İçeriğe geç

Aşiret

Bölüm 14 · 10 dk okuma

Aşiret

Bölüm 14

14. Bölüm

Mesajı okurken kaşlarım istemsizce çatılmıştı. Bu adam benim numaramı nereden biliyor da mesaj atıyor? "Ne oldu?" Diye sordu Batuhan, şuanki beni mutlu etme anı bozmak istemediğim için "Sonra konuşuruz." Diye geçiştirdim. Batuhan bana bakarken Ferit lafa atladı. "Neyse, eş değişip tekrar oynayalım."

Ferit'in isteği üzerine Serpil ile eş oldum. Ferit ise "Biz zaten kazanırız siz başlayın." Diyerek kendi kendine böbürlendi. Serpil ise göz devirerek "Havanı yesinler." Diye mırıldandı. Batuhan halen daha bana bakarken ona bakıp gülümsedim. Elime bir kart alıp kağıda baktım. Yalandan bir öksürmeyle "Başlıyorum." Diye söyledim.

Karttaki kelime yıldızdı. "Dışarıya çıktığında ne görüyorsun?" Dedim, Serpil hızlı hızlı "Ağaç, insan, mağza." Diye saymaya devam ederken "Sakin, yukarıya bak." Dedim. Serpil kafasını yukarıya kaldırınca kahkaha attım. "Anlamadım ya.." Serpil bana bakınca gülmeyi kestim. "Neyse diğer karta geçeyim." Elime birer kart aldım. Karttaki kelimeye baktım. Yine gökyüzünden bir kelimeydi. Bu sefer güneşti. "Deminki anlatmaya çalıştığım yıldızdı. Oralardan say bir şeyler." Serpil tekrar kaşlarını çattı. Bu kız yine anlamadı.. "Neyse Ferit onlara geçsin sıra."

Ferit alay eder gibi bakarken "Daha bir dakikanız var ya." Dedi, Serpil arkasındaki yastığı eline alıp Ferit'in kafasına vurdu. Gülerek onları izlemeye başladım. "Neyse bize geçsin sıra." Dedi Batuhan, Ferit arkasına yaslanıp "Sen anlat." Diye söylendi. Umarım bilemezler de Ferit'in şu havası söner.

Batuhan eline kağıt alıp "Küçüklük aşkın kimdi?" Diye sordu, Ferit sırıtarak "Hadise." Dedi. Batuhan diğer karta geçince Ferit'in rahat bir şekilde oturmasına baktım. "Senin küçükken okumak için ağladığın kitabın ismi?" Ferit rahat oturuşunu düzeltip "Barış ve savaş." Dedi, Batuhan alaylı bir şekilde güldü. "Uydurma." Ferit boğazını temizledi.

"Küçük prens."

Ferit mırıldanınca Serpil kahkaha attı. "Neyse zaten kazandık. Uzatmayalım." Ferit deminki mırıldanması üzerine tekrar yüksek sesle konuşmuştu. "Tamam küçük prens, bitirelim." Dedi Serpil, bu konunun üzerine sohbet etmiştik. Saat epey bi geç olunca ikisi de evden ayrıldı. Benim pek uykum yoktu ama Batuhan "Uyku düzenini normale sokmamız lazım." Deyince mecburen odaya çıkmıştık.

Yatağa oturup Batuhan'ı bekledim. Odaya gelince eşofman giydiğini fark ettim. Üstünden bir şey giymediğini fark edince gülümsedim. Yanıma oturup ellerimi tuttu. "Artık tartışmadan doğru düzgün konuşmamız gerekmiyor mu?" Kaşlarımı hafifçe çattım. Gözleriyle karnımı ima etti. "Yine mi aynı konu ya?" Diyerek göz devirdim. "Yine ne Eva?Yine." Ellerini çekip bana üzgün bir ifade ile "Aldırmanı istemiyorum." Diye söylendi.

