"Anne gelin mevlidi ne ya"
"Adettendir kızım"
Maraz konağına gidicez mevlit orada olacak. Ben önden gidiyorum yardım etmeye. Sende güzelce giyin saçını kapat gel. Boran almaya gelicek zaten seni.
"Niye ben gelemiyormuyum"
"Kızım adettendir işte sus da dediğimi yap"
"Başlıycam şimdi adetinize!"
Oflaya oflaya gittim annemin yatağa bıraktığı beyaz uzun kollu uzun etekli elbiseyi giydim. Saçımı da beyaz bir namaz başörtüsü ile örttüm. Ben hazırlanırken annem çoktan çıkmıştı. Konakta bir ben vardım. Telefon çalmaya başladı. Boran arıyordu;
"Amma süslü çıktın sende"
"Ne süsü be doğalım ben her zaman"
"3 saattir napıyosun?"
"Sanane hem sen beni mi bekliyorsun?"
"3 saattir seni bekliyorum hâlâ çıkamadın"
"Geliyorum"
"Ne giydin Şilan ona göre çıkacaksın"
"Gecelik giydim mevlide gecelikle gidilir"
"Dalga geçmeyi bırak ne giydin diyorum sana"
"Elbise giydim işte uzatma"
"Avludayım gel"
Avluya inerken merdivenlerde Boranın bakışları altında kaldım. Baştan aşağı süzüyordu beni.
"Hadi"
"Tamam Şilan geç"
"Neo dilini yuttun sanki?"
"Sinirlerimi bozma benim"
"Sen beni dün gece sarhoşken neden aradın?"
"Hatırlamıyorum içmişimdir"
"İçmişsin o kesindi"
"Nerden anladın?"
"Ne derdin var dedim yatak odası takımımız dedin"
Gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
"Sakın Şilan sakın gülmeye kalkma"
"Sana mı sorucam be gülerken? İster gülerim ister gülmem sanane bundan"
"Geldik in"
Gelmiştik Maraz konağına. Kapılar açılıp ben içeri girince herkes çok güzel kızmış Hazar ağa yine dört ayak üzerine düştü diye cümleler kuruyorlardı. Usulca annemin yanına gidip dizinin dibine oturdum. Boran da yukarı çıktı. Odasına gitti herhalde bilmiyorum. Mevlit bittikten sonra yemekler dağıtılmaya başlandı. Bir yandan yemek dağıtıyor bir yandan gelenleri ağırlıyordum.
Kaynanam yani Esma mıymıntı mıymıntı bakıyordu bana. Beyza yanıma gelip;
"Şilan abime de yemek götürülecekmiş senin götürmen uygun olur" dedi.
"Tamam hallederim"
Yemekleri tepsiyle üst kata çıkarttıktan sonra Boranın odasını girdim. Yatağa uzanmış telefona bakıyordu. Tepsiyi çalışma masasının üzerine bıraktım.
"Zıkkımlan diye getirdim teşrif etmeyecekmisin?"
"Senin ağzından düzgün kelimeler çıkmıyor mu?"
"Çıkıyor ama sana değil"
"La havle vela kuvvete"
"Kaldır kıçını şu yataktan"
"Gelde kaldır"
Yatağın yanına gidip Borana bakış attım
"Kaç kızı attın bu yatağa?"
"Sayamayacağın kadar çok"
"Uçkur sevdasııı.."
"Hem sanane benim ilişkilerimden?"
"Ben anlamam zaten öyle şeylerden"
"Anlamadığın için diğerlerinden farklısın"
"Farklı falan dinlemem ben. Sen bu odaya bir tane de kanepe almaya bak bu yatağı da değiş. Senin kız attığın yatakta uyumam ben"
"Pardon Şilan ne kanepesi?"
"Kanepe de yatıcaksın ya istersen başka yatakta alabilirsin kendine şu köşeye koyarız"
"Bu odaya başka bir yatak girdiğinde insanlara ne der aileme?"
"Insanlar ne der? Elalem ne der? Bıktım ulan bıktım!"
Boran konuşmaya başlayacaktı ki Beyza içeriye girdi.
"Abi Esma ana Şilanı çağrıyo dedi ki hâlâ odada napıyormuş evlenmeden olmazmış"
"Git o Esma anana söyle karışmasın benim işime istersem çocuk yaparım ona ne!?"
"Öhöm öhöm abiii"
"Ay ne alınıcam Beyza boş yapıyor Boran" diyerek gözlerimi devirdim.
Beyza önde ben arkada mutfağa indik. Misafirler gidiyordu. Herkes dağıldıktan sonra bizde evin yolunu tutmuştuk. Boran bırakıyordu bizi.
"Allah razı olsun oğlum sağol" dedi annem.
"Görevim Zeliha hanım" dedi Boran.
