İçeriğe geç

Aşiret

Bölüm 15 · 10 dk okuma

Aşiret

Bölüm 15

15. Bölüm

Bir insan nasıl birinin hayatına kıyabilir? Onu nasıl görmezden gelebilir? Kafamı eğip Öykü'ye baktım. Elindeki barbieler ile oyun oynuyordu. Birinin ismine Dilara koymuştu. Benim karnımda olan çocukmuş, oynattığı bebek. O bebeği bana uzatıp "Bu bebeğe çok iyi bak tamam mı abla?" Diye söylendi. Ben daha karnımdakine iyi bakamıyorum diyemedim.

Batuhan içeriye gelince ona baktım. "Ben bi üstümü değişip geliyorum." Dedi, gülümseyerek onaylarcasına kafamı salladım. İşi olduğunu bu gün gelemeyeceğini biliyordum ama gün içerisinde beni arayıp "Akşama gelmeye çalışacağım, sen nasılsın?" Diye sorular soruyordu.

Arkama yaslanıp onu bekledim. Onu beklerken Yusuf salona gelip "Ben dışarıya çıkıyorum, bizimkiler ile buluşacağız." Dedi ardından etrafa bakıp tekrar konuştu "Abim halen daha mı gelmedi?" Öykü kafasını oyuncağından kaldırdı. "Geldi üstünü değişecekmiş." Diye Yusuf'a cevap verdi. Yusuf gülümseyerek salondan çıktı.

Öykü'yü izlemeye devam ettim. Ayak sesine karşılık tekrar kapıya baktım. Batuhan yanıma geldi. Yanağımı öpüp "İyi misin güzelim?" Diye sordu meraklı bir ifadeyle. Kafamı onaylarcasına salladım. "Öykü sen odanda oynamaya devam edebilir misin? Bizim özel konuşmamamız lazım." Öykü bana bakarak ayağa kalktı. "Tamam abla." Derken yerdeki oyuncaklarını eline aldı. Batuhan'ın yanına geçip "Ben ikna ettim kardeşim için." Diye fısıldadı. Galiba benim bunu duymamam lazımdı. Hafifçe tebessüm ettim. Batuhan ise Öykü'ün yanağından makas alıp "Teşekkür ederim prenses." Dedi.

Öykü yanımızdan ayrılınca "Benim senle bir şey konuşmam lazım." Dedim, Batuhan ayakta dikilmiş bana bakarken "Ne oldu güzelim?" Diye sordu. Yalandan boğazımı temizleyip "Otur istersen." Dedim. Batuhan gülümseyen bir ifade ile yanıma oturup elini yanağıma koydu. Yanağımı okşarken "İyisin dimi?" Diye günlük sorusunu bir kere daha sordu.

Hafifçe kaşlarını çattı. "Eva bi sorun mu var?" Kafamı olumsuz anlamda hafifçe salladım. Alt dudağımı yalayıp "Şey.." Diye mırıldandım. "Hım?" Gözleri dudaklarıma kaydı. Yanağımdaki elini çekip ellerimi sıkıca tuttu. Bana yaklaştığında halen daha dudağıma baktığını fark ettim. "Düzgün dur bir şey söyleyeceğim." Hafifçe geri çekildim. Ellerini çekip bana pür dikkat baktı. "Tamam dinliyorum." Sakince nefes alıp verdim.

"Ben bu gün Serpil'den hap istedim."

"Vitamin için mi?" Gözlerinin içi gülüyordu. Onu hayal kırıklığına uğrattım. Bana karşı içten bir şekilde gülümsedi. Tekrar elimi tuttu, sıkıca ellerine karşılık verdim. "Hayır, düşük yapmak için." Diye mırıldandım. O demin gülümseyen yüzünden eser kalmamıştı. Ellerimi ittirerek bıraktı. Boğazındaki yutkunmaya kaydı gözlerim.