Ayağa kalkıp "Sen istersen bu konuyu Ferit onlar ile tartış ama ben kesin kararlıyım." Dedim, Batuhan da ayağa kalkıp kolumdan tuttu. "Sağlıklı düşünmüyorsun, bizim bebeğimiz o. İkimizinde fikri önemli farkında mısın?" Kolumu çektim. Bıkkın bir halde "Sen sağlıklı düşünemiyorsun. Ben daha yeni üniversite sınavına girdim." Batuhan elini hafifçe yukarıya kaldırdı. "Tamam güzelim. Sana zaten okuma demiyorum. Her şeyi bırak bebeğe odaklan da demiyorum." Ellerini indirip benim elimi tuttu.

"Sadece... Bizim bebeğimize bi şans daha vermeni istiyorum."

Onun bu yüzünü başka bir zamanda görsem ona sıkıca sarılırdım ama şuan içimdeki siniri dindiremiyorum. Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Hayır." Yüzüme hayal kırıklığı ile baktı. Sessizce geri çekilip yatağa oturdu. "Peki." Arkamı dönüp elimi kapının elçeğine götürdüm. "Ama bi gün bu kararından dolayı çok pişman olacaksın." Bir şey demeden odanda çıkıp salona geçtim.

Salonda koltuğa uzanıp karnıma baktım. Sinirle karnıma vurdum. "Umarım hayatımdan en kısa zamanda çıkarsın."

Perşembe

Gözlerimi açınca karşımda beni izleyen Batuhan'ı gördüm. Ne kadar tatlı duruyor! Gülümseyip onu izledim. Ardından kendime gelip diğer tarafa döndüm. Batuhan kahkaha atarak "Hadi kalk, kahvaltı yapacağız." Dedi, ona doğru dönerken üstümdeki örtüyü çekti. Hem bu örtü de nereden gelmişti?

Koltukta oturup ellerimi iki yana açtım. "Öykü onlar nerede?" Diye sordum, esnerken "İşleri vardı çıktı onlar." Kısaca bizi yalnız bırakmaya çalışmışlar. Batuhan elimi tutup beni koltuktan kaldırdı. "Aç değilim ben." Derken Batuhan duraksayıp bana baktı.

Elimi tutarak karımı işaret etti. "Eva, lütfen. Kahvaltı sadece." Her mevzuda neden karnımı ima ediyor? "İyi." Elimi çekip yemek masasına geçtim. Oturup önümdeki tabağa baktım. Sağlıklı ne varsa tabağımda vardı.

Batuhan karşıma oturup masadaki çayı eline aldı. Ben kahvaltı yaparken o da çayını içiyordu. Tabağıma biraz daha salata koyup "Hadi afiyet olsun." Dedi. Tabağıma koyduğu salatayı alıp ağzıma attım. Beni izlediğini fark edince "Bana bakma, yiyemiyorum." Dedim ağzım dolu bir şekilde. "Yersin yersin." Çatalıma salatalık batırdım. Batuhan'a doğru uzattım. "Al ye." Dedim. Başını yana doğru çevirince "O zaman ben de yemem" Deyip çatalı masaya koydum.

Masadaki çatalı alıp salatalığı ağzına attı. "Tamam, hadi. Yap kahvaltını." Çatalı elime alıp kahvaltı yapmaya devam ettim. "Bugün randevun var." Kafamı kaldırıp Batuhan'a baktım. Telefona bakarak konuşmuştu. "Hı?" Kaşlarımı yukarıya kaldırdım. "Kontrol için, kahvaltın bittiğinde hazırlanırız." Bu sefer kaşlarımı çattım. "Ne kontrolu?" Diye sordum.

Telefondan kafasını kaldırıp "Bebek için.." Diye söyledi. Ağzımı konuşmak için açtım ki "Alman gereken vitaminler vardı." Diye keskin bir ses tonuyla konuştu. Ters bir şekilde sana bakıp "Aysel abla ben doymadım ya, sen bana bir kahvaltı daha hazırlar mısın!?" Diye seslendim. Batuhan göz devirip "Gideceğiz." Sakin kalmaya çalışarak derin bir nefes alıp verdim.

