Yatakta dönerken bir şeye çarptım. Allah Allah yatağın içinde neye çarpmış olabilirim ki? Diyerek kalkınca Boran'a çarptığımı farkettim. Ellerimle gözlerimi ovuşturarak idrak etmeye çalışıyordum Boranı.
Yataktan kalkmak için çırpınırken çıplak olduğumu farkettim...
"BORAN!!"
Homurdanıyordu. Ben ise kırmızı alarm varmış gibi Boran'a bağırıyordum çünkü Boran da çıplaktı... Tahmin ettiğim şeyi yapmış olamazdık! Hayır hayır o kadar içmedim!
"Boran kalk diyorum sana!!"
"Ne oldu Şilan?! Yine ne var uykumu bölüyosun?"
"Kalksan anlayacaksın!"
Boran yatakta doğrulunca çarşafı boğazıma kadar çekmiş olan beni süzüyordu.
"Ne işin var burda?"
Diyerek bana baktı. Ne yani burada ne işim olduğunu bilmeyecek kadar aptal mısın ya!
"Hiç ya öylesine geldim. Yatağın rahat mı diye bakıp gidecektim bir anda daha iyi bir fikir geldi aklıma ve soyunup yatağa girdim!"
"Ne?!"
Diyerek kendini kontrol etti.
"Şilan... Biz..."
Evet köşeli olan jetonları yeni düşmüştü.
"Sus! Ben hiç bir şey hatırlamıyorum... "
"Bende hatırlamıyorum"
Diyerek eliyle başını ovuşturdu.
"Çok içmiştin seni kontrol etmeye çalışıyordum... Bende içtim ama... Ama bilmiyorum sonrasını"
Aptal aptal bakışırken ben odaya göz gezdiriyordum. Kıyafetlerimiz yatağın az ilersinde yerde buruşmuş bir şekilde duruyordu. Ayakkabılarım da yatağın hemen dibinde devrilmiş vaziyetteydi. Boran'a döndüm;
"Çabuk çık odadan!"
Diyerek Boranı itekledim.
"Burası benim odam Şilan. Sen çık!"
Doğru burası Boranın odası. Ama ben yataktan çıkamazdım ki...
"Ben yataktan çıkamam"
Dedim çarşafa iyice dolanarak.
"Ben mi çıkacak mışım? Çok beklersin!'
Diyip Boran da çarşafa sarılmıştı.
"Akşama kadar burada bekleyemeyiz!"
Dedim Boran'a vurarak.
"Züleyha gelmiştir. Gördü mü bizi acaba?"
Of bide Züleyha vardı demi. Allah'ım çıldırıyorum ya!
"Tamam bak şöyle yapalım. Ben gözlerimi kapatayım sende banyoya git. Sonra da ben şu çarşafla birlikte kendi odama gidip duş alayım."
"Çok mantıklı. Kapat gözlerini"
Dedikten sonra ben Boran'a arkamı dönmüş gözlerimi de kapatmış bir şekilde bekliyordum. Dakikalar sonra banyonun kapısı kapandı. Bende çarşafı üzerime sarıp ayağa kalktım. Bir elime ayakkabılarımı diğer elime de elbisemi aldıktan sonra odadan çıktım. Sessiz sessiz kendi odama gidiyordum ki Züleyhanın sesi gelmişti bile.
"Gelin hanım! Kahvaltı hazır!"
Çok şükür yukarı çıkmamıştı.
"Geliyorum Züleyha!"
Dedikten sonra koşar adımlarla odama girip kapıyı kilitledim. Duşa girdikten sonra dün geceyi hatırlamaya çalışıyordum. Fakat nafile sadece dans ettiğim kesitler canlanıyordu gözümde.
Saçımı şampuanladıktan sonra gece ne olduğunu hayal etmeye çalıştım. Utanç vericiydi şuan benim için. Yani tamam evli olabilirdik ama şimdi olmamalıydı bu. Hem ikimiz de kendimizde değildik.
Duştan çıkıp kurulandıktan sonra giyinip saçımı taradım. Tarağımı çekmeceye koyarken kapı çalındı.
"Kim o!?"