Hızla ayağa kalkıp bana baktı. "Şaka mı?" Ne yapacağımı bilemediğimden onu izledim. "Hayır." Sesim deminki mırıldanmadan daha gür çıkmıştı. Sanki övünüyormuşcasına çıkmıştı sesim. Gözlerini karnıma dikti. Bir süre karnıma baktıktan sonra gözleri dolmuştu. Yine gözlerinin dolmasına sebep oldum. Acının tatlı tebessümü olarak gülümsedi. İki elini de başının arkasına koydu, arkasını dönüp yavaşça kapıya doğru ilerledi.

Ellerini başından çekip kapının elçeğini tuttuğunda arkasından seslendim: "Hapı yutamadım." Elini elçekten çekip durdu. Bana doğru döndü "Yalan söylüyorsun." Kaşlarım istemsizce çatıldı. Bana doğru bir adım atıp "İlacı aldın, içtin ama yutmadın." Sesindeki alay mı yoksa hayal kırıklığı mı tarif edemiyorum. "Dalga geçme benle Eva! Bebeği ne kadar istemediğini biliyorum. Yaptın değil mi? Vazgeçtin ondan!" Bana bağırırken ellerimi karnıma koydum.

Karnıma bakıp dudaklarını içe doğru büzdü. "Kime ne anlatıyorum ki? Olan olmuş zaten." Hayal kırıklığı. Bu sesi tamamen hayal kırıklığıydı çünkü sesi titremişti. Beni dinlemesi lazımdı. Elimi karnımdan çekip ayağa kalktım. Onun karşısına geçip gözlerinin içine baktım. "Dinleyecek misin beni? Yoksa bağırıp duracak mısın?" Dedim, "Eva." Diye mırıldanıp sinirle nefes verdi. "Yeterince sakin olmaya çalışıyorum. Uğruna her şeyi yapabileceğim bebeğimizden vazgeçtin." Yüksek olan sesini alçaltıp tekrar konuştu: "Neyi dinlememi istiyorsun?"

Beni dinlemediği için sinirim artmıştı. "Ya vaz geçmedim!" Diye bağırdım. Bir şey demeden bana bakarken "İki saattir çocuğumuza bir şans daha vermeye karar verdiğimi anlatmaya çalışıyorum." Sakince anlattım. Bir şey demeden bana baktı. "Ne?" Karnıma bakarken gözlerini karnımdan çekip yüzüme baktı. "Gerçekten içmedin yani." Sonunda sakinleşti ve beni dinlemeye başladı. "İçmedim." Ellerini tutup "Sen haklıydın, ikimizin kararı da önemli." Diyebildim. Anlık bir şoka girmiş olacak ki cevap vermedi. Sadece durup bana baktı. Gülümseyerek yanağımı öptü. Geriye çekilip alnını alnıma yasladı. "Teşekkür ederim..."

Güzel anı bozmak istemedim ama istemsizce geriye çekildim. "Ama yine de.." Olumsuz cümleme başlarken onun elini daha da sıkı tuttum. "Küçüğüz. Anne olmaya çok hevesli değilim. Sadece deniyorum tamam mı?" Batuhan bana gülümserken "Tamam, tamam ya her şeye tamam. Yeter ki sen dene." Dedi, boynuna ellerimi sarıp sıkıca ona sarıldım.

O da bana sarılırken aklıma Yiğit'in mesajı ve hediyesi geldi. Geri çekilip "Benim sana demem gereken bir şey daha var." Dedim, kaşlarını sorgularcasına yukarıya kaldırdı. Endişeli bir şekilde "Sevgilim, bi tık korkuyorum." Dedi. Yalandan gülümseyip ortada duran masanın altındaki kargo kutusunu elime aldım. "Dün mesaj gelmişti ya, Yiğit mesaj atmıştı. Çocuğa bir şey yollayacakmış." Ardından Batuhan'a uzattım. "Sen olmadan açmadım."

Kaşlarını çatıp "Yine mi bu herif?" Diye söylendi, merakla ona bakmaya başladım. "Amına koyuğumun piç kurusu, iki dakika mutlu olmamıza izin vermiyor." Kutuyu elimden alıp masaya koydu. Kutunun önündeki bilgi kodunun fotoğrafını çakıp telefonunda bir şeyler yaptı.