"İstemiyorum. Ne bebeği ne de kontrolü."

Derin bir nefes alıp verdi. "Gerçekten yoruldum Eva." Ona karşı bomboş baktım. "Bi kontrole gidip geleceğiz." Dedi. Onun dediklerini duymazlıktan gelerek "Aysel abla kahvaltıyı getirir misin!?" Diye tekrar seslendim. Çayı masaya koyup "Yalnız kalmamız için bu gün ona izin verdim." Ardından ayağa kalkıp yanıma geldi. Elimden tutup beni ayağa kaldırdı. "Hadi odaya gidiyoruz, sende hazırlanıyorsun sonra çıkıyoruz." Ona kaşlarım çatılı bir şekilde baktım. "Kahvaltım bitmedi benim."

"Bitti Eva." Batuhan önden yürümeye başlamadan önce tabaktan salata alıp ağzıma attım. Batuhan'ın zoruyla giyinme odasına doğru çıktık. Dolaptan bir elbise çıkarıp benim üstüme doğru tuttu. "Bu güzel bence, değil mi? Hadi giy bunu." Ciddi miydi bu? "İstemiyorum!" Sesim gereğinden yüksek çıkmıştı.

Elindeki elbiseyi yere koyup beni kollarıyla duvara yasladı. Bir elini duvardan çekip kazağımın alt kısmına koydu. "Sen mi giyinirsin? Ben yardım edeyim mi güzelim?" Yalandan öksürdüm. Biraz geri çekildi. "Giyerim ben." Dememle tamamen geri çekilip duvara yaslandı.

Üstümdekileri çıkarıp elbiseyi giyindim. Batuhan'ın önüne geçtim. Elbisemin arkasındaki fermuarı çekti. Boynumdan öpünce bir şey demeden odadan çıktım. Dış kapının orada Batuhan'ı bekledim. Üstüne ceket almıştı, yanımdan geçince onu takip ettim.

İkimiz de arabaya binince yüzümü buruşturdum. "Tuhaf kokuyor." Koku aynı çürümüş yumurta gibiydi. Batuhan etrafa bakıp kenardan araba kokusunu alıp biraz arabanın içine sıktı. "Halen daha garip." Dememle Batuhan kendini kokladı. "Camı açayım mı? Bana her şey normal geliyor." Dedi, kafamı onaylarcasına salladım. Batuhan camları açtı.

Hastane zaten uzak değildi bu nedenle hızlı şekilde gelmiştik. Gelince Batuhan arabadan çıktı. Ben ise oturmaya devam ettim. Batuhan kapımı açınca "Hadi sevgilim." Diye söylendi. "Zorunda mıyız biz buna?" Batuhan cevap olarak kafasını onaylarcasına salladı. "Evet güzelim." Demesiyle beni kucağına aldı. Ayağı ile kapıyı kapayıp anahtardan arabayı kitledi. "İniyordum ben zaten!" Sesim yine yüksek çıktı ama bu sefer isteyerek yapmıştım.

Beni kucağından indirip "Tamam ben indirdim güzelim." Dedi. Elimi tutunca elini sıkıca sıktım. Batuhan ise sırıtarak eğildi ve yanağımı öptü. Anlık şekilde gülümsedim. "Yine de gitmek istemiyorum." Bu sefer sakince ve tüm sevgimle dedim ama nafile. İşe yaramadı. "Sevgilim." Batuhan tereddüt ederek elini karıma koydu. Onu aksine gülümsemeyi kestim.

