Yatakta gerinerek gözlerimi açtım. Dışarda mis gibi bir hava vardı. Yataktan hiç çıkasım da yoktu. Biraz daha yatak keyfi yapmaya karar vermiştim. Uyku bandımı takıp tekrar yatağa yerleştim.
Kapı çalındı.. ben prenses uykusuna dalmışken beni uyandırmaya kim cesaret ediyor ya! Homurdanarak kalkıp oturdum yatakta.
"Kim o!!?"
"Oda servisi"
Sıçtım kızım ağzına! Yeter artık oda servisinden de bıktım senden de bıktım! Uykumu bölmenden de bıktım! BIKTIM! BIKTIM!
"Oda servisi istemiyoruz!"
"Efendim ben içeriye bırakayım yemekleri sonrasında siz yemek isterseniz yersiniz"
Allah'ım sen bana sabır ver. Sabır ver ki ben elimi kana bulamıyım.
Yataktan kalkıp kapıyı açtım. Karşımda o kız yoktu. Bu garson erkekti. Ve oldukça genç birisiydi.
"Öteki vardı buralarda sen kimsin?"
"Öteki dediğiniz elif mi hanımefendi?"
"Haa elifmiymiş ismi?"
Kapının önünde konuşuyorduk.
"Evet efendim elif."
"Ee ne olmuş elif'e?"
"Efendim o işten ayrıldı."
"Anlamadı? Neden ayrıldı?"
"Müdürümüz bir anda elif'e çantasını toplayıp işten ayrılmasını söyledi.''
"Anlıyorum."
"İçeriye girebilirmiyim?"
"Tabiki buyrun"
Ben geri çekilirken beyfendi içeriye girip yemekleri masaya servis yapmaya başlamıştı. Kapıyı açık bırakıp yatağa oturdum. Sorular soruyordum garsona.
"Neden gittiğini söylemedi mi? Yani durup dururken"
"Bilmiyorum efendim"
Garson odadan servis arabasıyla çıkarken ayağının takılması sonucuyla bütün tabaklar yere dökülmüş ve çoğu da kırılmıştı. Kırık tabak parçalarını toplamaya eğilen garsona yardım etmek için bende eğilmiştim. Beraber parçaları toplamaya koyulmuştuk. Tam bitmek üzereydi ki açık kapıdan giren Boran'ın tıslamasıyla kafamı kaldırdım.
"Şilan!"
"Efendim Boran?"
"Bu kim!?"
"Ha omu? Şey garson. Oda servisine gelmiş. Giderken tabaklar yere döküldü ona yardımcı oluyordum."
"Bu kıyafetle mi!!"
Kıyafetim yoktu ama hatrı sayılır bir kareli pijamam vardı.
"Kıyafetim de ne varmış!?"
Garson bizi izliyordu.
"Oda servisimisin nesin çık sende yeter servis yaptığın çabuk!"
Garson odadan eli ayağına dolaşmış bir şekilde çıkarken ben arkasından bakıyordum.
"Üzerinde ki şey.. tişörte benziyor mu sence!?"
"Valla dur bir bakıyım."
Aynanın karşısına geçip bir tur etrafımda döndükten sonra Boran'a cevap verdim.
"Gece elbisesine benzemiyor sanki"
Dedim. Ukala gibi hesap soruyordu bana.
"Delirtme kızım beni!"
"Sen beni delirtme!"
Dedim daha yüksek bir sesle.
"Delirdim ben zaten!!"
Kükrüyordu resmen.
"Belli oluyor canım!"
İçinden sabır çeke çeke arkasını döndü. Yumruk yaptığı ellerini sıkıyordu. Ben ise yatağıma dönüp uykuya kaldığım yerden devam etmeyi planlıyordum.
"Topla her şeyini gidiyoruz"
"Nereye gidiyoruz? Daha kargalar uyanmadı! Hem ben açım!"
"Konakta yapıcaz kahvaltıyı Şilan. Bir sorun mu var?"
Cevap vermeden giyinmeye gitmiştim. Boran'la didişmeye devam edebilirdim ama bunun asla bir sonu yoktu.
Giydiğim çiçekli elbiseyle banyodan çıktım. Valizlerimiz ve eşyalarımız çoktan aşağıya yani arabaya götürülmüştü.
Beni kapıda bekleyen Boran ile birlikte asansöre bindik.
"O kızı sen mi gönderdin?"
"Hangi kızı?"
Dedi anlamamazlıktan gelerek.
"BORANCIIM!"
dedim gülerek. Bu sefer anlamıştı.
"Nerden bileyim kızım ben!"
