Şilandan;
Konağa girip pencerenin dibine oturdum. Beyza da benimle birlikte dışarıya bakıyordu. Korkudan tir tir titreyen Beyzayı sakinleştirmeye çalışıyordum.
"Beyzacım lütfen sakin olurmusun bişey yok görmüyormusun Boran bu her zaman ki hali"
"Of Şilan! Ben abimi en son böyle gördüğümde seninle berdel olacağını öğrenmişti"
"Sessiz ol çok heyecanlı!"
Ben olayın ciddiyetini hala anlamamıştım. Ta ki Boranın sürüyerek Mirzayı avluya getirene kadar. Bahçede ne olduğunu bilmiyordum ama tahmin etmek zor değildi. Mirzanın ağzından burnundan oluk oluk kan akıyordu. Boranın ise gözleri dönmüş yüzü kızarmıştı. Çığlık atarak avluya indim.
"Boran!!"
2 dakika durup yüzüme baktı. Mirzanın üzerinden kalkmıştı.
"Ben sana içeri gir demedim mi!?"
Mirza yerden kalkmaya çalıştığı sırada Boran üzerine çöktü.
"Dur diyorum sana dur!"
Diyerek Boranın yumruğun önüne geçtim. Yumruğu havada kalmıştı.
"Şilan önümden çekil!"
"Hayır öldüreceksin! Bırakayım da katil mi ol!"
"Sana çekil dedim!"
Boran kükrüyordu.
"Hayır dedim!"
Borana sarıldım son cümleden sonra. Sakinleşmesini bekliyordum. Belki sarılırsam geçer sandım. Geçmişti de Boran durmuştu. Kollarını belime sarınca sakinleştiğini anlamıştım. Boranın kulağına yaklaşarak;
"Durucakmısın artık?"
Dedim. Kolları daha da sıkı sardı beni.
"Durucam... Durmak zorundayım"
Geri çekilebilirdim artık. Geri çekilince Mirzaya bakış attım. Yerden kalkarak sendeleye sendeleye odasına çıktı. Gözlerim Boranı bulmuştu.
"Neden? Neden bunu yaptın ona?"
"Odamıza gidelim lütfen"
Boranın lütfen dediği zamanlar çok nadir ve kısıtlıdır. Lütfen demesinden durumun aciliyetini anlamıştım.
"Tamam. Gidelim hadi"
Odaya girer girmez yatağa oturdum. Boranın volta atarken konuşmasını dinliyordum.
"Seni... Yemekte rehin alan herif!"
"Evet o?"
"Mirzanın adamıymış! Seni ona götürmesini istemiş. Bunun karşılığında da ona para teklif etmiş!"
"Ne!?"
Şokun etkisinden çıkmam zaman alacak gibiydi.
"Neden?? Neden böyle bir şey istesin ki?"
Boran odanın tam ortasında durdu. Gözlerini gözlerime dikmişti.
"Şüphelendiğim 2 neden var"
"Neymiş?"
"Birincisi bana karşı seni kullanmak için istedi bunu."
Duraksadı.
"İkincisi peki?"
"İkincisi.... Sana karşı bir şeyler hissediyor olabilir ki... Eğer bu düşündüğüm şeyse onu Allah'tan başka kimse kurtaramaz elimden"
"Saçmalama! Böyle bir şey imkânsız Boran."
"Umarım öyledir ve ben yanılırım!"
Boran odadan çıktı. Bende peşinden çıktım. Hazar Ağa ve Esma gelmiş avluda oturuyorlardı. Bizi gören Hazar Ağanın gözleri ışıldamıştı.
"Hoş geldiniz evlatlarım"
"Hoş bulduk baba"
Dedi Boran bende ardından;
"Hoş bulduk Hazar Ağam"
Dedim. Sessizlik oldu. Boş gözlerle bana bakıyorlardı.
"Ben senin artık ağan değil babanım Şilan kızım"
"Eğer bu evlilik benim ve Boranın isteğiyle olsaydı evet o zaman babam olurdunuz... Ama ben bu evliliği isteyerek yapmadım. Bedel ödüyorum lütfen bu evliliği ciddiye almayın."
