İçeriğe geç

Aşiretoloji School AU/Yarı Texting

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Aşiretoloji School AU/Yarı Texting

Bölüm 6

5. Bölüm: Herşeyin Başlangıcı

4 yıl önce, Yazarın anlatımıyla

Ilık bir yaz akşamıydı. Apollon, iki gündür yaptığı gibi hayattan bıkmış bir şekilde yürüyordu. Adımları nereye gidiyordu kendisi bile bilmiyordu. O neyi biliyordu ki? Babasının başka bir kadından bir oğlu olduğunu bile iki gün önce öğrenmişti. Annesinin ağlayarak bağırdığını, Bardakları balkondan attığını hatırlamamak için evden gidiyordu sürekli. Annesine verdiği sözü tutamamıştı. Annesini koruyamamıştı.

‘Sözünü tutmalısın, Apollo. Yoksa yanarsın.’ Kulağının hemen yanından gelen o ılık nefes ürpermesine neden oldu. Sürekli duyuyordu böyle sesler. Babası sadece normalde yanında değil, Halüsinasyon olarakta yanındaydı.

Sahi…kaçıncı yanışıydı bu Apollonun? Kaçıncı kez annesinin çocukken anlattığı dördüncü kelebek gibi yanmıştı ama ateşin ne olduğunu söyleyememişti? Yürürken birine takıldı. Yüzünü kaldırıp ona baktı.

Siyah saçları vardı. Bir karganın ki kadar siyah. Griye çalan mavi gözleri ise bir özür bekler gibi bakıyordu. Tahminince aynı yaşlardaydılar.

“Ben…özür dilerim. Yani istemeden sana çarpmış bulundum.” Dedi apollo, çekingen bir sesle. Karşısında ki genç gülümseyip elini uzattı. “Sorun değil. Kaybolmuş gibisin. Ben Zeus. Senin adın ne?” Apollon kendisine uzatılan el’e uzunca baktı daha sonra da ona uzatılan eli sıktı. Biliyordu. Kaybolmuş insanlar elinde sonunda bir şekilde birbirlerini bulurlardı. “Memnun oldum. Apollon. Adım Apollon.” Zeus ufak bir kahkaha attı. “Uzun bir isim. Hadi. Beraber yürüyelim,daha eğlenceli olur.”

O gün kader, iki kaybolmuş ruhu birleştirdi.

Haberleri yoktu ki yıllar sonra ikisinden biri ölene kadar sırdaş olacaklardı.

Hayat böyleydi her zaman.

Doğarlar, serpilirler ve ölürler.

🐎💨

İki ay çabucak geçmişti. Aralarına Dionysus, Posedion ve Hera katılmıştı. Apollon, Zeus’un Hera’ya olan bakışlarından hemen anlamıştı. Zeus tutulmuştu. İkisi de kardeşi gibi olan bu iki insanın sevgili olmasını çok istiyordu.

Bir akşam hep beraber parkta kola içerek oturuyorlardı. Posedion ve Zeus bir konu hakkında tartışıyordu-kesinlikle siyaset değildi- hera ve Dionysus kola hakkında konuşuyordu.

Apollon…

Apollon yine düşüncelere dalmıştı. Geleceği düşünüyordu. Harbiden, ne olacaktı gelecekte? Bitecek miydi arkadaşlıkları? Oysa söz vermişlerdi. Son kişi ölene kadar kaybolmuşlar birbirlerinin yanında olacaktı. Nefes alamadı aniden. Arkadaşlarının gitmesini istemezdi. Kim isterdi ki? Hem daha söyleyememişti onlara, Jason adında bir kardeşi olduğunu. Utanmıştı. Dalga geçerler diye düşünüyordu. Bu sırrı mezara kadar taşımayı bile düşünüyordu.

Derin bir nefes verdi.

“Apollon? İyi misin kanka?” Diye seslendi posedion. Apollon hemen başını salladı. İyiydi. İyi. İyi olmalıydı. İyi olması gerekti.

‘Kimseye kötü hissettiğini söylememelisin, Apollo. Yoksa cevapların peşine düşerler ki bunu asla istemeyiz değil mi?’ Yine o fısıltı ve nefes. Üç aydır nadiren duymaya başlamıştı bu sesi. Zihnini durduramıyordu. Beyni, geçmişi ısıtıp ısıtıp önüne koymayı seviyordu.

Bir gün olsa bile her şeyi unutmak istedi.

🐎💨

Hera, her zaman ailesinin istediği gibi olmaya çalışıyordu. Nazik, kibar, saygılı…ne isterlerse yapıyordu. Ne derlerse ‘tamam.’ Diyordu. Yapması gerekti. İyi bir evlat olmalıydı ki ailesi onu sevsin.

On dört yaşına geldiği zaman bunların hepsine karşı çıktı.

Başta ailesi içine kötü ruhların girdiğini düşündü. Doktorlara, psikologlara hatta ruhsal şifa verdiğini söyleyen tuhaf insanlara bile gitmişlerdi.

Bir süre sonra ailesi onu öyle kabul etmişti. Etmek zorundaydılar. Hera Solheim, Sol Holding’in tek vârisiydi. Her şey ona kalacaktı. O olmasa, büyük bir soy son bulacaktı.

Hera da böyle bir ailede büyümüştü.

Başta dediğimiz gibi,

Kaybolmuş ruhlar elinde sonunda birbirlerini bulur. Bulur ki hep beraber evlerini bulmak daha kolay olsun.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.