İçeriğe geç

AŞİYAN

Bölüm 3 · 11 dk okuma

AŞİYAN

Bölüm 3

3.BÖLÜM

3 . B Ö L Ü M

"Kabul etmiyorum!"

♠️

Bir kız daha berdele kurban edilmişti,bir hayat daha mahvolmuştu.Bir kız öğrenci daha hayallerinden mahrum bırakılmıştı.

Doğu'nun en kötü yanı işte buydu!

Kadınlara verilen,pardon verilmeyen değer!

Oğullarını yaşatmak için, kızlarını öldürmüşlerdi,hemde hiç acımadan...

3.Bölüm: kabul etmiyorum!

O an anlamıştım,babam abimi kurtarmak için beni öldürmüştü. onu bana tercih etmişti, ama hayır asla kabul etmeyecektim.

-"konuşsanıza neden susuyorsunuz?"dedim ve gözyaşlarımı sildim.Hala kimseden çıt çıkmıyordu.Bakışlarım anneme takılmıştı.Merdivenin ucunda durmuş hüzünlü gözlerle bana bakıyordu.

Koşarak annemin yanına gittim ve ona sığındım."Anne,sen beni kimseye vermezsin, kızını kurban etmezsin değil mi?"dedim ve dolu gözlerle bakışlarımı anneme yönelttim.

-"kızım benim elimden ne gelir ki?

Kim dinler beni,belli ki aşiret ağaları kararı vermiş,bize de bu karara uymak düşer."dediğinde ondan ayrılıp sinirle yüzüne baktım.

Annemde beni yalnız bırakmıştı,işte şimdi tam anlamıyla yalnızdım.Bana yardım edecek kimsem yoktu.Beni gözlerini bile kırpmadan ölüme mahkum etmişlerdi.

-"hepiniz kafayı yemiş olmalısınız,

Asla berdele razı değilim.Gidin kurban edecek başka birini bulun,asla evlenmem!"dedim ve annemin yanından ayrılarak ağir abimin yanına ilerledim.

Tam dibinde durup, gözlerimi ona diktim.Yüzüme bakacak, yüzü olmadığı için eğik olan başını kaldırıpta yüzüme bakmamıştı.

-"bunu nasıl yaparsın,ağir abi?Hiç mi beni düşünmedin!Hangi akılla gidip haznedarların kızını kaçırdın,hangi?!"dedim ve iki kolundan tutarak onu sarsmaya başladım."söyle,konuşsana neden susuyorsun"dedim ve ayakta duracak gücü kendimde bulamadığım için yere çöktüm.

Elimle yüzümü kapatarak ağlamaya başladım.Hayatım mahvolmuştu,okulum vardı,benim.

Son senemdi,bitirip avukat olacaktım.Zihnimde dolaşan hayallerim beni esir almıştı.Büyük bir çıkmazın içindeydim.

Kimse elini uzatıp,beni bu çıkmazdan kurtarmıyordu.Bense olduğum yerde debelenip duruyordum.Kolumda hissettiğim baskıyla ellerimi yüzümden çekip koluma dokunan kişiye baktım.Ağir abimdi.

Ayağa kalkarak onu kendimden uzaklaştırdım.Büyük bir nefret ve tiksintiyle bakıyordum,ona.

-"Esila, kardeşim affet beni.Ben sandım ki kaçabiliriz,yakalanacağımızı hiç hesap etmemiştim.Lütfen affet beni, kardeşim."dediğinde gözyaşlarım arasında alayla güldüm.

-"Böylesi daha kolaydı, değil mi?

Yakalanacağını düşünmemiş-miş,

Allah senin belanı versin,be!

Madem yakalanacağını hiç hesaba katmadın,peki neden benim Mardin'e geldiğim günün sabahında gidip o kızı kaçırdın?Bu da mı tesadüf!"

-"Esila bak-"sözünü tamamlamasına izin vermeden,konuşmaya başladım.