"İstesen de.. istemesen de ben senin babanım bir gün bana baba diyeceksin gelinim."
"Borana aşık olduğum zaman... Yani sanırım hiç bir zaman"
Borana bakarak söylemiştim bunları. Herkes gerilmişti. Bende gergindim. Yanlış bir şey söylememiştim. Buraya nasıl zorla getirildiğimi herkes biliyordu.
Kapı açılma sesi geldi. Hepimiz bir anda arkamıza dönmüştük. Mirza kaşı dudağı pansuman yapılmış bir şekilde geliyordu. Hazar Ağa ayaklandı;
"Ne oldu oğlum!? Ne bu hâl"
Mirza Borana baktıktan sonra Hazar Ağaya döndü.
"Boranla şakalaştık öyle"
Ne!? Şakalaşmak mı? Hahahaha Boran yüzümü dağıttı demiyor da... Boranla şakalaştık diyor.
Boran gülerek cevap verdi.
"Şakalaştık öyle"
Hazar Ağaya söylemiyordu nedenini.
"Oğlum böyle şakalaşma mı olur?"
Dedi Hazar Ağa Mirzanın yüzüne bakarak.
"Ah! Bişey yok amca"
Hazar Ağa geri çekildi. Borana kızgın kızgın bakıyordu. Bir şeyler olacağını anlamıştım.
"Boran gidelim artık. Yorgunum ben"
Dedim. Yürüyerek.
"Tamam"
Diyen Boran peşimden geliyordu. Arabaya binip konaktan çıktık.
"Neden Hazar Ağaya söylemedin Mirzanın bu gün yaptığını?"
"Elimde bir kanıt yok. Sağlam bir kanıtım olmadan söyleyemem."
"Neden? Baban sana inanmıyor mu?"
"İnanırdı tabiki ama yetim ve öksüz olan o şerefsize arka çıkardı vicdan yapıp"
"Ne!? Ciddimisin sen? Buna göz yumacaktı yani?"
"Öyle de denebilir"
Sustum. Zihnimin içi doluydu.
"Peki.... Bu gün yemekte anlattığın şeyler..."
"Neyler?"
Dedi Boran arabayı yavaşlatarak.
"O anlattıkların işte"
"Uydurmacalara inandığını söyleme bana"
Dedi gülerek.
"İnanmadım zaten Boran Ağa"
İnanmamıştım zaten. Fakat o kadar ciddiydi ki.... İnsan acaba demeden edemiyordu.
"Biliyordum zeki bir kız olduğunu"
"Hafife alıyosun beni"
Dedim el frenini çekerek. Araba zank diye durmuştu. Boranla ileri doğru savrulurken ben çok sakindim.
"Kızım sen manyak mısın!!?"
"Akıllı olduğumu kim söyledi ki sana?"
Dedim gülerek.
"Sen çıldırmışsın!"
"Çıldırttın diyelim"
Boran el frenine uzanarak arabayı hareket ettirdi.
"La havle vela kuvvete!"
Eve gelmiştik. Arabadan inip zili çaldım. Kapıyı Züleyha açtı.
"Hoş geldin Şilan"
"Hoş bulduk."
"Hoş geldin Boran Ağam"
"Hoş bulduk Züleyha"
Hoş geldin faslı bitince içeriye girdik.
"Çok uykum var"
Dedim alt kata inerek.
Boranın sesi işitildi.
"Züleyha söyle o arkadaşına kendini temizlikçi sanmayı bıraksın"
Arkamı dönüp;
"Züleyha söyle o Ağana beni onaylayan oydu"
Boran konuştu;
"Züleyha söyle o arkadaşına bu fikri o sundu"
Ben asla susmuyordum;
"Züleyha söyle o Ağana her şeyi onaylayacaksa beni boşamasını teklif ediyorum"
Boran kükremişti;
"Züleyha söyle o arkadaşına öleceğini bilsem de onu boşamam!"