Telefonu masaya koyunca bana bakıp gülümsedi. "Tamamdır güzelim, halledeceğim ben bunu." Ne yapmıştı ki? Merakla ona bakmaya devam ettim. "Ama merak ediyorum." Diye mırıldandım fakat nafile. Başımın üstünü öptü. "O herifle ilgili bir şeyi merak etmeni istemiyorum sevgilim." Dedi, yüzüme en tatlı gülümsememi yerleştirdim. "O herifle ilgili değil, çocuğumuzun hediyesini merak ediyorum." Diye bahane ettim.

"Emin ol bi hediye değildir güzelim." Bir şey dememe fırsat vermede elimden tutup koltuğa oturmamı sağladı. "Hem, bizim konuşacak başka şeylerimiz vardı değil mi?" Gözleri dudaklarıma kayarken bağdaş kurup ona baktım. "Ne konuşacaktık ki?" Bana doğru yaklaşıp "Bence, Yiğit'i konuşmaktan daha güzel şeyler yapabiliriz." Dedi, gülümserken aklıma tekrar hediye geldi.

Gözlerim masanın üstündeki kargoya gitti. "Önce hediyeyi aç merak ediyorum." Ben kargoya bakarken "Eva." Diye uyarıcı bir ses geldi. Batuhan'a bakıp bir şey dememiş gibi gülümsedim. "Ben senin için karnımda insan taşıyorum.. Ama sen bi kargoyu çok gör." Bu hamilelik tripleri en çok bana yarıyor galiba.

Kahkaha sesi gelince ben de güldüm. "Sen benim için insan mı taşıyorsun?" İki elini de yanaklarıma koyup sıktı. Biz eskiden buna balık ağız derdik. "Hayvan mi taşıyorum?" Alayla gülerken Batuhan ellerini çekti. "Kargoyu önce kontrol ettirmem lazım. Eğer sorunsuz bir şeyse haber veririm sevgilim." Bir şey demeden arkama yaslanıp gülümsedim. Telefonuma bildirim sesi gelince telefonumu elime alıp baktım.

Yiğit: Hediye için bir teşekkür edersin sandım, kocacığına bu kadar benzeme Eva'cık.

Mesajı okuduktan sonra göz devirdim. Batuhan'a telefondaki mesajı göstermek amacıyla telefonu ona verdim. Sinirle mesajı okumaya başladı. Telefonu cebine koyup "Ben sana yenisini alırım sonra." Dedi, ah şu zenginlik..

Batuhan'a bakıp gülümsedim. "Hani bu gün gelmeyecektin?" Dudağıma birer buse kondurup "Seni özledim diyelim." Dedi, sırıtmaya başlarken "Aman bi çocuk daha kaldıramam." Dedim alayla. "Ama senin aklın hep orada." Dedi, kaşlarımı yukarıya kaldırdım. "Çocuğu da böyle yaparak.." Batuhan kahkaha atınca ben de güldüm.

Arkama yaslanıp tam Öykü'ye seslenecekken "Bu arada tekrar gidelim mi doktora?" Diye sordu Batuhan, işin bir de o tarafta olan ciddiyeti vardı değil mi? "O kadar hazır hissetmiyorum.." Diye mırıldandım. "Ama kontro- Peki nasıl istersen sevgilim." Ona gülümsedikten sonra Öykü'ye seslendim.

Öykü koşarak yanımıza geldi. "Yusuf abi mi geldi?" Diye sordu, anlamsızca Batuhan'a dönüp baktım. "Hayır prenses de neden bekliyorsun Yusuf abini?" Öykü koltuğa oturup "Yurt dışına gidecekmişiz." Dedi, Öykü'nün bunu demesi üzerine Yusuf salona gelip "İyi insan lafın üstüne derler." Diye övünerek Öykü'nün yanına oturdu. Anlamadığım için bi Öykü'ye bi Yusuf'a baktım.