"Pekalaa... o zaman üzülmüştürsün"
"Evliyim ben artık. Hiç bir kadına üzülmem"
Yüzüme bakmadan konuşuyordu.
"Evli değilsin. Bende evli değilim. Bedel ödüyoruz sadece."
"İyi en azından sana katlanamadığımı biliyor olmalısın?"
"Biliyorum ve.... Bende sana katlanamıyorum. Bak duygularımız karşılıklı!"
"Çok güzel"
Asansörden inip koşarak arabaya geçmiştim. Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu ve şiddetli bir rüzgar vardı. Az önce hava çok güzeldi bir anda ne olmuştu havaya böyle.
Yola koyulmuştuk. Elim radyoya gitti. Sıkıcı olmaya başlamıştı yol çünkü. Biraz neşeli bir şeyler iyi olurdu. Radyo açılır açılmaz şarkı çalmaya başladı.
Bir sürü güzel anımız var bizim
Onları da alıp gidelim mi ?
Sarıl bana sıkı tutun öyle gidelim
Deli deli sevişelim ölüp bitelim
Hadi o zaman ne duruyoruz ?
Yürü o zaman ne bekliyoruz ?
Ne yaparsan yap beni al o zaman
Benden günah gitti
Yan o zaman Hadi o zaman
Boran'ın bakışları beni bulduğunda kendimi kötü hissetmiştim. Şarkıyı değiştirmek istediğimde Boran engel olmuştu. Şarkı bitene kadar mecburi bir şekilde oturduğum yerden kös kös dışarıyı izledim.
~
Konağa gelince kapılar açıldı ve biz arabayla birlikte içeriye girdik. Boran arabayı parkettikten sonra beni de indirmişti. Valizlerimizle birlikte konağın içine girdik. Aynı odada kalmayacaktık umarım.
Boran'ın odasının önünde geçen sefer geldiğimizde ki kadın dikiliyordu. Boran ona dönerek;
"Ayşe ana ne yapıyorsun burada?"
Ana mı? Bu Boran'ın kaç tane annesi var ya?!
"Senin odayı temizledim oğul. Gelin kızımızla kalacaksınız ya"
Ben Boran'ı arkadan çimdikliyordum kabul etmemesi için.
"Ayşe anacım Şilan biraz rahatsız da biz beraber uyuyamıycaz iyileşene kadar"
Ayşe ana dediği kadın ah vah etmeye başlamıştı.
"Neyi var keçemîn?"
Boran benim yerime cevap vermişti bile.
"Ayşe ana durum çok vahim! Kafadan sorunları var Şilan'ın. Doktor kendi haline bırakın dedi o yüzden çok üstüne gitme"
Benimle dalga geçiyor üstelik bundan oldukça zevk alıyordu.
"BORAN!"
"Zevzek!"
Diyerek gülmeye başlayan Ayşe anaya Boran da katılmıştı.
"Mirza gelecek ya oğlum misafir odasını ona göre hazırladık. Ee siz karı kocasınız ayrı yatamazsınız zaten."
Dedi Ayşe ana. Boran'ın birden hevesi kaçmıştı.
"Beyaz çarşaflar serdim sizin için."
Dedikten sonra gülerek yanımızdan çıkıp gitti. Boran'la uzun bir bakışmadan sonra beraber kalmamız gerektiğine kanaat getirip odaya girdik. Cenazede gördüğüm odası değildi bu. Mobilyaları boyası her şeyi değişmişti.
"Ben sana dalga geçmek neymiş öğreteceğim Boran efendi!" Dedim söylenerek. Bunun intikamı çok kötü olacaktı.
"Dolabın yarısı benim diğer yarısı senin"
Dedi Boran kıyafetlerini yerleştirirken.
"Bana uyar"
Dedim valizimin için boşaltırken. İşimiz bitmek üzereydi ki kahvaltıya çağırıldık.
Boran'la beraber aşağıya inip sofraya oturduk. Herkes sofradaydı.
Çok geçmeden kapı çaldı. Ayşe ana kapıyı açmaya giderken Boran burnundan soluyordu. Arkadan gelen sesle daha çok sandalyeme gömüldüm.
Yanağımdan makas alarak yerine oturan Mirza'ya bakıyordum.
"Ya Hazar ağa bu kadar güzel kızın vardı da bana niye vermedin!"
Dedi gülerek. Benim şaşkınlığım uzun süreli olacaktı galiba. Beni Beyza sanması muhtemeldi ama Beyza zaten sofradaydı. Boran'ın masada duran çatalı hışımla alıp Mirza'nın eline saplamasıyla çığlık atarak masadan kaçmıştım.