Züleyha korku dolu gözlerle bana döndü.
"Ben karışmıyorum siz halledin"
Aşağıya inerek gitti ama Züleyha burdaymış gibi konuşuyorduk.
"Züleyha söyle o Ağana canıma kıyarım!"
Boran saniyeler içinde dibimde bitmişti.
"Ne dedin? Ne dedin?"
"Canıma kıyarım dedim!"
"Böyle bir şey asla ama asla olmayacak!"
"O zaman beni boşa!"
"Boşanmıyorum!"
"Boşanmıyormusun?!"
"Boşanmıyorum Şilan!"
"Ben hiç boşanmıyorum!"
"Öyle mii?!"
"Öyle!"
Boran gülmeye başlamıştı.
"Şu inadın sana hep kaybettiriyor mu?"
"Ne?"
"Boşanmıyorum dedin ya"
Daha çok gülüyordu. Utanmaz!
"Yanlışkla söyledim ben onu!"
"Söz ağızdan bir kere çıkar Şilan Maraz"
"Şilan Hevin diyecektin galiba"
"Kimliğini çıkar bakayım"
Dedi Boran. Anlamıştım.
"Yanımda değil"
"Dur ben çıkarayım"
Elini ceketinin cebine götürüp cüzdanını çıkardı. Açtığı cüzdandan kimliğimi çıkarıp yüzüme tuttu.
"Bak şimdi... Burda ne yazıyor? Şilan Maraz. Hatta dur heceliyim. Şi-lan Ma-raz."
Benim kimliğim onda ne arıyordu!
"Benim kimliğim sende ne arıyor!?"
"Nikah işlemleri için Baban vermişti... Cüzdanımda kalmış"
Dedi Kimliğimi uzatırken. Elinden çekip aldım kimliği.
"Ver şunu!"
Kimliğimi alıp cebime koydum.
"Sana da iyi geceler Şilan Maraz"
Diyerek merdivenlere yöneldi.
"Ben Şilan Maraz değilim! Şilan Hevin'im!"
"Değilsin"
Dedi odasının kapısını açarak. Merdivenleri üçer beşer çıkıp yanına geçtim.
"Öyleyim!"
"Değilsin işte uzatma!"
"Öyleyim diyorum öyleyim!"
Odasının kapısını açar açmaz beni içeriye itekleyip kapıyı üzerime kilitlemişti. Oda karanlıktı. Bağırarak kapıya vurdum.
"Aç şu kapıyı!"
Ses gelmiyordu.
"Aç şu kapıyı diyorum!"
"Beni rahat bırakacaksan çıkarayım seni ordan"
Ses vermeden ışığı açtım. Asla ona yenilmeyecektim.
Odası çok ferahtı. Siyah hakimdi odaya. Kalın siyah bir başlığı olan yatak. Siyah fonlar. Siyah mobilyalar...
Kapıya yöneldim.
"Valla istiyorsan açma ben burayı çok beğendim. Bu gece burada uyusam hiç bir şey olmaz!"
Ses yoktu. Çekmeceleri açıp kapatıyordum yedek anahtar bulabilmek için. İstediğimi bulunca sevindim. Anahtarı alıp kapıya yaklaştım.
"Yatağın çok yumuşak bu arada"
Dedikten sonra kapının kilidinin açılma sesini duydum. Boran buna asla katlanamazdı.
Kapının kilidi oynar oynamaz kapıya koşarak kapıyı kilitledim. Bu sefer ben kilitlemiştim. Anahtarı yuvada bıraktığım için istediği kadar zorlasa da artık kapıyı açamazdı.
"Şilan!"
"Efendim canım?"
"Aç şu kapıyı!"
"Yoo"
"Aç!"
"Hayır!"
"Açmazsan kırarım kapıyı!"
"Kır banane. Oda senin değil mi?"
"Bak çok ciddiyim"
"Ben senden daha ciddiyim"
Dedim gülerek.
"Sen kaşındın o zaman!"
Dedikten sonra sesler kesildi.