"Yarına bilet aldım, altı tane." Altı tane mi? "Yani şöyle ki.. Serpil'in orada evi var. Yani kalacağınız yer belli. Öykü için ise ablası yanındaysa gidebiliyor." Her şeyi planlamış. Gülümsedim. "Çok tatlı." İstemsizce gözlerim dolmuştu. Bu hamilelik hormonları bana hiç iyi gelmedi. "Ağlattın lan karımı." Batuhan omzuma kolunu atınca gülümsedim.

Çok geçmeden Batuhan'ın telefonu çaldı. Telefonu "Efendim Ferit?" Diyerek açtı. Biraz konuştuktan sonra telefonu kapatıp geri masaya koydu. Masadaki kargoyu alıp bana uzattı. "Peluş ayıcıkmış." Dedi, kaşlarımı çatıp ona baktım. "Ciddi misin?" Kafasını onaylarcasına salladı. "Açalım mı kutuyu?"

Yusuf "Ne ki o?" Diye sorunca Batuhan bunalmış bir ifadeyle "Yiğit çocuğuma hediye yollamış." Dedi, Yusuf alayla gülerken ben kargoyu açtım. İçinden pembe bir peluş ayıcık çıkmıştı. "Baktıysan atalım çöpe." Dedi Batuhan, Öykü ise ayağa kalkıp "Ben bu gece bunla yatmak istiyorum!" Dedi, Batuhan eğilip "Ben sana daha güzelini alırım." Dedi ama nafile. Öykü pembe ayıcığı çoktan sahiplenmişti. "Tamam Öykü ama ben alınca bunu çöpe atan kişi sen olacaksın, anlaştık mı?" Öykü kafasını salladıktan sonra koşarak odasına çıktı.

Öykü'den sonra Yusuf da ayağa kalkıp "Ben de kalkayım valizimi yerleştireceğim. Saat üçte uçağımız." Dedi, Yusuf da odaya geçince biz de odaya geçtik. Batuhan valizleri getirip "Şimdi mi hazırlayalım yoksa Aysel ablaya diyelim, o mu hazırlasın?" Diye sordu, yatağa oturup "Ben hamileyim." Bahanesine odaklandım.

Batuhan yanıma yatınca "Ben de baba olacağım..." Diye söylendi. Gülerek ona baktım. "İyi geceler evin." Kaşlarımı çattım. "Evin mi?" Gülümseyince göğüsüne başımı yasladım. "Evin kürtçe de aşk demek."

Cuma

Ağlama sesi üzerine gözlerimi açtım. Batuhan halen daha yanımda uyuyordu. Sıcak yatağımdan kafamı kaldırıp ağlama sesi gelen odaya doğru ilerledim. Öykü yatağa oturmuş ağlıyordu. Onu öyle görünce hızla yanına geçtim. "Ne oldu?" Öykü konuşmak yerine ağlamaya devam edince ona sarılıp saçını okşadım. "Sen çocuğunu benden çok seveceksin." Dedi. Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Onun gözlerin içinde hayal kırıklığını görüyordum ve bu beni üzdü. Elimi onun yanağında koyduktan sonra gözünden akan gözyaşını sildim. Bana masum bir şekilde bakarken gülümseyip "Sen her zaman benim için farklı bir yerde olacaksın." Dedim.

Öykü bu dediklerimi kabul etmek istemezcesine ağlamaya devam ediyordu. Ne yapacağımı bilemediğim için sadece boş boş teselliler vermeye çalıştım. Onu ne kadar ikna ettiğim tartışıldı. Aradan saatler geçiyordu ama Öykü bir tık bile gülümsemedi. Ne yapacaksın bilemezken odaya giren Yusuf'a baktım. "Ne oldu? Sesiniz odaya kadar geliyor." Diye söylendi uyku sersemi.

