İçeriğe geç

AŞK-I BERDEL

Bölüm 31 · 7 dk okuma

AŞK-I BERDEL

Bölüm 31

31.Bölüm

Boran'dan;

Eve gelmiştik ama Şilan hala uyuyordu. Onu kaldırıp uykusunu bölmemek için arabadan yavaşça inip Şilan'ın kapısını açtım. Yavaşça kemerini çözüp kucağıma aldım. Hala uyuyordu. Züleyha kapıyı açmış beni bekliyordu. Eve girince doğruca Şilan'ın odasına girip Şilan'ı yatağına yatırdım. Saçlarının dalgaları yastığa dökülmüştü. Yüzündeki saçları geriye doğru çekip üzerini örttüm. Tam odadan çıkacakken elinde ki yara bandını farkettim. Avucunun içine yapıştırılmıştı. Tekrar yanına gidip avucuna baktım. Avucunun bir miktar üstünde kızarıklık vardı . Yavaşça dokundum eline. Yara bandını küçük hareketlerle çıkarıp eline baktım.

Elinde kesik vardı. Nasıl? Nasıl oldu bu? Nasıl farkedemedim? Yara bandını çöpe atıp ilk yardım dolabından yara bandı ve krem aldıktan sonra tekrar Şilan'ın odasına çıktım. Yarasına krem sürdükten sonra yeni yara bandını yapıştırdım. İncecik bileğinde duran saç tokası gözüme ilişti. Neden benim olmasındı ki? Onu çıkarıp aldıktan sonra aşağıya indim. Şimdi Züleyhaya hesap sorma vaktiydi.

"Züleyah"

Dedim sandalyeme otururken.

"Efendim Boran Ağam"

Diyerek gelen Züleyhaya oturması için işaret ettim.

"Şilan'ın eli kesik haberin var mı bundan?"

"Var ağam. Oldu baya"

"Benim niye haberim yok Züleyha?"

"Ağam kesiktir ne olacak yara bandı yapıştırdık."

"Ya canı acıdıysa Züleyha? Neden bana haber verilmiyor?"

"Ben söylerim dedi ağam. Söylemiştir diye de ben lafsını etmedim daha."

"Nasıl kesti?"

Dedim elimde ki tokayla oynarken.

"Mutfakta yemek yaparken oldu."

"İyi güzel. Şilan'ın bundan sonra mutfağa girmesi yasak. Kesinlikle sokmuyosun mutfağa."

"Tamam ağam."

Dedikten sonra Züleyha kalkıp mutfağa gitmişti. Ayak sesleri yaklaşıyordu. Şilan uyanmış.

"Uyanmışsın"

Dedim gülümseyerek.

"Hıhı."

Dedi gözlerini ovuştururken. Saçları da dağılmış çok tatlı bir hali vardı.

"Sesinizden uyuyamadım Boran bey!"

Diyerek sitem etti.

"Ben ne yaptım aaa"

"Kimle konuşuyodun az önce. O sesler"

"Züleyha"

"Kaçtı uykum."

"Ne yapalım?"

Dedim tokayı cebime iliştirirken.

"Hastaneye gidelim. Rüzgâr bebeği görmek istiyorum."

"Geleli bir kaç saat oldu daha"

"O zaman akşam gidelim."

Dedi Şilan ellerini ovuşturarak.

"Bir şartla..."

Dedim gözlerine bakarak.

"Allah Allah neymiş o şart?"

"Elini kestiğini bana neden söylemediğini söyleyeceksin. Karşılığında bende seni hastaneye götüreceğim."

"Birincisi bana emir veremezsin. İkincisi keyfim isterse anlatırım. Üçüncüsü ehliyetim var??"

Dedi boş gözlerle. Hala ne istediğimi anlamamıştı. Aslında onu merak ettiğimi onun için endişelendiğimi anlamıyordu.

"Anlatabilir misin?"

Dedim uzatmak istemeyerek.

"Patates soyarken oldu. Önemli bir şey yok yani. Olsa söyleme gereği duyardım Boran"

"Pekala."

