Pazartesi
Beni öpmesinin ardından iki gün geçti. Öptükten sonra geri çekilip bana bakmıştı. Ben ise aptal gibi kucağından inip yorganın altına girdim. Beni öptüğü an çok tuhaf hisler oluşmuştu içimde. Kalbim göğüs kafesimi delmek ister gibi hızlanmıştı. Bir kuşun kanat çırpmasından halliceydi. Mideme krapmlar girmiş, içim uçuş uçuş olmuştu.
Ertesi gün ise yine aynıları oldu. Bana yakınlaştı ama ben geri çekilmek yerine onunla beraber olmayı seçtim.
Beraber olduktan sonra kendimi suçlu hissetmedim desem yalan olur. Beni sevmeyen bir adamla birlikte olduğum içindi bu suçluluk sanırım. Belki de gururuma yedirememiştim, sırf ten çekimi yüzünden ilk ilişkimi yaşamayı.
Batuhan ile birlikte oldum diye kendimi fazlasıyla suçlu hissetmiyorum ama bu sabah bana 'Sevmediğin biri ile beraber oldun, bunun için özür dilerim.' demişti. Bu cümleden sonra kendimi sorguladım. Eğer Batuhan'ı sevmesem onunla beraber olmazdım. Bu onu seviyorum demek mi oluyordu? Bilmiyorum, kafam çok karışmıştı. Herşey çok ani gelişiyordu.
Belki de onunla beraber olduğum için değil onun böyle dediği için kendimi sorguladım.
Şuan ise Yusuf, Batuhan, Öykü ve ben kahvaltı yapıyorduk. Öykü yine Yusuf'la atışıyordu. İkisi fazla iyi anlaşmıs hatta bu gün beraber parka gideceklerdi. "Ben yine seninle uyuyabilir miyim?" Dedi Öykü, kaşlarımı çattım. Yusuf ile mi uyumuştu? "Tabiki kalabilirsin abicim." Dedi Yusuf, Batuhan ikisine bakıp "Niye seninle uyudu?" Diye sordu.
Yusuf konuşacakken Öykü konuştu. "Gece şimşek çattı sizin kapınıza geldim ama kitliydi. Yusuf abi ile uyudum." Diye söyledi. Batuhan bana bakıp sırıtınca öksürdüm. Yusuf kahkaha atınca bir şey demeden önümdeki peyniri yedim.
Kahvaltı biterken muhabbet ettik. Ardından okula gitmek için evden çıktım. Zaten Yusuf ve Öykü beraber olacaklardı. Bu nedenle aklıma Öykü'de kalmayacaktı. Batuhan'ın arabasına binince emniyet kemerimi taktım. "Eva, korumasız bi yere gitme." Dedi, kafamı onaylarcasına salladım.
Yol boyu benimle konuşmak için konular açmaya çalıştı ama benim aklım bana söylediği o cümledeydi. Okula gelince arabayı durdurdu. "Eva, neyin var?" Dedi, emniyet kemerimi çıkarıp ona baktım. "Seni seviyorum." Dedim, gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıp verdim. Bu birden söylenir mi aptal? "Yani seni sevmesem seninle birlikte olmak istemezdim." Dedim, Batuhan bana karşı gülümseyip baktı. "Böyle düşünmeni istemiyorum." Dedim.
Batuhan el frenin oradaki kolluğa dirseğini koydu. Elini avucunun içine alıp bana baktı. "Ne düşünüyormuşum ben?" Diye sordu, bana bakan alaylı tavrına itafen göz devirdim. "Yok bir şey Batuhan." Dedim, arabadan çıkmak için kapının elçeğine elimi götürdüm ama kapı açılmadı. Kitlemiş miydi? Çılgınsın dostum!
