Büyük bir restoranın önünde durduk. Borana döndüm;
"Ne işimiz var burda?"
"Cezanı çekmeye geldin işte"
"Cezamın ne olduğunu söyleyecekmisin artık!"
"Alevlenme be kızım!"
"Söyle diyorum yoksa arabadan inmem!"
"Üniversiteden arkadaşlarım evlendiğimi öğrenince seninle tanışmak istediler bende onları kıramadım. Sende şimdi cezanı çekmek için buraya geldin ve mutlu bir evliliğimiz varmış gibi davranarak bu günü geçireceksin.
"Ben?"
"Evet sen Şilan"
"Eve götür beni"
Diyip kapının koluna yapıştım. Kapıyı zorluyordum ama nafile. Boran kapıları çoktan kilitlemişti.
"Bulaşıkları yıkamadım! Ev temizlenecek! Hadi eve gidelim"
"Züleyha halleder"
"Tek başına nasıl halletsin?''
"Ahtapot olur temizler her yeri"
Sızlanmaya devam etmeye fırsat bulamamıştım ki Boran arabadan inip kapımı açtı.
"Hadi bakalım in aşağı"
Oflaya oflaya indim.
"Koluma gir"
"Oldu başka bir arzun?"
"Yok ama olursa söylerim"
Boranla kolkola mekana girdik. Boran kulağıma fısıldadı;
"Gülümse"
"Hııı"
Dedim dişlerimin arasından. Gülümsemeye çalışıyordum.
Büyük ve kalabalık bir masanın önünde durduk. Herkes bize bakarken Boran sandalyemi çekip beni oturtturdukdan sonra kendisi de karşıma geçip oturdu.
"Merhabalar"
Dedi Boran. Bütün uğultu kesilmişti.
"Merhabalar Boran bey"
Diyerek güldük sarışın kıvırcık saçlı bir adam.
"Eşim Şilan"
Diyerek beni taktim ettikten sonra tanışma faslına geçmiştik. Sırayla herkesle tanışmaya koyuldum.Mehmet,Fırat,Erdem,Elzem,Heja,
Banu....
Hiçbiri de tanıdığım insanlardan değildi.
"Ee tanışma hikayeniz yok mu?"
Dedi Elzem merakla. Olmaz mı canım! Var var hatta en güzelinden! Tam ağzımı açmıştım ki Boran susturdu.
"İstersen ben anlatıyım Aşkım?"
Şaşkınlıkla Cevap verdim;
"Tabi Aşkım sen anlat"
Gözlerimi dikmiş gözlerine bakıyordum. Alttan alttan gülmem de tuzu biberi... Anlatacak bir şey yoktu çünkü... Boran mecburen berdel olduğumuzu anlatacaktı ve bende daha fazla mıç mıç bir ilişkinin içindeymişim gibi davranmayacaktım.
"Şilan ilk aşkım benim"
Dedi Boran. Elimde ki bardaktan su içiyordum. Bir anda öksürerek Borana baktım. Erdem sırtıma vurarak beni sakinleştirdi.
"Beyza benim kız kardeşim hepiniz bilirsiniz... Şilan Beyzanın en yakın arkadaşıydı. Öyle başladı işte. Beyzayla beraber Şilanı okula götürüyordum. Daha küçüktü ama benim gözümde dünya güzeliydi"
Aval aval yüzüne bakıyordum.
"Çok romantik yaaa"
Diyerek elimi tuttu Heja.
"Hıhı çok romantik Heja. İlk aşkımla evlendim"
Bende yalanı devam ettiriyordum.
"Üniversiteye başladığımda Şilan lise 2 falandı. Onun görmek için izin zamanlarımda Ankaradan buraya geliyordum."
"Ooo aşk engel tanımaz diyorsun Boran efendi"
Diyerek güldü Fırat.
"Öyle tabi Fırat"
Dedi Boran sözüne devam ederek.
"Üniversiteyi bitirmeyi bekledim Şilana açılmak için. Hem o da o zamana kadar okulu bitirmiş olurdu. Sonra..."
"Sonra?"
Dedim gülerek. Çünkü bu hikaye oldukça hoşuma gitmişti.
"Sonra benim açılmama gerek kalmadan berdel olduk."
"Boran yine şansın yaver gitmiş be oğlum"
Diyerek güldü Erdem. En azından berdel olduğumuzu söylemişti.
"Sen aşıkmıydın Borana Şilan?"
Dedi Mehmet.
"Ha ben şey..."
Boran masanın altından bacağıma dokundu. Tüylerim diken olmuştu.