-"Planın ben gelince o kızı kaçırmaktı.Bu sayede de yakalansanız bile evlenebilecektin,o kızla!Ama biliyor musun, anlamadığım tek bir kısım var.Bir abi,kardeşine neden bunu yapar ki?"dedim ve gözyaşlarımı silip parmağımı karşımdaki abilerime ve babama doğrulttum.

-"Asla...asla evlenmeyeceğim!Berdel hükmünü kabul etmiyorum."dedim ve nefret dolu bakışlarımı karşımdakilere yolladım.

Arkamı dönerek hızlı adımlarla odama doğru koştum.Merdivenlerden çıkarken babamın sesini duymuştum."hele bakın şu kıza bir delilik yapmasın"demişti.

Onların yaptığı normal bir şeymiş gibi benim yapacaklarımdan korkuyorlardı.

Odama geldiğimde,kimsenin gelmemesi için hızlıca kapıyı kilitlemiştim.

Kapıyı kilitledikten sonra,belimi kapıya yakalayarak gözlerimi kapattım.Yere çökerek ağlamaya başladım.Abilerim hiddetle kapıya vuruyorlardı.Onları umursamadan gözyaşlarımın akmasına izin verdim."Allahım,

Yardım et.Ben evlenemem,istemiyorum.Lütfen Allah'ım bana yardım et."sesim hıçkırıklarımın arasında kayboluyordu.

Kapının önünden kalkarak telefonumu aramaya başladım.Telefonumu bulduğumda titreyen ellerimle zar zor elimde tutabiliyordum.Kişiler kısmına girerek, üniversitedeki daimi destekçim olan burcu hocamı aramıştım.

Bana sadece o yardım edebilirdi.Polisi aramak elbet aklıma gelmişti ama faydasızdı.

Haznedarların gücünü biliyordum.

Burada polisler bile onlardan korkuyordu.Bana yardım edemezlerdi.Ama eğer ki Mardin'den ayrılırsam kurtulma şansım olabilirdi.

Telefonun başında dakikalarca bekledim ama burcu hocam'ın telefonuna ulaşılamıyordu.Çağrıyı sonlandırarak,sinirle elimdeki telefonu karşımdaki duvara fırlattım ve öfkeyle bağırdım.

Odamın kapısı gür bir sesle açılmıştı.Ciwan abim kapıyı kırmıştı.Koşarak yanıma geldi ve bana sarıldı.

-"Esila,neden kapıyı açmıyorsun birtanem.Çok endişelendim,kendine birşey yaptın sandım."dedi ve saçlarımı öperek, okşamaya devam etti.

Ciwan abimden ayrılarak,onu göğsünden ittim."Siz zaten benim ölüm fermanımı imzalayıp, gelmişsiniz.Neden şimdi kendime birşey yapmamdan korkuyorsun, Ciwan!"ona ilk kez Ciwan demiştim, çünkü benim abim değildi ,artık sadece Ciwandı!

-"Esila,engellemeye çalışmadım mı sanıyorsun?Yok olmadı,bir yandan ağir,bir yandan sen ne yapacağımızı bilemedik.Ama ağirinde ölmesine göz yumamazdık.Lütfen bizi anla!"dediğinde buruk bir gülümsemeyle ona baktım.

-"ağiri yaşatıp,esilayı öldürelim dediniz yani,anladım."dedim ve başımı salladım.Arkama dönerek gözyaşlarımı silmeye çalıştım.Ama Ciwan koluma dokununca onu kendimden uzaklaştırıp"beni hiç mi sevmediniz ya?Bu kadar kolay mıydı beni gözden çıkarmak?"dedim ve sinirli bir yüz ifadesiyle Ciwana baktım.

-"olan oldu, yapacak birşey yok.Kendini bir an önce toparla.Alışacaksın."dedi ve çıkıp gitti.

Ciwan çıktıktan sonra sadece berzan kalmıştı.

