Batuhan acele ile evden çıkınca onun dönmesini beklemiştim. Gitmeden önce Yusuf'u uyandırıp bir şeyler demişti ama dinlediğim belli olmasın diye cidden dinlememiştim. Uyku bende kafa mı yaptı? Hayır canım ne alaka.
Şuan gecenin üçü ve ben salonda oturup Batuhan'ı bekliyorum. En sonunda kapı açılınca ben de kapıya ilerledim. Batuhan eve girince ona baktım. Elindeki anahtar ile kapıyı açmış olmalıydı. "Sen niye uyumadın?" Dedi, gözlerim kapanmasın diye kendimi zor tutarken ona baktım. "Seni bekledim." Dedim, Batuhan bana karşı gülümseyince fark ettim, uyumak yerine Batuhan'ı bekleyip onun gülümsediğini görmek her şeye değermiş.
Batuhan elimden tutup odaya götürürken gülümsedim. Odaya gelince yatağa oturdum. "Artık uyuman lazım güzelim." Dedi, iyi de ne olduğunu anlatmayacak mısın? Yatağa uzanırken ona baktım. "Anlatsana." Dedim. Yorganı göğsüme kadar çektim. Batuhan yanıma yatınca "İşle ilgili." Dedi, daha fazla soru soramadım çünkü gözlerim artık kapanmıştı.
❤
Öğlene doğru kalkıp yemek yemiştim. Öykü benimle vakit geçirmek istediğini dediği için okul yerine ona zaman ayırmıştım. Tamamen onla ilgilenince bana sürekli Yusuf abisiyle yurt dışına gitmek istediğini söyledi. Bunun için ona reşit olmadığını anlatmaya çalıştım ama reşit kelimesini bir oyuncak sandı ve almamı rica etti.
Öykü arada cümleleri kendi istediği şekilde anlıyor. Tabi, kimin kardeşi?
Eve geldiğimizde Batuhan'ın annesi Emel ile karşılaştık. Salonda koltukların yeri değişiyordu. Daha beni görmeden Öykü'yü de alıp sessizce yukarı çıktım. Önce Öykü'nün üstündekileri değişip sonra kendi üstümü değiştim.
Öykü ile beraber salona inecekken Öykü odasında kalmayı tercih etti. Keşke benim de öyle bir tercih hakkım olsa.
Salona indiğimde sevgili anneciğim salonun ağzına sıçmıştı. Tabii ki bunu ona söyleyemediğim için gülümseyerek yanına geçtim. "Hoş geldin evime." Dedim, belki biraz utanır yüzü kızarır falan diye düşündüğüm için evime derken vurgulamıştım ama ne yazık ki bana ters ters bakmaktan başka hiçbir şey yapmadı.
"Ne kadar da kirli bir ev." Diye söylenmeye başladı. Evi ben temizlemiyorum ki tuttuğunuz hizmetçi temizliyor. Cevap vermek yerine tekli koltuğa oturup ona baktım.
Emel hanım veya anneciğim kısacası ona diye hitap edeceğim halen daha bilmiyorum. Bana söylenmeye devam ederken "Bu evle ilgilenmiyorsan neden seni aldık ki?" Diye bir cümle kurdu. Beni hizmetçi diye mi aldılar? Hadi diyelim beni hizmetçi olarak aldılar, ee o zaman evde neden Aysel abla var?
Susmak bilmeyen mahalle karılarından daha çok konuşmaya başlayınca artık bana bir fenalık geldi. Derin bir nefes alıp verdikten sonra tekrar ona baktım. "Harbi Emel hanım ya, beni neden aldınız?" Diye sordum. Bana cevap vermek yerine onun kurduğu yüzlerce cümleye sadece bir cümle ile karşılık verdim diye "Terbiyesiz." Diye söylendi.
Sakin kalmaya çalışarak onu izledim. Tam karşıma oturup "Kahve yap da içeyim gelin." Dedi. Kahve yapacam ve o mu içecek? Gülümsedim. "Başka bir emrin var mıydı?" Diye sordum.