Dedim kalkarak. Acıkmıştım biraz atıştırsam iyi olurdu.

"Nereye?"

Dedi Şilan arkamdan.

"Mutfağa doğru gidiyorsam kesinlikle banyoya varıcam."

Dedim gözlerimi devirerek.

"Çok komiksin Boran ama komik erkekler ilgimi çekmiyor."

Diyerek beni geride bırakıp mutfağa girdi.

"Hırçın kızlar da benim ilgimi çekmiyordu.."

Dedim mırıldanarak. Duymuştu içinden;

"Hırçın Şilan'ı göstereyim de gör sen hırçınlık neymiş"

Mutfağa girmesini yasakladığım için Züleyha feryat figan Şilan hanım lütfen mutfaktan çıkın diye çığlık atıyordu.

"Tamam Züleyha. Gerisi bende sen çıkabilirsin"

Dedim. Züleyha rahatlamış bir şekilde mutfaktan çıktı. Şilan'la ben kalmıştık. Ben masaya yerleşirken sırtını dolaba doğru yaslamış bir şekilde bana bakan Şilanı pür dikkat süzüyordum.

"Eee kalksana"

Dedi dik dik bakarak. Ne olduğunu anlamamıştım.

"Neden kalkacakmışım?"

Dedim gülerek.

"Makarna yemek istiyorum ve...."

"Ve.. ne?"

Dedim ayağa kalkarak. Bir yandan dolapları karıştırıp tencere arıyordum.

"Vee... Hani seninle yapmıştık ya ben tarifini okumuştum. O Makarnadan istiyorum."

"Tek başına da yapabilirsin makarna yapmak ne kadar zor ki?"

Dedim tencereyi önüne bırakırken.

"Beraber yapmayınca aynı tat olmuyo. Ben sonradan aynı makarnadan yaptım. Olmadı o yüzden diyorum yoksa seninle mutfağa girmek benim de hoşuma gitmiyor!"

Dedi söylenerek. Sanırım bazı şeyleri kabullenmesi zaman alıcak.

"Yapalım o zaman"

Mutfakta makarna yapmaya başlamıştık. Önce makarnayı haşlayıp süzdük. Sonra sosu falan derken mutfak masasında tabaklarımızla karşılıklı oturuyorduk.

"Oldu mu?"

Dedim çatalımı alırken.

"Çok güzel oldu"

Dedi Şilan.

"Çabuk çabuk ye gidelim hemen "

Diyerek devam etti Şilan.

"Taburcu olmalarını mı beklesek acaba?"

Diyerek ikinci tabağımı bitirmeye koyulmuştum.

"Öyle mi dersin?"

Dedi Şilan avel avel.

"Yani sen ne dersen onu yaparız tabiki de... Sanki geç oldu gibi sabah erkenden gitsek daha mantıklı olur Şilan."

"Peki öyle olsun ama benim uykum yok sabaha kadar napıcaz böyle?"

"Hmmm.."

Yapılacak çok şey vardı aslında. Sürüyle delilik yapabilirdik.

"Bir yere gidip otursak mı?"

Dedim sessizce. Hala hastaneye gitmek için direnen bakışları vardı Şilanın.

"Hiç yoktan iyidir ama... Bir şartla"

"Her şeye şart koşma huyunu ne zaman bırakıcaksın acaba?!"

Dedim gözlerimi devirerek.

"Hiç bir zaman canım kocacım."

Kocacım demişti... Tehlikeli bir şeyler isteyecek kesin.

"Hayır"

Dedim tabağımı masadan kaldırarak.

"Ne demek hayır!? Daha söylemedim bile!"

"Mızmızlanma Şilan"

"Ya daha duymadın bile!"

"Kesin saçma sapan bir şeydir."

"Bara gitmek istiyorum."

Dedi hemen sonra.

"Ne!"

"Hadi amaaa.."

"Hayır Şilan"

"Lütfen."

"Hayır hayır hayır... Kaç kez daha söylemem lazım anlaman için?"