Öykü o kadar çok ağlamıştı ki artık gözünden gözyaşı daha akmazken Yusuf durumun ciddiyetine fark edip Öykü'nün yanına geldi. "Ne oldu prenses? Oyuncağı falan mı kırıldı?" Dedi, Öykü cevap vermeyince Yusuf bana baktı. "Çocuğum olursa onu daha çok seveceğimi sanmış." Dememle Yusuf alayla güldü. Öykü'nün diğer tarafına oturup Öykü seni çok iyi anlıyorum." Diye söyledi. Öykü Yusuf'a bakınca "Abim Eva ile evlenirken beni daha az sevecek sanmıştım." Dedi, Yusuf'un omzuna vurup ayağa kalktım. Yusuf ve Öykü gülerken Öykü'nün yanağını öptüm.

"Sen abimi uyandır biz Öykü ile biraz dertleşelim."

Yusuf'un dediği üzerine gülerek odadan çıkmıştım. Batuhan'ın yanına geçtiğimde halen daha uyuyordu. Battaniyeyi yerde görünce gülümseyerek Batuhan'ın üstüne çıktım. İki elimi onun yanaklarına koyup dudağını öptüm. "Gelemedim kendime, biraz daha." Uyanış sesi ile sesinin kalınlığı kulağıma melodi gibi gelmişti. Ellerini belime sardı. Dudağına tekrar bir buse kondurdum. "Sabah Öykü ağlıyordu." Dememle gözlerini açıp kaşlarını çattı.

Yataktan kalkmamla o da kalktı. Uyku sersemi yatağa oturup bana bomboş şekilde bakmaya başladı. "Doğumamış çocuğu kıskandı." Dedim, Batuhan sırıtırken elinden tutup onu yataktan kaldırmaya çalıştım. Yataktan kalkınca "Aysel ablaya söyledin mi? Hazırlaması için." Diye sordu, kafamı olumsuz anlamda salladım. "Tamam ben söylerim."

Odadan çıkmamla burnuma koku geldi. "Çok güzel kokuyor!" Diye söyledim arkamı sönüp Batuhan'a bakarak. "Ne kokusu?" Diye sordu, kokunun yoğun geldiği yere doğru ilerledim. Mutfağa gelince Aysel ablayı gördüm. Yaptığı kurabiyelerden birini ağzıma attım. "Günaydın Aysel abla." Dedim, Aysel abla bana gülümseyerek "Günaydın." Dedi.

Öykü ve Yusuf gelince hep beraber yemek masasına geçtik. Yemekten sonra Serpil ve Ferit gelmişti. Aysel abla çoktan valizleri hazırlamıştı. Saatin üç olmasına yakın bir sürede havalimanına gitmiştik. "Ben dedim uçak alalım diye." Diye söylendi Ferit, anlaşılan bilet sırasında beklemekten sıkılmıştı. En sonunda sapasağlam uçağa binmiştik. Benim yanımda Öykü ve Batuhan oturuyordu. Tam önümüzde ise Serpil, Yusuf ve Ferit vardı. Resmen özel koltukları satın almışlar.

Batuhan Öykü'nün kemerini bağlarken ona bakarak öğrenmiştim. Kendi kemerimi bağladım. Uçak kalkarken Batuhan elini bana doğru uzattı. Öykü ortamızda oturduğu için ben de ona doğru uzatmak zorunda kaldım. El ele tutuşurken Öykü elimizin üstüne elini koymuştu.

Uçak kalkmıştı, normal bir şekilde gitmeye başlayınca elimi çektim. Ferit arkasını dönüp bize baktı. "Bu arada bunu istemiştin değil mi?" Ferit elindeki telefonu Batuhan'a uzattı. Batuhan telefonu alıp "Eyvallah." Dedi ardından telefonu bana verip "Eskisine gerek yok, bu yeni telefonun." Diye söyledi. Telefonu alıp bakındım. Uçak moduna aldım.

Pencereden gökyüzünü izlemeye başladım. Kuşlar gibi uçuyordum adeta. "Her şey çok güzel olacak." Diye mırıldandım.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Oh be Eve bebeğine kıyamadı çok mutlu olsun gerçek olmayan bir kitapta olsa insan etkileniyor ister istemez.