"Eva." Bana bomboş bir şekilde bakarken "Hım?" Diye mırıldandım. Bir an Batuhan'ın gözleri doldu. "Yapmasan mı artık?" Onun gözlerini inceledim. Kafamı olumlu anlamda sallayıp elini tuttum. "Senin istediğin olsun." Batuhan ise yalandan tebessüm etti. "Kastettiğim şeyi anladın bence. Diğer şeyden bahsediyorum Eva." Karıma tekrar baktı. Sakin ol Eva. "Zorlamasan mı? Kontrole zaten zorunla geldim."

İkimiz de sessizleştik. Hastaneye girince sıramızın gelmesini bekledik. Doktor ile konuştuk. Bana bazı vitaminleri verdi ama "Ne olursa olsun strese girmemen lazım, çocuklar çok etkileniyor." Diye nasihat vermişti. Çocuğun daha ilk anları ama sağlık durumu pek iyi değilmiş. Tabi kesin konuşmak olmasın falan dedi doktor ama iyi olmadığını belirtmişti.

Hastaneden çıkınca "Yürüyelim mi?" Diye sordum. "Yorgunsundur sen." Diye söyledi, doktorun dediklerinden sonra biraz daha morali bozulmuştu. "Eve geçelim dinlenirsin." Yüzüme bakmadan konuştu. Bi an kendimi değersiz hissettim. "Yorgun değilim ama pekala." Uzatmak yerine arabaya doğru yürüdüm. Batuhan da arkamdan gelip arabaya bindi. Ben de Serpil'e mesaj attım.

Eva: Çocuk düşürme haplarından bir kaç tane alıp getirir misin?

Emniyet kemerini daha takmadığım için Batuhan bana yaklaşıp emniyet kemerimi taktı. "Direkt eve mi geçmek istersin yoksa Serpil'e mi bırakayım seni?" Diye sordu, Batuhan geri çekilip arabayı çalıştırırken "Eve geçeceğim." Dedim.

Yine sessizleştik. Yolu izlerken birden araba durunca Batuhan'a baktım. Marketin önünde durmuştuk. "Bir şey ister misin?" Diye sordu, kafamı olumsuz anlamda salladım. "Tamamdır." Deyip arabadan çıktı. Onu beklerken telefondan bildirim sesi geldi.

Serpil: Pekala, az işim var gelirim sizin eve.

Telefonu kapatıp kenara koydum. Batuhan elinde poşetle geri gelirken bir kız yolunu kesti. Batuhan kızla konuşmaya başlayınca arabanın içinden onları izledim. Kıza gülümseyip telefonundan bir şey gösterdi. Ardından kızla vedalaşıp arabaya bindi. Batuhan'a ters ters bakarken o beni fark etmedi.

Aldığı poşeti bana verip "Meyveli yoğurt var içinde, yersin iyi gelir." Dedi, ardından arabayı çalıştırdı ama ben ona ters ters bakmaya devam ediyordum. "Yemeyecek misin?" Diye sordu, poşeti kucağıma alıp "Kızın seni yediği gibi mi?" Dedim, Batuhan anlık bir şekilde bana bakıp "Ne kızı-" Derken tekrar önüne döndü. Yola bakarken "Of Eva, konuştuk sadece." Batuhan'ın dediğini taklit ederken sinirle yola bakmaya başladım.

Batuhan derin bir iç çekince "Akşam gelemeyebilirim eve." Dedi, kafamı ona çevirdim. "Niye? O kızın yanına mı gideceksin?" Diye söylendim. Batuhan bana bakıp tekrar önüne baktı. "İşim var Eva, dün de işten erken ayrıldım. Toplantılara girmem lazım." Arkama yaslanıp "İyi." Diye mırıldandım. "Zaten benim de Serpil ile işim var." Dedim, kırmızı ışıkta durunca bana baktı. "Ne işin?" Sorusuna cevap verecektim ama Batuhan'ın telefonuna mesaj gelince gülümsedi.