"Bir milyon kez. Nefesin yeterse bir milyonuncu da anlarım."

Tırnaklarıyla oynuyordu. Bu kız beni delirtecek.

"Başka bir şey düşün."

Dedim. Ceketimi çıkararak.

"Başka bir şey istemiyorum biliyomusun."

Dedi masum masum bakarak. Hayır hayır bu bakışlara kanmamam lazım.

"Şilan..."

Ayağa kalkmış gömleğmin yakalarını düzeltiyordu.

"Boran..."

Gözlerimi kapatmıştım. Biraz daha ona bakarsam kölesi olacaktım.

"Birazcık hava almak iyi gelir bize"

Dedikten sonra geri çekilmişti. Geri çekilse ne fayda kokusu hala burnumdaydı. Yavaşça gözlerimi açtım.

"Sadece 1 saat fazlası yok."

"Tamam!"

Diyerek sevinçle odasına gitti. Beni çok zorlamıştı. Hayatımda hiç bu kadar hayır demek için zorlanmadım. Zihnimi ele geçirmiş gibiydi.

Derin bir nefes alıp bende üzerimi değiştirmek için odama çıktım. Bir tişört bir pantolon yeterli olurdu. Giyinip salona indikten tam on dakika sonra Şilan merdivenlerde gözükmüştü.

Bu elbise gerçek miydi? Bu... Bu elbise miydi? Bu ne böyle. Gözlerim beni yanıltıyor olun lütfen.



Elbisenin içinde bir prenses gibiydi adeta. Gözlerim hiç bu kadar güzel bir şeye şahitlik etmemişti.

"Nasıl olmuşum?"

Diyerek etrafında dönen Şilana bakıyordum.

"Bunu tarif etmeye dilim varmıyo Şilan.. çok yakışmış bu elbise sana."

Daha çok heyecanlanmıştı.

"Gerçekten mi? Güzel mi olmuş?"

"Tabikiii"

Diyerek Şilana elimi uzattım. Koluma girerek elbisesini düzeltti. Evden kol kola çıkıp arabaya bindik. Arabayı çalıştırmayı unutmuştum resmen. Şilana bakıyordum.

"Eee gitmiyor muyuz?"

"Gidiyoruz."

Diyip arabayı çalıştırdım. Çok geçmeden bilindik bir mekanın önünde durup içeriye girdik. İçerisi oldukça kalabalıktı.

Şilanla boş bir locaya geçip oturduk. Herkes dans ediyordu.

"Biz dans etmiycekmiyiz?"

Diye sordu Şilan.

"Ben etmem ama sen istersen gözümün önünde dans edebilirsin."

Dedikten sonra gelen içkiler masaya servis edildi.

"Tamam birazdan kalkarım önce şunlardan içmem lazım."

Diyerek elini içkiye uzattı.

"Hayır Şilan! İçemezsin."

"Ya ama neden?"

Yaramazlık yapmış çocuklar gibi bakıyordu.

"Çok az"

"Off Şilan of!"

Bu bir izindi. Hiç istemeyerek verilen bir izindi. Bir shot içtikten sonra kafası güzel olmuştu bile...

Deliler gibi dans ediyor gülüyor ve eğleniyordu. Bende içtiğim içkinin yavaş yavaş etkisini gösterdiğini hissediyordum. Elimi yüzümü yıkamak için lavaboya doğru ilerledim. Geri döndüğümde Şilan masada bulduğu ne varsa içmişti.

"Şilaaan! Ben sana ne dedim!?"

"Ne dedin merveye?"

"Ne? Merve kim?"

"Ben Merve selam canım"

Diyip ayağa kalkarak elini uzattı. Dengesini kaybedip üzerime düşmüştü.

"Sarhoş olmuşsun Şilan. Kalk gidiyoruz."

"Evet evet aşık olmuşum."

Gülüyordu. Daha da tehlikeli olan nasıl geri döneceğimizdi. Bu haldeyken araç kullanmam hiç doğru olmazdı.

"Sen burda bekle ben bir taksi çağırıp gelicem."