Galiba dediğim şey ciddiye almış olacak yanında kurabiye de istediğini söyledi. İtiraz etmeden gülümseyerek mutfağa gittim. Aysel abladan -ki ismini Batuhan'dan duymuştum- birer kahve yapmasını ricada bulundum.
Aysel abla kahveyi yaparken ben de sandalyeye oturup telefonla ilgilenmeye başladım. Aysel abla kahveyi yapmış hatta yanına bir kaç kurabiye koymuştu. Ayağa kalkıp Aysel abladan tuz istedim. Aysel abla bana tuzu verince birer kaşık tuz alıp kahvenin içine attım. Kaşıkla karıştırıp tepsiyi elime aldım.
Salona geçince masaya koyup gülümsedim. "Aferim." Dedi sevgili kaynayacığım. Yerime oturunca onu izledim. Kahveden bir yudum alıp zorlukla yutkundu. "Bu ne böyle?" Diye sordu sinirle. Anlamsız bir şekilde ona baktım. "Ne yani, beğenmediniz mi?" Diye sordum.
Kahveyi masaya koyunca gülümseyen bir ifade ile "Yani siz istemeye gelmeyince benim içimde kalmıştı." Diye söyledim. Sevgili kaynanacığım bana ters bir şekilde bakarken ben ona karşı gülümsememi yüzümden eksik etmiyordum. "Seni istemedik Eva, satın aldık." Dedi ardından orada duran masayı gösterdi. "Bu masadan bi farkın yok."
İstemsizce afalladım. Bu sefer susmak istediğim için susmadım. Diyecek bir cevabım olmadığı için sustum. Ailemin beni sattığı gerçeğini ne kadar inkar edebilirim ki? "Gereksiz duygu sömürüsü yapma." Kafamı yerden kaldırıp ona baktım. Nasıl bu kadar gaddar olabiliyor? Hiç mi duygusu yok? "Ben buraya Batuhan'ın doğum günü için geldim." Ne zaman ki doğum günü?
"Benim oğluşum için sen bir şey yapamazsın diye buraya kadar geldim."
Sakin kal Eva, her ne olursa olsun saçına yapışma. O senden yaşlarca büyük biri. Ne kadar beynini kullanmayı bilmese de büyüklere saygın olmalısın. "Ne zaman doğum günü?" Dedim, bana karşı büyük bir hayal kırıklığına uğramış gibi baktı. Ne yani? Bilmem mi gerekiyordu? "İnanın ki masa da bu sorunun cevabını bilmiyordur." Dedim, bana göz devirdi.
Bana cevap verme zahmetinde bulunmazken içeriye Yusuf girdi. "Anne hoş geldin." Dedi, karşımdaki bana karşı buz tutulmuş kadın birden gülümsemeye başladı. "Hoş buldum oğlum." Dedi, kadının gözlerinin içi parlıyordu. İstemsizce aklıma kendi annem onlar geldi. Kim bilir şuan ne yapıyorlardır. İçimde olan karartıyı derin bir nefes alıp vererek götürmeye çalıştım.
Yusuf koltuğa oturunca "Doğum günü diye mi geldin?" Diye sordu. Kafasını olumlu anlamda salladı. "Pasta sipariş ettim bile. Akşam gelince kutlarız." Dedi. Demek ki doğum günü bu gün. Telefonumun çalması ile telefonuma baktım Serpil arıyordu. Sonunda buradan kurtulabilirim. "Bunu açmam lazım." Diyerek ayağa kalktım. Odama doğru yürürken telefonu açtım.
Telefonu kulağıma götürmemle "Bu sefer neden gelmedin?" Dedi Serpil. Haklıydı, okulu sürekli ihmal ediyorum. Aslında gerçek bir okul değil sadece hazırlık ama boşuna mı Batuhan oraya para ödüyor? "Kardeşim ile ilgilendim." Odama geçince yatağa oturdum. "Bakıcı mı tutsanız artık?" Dedi, doğru diyordu. Sürekli okulu da ihmal edemem ki. Bunu Batuhan ile konuşmam lazım. Batuhan demişken doğum günüydü bu gün değil mi? "Serpil, akşam olmadan buraya gelsene." Dedim, acaba Serpil'den hediye mi istesem?