Elimden telefonu alıp telefona baktım. Mesajda 'Teşekkürler Batuhan .' yazıyordu. "Kim bu?" Diye sordum merakla. "Az önceki arkadaşım?" Diye söyledi. Ona baktığımda bana garip bir şekilde bakıyordu. "Napıyorsun Eva?" Telefonu kenara bırakıp "Yok bir şey. Yoluna bak, yeşil yandı." Dememle Batuhan arabayı sürmeye başladı.

"İyi misin sen Eva? Hem sürekli tersleyip duruyorsun, hem de önemsiyormuş gibi. Amacın ne?"

"Amacım falan yok. Sadece eve gitmek istiyorum."

Eve doğru sürünce çok geçmeden eve geldik. Arabadan inince "Seni seviyorum." Diye söyledi, ona karşı gülümseyip eve girdim. Batuhan ise işine doğru geçti. Eve girince Aysel abla açı kapıyı. "Sen izinli değil miydin?" Diye sordum içeriye doğru girerken. "Batuhan Bey gelmem için ricada bulundu." Demek yalnız da kalamayacağız.

Gülümseyerek salona geçtim. Koltuğa oturmamla "Bir de Eva Hanım, siz bir kargo geldi." Dedi Aysel abla, kargoyu bana verince teşekkür ettim. Üstünde Yiğit Demer yazıyordu. Kargoyu kenara koydum. Bu kargoyu Batuhan ile beraber açmam en mantıklısıydı. Çok geçmeden merak edince elime kargoyu aldım. Tam açacakken Serpil içeriye girince kargoyu tekrar bıraktım.

"Tatlım! Daha iyi misin?" Diye sordu, kafamı onaylarcasına salladım. Aysel abla yanımıza gelince "Bir şey içer misiniz?" Dedi, Serpil bana bakınca "İki Türk kahvesi yapar mısın?" Dedim. Aysel abla ise kaşlarını yukarıya kaldırıp "Yapamam." Dedi, bi an afalladım. "Yani Batuhan Bey size Türk kahvesi, kola, gazoz gibi içecekleri vermememi söyledi" Harika! Bi de yetmezmiş gibi istediğim şeyi dahi içemiyorum.

Aysel abla Serpil'e bakıp "Siz isterseniz size yapabilirim." Dedi, Serpil kafasını hafifçe sallayıp "Eva'ya ne yasak değil?" Diye sordu. Aysel abla gülümseyerek "Süt, bitki çayı, oralet daha sayayım mı?" Serpil sağ elini hafifçe kaldırıp salladı. "Yok, bize iki tane çikolatalı süt getirir misin?" Dedi, Aysel abla yanımızdan ayrılınca Serpil bana baktı "Batuhan galiba çok istiyor bu çocuğu." Bıkkın bir şekilde arkama yaslandım. "Sanki kendisi hamile." Diye mırıldandım. Serpil bana gülerken ben de güldüm.

Yanıma oturup çantasından iki kutu ilaç çıkardı. "Ben her zaman senin yanındayım ama emin misin?" Diye sordu, kutuları elime alıp "Eminim." Dedim. Aysel ablanın içeri girmesiyle kutuları arkama sakladım. Çikolatalı sütleri masaya koyunca "Başka bir isteğiniz var mı?" Diye sordu. Serpil'e bakıp tekrar Aysel ablaya döndüm. "Bi bardak su alabilir miyim?"

Aysel abla bana su getirmeye gidince "Umarım her şey istediğin gibi olur." Dedi Serpil. Aysel abla suyu getirince teşekkür ettim. "Ben bi lavaboya gidip geleyim." Masadaki suyu ve arkamda sakladığım ilaç kutusunu alarak ayağa kalktım. "Bir tane içmen yeterli olacak." Serpil'e gülümseyip lavaboya geçtim.

Klozetin kapağına oturup ilaç kutusundan bir tanesini çıkardım. İlacı elime alıp baktım. Eğer şuan yapamazsam daha da hiç yapamam. İlacı ağzıma attım.

Bölüm sonu

3 yorum