"Hayır gidemezsin? Beni nikah masasında terketmek de ne oluyo Boran!"

Bağırıyordu ve ne dediğinden haberi bile yoktu. Muhtemelen şuan bizi nikah masasında sanması da herkesin komiğine gitmişti.

"Şilan biz evliyiz. Sen benim karımsın."

Diyip Şilanı yanıma oturttuktan sonra bir garsondan taksi çağırmasını rica etmiştim.

"Biz evliysek... O zaman ben hamileyim!"

Diyip çığlık atmıştı. Hayır hayır gülmeyecektim şuan çok ciddi bir durum mevcut.

"Ne hamilesi Şilan"

"Hamileyim diyorum AAA niye anlamıyosun?"

"Tamam hamilesin lütfen sus."

"Bebeği istemiyormusun? Ben şimdi nasıl bakıcam tek başıma bu çocuğa?"

Ağlamaya başlamıştı.

"Şilan! Ağlama ben bakarım tamam mı"

Bende saçmalıyordum artık.

"Babası sensin kim bakacak başka?!"

"Demii Demii"

Diyip elime döktüğüm suyla yüzünü ıslatıyordum.

"Doğuruyorum!"

Bir anda ayağa fırladığı için elimde ki şişe yere düşmüş ortalık batmıştı.

"Şilan Allah kitap aşkına gel otur şuraya"

Dedim artık savaşmayı bırakarak.

"Doğuruyorum diyorum Boran! Buraya mı doğurayım Aaa!!!"

Hayır yani doğursa ne çıkacaktı onu merak ediyordum.

"Tamam doğur şuraya sen. Ben araç bulup gelicem."

Taksi hala gelmemişti. Belki gelirse bu yalanla Şilanı taksiye bindirirdim.

"Vazgeçtim doğurmuyorum."

Çok sakin bir şekilde gelip yanıma oturmuştu.

"Vaz mı geçtin?"

Dedim şaşkınlıkla. Artık şaşıracak bir şey kalmamıştı.

"Evet vazgeçtim. Seneye doğurma kararı aldım. Malum ekonomi şuan çocuk yetiştirmeye müsait değil"

Diyip çantasını aldı.

"Hadi gidelim."

"Haha gidelim hadi nolur."

Diyip Şilanın koluna girip mekanın önünde beklemeye başladık. Taksi gelmişti. Biner binmez evimizin adresini söyleyip kapıyı kapattım.

"Evde ki ineklerimin kanatlarını yıkamam lazım ki güzel uçabilsin. Hızlı olalım lütfen."

Diyerek önde ki taksiciyi ikaz ediyordu.

"Sarhoş"

Dedim şaşkınlıkla bakan taksiciye.

"Anladım ağam"

Diyip önüne döndükten sonra Şilan da susmuştu. Sessiz sessiz yolu seyrediyordu.

Eve varınca taksiciye teşekkür edip kapıyı çaldım. Kimse açmamıştı. Sanırım Züleyha yoktu.

20 dakika olmuştu ve hala anahtarı bulup kapıyı açamamıştım.

"Hırsızlık mı yapıcaz?"

Diyerek fısıldadı Şilan.

"Evet."

Dedim. Artık ne derse evet diyecektim.

"Ama polisi aramamız lazım. Sen aç kapıyı ben ararım."

"Durr! Arama birde polisle mi uğraşalım Şilan?"

Dedim telefonu elinden alarak.

"Ama polis abiler hırsızları yakalar. Dur söyleyeyim bizi de yakalasınlar."

Diyerek telefonu almaya çalıştı.

"Hayır. Sen şimdi uslu uslu bekliyosun bende kapıyı açıyorum."

"Tamam"

Diyip kapının önüne çömeldi. Bende 2 dakika sonra kapıyı açmıştım. Şilanda içeriye girdikten sonra kapıyı kapatıp odama geçmek için bir iki adım attım. Ayaklarim sendelemeye başlamıştı. Şilanda arkamdan geliyordu...

Bölüm sonu

14 yorum