Batuhan'a döndüğümde bana bakıyordu. "Bence de buna bir son vermeliyiz." Dedi, anlamsızca ona baktım. Batuhan dudağıma bakıp tekrar gözlerime baktı. "İkimiz de birbirimizden hoşlanırken neden liseli aşıklar gibi davranıyoruz? Biz karı kocayız." Dedi, benden mi hoşlanıyor? Aşık mı bana ne? Gülümseyip ona baktım. "Ne yani bu bir aşık itirafı mı?" Dedim, Batuhan geri çekilip koltuğuna yaslandı. Hafif bir gülüşün ardından kafasını bana doğru çevirip baktı. "Seninki kadar iyi yapamasam da oldu bence." Dediğine gülüp elimi tekrar kapı elçeğine koydum. "Gideyim artık." Dedim, Batuhan kilidi açmak için doğruldu.
"Burada beni öpmen falan gerekmiyor mu?"
Bu çocuğa kalsa sabah akşam öpecem onu. Başka isim yokmuş gibi. "Seni öpseydim, durabileceğimi sanmıyorum." Dedim, Batuhan kaşlarını yukarı kaldırıp "Ee o zaman bunu bir söz olarak algılıyorum." Dedi, kapı kilidini açınca gülerek arabadan çıktım.
Bahçede Serpil'i görünce yanına geçtim. "Bi an arabadan inmeyeceksin sandım." Diye söylendi, beni mi beklemişti? Bu çok tatlı. "Keşke beklemeseydin, hava esiyor." Dedim, Serpil bana karşı göz devirdi. "Neyin var?" Diye sordum, o sırada okulun içine doğru yürüyorduk.
"Babamla tartıştım biraz, gereksiz şeyler." Deyip bana bakarak devam etti. "Keşke senin gibi sevdiğim kişi ile evlenip babamdan kurtulsam."
Sevdiğim kişi. Batuhan'ı seviyorum ama başlarda tanımıyordum bile. Umarım benim gibi olmazsın Serpil. Ailen seni kağıt parçaları üzerine hiç tanımadığın birine satmaz.
"Umarım sevdiğin birini bulursun." Dedim, beraber okulun içindeki kafeye geçip oturduk. "Geçen sevgililer gününü yalnız geçirdim. Netflix'ten romantik şovlar izlemek ve paspaslamak. Tüm ihtiyacım olan bu!" Dedi, sessizce onu dinledim. Bi ben mi evlenmeden önce 'sevgilim olsa da olmasa da aynı' diye düşünüyordum? "Merak etme önümüzdeki sevgililer gününe beraber gireriz." Dedim gülmemek için dudaklarımı içe doğru bastırdım.
Serpil bana cevap vermek yerine etrafa bakmayı tercih etmişti. Oysaki ona çok cazip bir teklifte bulunmuştum. Serpil birden bana bakınca afalladım. "Biliyo musun? Şu sarkıklık yapan çocuk vardı ya o ölmüş." Dedi, ne çocuğu? Anlamayarak ona bakarken "Öykü'nün elini ısırdığı çocuk." Dedi, gözlerim birden kocaman açıldı. "Nasıl ölmüş?" Dedim, Serpil bilmem manasında dudak büzünce bir şey demedim.
Serpil ile bir süre daha konuştuktan sonra derse girdim. Derste dersi dinlemek dışında her şeyi yaptım. En sonunda ders bitince "Sonunda bitti." Diyerek sınıftan çıktım. Resmen bir dakika bile bana bir saat gibi geldi. En son bu olayı yaşadığımda lisedeydim.
Kafeye geçtiğime dair Serpil'e mesaj attım çünkü onun dersi bitmedi. Limonata alıp boş bir masaya geçtim. Etrafta pek kimse yoktu. Resmen mal gibi kafede tek başıma oturuyorum. Tam telefonu elime alacakken karşımda lunaparkta Batuhan'ın sinirlendiği o çocuk belirdi. Buraya doğru geliyordu. Ona baktığım belli olmasın diye telefonu alıp telefona baktım.