"Boran"
Dedi yumuşak bir ses. Kapıyı açtıktan sonra aynanın karşısına geçip son bir kez üzerimi düzelttim. Boran'a bakacak cesaretim yoktu henüz.
"Bunu unutmuşsun"
Diyerek güldü.
"Neyi unuttum ki?"
Diyerek Boran'a döndüm. Elinde sütyenimi tutuyordu. Hızlıca elinden alıp arkama sakladım sütyeni.
"Eşyalarını benim odamda unutma"
Diyerek imada bulunduktan sonra odadan çıktı. Yüzüm kızarmıştı. Sütyeni banyoya atıp aşağıya indim. Açlıktan ölüyordum çünkü.
Masaya oturduktan sonra Züleyha çayları koymaya başladı. Her şey normal gibi gözüküyodu. Boran da bende sabah olanları unutmuş ciddi bir şekilde kahvaltı yapıyorduk. Kısa bir süre sonra telefonum çaldı. Arayan annemdi. Telefonu açar açmaz Rüzgar bebeği sordum.
"Hele bi dur kızım. Önce şu lokmanı yut"
Dedi Boran suyla dolu bardağı uzatırken. Konuşmaya çalışırken lokma boğazımda kalmıştı çünkü. Suyu içtikten sonra konuşmaya devam ettik.
"Geldiniz mi eve?''
Dedim heyecanla. Bir an önce oraya gidip bebeği sevmek istiyordum.
"Geldik kızım geldik. Bende onu haber etmek için aradım ama anlatmaya izin vermiyosun ki"
Hemen masadan kalkmıştım.
"Tamam geliyorum!"
"Geliyoruz."
Dedi Boran beni düzelterek.
"Tamam! Geliyoruz anne"
Sofradan kalkıp hemen kapıya doğru ilerledim. Boranda peşimden geliyordu. Arabaya binince etrafı sessizlik kaplamıştı. Sabah ki tablo gözümün önünden gitmiyordu.
"Özür dilerim"
Dedi Boran bir müddet sonra.
"Ne için?"
Dedim biraz bekleyerek.
"Dün gece için. Nasıl oldu bilmiyorum ama yine de özür dilerim Şilan. Aklımın başımda olması gerekirdi. Hatta hiç içmemeliydim seni kontrol etmek için."
Aslında ona karşı kızgın değildim. Hata bendeydi. İçmek için o kadar çok yalvarmıştım ki kırmak istememişti beni.
"Sorun değil. Hem.... Bende özür dilerim. O kadar ısrar etmemeliydim içmek için. Bu sonuç ikimizden de bağımsız gelişmiş.
"O zaman unutalım gitsin"
Dedi Boran el frenini çekerek. Annemler gelmiştik çünkü.
"Unuttum bile!'
Diyip arabadan indim. Kapıyı açan annem olmuştu. İçeri girer girmez odama koştum. Rüzgarın sesi geliyordu çünkü.
Kapıyı çalıp içeriye girdim. Narin Rüzgarı uyutmak için uğraşıyordu. Hali de çok komikti.
"Kız bu ne hal?"
Dedim gülerek. Narin neredeyse ağlamak üzereydi.
"Şilan... Bu uyumuyo! Saat 5'ten beri ayaktayız ama yok!"
Gülmenin sırası değildi galiba.
"Tamam sen geç misafir odasına orada uyu. Ben Rüzgarı uyuturum."
Dedim kucağımı açarak.
"Gerçekten mi!"
Dedi Narin heyecanla.
"Evet."
Diyerek Rüzgarı kucağıma aldım.
"Çok çok teşekkür ederim."
Diyerek uyumaya giden Narinin hemen arkasından Rüzgarı uyutmaya koyulmuştum. Rüzgar kafasını göğsüme koyar koymaz uyuya kalmıştı bile. Kim inanırdı ki şimdi bana. Rüzgarı beşiğine yatırmam gerekiyordu fakat battaniyeyi nasıl kaldıracaktım? Yaklaşık 2 dakika boyunca bunu düşünmüştüm. Sonra neden bende onunla uyumuyorum ki? Diyerek kocaman yatağa sırt üstü uzanmış Rüzgarla uykuya teslim etmiştik kendimizi.
