İçeriğe geç

Aşk Dansı

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Aşk Dansı

Bölüm 2

2. Bölüm

Bir ucu dışarıya bakan cama dayanmış beş kişilik bir masanın bir tarafında Daniel ve Dyeong, cama bakan tarafında Nolan, Daniel'in tam karşısında ise şık giyimli bir adam oturuyordu. Daniel ve bu adamın kahkahaları benim durduğum yere kadar geliyordu. Dahası tek boş olan sandalye sadece onun yanıydı. Biraz daha yaklaştığımda adam kahkaha atarken bana bakıyordu. O şekilde ne kadar durduk bilmiyorum ama onu ilk gördüğümde zaten tanıyorum gibi hissettim.

Biraz sonra Nolan bana dönerken konuştu. "Victoria neden orada duruyorsun?" Ben bu sorunun ardından heyecanlanarak masaya yaklaştım. Sandalyeyi çekerken adam "Ben Ethan, sen de artist olmalısın." dedi ve güldü. "Memnun oldum, ben Victoria. Ve evet, genelde bana artist derler." diye titrek bir sesle cevapladım ve oturdum.

Dyeong ile göz göze geldik. Bana göz kırpıyor, iki işaret parmağını birbirine sürterek bir şeyler ima ediyor, Korelilerin yaptığı parmak kalbi Ethan ve bana doğru tutuyordu. Bu kız beni biriyle shiplemeden duramıyor! Şimdi Ethan görürse yanlış anlayacak. Ben sinirimi ve utancımı belli etmemek için Dyeong'a yapma mesajları atıyordum.

Dyeong "Aaa, telefonuma mesaj gelmiş!" diyerek bana baktı. Ben ise -biraz abartmış olabilirim- masaya yumruk vurup "Dyeong!" diyerek bağırdım. Dyeong ise ona attığım "Yapma pislik!" mesajlarımı açıp telefonu bize çevirerek sanki o mesajları atmamın nedenini anlamamış gibi gülerek "Neyi yapmamam gerekiyor artist?" diye sordu.

Ethan "Sana neden artist diyorlar?" diyerek konuyu değiştirdi. Sanki zor durumda kaldığımı anlayıp beni kurtarmaya çalışıyor gibiydi. Hepimiz pür dikkat ona döndüğümüzde sözlerine ekledi. "Artist dediklerinde erkek gibi bir kız hayal etmiştim ama sen hiç öyle biri değilsin." "Sesim güzel olduğu, şarkı söylemeyi sevdiğim için bana artist diyorlar." diye yanıtladım.

Beni zor durumda bırakmayı isteyen ikinci kişi olan Daniel "Bakma sen onu görünüşüne, konuşması ve hareketleri erkek olduğunu kanıtlıyor." dedi. Dyeong eksik kalır mı? O da hemen ekledi. "Sen Victoria değil Victor'sın!" Ve Dyeong-Daniel ikilisi kahkahalara boğuldu.

O sırada Nolan kolunu belime sararak "Hiç de bile, Victoria bildiğin kız." deyip bana bakarak sırıttı. Nolan'ın bu hareketi beni şaşırttı çünkü onunla daha önce hiç sarıldığımızı bile hatırlamıyorum.

Dyeong'un bana şaşkın bakışlarla ne demek istediğini anladım ve "Özür dilerim Nolan, tuvalete gitmem gerek." diyerek Nolan'ın elini belimden çekmesini sağladım. Sandalyeden kalkarken Ethan'ın şaşkın bir şekilde Nolan'a baktığını fark ettim. "Dyeong benimle gelir misin?" dediğimde Dyeong hızlıca yanıma geldi ve tuvalete doğru adımladık.