-"Esila başka çaremiz yok anlamıyor musun?"

-"asıl siz anlamıyorsunuz ben kimse için hayatımı mahvedemem anladınız mı"

-"Lan kimse dediğin senin abin!"

-"kardeşinin hayatını kendi keyfi için mahveden adama abi denilmez,şerefsiz denilir.Sizde buna çanak tuttuğunuz için sizinde ondan bir farkınız yok!"dedim ve nefretle berzana baktım.Öfkelenmişti.Bana doğru adımlayarak hiç beklemediğim birşeyi yapmıştı.Bana ilk kez el kaldırmıştı.

Tokatın etkisiyle yatağın üzerine düşmüştüm ve saçlarım yüzümü kapatarak yana savrulmuştu.

-"ESİLA BAĞIRMAYI KES!

ZATEN OKUMANA İZİN VEREREK YETERİNCE HAK TANIDIK SANA, ŞİMDİ KARŞIMIZA GEÇMİŞ BİZE Mİ DİKLENİYORSUN? İSTESEN DE İSTEMESEN DE ARAM HAZNEDARLA EVLENECEKSİN!"

Duyduğum isimle öylece kaldım.

Aram haznedarla mı evlenecektim?

O zalim,gaddar, acımasız,kalpsiz biriydi.Kim bilir bana neler yapardı?

Yüzümü berzana çevirerek tiksinerek baktım."sonunda bana el de kaldırdın,rahatlamışsındır."

Dedim ve karşısına dikildim.O an içimden geleni yapıp yüzüne tükürdüm ve odadan çıktım.

Merdivenlerden inerken nazlı'nın sesini duyunca durdum.

-"Esila neler oluyor? Hiçbir şey anlayamıyorum."dediğinde yanına giderek ona sarıldım,o da bana sarıldı.İkimizde gözyaşlarımıza engel olamamıştık.Nazlıdan ayrılıp kısık sesle konuşmaya başladım."hemen bavulunu topla ve ilk uçakla İstanbul'a dön, burcu hocaya haber ver.Beni yalnızca o kurtarır.Benim biraz kafamı toplamam ihtiyacım var,konaktan çıkıyorum ama dediklerimi unutma."dedim ve onu arkamda bırakıp konaktan çıktım.

Beni engelleyen olmamıştı,çünkü Mardin'den çıkamayacağımı biliyorlardı.

Çocukken,üzgün olduğumda ya da babamdan dayak yediğimde hep göl kenarına giderdim.Orası bana huzur veriyordu.Ve bugün yine oraya gidiyordum.Yıllar sonra tekrar göl kenarına gelmiştim.

Çimenlerin üzerine oturup dizlerimi kendime çektim.Göl kenarında öylece oturmuş,suyun sesini dinliyordum.

Buraya bir isimde vermiştim.

Aşiyan diye adlandırmıştım.Çünkü burası benim huzur bulduğum tek yuvamdı.

Aşiyan,yuva anlamına geldiği için buraya bu ismi vermiştim.Ama ben artık yuvasızdım,benim bir yuvam yoktu.Kimsesizdim.

Düşünüyorumda birgün gerçekten benimde bir yuvam olacak mıydı?

___________________________

Aram'dan

Babamın sözlerinden sonra oturduğum yerden hızlıca kalkıp

"Unutun,berdeli!Öyle birşey olmayacak."dedim.Hiç tanımadığım,bilmediğim bir kızla bir ömür geçirmekten bahsediyorlardı.Hemde ağir'in kardeşinden bahsediyorlardı.O itin kardeşini asla karım yapmayacaktım.

-"edeceksin..kabul edeceksin oğul, bacının yaşaması için kabul edeceksin,başka çaremiz yok"dedi,bariton sesiyle.

Gözlerimde merhamete dair en ufak bir kırıntı olmadan,acımasızca o sözleri sarfettim.