Bu telefona bakmam çok uzun sürmedi çünkü ismini Yiğit diye hatırladığımı o çocuk masama gelip sandalyeye oturdu. Elimdeki telefonu alıp masaya koyunca mecburen ona baktım. "Bizim yenge de burdaymış." Dedi, masaya koyduğu telefonu elime alıp çantama koydum. Batuhan'ın onu sevmediği zaten her halinden belliydi. Bu yüzden burada oturup onunla konuşmak istemiyorum. Ayağa kalkınca "Eva otur şuraya." Dedi. Ona bakıp bir şey demeden çantamı aldım.
"Batuhan hakkında."
Tamam bu sefer dediği cümle dikkatimi çekmişti. Bu nedenle kalktığım sandalyeye tekrar oturdum. "Dinliyorum." Dedim, Yiğit bana bakıp dudağının sağ tarafına hafif yukarı doğru kıvradı. "Vay be, Batuhan hakkında olunca nasıl da kedi yavrusuna döndün." Kurduğu alaylı cümle üzerine göz devirdim. Batuhan ile arasında ne geçti hiçbir fikrim yok ama bu çocuk gerçekten çok sinir bozucu bir kişi.
Elimi masaya koyup "Konuş." Dedim. Sanırsın polisim de sorguya alıyorum. Ne bu haller Eva? Şu anki ciddi ortamda gülmemek için kendimi zor tuttum. "Batuhan ile zorla evlenmişsin doğru mu?" Dedi, bu soruyu sorduğuna göre cevabını biliyor olmalı. Nefret ederim cevabını bildikleri soruyu sormalarına tabii soruyu soran ben olmadığım sürece. "Evet." Cevabım üzerine Yiğit karşımda sırıtıyordu. Ne yani alay etmek için falan mı sordu bu soruyu? "İstersen sizi ayırabilirim." Dedi, bu sefer gülme sırası bana geçmiş olmalı. Gülerek "İstemem." Dedim.
Yiğit taştan yukarı kaldırıp tekrar indirdikten sonra arkasına yaslanıp sağ kolunu sandalyeye koydu. "Tabi sen nasıl bir adamla evli olduğunu bilmiyorsun." Dedi, bu çocuğun sinir bozucu olduğunu söylemiş miydim? "Ben nasıl bi adamla evli olduğumu gayet iyi bi-"
"Katil olduğunu biliyor musun?"
Cümlemi yarıda kesmeme neden olacak cümle bu olmamalıydı. Kaşlarımı çatıp ona baktığımda bana alay eder gibi bakıyordu. Onun attığı o bakışı ben de karşı olarak onu atmaya çalıştım. "Komik misin ya sen?" Dedim, Yiğit ciddi bir şekilde bana bakınca dediği cümlenin ne kadar büyük bir yük taşıdığını fark ettim. Bi an içimden bir ürperti geldi. "Umarım sen de ölmezsin." Dedi ardından ayağa kalkması ile telefonum çaldı.
Çantamdan telefonu alıp arayan kişiye baktım. Batuhan arıyordu. Allah'ım sana geliyorum. Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Sen Yiğit ile mi konuştun?" Diye sordu, ne ara haberi oldu bu çocuğun? "Evet, seninle konuşmam gereken bir şey var." Dedim, Batuhan sinirle konuşunca ne dediğini anlamadım ama buraya gelecekmiş beni almaya yada benimle havuza gidecek. Tabi ilk seçenek daha mantıklı geldi. Telefon yüzüme kapanınca arkama yaslandım.
Telefonuma bakarken Serpil'den mesaj gelmişti. Acil işi çıktığını ve eve gittiğini yazmıştı. Ben de cevap olarak bir şey olsa haber ver diye olumlu konuştum. Çok geçmeden Batuhan'ı kapıda görünce çantamı alıp kapıya çıktım. Batuhan sinirli bir şekilde bana bakıyordu. Bir şey demeden arabaya doğru gidince ben de onun arkasından gittim. Arabaya binince emniyet kemerimi takıp ona baktım. Alt dudağını yalayıp derin bir nefes alıp verdi. Arabayı çalıştırınca ortamda rahatsız edici bir sessizlik oluştu. İkimiz de konuşmayınca yolu izledim. Arabayı biraz hızlı kullanıyordu. En sonunda Batuhan bu sessizliği bir soru ile bozdu: "Yanına mı geldi?" Yol boyu arkama yasladığım için biraz ileriye doğru doğruldum. "Evet, ben kalkıyordum ama bana katil olduğunu söyledi." Dedim, bir şey demeden arabayı sağa çekip durdurdu.