Saatler sonra Boranın sesiyle gözlerimi açmıştım.
"Geri dönmeyince bir şey oldu sandık."
Dedikten sonra kollarını bağlamış bir şekilde Rüzgarla beni seyretmeye başlamıştı.
"Uyuya kalmışız"
Dedim esneyerek. İki elimle de Rüzgarı iyice kendime bastırmıştım düşmesin diye.
"Ne kadardır burada böyle dikiliyosun?"
Dedim sessizce.
"Oldu yarım saat."
Dedi saatine baktıktan sonra.
"Yardım et kalkayım şuradan."
Dedikten sonra Boran Rüzgarı üzerimden almıştı. Ayağa kalkıp esnedim. O sırada Boranın Rüzgârla olan çok ciddi konuşmasını dinliyordum.
"Bak Dayıcım o benim karım. Böyle göğsünde uyumalar falan çok ayıp oluyor. Daha dayın uyumadı orada ama sen hemen çöreklenmişsin."
"Allah'ım! Çocuk musun sen Boran!?''
Diyerek Rüzgarı kucağıma aldım.
"Görüşücez Rüzgar bey."
Diyen Boran söyleniyordu hala. Rüzgarla aşağıya inip annesini bulmuştuk. Yavrucak çok acıkmıştı. Narin dinç gözüküyordu. Sanırım rahat bir uyku çekmişti.
Annemin yemeğe kalın ısrarlarına rağmen onlara daha fazla yük olmak istememiştim. Ev halkı yorgundu ve en önemlisi minik bir başbelaları vardı!
Kendi evimize dönüyorduk nihayet. Boranın telefonu çaldı.
"Sen açsana"
Dedi Boran cebini işaret ederk. Araba kullanırken dikkatli olmalıydı. Telefonu cebinden alıp açtım. Arayan Hazar Ağaydı.
"Boran"
"Efendim Baba?"
"Mirzanın yakında düğünü yapılacak nerdesin oğlum sen?"
"Narin doğum yap-"
Sözüne devam bile edememişti.
"Onun adını ağzına alma!"
Boran iki dakika kadar sessizce yola odaklanmıştı ki tekrar o kaba sesiyle Hazar Ağa konuşmaya başlamıştı.
"Gel ve konakta bulun. İnsanların gözüne batmasın burada olmaman."
"Gelmek istemiyorum baba"
Dedi Boran dominat çıkan bir sesle.
"Gelmek istemiyorum diye bir şey yok Boran! Gelinecek o kadar! Düğün bittikten sonra nereye gidersen git."
"Hayır Baba"
Dedi Boran bu sefer daha sert bir şekilde.
"Bütün Ağalar seni arayacak! Onlara ne derim ben?!''
Hazar Ağa'nın da sesi yükselmişti. Ortam çok gergin ve ben korkuyordum.
"Kardeşimin oğlu gelinime yani Boranın karısına yan gözle baktı dersin baba!"
Bu hem yerinde bir laf olmuştu hem de Hazar Ağayı susturmuştu.
"Düğüne gel ve bu konuyu kapatalım. Evlendirip başımızdan savmak istiyordum bende. Bu iş ortalığa dökülmesin."
Telefon kapanmış ve Boran delirmek üzereydi.
"Bıktım bu heriften! Bıktım artık ya!'
"Sakin ol Boran"
Diyip elimle omzunu okşadım. Sesi kesilmişti ama gözleri patlamaya hazır olduğunu söylüyordu.
"Gitmeyelim."
Dedi hemen sonra.
"Tamam sen gitmeyelim diyorsan gitmeyiz"
Dedim onu yumuşatmaya çalışarak.
"Gitmeyiz demi?"
Dedi dilenircesine bakarak.
"Gitmeyiz tabiki. Bir bahane buluruz çok geçerli bir bahane hemde. Sonra kimse bir şey diyemez"
"Tamam o zaman"
Diyip elimi tuttu.
"Seni seviyorum"
Dedi gözlerimin içine bakarak.