-"var baba, o ikisini öldürmek!"dedim ve son derece kararlı bir ifadeyle babamın gözlerinin içine baktım.

-"şimdi eline silah versem bacının kafasına sık desem yapabilecekmisin,aram?"dediğinde bir anlığına afallamıştım.Daha sonra ise hiç istifimi bozmadan konuşmama devam ettim.

-"gözümü bile kırpmadan,öldürürüm.Berfin kaçarken bunları düşünmediyse,ben neden onu düşüneyim,baba?"dedim.

Berfin'in sesini duyunca arkama dönüp ona baktım.

-"abi,deme öyle kurbanın olam.Ben sevdim,hemde çok sevdim."dediğinde kaşlarımı çatarak yanına ilerledim.

-"seve seve o iti mi,sevdin Berfin?

Bulunmayacağınızı mı,sandınız-"

Sözümü bölen babam Mahmut ağa'nın sesiydi.

-"madem berdeli kabul etmezsin,o vakit çıkar silahını sık bacının kafasına, oğul.Bunu yapabilecek misin?"dediğinde elimi belime götürüp silahı aldıktan sonra berfine doğrulttum.

Karşımda aciz bir halde duruyordu, ağlamaktan gözlerinin feri gitmişti.Peki neden sıkamıyordum, ellerim titriyordu. şimdi onu öldürmezsem hiç tanımadığım bir kızla bir ömür geçirmek zorunda kalacaktım ama lanet olsun ki sıkamıyordum ne olursa olsun kardeşimdi.

Silahı indirip"berdel kabulümdür ama berfinle o ite düğün yapılmayacak.Sadece evleneceğim kıza yapılacak."dedim.

Silahı belime sıkıştırıp,konaktan çıkıp gittim.Kardeşimin acısını o itin kardeşinden çıkaracaktım, ona hayatı zindan edecektim.Kafamı dağıtmak için siyah passatıma binip arkadaşlarımla buluşmaya gittim...

____________________________

Avşin konağı

Delal hanım,bir o yana,bir bu yana gidip geliyordu.İçindeki yangın sönmüyordu, hiçbir zamanda sönmeyecekti.Bir evladını kurtarırken,diğerinin hayatı mahvolacaktı.Ne düşünce sonu çıkmaz sokaktı.Bir çare bulamıyordu.Delal hanım, gözleri-

ni yanında duran kocasına dikti ve konuşmaya başladı.

-"Bey,şimdi ne edecez?Esilamı nasıl aram ağayla evlendiririz,benim kızım ürkek bir ceylan gibidir,aram ağa ise her daim sinirli bir kaplan gibidir.Kızımıza neler ederler o konakta,bilmez misin?"

-"Başka çaremiz yoktur delal hanım.Aşiret ağaları,bana başka seçenek bile sunmadılar.Ya oğlun'un ölümü,ya da berdel dediler.Ne yapaydım,oğlumun ölümüne göz mü yumsaydım?"

-"kendi ağzınla söylersin işte bey oğlunu yaşatarak kızını öldürürsün.Etmeyesin."

-"hazırlıklara başlayasınız 1 hafta sonra Esila gelin olur."

-"son sözün bumudur bey?'

-"budur Delal hanım!"

Delal hanım oturduğu yerden yavaşca kalktı.Ne yapabilirdi ki? ne dese boştu engelleyemeyecekti. oğlunu yaşatırken kızının ölüme gidişini çaresizce izleyecekti.

♠️

Esila,havanın kararmasıyla gölü izlemeyi bırakıp,ayağa kalktı.

"Bugüne kadar ya babamdan dayak yediğimde ya da kendimi huzursuz hissettiğimde sana gelirdim.Ama bugün.."sustum,

Kelimeler boğazıma düğümlendi.

Yutkunarak konuşmama devam ettim."Bugün,Berzan abim bana ilk kez el kaldırdı.Ailem dediklerim beni hiç acımadan berdele kurban ettiler."dedim ve gözyaşlarımı sildim."Belki de bu sana son gelişimdi."dedim ve hava tamamen kararınca konağa gitmek için oradan ayrıldım.