Arabayı yolun kenarına çekmişti ne ara bu kadar ileriye gittik ve şehirden çıktık anlamadım. Arabadan inip etrafa baktım. Şehirden mi çıkmıştık? Hayır ya o kadar uzaklaşsak bir kaç saat geçmiş olurdu ama en fazla yarım saat geçmişti. Batuhan yanıma gelip arabaya yaslandı. "Onunla konuşmanı istemiyorum." Dedi, önüme gelen saçı kulağımın arkasına götürüp "Zaten konuşmadım ki kalkacakken dediği cümle yüzünden geri oturdum." Dedim. Demin kulağımın arkasına götürdüğüm saçı Batuhan tekrar önüme doğru getirdi. "Başka bir şey dedi mi?" Diye sordu, kafamı olumsuz anlamda salladım. 'Umarım sen de ölmezsin' demişti ama bunu Batuhan'a demek istemedim.
Batuhan beni belimden çekince ona baktım. "İnandın mı sen ona?" Dedi, bi insan neden bu konu hakkında yalan söylüyor olabilir ki? Batuhan ise gözüme fazla masum geliyordu. Neden birini öldürsün ki? Kafamı olumsuz anlamda salladım. Gülümseyip "Amacı seni benden soğutmak." Dedi, onu anladım canım. Masaya geldiği gibi ayırmak için teklif sundu. "Neden?" Diye sorunca Batuhan belimdeki elini çekip kolunu göğüsünde bağladı. "Silah kaçakçılığı yapıyoruz ve sürekli birbirimizin silahlarını satıyoruz. Binevi düşmanız." Dedi, bana bunu o kadar rahat şekilde söyledi ki sanırsın yasal bir işe yapıyor.
Geriye doğru bir adım atıp Batuhan baktım. Kaşlarımı çatıp "Ciddi misin?" Diye sordum, kafasını olumlu anlamda sallayınca Batuhan'a baştan aşağıya süzdüm. "Nasıl bu kadar rahat bir şekilde diyebiliyorsun?" Dedim, Batuhan kafasını hafif aşağıya eğip güldü. Ardından bana bakıp "Çocukluğumdan beri babam onlar bu işlerde yani bana çok normal geliyor." Dedi, kaşlarımı yukarı kaldırıp hızla aşağı indirdim.
Batuhan arabaya binerken "Hadi gidelim." Deyince ben de arabaya bindim. Yol boyu arabada çalan şarkıyı dinledim. En sonunda eve gelince arabadan inip eve geçtim. Ben hızlı adımlarla geçtiğim için Batuhan arkamdan geliyordu. Salondan Öykü ve Yusuf'ın sesi geliyordu ama onlara selam dahi vermeden giyinme odasına gittim. Tahmin ettiğim gibi Batuhan da kimseye selam vermeden ilk buraya geldi. Üstümü değişirken boy aynasından Batuhan'a baktım. Beni mi izliyordu? "Tüh ya yakalandık." Dedi, göz devirip üstümü değiştim.
Giyinme odasından çıkıp salona geçtim. Öykü beni görünce "Abla!" Diye bağırarak yanıma geldi. Öykü'yü kucağıma alıp sarıldım. Koltuğa oturunca Öykü'yü yanıma bıraktım. "Hoş geldin yenge." Dedi Yusuf, gülümseyip "Hoş buldum." Dedim. Bileğimdeki siyah tokayı elime alıp saçımı at kuyruğu yaptım. "Abla biliyo musun Yusuf abi yurt dışına gidecekmiş." Dedi Öykü, Yusuf'a bakıp "Biraz daha kalsaydın." Dedim, Yusuf ise tatlı bir tebessüm ile "Çok isterdim ama girmem gereken bir kaç sınav var." Dedi, Yusuf ile konuşmak için ağzımı açmıştım ki Öykü yüzünden açtığım ağzımı geri kapattım.
