Bizim konağa gelince durmuştuk. Arabadan inip koşarak kapıları açtım. Boran ben içeriye girene kadar beklemişti. Kapıdan içeriye adımı mı attıktan sonra arabanın tekrardan çalışma sesini duydum.
Etrafta kimsecikler yoktu. Mutfağa girdim. Annem yemek yapmakla meşguldü.
"Annem!"
Annem arkasını dönüp bana kocaman sarılmıştı. Ağlıyordu.
"Güzel kızım Şilanım benim"
"Ayakta kaldık gel oturalım doya doya sarılayım sana annem"
Annemle beraber avluya geçip oturduk.
"Daha 1 gün oldu ama yokluğunu çok derinden hissetik. Havin sürekli seni sorup duruyor. Gülşin de sıkılmış ablam bir daha gelmeyecek dedi."
"Yaa kıyamam Havin çok üzülmüştür."
"Sabaha kadar ağladı. Sonra da sızmış kalmış. Sabah da yengen ikisini de gezsin diye çarşıya götürdü."
"Yengem karnı burnunda niye gitti ki oralara ya hava da çok sıcak napacak"
"Gelirler şimdi Şilanım. Sen nasıl geldin? Nerde görülmüş yeni evlenen kadının ertesi gün ana ocağına geldiği. Eller duysa söz olur."
"Aman ben sıkıldım adetten töreden! Kim ne derse desin. Boran'ın işi varmış buraya bıraktı beni. Dönüşte alacak otele gideceğiz."
"Ne oteli kızım? Konakta kalmıyormusunuz?"
"Yok annecim. Bir iki gün daha otelde kalacakmışız. Balayı şeysiymiş."
"Amanıınn balayı da neymiş?"
Dedi Annem şaşkın bir tavırla. Cevap vermeye hazırlanıyordum ki yengemin sesi yükseldi.
"Yeni evli çiftlerin gittiği tatile balayı diyorlar ana."
Annemle ikimiz de arkamızı dönmüş dikkatlice bakıyorduk yengeme.
"Ha öyle"
Dedi annem onaylar gibi.
"Aman neyse annecim. Konumuz bu değil kardeşlerimi görmeye geldim ben neredeler?"
Dedim yengeme bakarak.
"Geliyorlar şimdi Şilan"
Çok geçmeden gelmişlerdi. Havin ve Gülşinin çığlıkları avluyu inletiyordu.
"ABLAA!!"
İkisi de kucağıma kurulmuştu.
"Çok özledim bebeklerimi!"
Dedim saçlarını okşarken.
"Abla Gülşin ablamız bir daha gelmeyecek demişti."
Dedi başını yere eğerek.
"Hiç öyle şey olur mu Havin. Ben sizi her zaman görmeye gelirim. Hatta sen ne zaman istersen ben gelirim!"
"Seni çok seviyorum ablacım!"
Kızlar kucağımdan inmiş dizime yatmışlardı. Bir yandan saçlarını okşuyor bir yandan da annemle muhabbet ediyordum.
"Açmısın kızım?"
"Yok annecim esmalar da yedik."
"Oraya da mı gittiniz kızım?"
"Sabah ilk oraya gittik anne."
Yengem de oturmuş bizi dinliyordu.
"Aa bize mi gittiniz Şilan?"
"Evet oradaydık yenge."
"Neden gittiniz? Kötü bir durum mu var?"
Yengem merak ediyordu anlaşılan.
"Mirza mı ne öyle birisi varmış amcanızın oğlu. O artık konakta yaşayacakmış. Şirkette de iş verecekmiş Hazar ağa ona."
"Şaka mı yapıyorsun Şilan!"
Dedi yengem tedirgin bir şekilde.
"Hayır ne oldu ki?"
"Mirza.... Boran'ı, Boran da Mirza'yı hiç sevmez. Onları aynı ortama koymak cehennemi yaratmak gibidir!"
"Valla bilemiyorum yenge aynen böyle oldu. Boran karşı çıktı ama Hazar ağa çok kararlıydı."
"Geçmiş olsun bize"
Bu kadar abartılacak ne vardı ki. Sabah güneşi batmıştı. Beni de uyku bastırıyordu. Şöyle bir geriye yaslanıp kestireyim bende.
~
Bir kıpırdanma hissettiğimde gözlerimi araladım. Boran'ın kucağındaydım. Uyku daha tatlı geldiği için hiç bozmuyordum tatlı uykumu. Sadece annemle Boran'ın konuşmasını duyuyordum.
"Böylesi daha iyi oldu. Havin uyanırsa ablasından ayırmak ne mümkün!"
"Haklısın Zeliha ana. Ben hiç ses yapmadan Şilan'ı da uyandırmadan götüreyim en iyisi."
"Hadi oğlum iyi akşamlar."