Sokakta yürürken bir an başım döndü,yürümekte zorlanıyordum.

Yaşadıklarım fazlaydı,çok fazlaydı

Ve benim bunlara dayanacak gücüm yoktu.Duvara tutunarak yürümeye devam ettim.Karanlık olduğu için ve sokak lambalarınında bulunmadığı için önüme pek göremiyordu.Ayağım sert bir cisme değince dengemi sağlayamayıp düşecekken bellerime dolanan ellerle havada kalmayı başarabilmiştim.

Ayağım sert bir cisme takıldığı için düşeceğimi sanarak gözlerimi kapatmıştım.

Ama belime dolanan kollar sayesinde düşmekten kurtulabilmiştim.Gözlerimi açıp,beni kurtaran kişiyi görmek istedim ama karanlık olduğu için yüzünü pek göremiyordum.Beni belimden tutarak doğrulttuğunda konuşmaya başlamıştı."İyi misiniz?"dediğinde başımı ovduktan sonra "evet,iyiyim.Bu arada çok teşekkür ederim."dedim.

Sebepsizce sesi hoşuma gitmişti.

Yüzünü pek göremiyordum ama ay ışığı sayesinde etraf biraz aydınlıktı.Uzunca bana bakmıştı.

Daha fazla burada durmak istemediğim için ona tekrardan teşekkür edip,oradan ayrıldım.

Kısa bir süre sonra konağın önüne gelmiştim.Adımlarım geri geri gitmek istese de yapamadım.Mardin'de nereye gidersem anında bulunacağımı biliyordum.Tek çare nazlı'nın bir an önce İstanbula gidip burcu hocaya olan biteni haber vermesiydi.Daha fazla kapıda beklemeyip içeri girdim ve kimsenin yüzüne bakmadan odama girdim.Kırılan kapıyı yaptırmışlardı.

Yatağıma uzanıp,bir süre öylece tavana baktım.Bir çıkış yolum kalmamıştı.Tekrar burcu hocamı aramak için telefonuma bakındığımda aklıma,öğlen sinirle duvara fırlattığım gelmişti.

Bir telefonum vardı, onu da paramparça etmiştim,iyi mi?

Oflayarak yataktan kalkıp banyoya ilerledim.Elimi yüzümü yıkadıktan sonra dolabıma yönelip,pijama takımlarımdan birini seçerek giydim.Kendimi çok yorgun hissediyordum.Göz kapaklarımı zar zor açık tutabiliyordum.Uyusam iyi olacaktı.

Yatağa uzanıp,yorganımı başıma kadar çekip,kendimi uykunun derin kollarına bıraktım.Gözlerimi kapattığımda bir daha hiç açmak istemiyorcasına kapatmıştım.

♠️

Aram'dan

Akşama kadar meyhanedeki arkadaşlarımla takıldıktan sonra mekandan çıkış yapmıştım.Hava serin olduğu için yürümeye karar vermiştim.

Hâlâ aklım almıyordu,Kardeşim Berfin,ağir de ne bulmuştu da,aşık olmuştu ki,olan ağirin kardeşine olmuştu.Duyduğuma göre İstanbul'da üniversite okuyordu ve tatil olduğu için 3 aylığına tek gelmişti.Fakat abisinin yaptığı hatanın bedeli kendi hayatına mâl olmuştu.

Yolda yürürken etrafı kolaçan etmeyi de ihmal etmiyordum.Akşam olduğunda tüm serseriler dışarıda olurdu ve genç kızları tek yakaladıklarında tecavüz etmeye çalışırlardı, şerefsizler.Birkaç kere kendi gözlerimle şahit olmuştum ve yakaladığım piçleri, Mardin meydanında işkence çektirerek herkesin gözü önünde öldürmüştüm.Herkese ibret olsun,diye Mardin meydanında yapmıştım bunu.