"Biz de onunla gidelim mi?"
Bu kız neden bu aralar bu kadar çok şey istiyor? Bundan iki ay önce falan babamdan bir şey isteyemediği için bana diyordu. Yoksa benden çekinmediği için falan mı? "Öykü ne çok şey istiyorsun." Dedim, Öykü gülüp bana baktı. Şaka yaptım sandı her halde. "Öykü ciddiyim, bu kadar fazla şey isteme." Dedim, Öykü kafasını eğince göz devirdim. Ulan Öykü bir de duygu sömürüsü mü yapacaktı? "Öykü'cüm Batuhan abinin işi olabilir bu nedenle o varken bunu söyleme." Dedim, Öykü kafasını kaldırıp bana baktı.
"Neyi demeyecekmiş bana?" Diye gelen sese baktım. Batuhan kapıya yaslanmış bize bakıyordu. Öykü'ye kafamı çevirip susması için kaş göz yaptım. Öykü bana sinirlenip koltuktan kalkıp Yusuf'un yanına oturdu. "Ben okula geri dönecem de Öykü de gelmek istedi ama Eva senin işin vardır diye reddetti." Dedi Yusuf, Batuhan yanıma oturdu."Ne işi ya? Öykü ister de gitmez miyiz?" Dedi, Öykü sevinçle Batuhan'a bakınca Batuhan kolunu omzuma attı.
Öykü nasıl her an her istediğini alabiliyor aklım almıyor. "Ez tenım." Dedi Öykü, ne dedi şimdi bu? Batuhan omzumdan kolunu çekip "Öykü kimden öğrendin onu?" Diye sorarken Yusuf gülüyordu. "Yusuf abim öğretti." Dedi Öykü. Batuhan Yusuf'a bakınca Yusuf gülmesini tutmaya çalıştı. "Wisa hin neke." Dedi Batuhan, ne dediklerini anlayamadığım için konuya çok uzak kaldım. "Ere." Dedi Yusuf .
Yemek masasına geçince Öykü yine öğrendiği kürtçe şeyleri diyordu. Batuhan da ayıp olmasın diye bana tercüme ediyordu. Yemek bitince salona geçip sohbet etmiştik ilerleyen saatlerde Batuhan yarın akşam bizi yemeğe çıkaracağına dair söz verdi. Çok geçmeden de odaya geçtik. Yatağa yatınca Batuhan da yanıma geldi. Batuhan'a bakıp "Kürtçe de seni seviyorum nasıl deniliyor?" Diye sordum, gülümseyip "Ez jı te hezdıkım." Dedi, ona bakarak "Ez jı te hezdıkım." Dedim ama yanlış telaffuz etmiş olabilirim. Bana bakarak gülünce trip atmak niyeti ile diğer tarafa döndüm.
"Tû dizani? Ez ê dinyayê ji bo te bişewitînim."
Ne dediğini anlamasam da çok tatlı söyledi diye ona doğru döndüm. "Ne dedin?" Diye sordum, gülümseyip "Bilmem." Deyince göz devirim. Batuhan beni kendine çekip sarılınca gülümsedim. Bu sarılmamız çok uzun sürmedi çünkü Batuhan'ın telefonu çaldı. Yataktan kalkıp masadaki telefonunu aldı. "Ferit." Dedi bana bakarak. Yatağa oturunca afalladım. İyi de benim adım Ferit değil ki? Hee, Ferit aradı. Tamam ya bu üstün zekamı sonra kutlarız. "Gece gece ne oldu?" Dedi Batuhan , ardından çok geçmeden yataktan kalkıp "Ne alaka lan?" Diye bağırdı.
