İçeriğe geç

Aşiretoloji School AU/Yarı Texting

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Aşiretoloji School AU/Yarı Texting

Bölüm 5

4. Bölüm: Hayat Tesadüfleri Sever

“İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana aşığım.”

Diyor, Sait Faik Abasıyanık, Havada Bulut kitabında. Düşünüyorum da…ona hak veriyorum. Bu kadar karmaşanın içinde yine de aşık olacak vakit bulabiliyordum. Aşk bu değil miydi? Onca kötülükle dolu dünyada yaşamak için bir sebep bulmak.

Hera benim yaşam sebebimdi.

Onsuz bir hayat düşünemiyorum. Yıllar önce ailemin beni terk ettiği zamandan üç ay dört gün ve sekiz saat sonra tanışmıştım onunla. İri iri gözleri, ufak dudakları, pembe yanakları ve her gün saydığım o güzel kirpikleri…neden aşık olmuştum ona? Bunu bende bilmiyorum. Nasıl bilebilirim ki? Aşk bir nedenden dolayı olmaz ki. Aşk bir nedendir zaten.

Ve beni reddettiği, daha sonra da benimle ‘sevgili’ rolü yaptığını düşününce…

Hayat cidden tesadüfleri sever.

Müdür Kaos’un odasından yeni çıkmıştık. Kavga, Hera’ya laf ettikleri için başladığından ceza almamıştık ama Projeyi yapmamız kesinleşmişti. Dersler bittiği için sınıfa girip çantalarımızı ve telefonlarımızı alıp dışarı çıktık. Hera, Apo’nun kaşında ki yaraya mendil bastırıyordu. Ares ise biraz daha dövemediği için yakınıyordu.

“Mantıklı ol biraz, Ares. Kabul et, o seni dövüyordu.” Dedim sakin bir tonla. Apollon öksürdü ama canı acıdığı için yüzünü buruşturdu.

“Her mantık mantılanmaz…Dio mantı yemeye mi gitsek?” Dio telefonunu cebine koyup başını salladı. “Olabilir.” Diyip yolda ki taşa ayağı ile vurdu. Hermes sinirle bize bakıp boğazını temizleyince ona baktık. “Biraz saçma davranmıyor musunuz? Proje’yi dönem sonuna kadar halletmemiz gerekiyor. Tam tamına 40 günümüz var! Ayrıca sınavımız var. Siz…ne kadar sorumsuzsunuz.” Önden yürümeye başladı. “Hermes bu konuda haklı, arkadaşlar. Bir an önce bu konuyu halletmemiz gerekiyor.” Dedim ve devam ettim. “Şu şeyler nerede…Jason’un ekibi?”

“Biri bize mi seslendi?” Diye bağırarak bize yaklaşan kişiye baktım.

Leonidas Valdez.

“Bende neden kulağım çınlıyor diyordum, naber gençler? Yoksa genç hissedenler mi demeliyim? Kaç yaşındaydınız siz bu arada? Elli? Kırk?” Güldü. “Dalga geçme, Leocuğum.” Arkasından gelen kıza baktım. O da onlarla aynı sınıftaydı? Neydi bu kızın adı?

“Ama dalga geçmeyim de ne yapayım, red? Yaşlılar işte.”

Şimdi hatırladım.

Rachel Elizabeth Dare. Çoğu kişiye göre ise Zabit.

Apollon sertçe baktı. “Siktirin gidin. İşimiz başımızdan aşkın bir de sizin yaş şakalarınızla uğraşamayız. Jason’a söyleyin. Yarın akşam sekizde. Nuri bakkal’ın yanında ki parkta toplanıp şu proje işini konuşacağız.” Yürümeye başlayınca bizde yürüdük. Hera ise yürürken arkasına dönüp öpücük attı.

O…o çok güzeldi. Neden bu kadar güzel olmalıydı? Kendini güzel bulmazdı pek. Oysa ben onun kusur olarak düşündüğü şeyleri bile seviyorum. Gözünün altında ki kimsenin fark edemediği yara izini mesela…

Herkes evlere dağılınca baş başa kaldık. Evlerimiz yakındı. Hem de fazlasıyla yakındı. Aramızda sadece bir duvar vardı. Evlerin önüne gelince bana gülümseyip duvarın üstüne çıkıp oturdu.

“Eee…söyle bakalım, nasılsın?” Dedi saçlarını geriye atarak. Güldüm ve yanına oturdum. “Nasıl olmamı beklersin? Ona göre cevap vereceğim.” Gözlerime baktı. Hep gözlerime bakardı. Sanki gözlerimin içinden ruhumu okuyor gibiydi. “İyi olmanı isterim. İyi ol ki bende iyi olayım, sahte sevgilim.”

Sahte sevgilim.

İşte aramızdaki ilişki bu iki kelimeden ibaretti. Ona göre bir oyun olan bu şey, benim 4 yıldan fazladır hayalimdi. “İyiyim, o zaman.” Dedim ve yeni yeni yanmaya başlayan sokak lambalarına baktım. “Sever misin geceyi? Karanlığı…bu ıssız sokakları…” diye fısıldadım aniden. O da benim gibi sokak lambasına baktı. “Severim. Sende seversin. Geceleri genelde sigara içmek için beşinci sokak lambasının altına oturursun.”

Davranışlarımı ezberlemişti. Siktir. Bunu beklemiyordum. Sigara içtiğimi kimse bilmezdi. Ben bile fark etmezdim. Evde, dedemin eskiden kalma sigaralarından 2 dal alıp cebime koyardım. Ayda iki defa içerdim. Birincisi bu ayın getirecekleri için, ikincisi ise bu ayın götürecekleri içindi. “Beni iyi tanıyorsun, he?” Dedim gülerek. Başını salladı ve uzaklara daldı. “Gitsem iyi olur. Bilirsin…geç kalmamalıyım.” Yanağımdan öpüp gitti. Sessizce, süzülerek.

Yanağımdan öptü. Evet, cidden yapmıştı bunu. Arkasından şaşkınlıkla bakıyordum. Beni öptü. HERA. BENİ. YANAĞIMDAN. ÖPTÜ. Dur. Bu nasıl. Cidden şaka gibiydi. Salakça sırıttım.

Bugün benim için en güzel gün oldu.

FENASI KERİM WHATSAPP GRUBU

Apollon

Herkese salam

Yaşayan var mı acep

Dio

Yaşamak derken?

Beden olarak yaşıyoruz ama ruhumuz ölü

Hermes

Kedi olalı bir fare tuttun be dio

Dio

Kedileri sevmem

Ares

Sen neyi seviyorsun ki

Hera

Saat gecenin on ikisi

Yatın zıbarın

Yarın kimya dersi var

Apo bu sefer lütfen bişiler yiyip içme

Apollon

Yok kanka ya… şey dicektim ben

Bozuk yoğurt yenilir mi?

Zeus

APO SEN SALAK MISIN

Bölüm sonu

1 yorum