Arabanın arka koltuğuna yatırmıştı Boran beni. Uyuklamaya devam ediyordum. Hatta otele bile uyuyarak girmek gibi küçük bir planım vardı. Eğer uyanmamış olursam Boran beni yine kucağında taşırdı. Resepsiyon da ki o gıcık kıza da ders olurdu.
Araba durunca otelin önüne geldiğimizi farketmiştim. Boran kapıyı açıp beni kucağına aldıktan sonra otele girdik. Asansöre binmiştik.
"Karım."
Dedi Boram durup duruken. Yanımız da birisi daha mı vardı?
"Görebiliyorum!"
Dedi sabah ki ses. Nefesimi tutmuştum. Onları dinlemek istiyordum.
"Görebiliyorsan karımı rahatsız etmeyi bırak artık."
Aferin Boran her zaman böyle ol aferin sana!
"Onu ayrılmadan önce düşünecektin Boran efendi!"
Bak bak birde hesap soruyor. Aman banane.
"Aldatmanı kutlayacak değilim!"
Asansör durmuştu. Odamıza gelince katta ki temizlikçiden kapımızı açmasını rica eden Boran beni yatağa yatırdıktan sonra;
"Artık uyanabilirsin"
Dedi. Ne yani uyumadığımı biliyormuydu? Al işte rezil olduk.
"Madem uyumadığımı biliyordun neden bozmadın!?"
Dedim hayıflanarak. Boran sırıtıyordu.
"Uyurken çok masum görünüyordun bozmak istemedim. Uyanınca tam bir cadı oluyorsun!"
"Ha ha çok komik! Ben en azından uyurken masum gözüküyorum. Sen her halinle Ayısın!"
"Şilan!"
"Boran!"
"Tamam şakanın tadı kaçtı"
"Şaka değildi ki! Gerçekler"
Dedim gülerek.
"Kes gülmeyi de otelden sonra nereye gideriz ona karar ver!"
"Cehennemin dibine! Seninle ancak oraya gidilir."
"O zaman cehenneme git!"
Sessizlik olmuştu. Nefret ediyordum ondan. O da benden...
"Konakta rahat olamayız. En iyisi başka bir eve geçmek"
"En mantıklısı"
Dedim.Boran'ın yüzüne bakmıyordum
"Pekala"
Dedi Boran telefonunu çıkararak. Bir numarayı tuşlamıştı.
"Yusuf"
"Efendim abi"
"Merkezde ki evi ayarlayın. Otelden çıkar çıkmaz oraya geçeriz"
"Abi Hazar Ağam konakta kalmanızı ister"
"Ben ne diyorsam onu yap yusuf"
"Peki abi"
Boran telefonu kapatıp bana döndü.
"Açmısın?"
Açmıydım? Açtım herhalde. Sabah kahvaltısıyla ayaktaydım.
"Açım ama çok değil"
"Aşağıda bekliyorum seni. Hazırlan çabuk"
Diyip odadan çıktı. Valizimi açıp giyecek bir şeyler çıkardım. Beyaz bir elbise altına sandaletlerimi giyinmiştim. Aşağıya inmeye hazırdım. Mükemmel olmaya gerek yok!
Beni bekyelen Boran sandalyemi çekip beni oturttuktan sonra sipariş ettiği yemekler gelmişti. Balık sipariş etmiş. Sanırım bu gün şanslıyım çünkü balığı çok severim.
Yemekten sonra tatlıya geçmiştik ama kimse konuşmuyordu.
Tatlımdan bir çatal almıştım ki bir anda iki kemancı yanımda keman çalmaya başladı.. Boran'a bakıyordum şaşkın bir biçimde ama oda baya şaşırmış gözüküyordu.
Çok geçmeden restoranın müdürü koşarak gelip;
"Yanlış masa kusura bakmayın efendim. Çocuklar şaşırmış lütfen maruz görün" dedi.
Şimdi anlaşılmıştı. Zaten hoşuma da gitmedi o neydi öyle. Boran müdüre dönerek;
"Sıkıntı yok"
Diyip önüne döndü.
"Eskidi bu artık. Masaya kemancı çağırmak falan"
Diyerek ciddiyeti bozdum.
"Belki kadın bundan hoşlanıyordur Şilan. Senin laf sokmaktan hoşlandığın gibi"
"Aynen canım ya hiç sorma çok hoşuma gidiyor hatta bayılıyorum laf sokmaya!"
"Sabır!"
Dedi Boran dişlerini sıkarak.
Tatlılar da yendikten sonra odamıza çıktık. Uyumamız gerekiyordu ama hala nasıl uyuyacağımız konusunda tek bir fikrimiz bile yoktu. Yani ben öyle sanıyordum.
"Bu sefer daha dikkatli olalım uyurken."
Dedim Boran'a
"Sen rahatça uyuyabilirsin. Ben gidiyorum."
Boran'ın böyle söylemesini beklemiyordum. Nereye diye sormaya hakkım yoktu.
Boran ceketini alıp çıkarken bende yatağa girmiştim.