"Kızım neler oluyor? Nolan ile çıkıyorsunuz da haberim mi yok?" diye çıkıştı Dyeong. "Saçmalama Dyeong. O benim kardeşim gibi." dedim. Peri anlam verememişçesine "Otur da beni dinle artist hanım! Bir, neden kafeye girerken kapının orada yarım saat dikildin? İki! Bugün niye bu kadar güzelsin? Üç! Nolan sana neden bu kadar yakın davrandı? Ya bu Nolan kazık herifin teki. Hoş geldin derken sarılmasını bilmez, ne yapmaya çalışıyor!?" dedi. Resmen taramalı tüfeğe dönüşmüştü. Yavaş gel kızım be!

Biraz düşündükten sonra ancak ona cevap verebildim. "Bilmiyorum." Sözümü bitirir bitirmez Dyeong hava sıçrayıp bağırdı. "Kıskandı!" Anlamamıştım. Sadece "Ne?" diyebildim. "Kıskandı kızım kıskandı! Nolan seni kıskandı! Hem de başkandan kıskandı!" diye yanıtladı. "Saçmalama peri abartıyorsun, yürü geç kalmayalım." dedim ve tuvaletten çıktık.

Masaya oturur oturmaz ortamdaki saçma havayı dağıtabilmek adına söze giriştim. "Gençler yarın eve yerleşelim, hem eve hem birbirimize alışmış oluruz. Ne dersiniz?" Nolan şaşırmış bir edayla "Bu biraz hızlı olmaz mı artist?" dedi. "Ya, ne olacak ki? Bizim için iyi olur. Bay Ethan için sorun olmazsa bence makbuldür." diye yanıtladım.

Ethan gülümseyerek "Benim için taşınma sorun olmaz. Ama bir daha benim ismimin yanına bay ya da bey eklersen sorun çıkabilir." dedi ve bana baktı. Umarım yüzüm kızarmamıştır diye iç geçirirken "Başkan Ethan kabul müdür?" diye sordum. Ethan küçük bir kahkahadan sonra "Kabul ama ben ciddi konuşmayı sevmem, Victoria" dedi. Artık gülmüyordu. "Ya ne demeliyim? Ethan'cığım nasıl?" diye saçma bir soru sordum. Masada Nolan hariç herkes kahkahalarla gülüyordu.

Daniel Nolan'ı fark etmiş olacak ki "Kalkalım artık, yarından itibaren hep yan yana olacağız zaten." dedi. Çıkışta Dyeong'u kolundan kavrayıp yalvarmaya başladım. "Ne olur bize gel, neee oluuuurr!" Bugün o kadar dedikodu malzemesi çıktı ki geceyi dedikodu yaparak bitirmek lazım. Dyeong yanıtladı. "Ya kızım saçmalama size gelirsem ben nasıl eşyalarımı toplarım?" Evet bu soru mantıklıydı. Bu yüzden biz de eve gidince üç saat telefonla konuştuk. Hem konuşuyor hem eşyalarımızı topluyorduk. Saat birde telefonu kapatıp uyuduk.

"Kevin amca Victoria nerede?"

"Nerede olacak Nolan, odasında uyuyor."

"Ne kadar mal bir kız bu ya!"

"Daniel ne diyorsun koçum? Uyuyamaz mı kız?"

"Ben onu mu dedim Nolan, hani taşınıyoruz ya bugün."

"Susun lan! Dyeong kızım, sen git de artisti uyandır."

"Tamam amcacım."

*Koşar hızda ayak sesleri

"Bak amca, gördün mü, dil çıkarıp gitti!"

"Sus Nolan, lütfen sus!"

Rüyada bizimkilerin sesini mi duyuyorum, yoksa bu gerçek mi?

*Kapı açılma sesi

*Kapı kapanma sesi

"Artiiiiiist, hadi uyaaaaaann!" diye bağırdı Dyeong. Üstelik yatakta zıplıyor! "Şimdi bittin sen pislik!" diye öfkeyle bağırdım. Dyeong eğilip kulağıma "Başkan da aşağıda. Herkes seni bekliyor, başkan dahil." dedi sırıtarak. Bunu demesiyle yataktan sıçramam bir oldu. Dyeong kahkahalarla odadan çıkarken aceleyle giysi dolabıma koştum.