"Ben çok aşıktım. Hani her küçük kızın ilk aşkı babası olur ya benim ki Boran"
Dedim gülerek. Boran da gülümseyerek memnun olduğunu gösterdi. Of Allah'ım bir an önce kurtulmak istiyorum burdan.
"Yüzüğüne bakabilirmiyim Şilan?"
Dedi Banu elime uzanırken.
"Ah tabiii"
"Sonsuz yaşamın simgesi.."
"Anlamadım Banu?''
Dedim boş gözlerle Banuya bakarak. Boran hınzır bir gülümsemeyle cevap verdi.
"Yüzüğünde ki çiçeğin anlamı Aşkım."
"Çiçeğin anlamı sonsuz yaşam mı?"
"Evet Aşkım. Benimle sonsuza kadar yaşa diye öyle bir yüzük seçtim."
"Hahaha aaaa senden başkasıyla sonsuza kadar yaşama gibi bir şansım mı var?"
Dedim masanın altından Boranın ayağına basarak.
"Yok tabi Aşkım. Başka birisi olursa hiç iyi şeyler olmaz..."
Masada başka şeyler konuşulmaya başlayınca rahatlamıştım. Lavabo izni isteyerek lavaboya doğru geçtim. Elimi yüzümü yıkayıp saçımı toparladıktan sonra üstümü başımı düzeltip kapıyı açtım. Gördüğüm şeyle dona kalmıştım. Eli silahlı bir adam kapının önünde silahını bana doğrultmuş bir şekilde dikiliyordu.
"Sesini çıkartırsan beynini dağıtırım"
Ne yapacağımı bilmiyordum silahlı adam içeri girerek kapıyı kapattı.
"Şimdi sessizce önüme geç ve dışarı çık"
"Hayır bu istediğini yapamam ayrıca sen kimsin!"
"Cici kız o çeneni kapat yoksa ben kapatmasını bilirim!"
Tek seçeneğim vardı... Hiç düşünmeden adama saldırıp silahı elinden çarptım. Ellerim korkudan titriyordu. Geriye doğru bir kaç adım atarak adamdan uzaklaştım.
"Şimdi Cici adam ya bana kim olduğunu söylersin ya da ben senin o küçük saman dolu olan kafanı patlatmak zorunda kalırım!"
"İndir o silahi!"
Sesi tedirgindi. Geriye doğru adım attıkça üzerine yürüyordum.
"Aaa ne indirmesi canım? Daha yeni başlamıştık!"
Kapıyı açmak için diğer elimle kapının kolunu yoklarken gözlerimi heriften ayırmıyordum. Ani bir hareketle silahı elimden aldı.
"Doğrusunu söylemek gerekirse çok zeki ve güçlü bir kızsın. Boran Ağa işini biliyor ama yazık olacak"
"Adi!"
Diyerek bağırdım.
"Kes sesini ve çantanı çıkarıp yere bırak."
"Ah!"
Diyerek kendimi yere attım. Aklımda bir şey yoktu ama bana zaman kazandıracaktı.
"Ne oldu?!''
"Şey.."
"Ney??"
"Karnım ağrıyor"
"Geçer kalk!"
"Geçmez bu."
"Geçer Geçer"
"Geçmez diyorum anlamıyomusun kalın kafalı!"
"Niye geçmiyormuş?"
"Çünkü bu kadınsal bir durum?''
"Ha?"
"Öküzmüsün be! Reglim işte!"
"Regl?"
"Tabi ya doğunun en ücra köşesinde hayvan kadar adam nerden bilsin regli!"
"Şey... Mi?"
Gözleriyle işaret ediyordu bir şeyler. Sonunda anlayıp cevap verdim.
"Evet evet ondan işte"
"Nasıl geçer bunun ağrısı?"
"Geçmez"
"Böyle mi bekliycem seni!"
"Bekle tabi! Ne olcak iki insan olunca?!"
"İyi çabuk geçse bari!"
"Hee ben şimdi konuşurum reglimle hemen. Derim bak çabuk geç yoksa bu abi kızıyo!"
"Çattık!"
Diyip telefonunu çıkardı.
"Abi biz biraz geç gelicez"
Sessilikten sonra cevap verdi.
"Kız şeymiş abi"
"Şey değil! Regl!"
"Regilmiş abi"
"Regil mi... Off katliam yaptın
şuan. Tdk'ye daha büyük bir hakaret edemezdin!
"Abi bu kız susmuyor!"
Kollarımı bağlayıp çöktüğüm yerden saydırmaya devam ettim. Hala bir çıkış planım yoktu ve bir müddet sonra bu planımın bir geçerliliği kalmayacaktı.
Düşün Şilan düşün...






