya seslendi;

"Mirza dışarıda arabanın içinde. İndirip panusman edin. Suratı dağıldı."

Dedikten sonra kapıyı açıp beni yatağa oturttuktan sonra tekrar kapıyı kapattı.

Konuşmak istemiyordum. Sanırım Boran da konuşmak istemiyordu bu durumu.

"Sen üzerini değiştir ben yatağı açayım"

Dedi Boran. Bende yavaştan banyoya gidip pijamalarımı giydim. Döndüğümde Boran yatağı açmış çoktan yatmıştı. Bende yavaşça battaniyeyi kaldırıp altına girdikten sonra üzerimi örtüp başucu lambamı kapattım. Boranın yüzü bana dönüktü. Elini belime atıp beni göğsüne yatırmıştı.

"Sinirlendiğim zaman bana öyle sarılıyorsun ya hani... İşte o zaman bütün sinirim geçiyo. Kırk insanı devirecek gücüm dahi olsa senin kollarındayken kendimi aciz ve güçsüz hissediyorum."

Elleri saçlarıma uzanmıştı. Saçlarımı okşuyordu. Ne diyeceğimi bilmiyordum. O yüzden kendimi uykunun tatlı kollarına ve Boranın göğsüne bırakmıştım...

⭐

Sabahın erken saatlerinde kapımızın tıklatılmasıyla uyanmıştık. Ben alel acele uyanıp kapıyı açtıktan sonra karşımda Beyzayı bulmuştum.

"Eee bu gün düğün günü hazırlanalım ama değil mi?"

"Çok erken ama Beyza"

Dedim somurtarak.

"Erken kalkan yol alırmış!"

Fısıldayarak;

"Mirza ne durumda?"

Diye sordum Beyzaya. Dudaklarını dişlemeye başlamıştı.

"Çok çok çok kötüydü yenge... Düğünde insanlar nasıl ona bakıcak bilmiyorum"

"Düğün mü kaldı? Leyla gitmedi mi?"

Dedim şaşkınlıkla. Onca lafa rağmen burada olamazdı hala.

"Burada yenge"

Dedi Beyza gözlerini devirerek. Oda şaşkındı benim gibi.

"Ben Boranı kaldırayım sonra hazırlık yaparız."

Dedikten sonra odaya girdim. Boran uyanmış telefona bakıyordu. Beni görür görmez telefonu kapatıp komodinin üzerine koydu.

"Günaydın güzelim"

Dedikten sonra ayağa kalktı.

"Güzelim?"

Dedim gülerek.

"Gül sen gül başına geleceklerden habersiz karıcım"

Tedirgin olmuştum.

"Ne gelecek yine başımıza?"

"Süpriz!"

Diyen Boran ayağa kalkarak banyoya girdi. Bende yatağı toparlayıp üzerimi değiştirdim. Boran da banyodan çıkmıştı.

"Ben çıkıyorum. Bir şey olursa mutlaka haber ver Şilan."

Dedikten sonra apar topar konaktan ayrıldı. Bende avluya inip kahvaltı yaptıktan sonra sofrayı toplarken kapı çalındı. Kapıyı açınca içeriye birkaç kadın girdi. Ellerinde bolca kıyafet ve çantalarla gelmişlerdi.

"Siz kimsiniz?"

Dedim merakla bakarak.

"Boran Bey gönderdi bizi Şilan hanım. Düğün için kıyafet modelleri getirdik size."

"Süpriz buydu demek"

Dedim gülerek. Kadınları içeriye buyur ettikten sorna kıyafetlere bakmaya başlamıştım. Oldukça fazla model ve renk vardı ama ben gözüme ilk çarpan elbiseyi istemiştim.

Saçım ve makyajım da hazır olmuştu. Geriye sadece Boranı beklemek kalmıştı...

Bölüm sonu

12 yorum