Aşağı indim, masaya geçerken Dyeong'un yalan söylediğini anladım. Ethan yoktu. Herkes kahve içiyordu ve masada tek kişilik tepside bir kahvaltı vardı. Sırıtarak oturup yemeye başladığımda amcam "Nasıl olmuş?" diye sordu. Bahsettiği şey kızarmış patatesli yumurta kavurması olmalıydı. "Galiba ben evden gidiyorum diye kutlama yapıyorsun." dedim gülerek. Amcam asla yemek yapamaz. Ve bugün bu evdeki son günüm. Bunun için bana yumurta yapmış. Teşekkür etsem azar yerim, en iyisi dalga geçmek.

Ben bunları düşünürken kapı çaldı. Amcam "Yürü evin veledi, kapıyı aç." deyince fırladım. Son gün falan dinlemiyor bu adam. Ben gidinceye kadar ayak işlerini yaptırmalı illa!

Kapıyı açınca irkildim. Çünkü gelen Ethan'dı. Ethan da şaşırdığımı fark etmiş olacak ki sırıtarak göz kırptı. Ben ise şaşkınlıktan adamı eve bile almadım. Amcamın "Victoria, açsana yavrum kapıyı." demesiyle irkildim.

Kapıyı sonuna kadar açıp geriye çekilerek ona yol verdim. İçeri girdiğinde herkes şaşırmıştı. Demek ki gelmesini beklemiyorlardı.

Ethan masanın üzerindeki tepsiyi görmüş olacak ki "Hala kahvaltı yapan prenses kim?" diye sordu. Herkes adımı söyleyince Ethan da "Tahmin etmeliydim." dedi.

Bir yandan kahvaltımı yapıp bir yandan da amcam ile Ethan'ı tanıştırıyordum. Taşıma şirketi çalışanları da eşyalarımı kamyona yüklüyorlardı.

Ağzım dolu bir şekilde "Üzerinde kırılabilir yazan kutuları götürmeyin, onlar kişisel eşyalarım. Arabamla götüreceğim onları." diye bağırdım. Herkes gülmeye başladığında ise yaptığımdan utanıp başımı masaya koymuş kıkırdıyordum. Dyeong "İğrençsin, midene kadar her şeyi gördük." dediğinde utançtan intihar edecektim.

Amcamla vedalaşmaya sıra geldiğinde amcamın da gözünün dolduğunu fark ettim. "Bensizliğe sakın alışayım deme, alışmaya başladığın her an buraya damlayacağım." dediğimde sırıttı. "Hiç yalnız kalamayacak mıyım yapışkan virüs?" dedi ve gözünden akan tek damla yaşı sildi. Söylediğinin aksine bana asla virüs gibi hissettirmedi. Anne ve babam ben artıkmışım gibi davranırmış. Ben pek hatırlamıyorum. Ama amcam asla bana bu duyguyu yaşatmadı. O benim her ne kadar kabul etmese de hem annem hem babam.

Evden çıkarken arkamı bile dönemedim. Amcamın beni hüngür hüngür ağlarken görmesini istemedim. O sırada Ethan'ın dibimde olduğunu fark etmemiştim ki kulağıma eğilip "Biraz abartmıyor musun drama kraliçesi?" demesiyle irkildim. Gözümdeki yaşları silip cevapladım. "Bugün amcamın beni önemsediğini en iyi anladığım gün." "Şaka yapıyorum Victoria, senin yerinde kim olsa aynı tepkiyi verirdi." dedi.

Ben tam arabama binecekken "Benimle gel, arabanı şoför getirir." dedi. Aynı anda kolumu tutuyordu. O an kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissettim. Gülümseyip başımı sallamakla yetindim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.