"Bende"
Dedikten sonra evin önüne gelmiştik bile. Arabadan inmeden hemen önce planımızı hazırlamıştık. Ben çok hasta rolü yapacaktım. Aslında çok basit bir plandı ama iş Boranda bitiyordu. Ne kadar ciddi endişelenir ve iyi oyunculuk yaparsa her şey yolunda gidecekti.
Zili çalmadan hemen önce bir feryat kopardım Boran beni kucağına almış kapıyı daha hızlı çalıyordu. Züleyha dakikalar sonra kapıyı açmıştı.
"Ağam! Neyi var gelin hanımın?"
"Hasta! Çok hasta karıcım Züleyha! Git hemen ot falan kaynat."
Boran Züleyhayı gönderirken bende sessizce;
"Bu bir"
Diyip kafamı Boranın omzuna yasladım. Koltuğa uzandıktan sonra Boran üzerime 7 tane battaniye örtmüştü.
"Boğulucam Boran!"
Diye bağırdım battaniyenin altından.
"Şşşt sesiz ol"
Dedi Boran iyice örterek her yerimi.
Züleyha elinde bitki çayıyla gelince Boran feryat figan yalvarmaya başladı;
"Züleyha çok üşüyorum dedi diye örttüm felç olmaz demi!?"
Gülmemeliyim.... Gülmemeliyim...
"Donuyorum Kocacım! Üstümü ört!"
Diyerek haykırdım.
"Olmaz Ağam! Aç üstünü aç çabuk!"
"Öhö öhö!"
Diyerek elimi ağzıma götürdüm.
"Öhö öhö dedi Züleyha!!"
Boranın ikinci çığlığıydı bu.
"Ne olmuş anam buna böyle!"
Züleyha bir yandan ilaç veriyor bir yandan da deliriyordu.
"Züleyha sen duşu hazırla"
Dedi Boran. Züleyha duşu hazırlamaya gittikten hemen sonra Boran elini ağzıma uzattı.
"Tükür şunları çabuk"
Dedikten sonra dilimin altında duran ilaçları Boranın avcuna tükürdüm.
Züleyha beni banyoya götürürken Boran da doktor bulmaya gitmişti güya. Aslında bir arkadaşını ayarlayacaktı.
Çok geçmeden banyodan çıkıp salona indim. Kendimi bu hasta rolüne çok kaptırmıştım. Kapı çalınca Züleyha kapıyı açıp sözde doktoru ve Boranı içeriye aldı.
Sözde doktoru arkadaş Boranın yemekte tanıştığım arkadaşıydı. Göz kırptıktan sonra yalandan da olsa muayene etmişti beni. Züleyhaya dönerek;
"Durum çok vahim."
Dedi. Züleyha evhamlı evhamlı bakıyordu.
"Neyi varmış doktor?"
Dedi Boran arkadaşına dönerek.
"Neyi yok ki!"
Dedi Boranın arkadaşı.
"Dur! Hemen söyleme"
Dedi Boran Züleyhanın kolundan destek alarak. Bir insan bu kadar mı Oscarlık oyunculuk yapar ya!
"Çok hasta çok. 5 gün rapor veriyorum evden adım atamaz. "
Boranın eline bir rapor tutuşturup giden arkadaş bizim tam da işimize yarayacak kozu elimize vermişti. Boran raporu Züleyhaya uzatıp sende kalsın lazım olursa alırım dedi.
Vee ev telefonu çaldı. Züleyha telefonu açınca;
"Buyrun Hazar Ağam"
Dedi ve o bekleyiş başladı.
"Gelemezler Ağam. Şilan gelininiz çok hasta yatak döşek yatıyo. Soğuk suyun altına soktum çıkardım yine yok. Doktor bey geldi az önce. 5 gün rapor verdi gelin hanıma."
"....."
Ne dediğini duyamıyorduk. Züleyha yanımıza gelince.
"Ne diyor Babam"
Diye sordu Boran.
"Çok geçmiş olsun diyor. Gelinim düzelmeden sakın yanıma uğramasın o hayırsız dedi."
Züleyha bunları söyledikten sonra mutfağa girmişti. Biz ise salonda kutlama dansı yapıyorduk. Planımız işe yaramıştı!