Etrafı kolaçan ederken gözüme biraz ilerimde olan,bir kız takılmıştı.Yürümekte zorlanıyordu ve bu yüzden duvardan destek alarak yürüyordu.Düşecek gibi olduğunu görünce koşarak yanına gittim ve onu son anda yakaladım.

Belini kavrayarak düşmesini engelledim.Burnuma dolan kokusu,

Çok hoşuma gitmişti.Daha önce hiç

Böyle bir koku koklamamıştım.

Yüzünü görmek için onu biraz sağıma çekip ay ışığının yüzüne düğmesini sağladım.Fakat çeşme başında gördüğüm kızla karşılaşmak hiç beklemediğim bir şeydi.

Gözlerimi ondan alamıyordum.Yüzüne yakından baktığımda gözlerinin yeşil renkte olduğunu anlamıştım.Onu doğrultup iyi olup, olmadığını sordum.O da iyiyim demişti.Bu sayede de ilk kez sesini duymuştum.Ancak kısa bir süre sonra gitmişti.Gülümseyerek arkasından bakakalmıştım.

Uzun zaman sonra ilk kez gülümsediğimi farketmem kısa sürmemişti.O kız çok masumdu ama gözleri hüzün doluydu.Oysa çarşıda onu gördüğümde neşe saçıyordu.Şimdi neden bu kadar üzgündü,anlayamamıştım.

Uzun süredir sokağın ortasında durduğumu farkedince kenara geçip baranı aradım ve passat arabamı getirmesini söyledim.

__________________________________

Esila'dan

Yeni güne gözlerimi açmıştım.Başımı yastığa gömüp yataktan kalkmak istemiyordum.

Kapımın açılma sesini duyduğumda gözlerimi aralamıştım.Gelene baktığımda annemi görmemle,hemen ayağa kalktım.Koşarak ona sarıldım.

-"Anne.. anne yardım et kızını hiç istemediği bir hayata mahkum edecekler,ne olur engel ol birşey yap anne."dedim.

Anneme sıkıca sarılıyordum,göz yaşlarım annemin omzuna düşüyordu.Ayrıldığımızda annem beni odamdaki,berjere oturtarak göz yaşlarımı sildi.

-"ne yapabilirim ki ben kuzum, kader böyleymiş.Elimden hiçbir şey gelmez."

-"anne sen ne dediğinin farkında mısın? Benim kaderim böyle değil, anne! senin oğlun yüzünden ben bu haldeyim,o sevdiğiyle mutlu bir hayat kuracak peki ben,ben ne olacam anne?"

-"ben istermiydim böyle olmasını esilam,söyle ne diyim, nasıl engel olayım,kim dinler beni?buraları bilmezmiş gibi konuşma."

-"peki anne şu soruma cevap ver, oğlun sevdiği kızla mutlu bir yuva kuracakken,benim hiç tanımadığım bir adamla evlenmeme ,okulumdan mahrum kalmama, gönlün el verecek mi ?"

-"esilam anla beni başka çaremiz yok, hem belki seversiniz birbirinizi ileride ne olucağını bilemeyiz kızım"dediğinde bir hışımla ayağa kalkıp sözlerime devam ettim.

-"asla o adamı sevmiycem anne hepiniz göreceksiniz bu berdel olmayacak!"

Arkamı dönüp gözyaşlarımı silerken ablamın sesini duydum.

Odasından çıkmışmıydı?

Azra ablam,ah ne acılar çekmişti...

1 yıl önce eniştemi kaybetmiştik. Ablam ondan sonra çökmüştü, kendisini odaya kapatmıştı. Kimseyle görüşmüyordu,başta ablam eniştemle evlenmek istememişti. ama babam onu dinlemedi.Zorla evlendirdi, ablam da zamanla enişteme aşık olmuştu. ama mutluluğu kısa sürmüştü, eniştem bir kaza sonucu vefat etmişti.O gün bugündür,ablam hayattan bağlarını koparmış gibiydi,ama şimdi odasından çıkmıştı.