"Zeliha hanım acaba biz Şilanla bu gün eve biraz geç gelsek olur mu?"
Ben Boranın bacağını çimdikliyordum.
"Ben bilmem Boran senin yanında olacaksa tamam ama kızıma sahip çık"
"Tamam Zeliha hanım"
Annem arabadan inmiş biz baş başa kalmıştık.
"Ne oldu benimle vakit geçirmek istemeler falan hayırdır aslan parçası?"
"Sana bayıldığımdan değil Şilan şimdi sus yoksa olay çıkacak"
"Anca konuş"
Ani fren yapmasıyla sustum.
"Delirtme beni"
"Sustum"
Bir çay bahçesine gelmiştik. Yüksek dağların olduğu biryerdi. Havası mis gibiydi. Normal şartlar altında burada Boranla olmak güzel olabilirdi. Ama şartlar elverişli değil.
"Otur"
"Bana emir verme Boran"
"Otur Şilan otur"
Oturup etrafı izlemeye koyuldum. Ben etrafı izlerken Boran beni izliyordu.
"Çok güzelsin" dedi Boran.
"Anlamadım?"
"Manzara diyorum çok güzel"
"Evet öyle"
Biraz daha oturduktan sonra çaylarımız gelmişti. Boran lafa girdi.
"Seninle okul hakkında konuşacağım. Sınava hazırlandığını biliyorum"
"Eeee sadete gel"
"Okuluna asla karışmayacağımı söylemek istiyorum. Hatta bu yolda en büyük destekçin ben olucam. Her zaman yanında olmak isterim. Yani benimle evlenmen karım olman seni alıkoyacağım anlamına gelmez."
Şaşklınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Böyle kaba saba bir insanda böyle birşeyi hiç beklemiyordum açıkçası.
"Boran neler söylüyorsun sen. Bak eğer şakaysa..."
"Değil"
"Eğer okumaya devam edersem evli kalamayız biliyorsun değil mi? Yani kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olursam eğer arkama bakmadan kaçarım buradan"
"Biliyorum kendi ayakların üzerinde durana kadar evli kalıcaz eğer bunu kabul ediyorsan okuman ya da buradan gitmen benim için sorun olmaz"
"Tamam kabul. Teşekkür ederim hiç beklemiyordum bunu"
"....."
"Oyun oynarken düşerdin hep" dedi Boran.
"Her seferinde sen kaldırırdın"
"Kalkalım artık Şilan"
"Hay hay Boran bey"
Arabaya yaklaşınca Kaanı gördük. Tip tip bakıyordu. Artık onu görmek dahi istemiyordum. En küçük darbede yıkılacak kadar aciz. Gerçek sevgi gerçek aşk bu olamaz. Bir insan eğer gerçekten seviyorsa her daim yanında olur herşeye birlikte göğüs gerer. Başımıza gelenler normal değil ama karşılığı da asla bu değildi.
"Bak Şilan ben bu çocuğu görmeye dayanamıyorum"
"Sakin ol Boran"
"Sevdiğin adam ola.."
"Değil sevdiğim adam falan değil"
"Allah ne verdiyse dalıyorum o zaman"
"Hayır hayır bin arabaya gidelim hadi"
Boran Kaana nispet yapar gibi elimi sıkı sıkı tuttu. Dönüş yolunda hiç konuşmadık. Ama Boranın yüzünde saçma salak bir tebessüm vardı.
Eve gelmiştik hava kararmıştı bile arabadan inerken Borana;
"Gel bir kahve yapayım" dedim
"Genç yaşta ölmeye niyetim yok Şilan"
"Ay tamam sanki ne yaptık gelmezsen gelme!"
"İyi geceler dikkat et kendine"
"Ederim"
Arabadan inip eve girdim. Herkes bir köşeye çekilmiş oturuyordu. Mutfağa gidip bir bardak suyla geri döndüm. Odama çıkıp üzerimi değiştirdim. Suyumu içip olanları düşündüm.
Beni istemiyor olabilir peki neden benim hayallerim için destek vermek istedi. Hem çok güzelsin de dedi. Sonradan çevirdi ama anladım ben. Mesaj atmak için elim telefona gitti..
"Uyudun mu?"
"Ne oldu iyi geceler minik turşum dememi mi bekliyorsun?"
"Ahahaha çok komik"
"Bence de"
"Sen neden bana iyi davrandın bu gün"
"Arada bir geliyo öyle içimden"
"Başlarım içine"
"İşim var benim"
"Ne işi"
"Karı kız peşinde koşucam"
Görüldü atıp bıraktım. Bununla mı uğraşıcam ya. Ne halt yerse yesin artık umrumda değil. Okumama izin verdi ya gerisi önemli değil..