Koşarak aşağı indim, babamla tartışıyordu.duyduklarımla gözyaşlarımı engelleyemedim.

-" zulme görmezden gelmek mazluma ihanettir, baba. yıllardır...yıllardır bırakın bana yapılanları, beni görmezden gelmiyor musunuz kolayınıza gitmiyor mu,söylesenize..."

Kimse sesini çıkarmıyordu, avludaki herkes sessizce azraya bakıyordu.

-"benim sizin kurallarınıza göre yaşayacak bir günüm daha yok hele kardeşimi kurban edecek hiç yok baba!"

Koşarak ablama sarıldım, oda bana sarılıyordu.Çok özlemiştim onu bugüne kadar içinde tüm tuttuklarını şuan babamın karşısında yüzüne haykırıyordu.

-"o odadan çıkmayı,şimdi mi akıl ettin,Azra! Sen 1 yıldır neredeydin?"

Babamın sesini duymamızla birbirimizden ayrıldık, ablam tekrardan babamın karşısına geçti.

Babam konuşmaya devam ediyordu.

-"Kardeşin ister kendi isteğiyle, ister zorla aram haznedarla evlenecek.Artık kapansın bu konu, yeter bu kadar tiyatro!"dediğinde alayla gülümsedim.

-"tiyatro mu? bunların hepsi tiyatro muydu,sana göre asir ağa? ama şunu bil ki,kendimi koruyamadım ama kardeşimi koruyacağım,asla sizin bu aptal kurallarınza,törelere kurban etmiyeceğim,asla!"dediğinde babam arkasını dönerek anneme baktı ve "Delal hanım haznedarlar birazdan burada olacak, hazırlanın düğün alışverişine çıkılacak"dedi ve konaktan çıkıp gitti.

Babam,ablamın dediklerini umursamamıştı.Neye şaşırıyorsam ama ablamın o odadan çıktığına çok sevinmiştim.

-"abla seni çok özledim."dedim ve tekrardan ona sarıldım.Doyasıya kokusunu içime çektim ve geriye çekildim.

-"bende esilam bende ama şimdi konumuz sensin aklımda bir plan var.Şimdi odana çık ve hazırlan düğün alışverişine gidiyoruz,soru sorma sadece dediklerimi yap."

İtiraz etmeden hazırlanmak için odama çıktım.Ablama sonuna kadar güveniyordum.

Odama geldiğimde giysi dolabıma ilerleyerek elbise bakmaya başladım.Hava sıcak olduğu için açık bir elbise giymiştim.





(Esilanın elbisesi)

Bilerek bu kadar açık bir elbise giymiştim,onlara uygun olmadığımı görüp belki berdeli bozarlardı.

Aşağı indiğimde annem kapıda bizi bekliyordu.Ne kadar da rahattı?

-"Azra kızım sende mi geleceksin?"

-"herhalde anne"

-"ya sen Esila,ne bu kılık?"

-"ne varmış,kılığımda anne?"

-"git daha uzun ve usturuplu bir elbise giy,hemen!"

-"anne ya bu kıyafetle gelirim ya da hiç gelmem sen karar ver."

Annem bıkkınlıkla kafasını sallayıp önümüzden yürümeye başladı.Kapıdan çıktığımızda büyük bir siyah araba bizi bekliyordu.Kapısı açıldığında bize geldiğini anlamıştım.İçinde oturan kadınları görünce onların,haznedar kadınları olduğunu anlamıştım.Annem ellerini öpmem için gözleriyle işaret verdiğinde itiraz etmeden gidip öptüm ve yolculuk başlamıştı.

Ne olursa olsun bugün kaçmayı başarmalıydım!

Bölüm sonu

1 yorum