"Okul çıkışı gelirim de ne oldu?" Diye sordu. Bıkkın bir ifade aldı yüzümü. "Batuhan'ın annesi geldi. Batuhan'ın doğum günüymüş." Diye söylendim, Serpil bir süre sessiz kaldıktan sonra "Hediyen de yok değil mi?" Diye sordu, benim cevap vermemi beklemeden tekrar konuştu. "Ben hediye alıp Batuhan'ın annesi görmeden sana veririm. Sanki sen almışsın gibi davranırız." Bu kız leb demeden leblebiyi anlıyor. Helal lan sana Yusuf'i.
"Tamam ben sana atarım paray-"
"Bunu duymadım sayıyorum Eva." Demesinin ardından telefonu yüzüme kapattı. Hafif bir şekilde tebessüm ettim. Telefonu geri cebime koyup Öykü'nün yanına geçtim. "Güzelim hadi sen de salona gel." Dedim, Öykü elindeki barbieyi de alıp benim önümden salona doğru koştu. Öykü'nün ardından ben de salona girdim.
Salona geçince Emel hanımın tip tip Öykü'ye baktığını gördüm. "Bir şey mi oldu?" Diye sordum, tekli koltuğa oturup Öykü'ye baktığı gibi ona baktım. "Bu da sizle mi kalıyor?" Diye sordu, kaşlarımı çattım. "Bu da derken? İsmi Öykü onun." Dedim, kardeşimle düzgün konuşmazsa ona gösterdiğim bütün saygıyı bir kenara koyup kavga ederdim.
"Fazladan masraf." Diye mırıldandığını duydum. Öykü için mi dedi o? Alaylı bir tavırla "Siz masa alırken üstüne koyacak vazo falan da almıyor musunuz?" Dedim, öne doğru hafifçe ilerleyip "Tabi sizi koltuk olarak alındığınız için sadece evde kimin olduğuna bakıyorsunuz. Evin düzeni bizde."
Bana ters bir şekilde bakarken "Bu burada kalmay-" Diye konuşurken sözünü kestim. "Onun ismi Öykü." Yusuf ortamdaki gerginliği anlayınca annesinin konuşmasına izin vermedi. "Neyse, abim için ne yapıyoruz?"
Yusuf konuyu dağıttıktan sonra Batuhan için ne yapacağımızı düşündük. Aslında annesi pasta sipariş etmiş direkt gelince pasta üflese olay kapansa da hızlıca gitse diye düşündüm. Tabi bu fikrimi kaynanam pek olumlu bakmadı. Aslında ilk o dedi ben de kabul ettim ama ben kabul edince vazgeçti. Hay dilimi eşek arısı soksaydı da kabul etmeseydim.
Konu daha fazla uzamasın diye Yusuf ortak bir karar vermişti. Burada pasta yedikten sonra hep beraber bir lokantada yemek yemeye gidecektik. İşte böyle saçma bir kararı mecburen kabul ettik. Kapının çalması ile dikkatim dağıldı. "Serpil hanım gelmiş." Dedi Aysel abla. "Bitmedi kızın misafirleri." Diye söylenen kaynanamı duymazdan gelerek kapıya gittim.
Serpil kapıda elindeki poşetler ile bekliyordu. Elindeki poşetleri bana uzatırken kaynanam yanıma geldi. "Arkadaşına mı aldırdın hediyeyi?" Diye sordu, Serpil içeri geçerken "Hediyelerini daha erken sipariş ver Eva sonra kargocuya ben gidip alıyorum." Diye söylendi. Serpil salona geçice ben de kapıyı kapatıp kaynanacığıma baktım. "Herkesi kendiniz sanmanız, ne kadar acı."
Serpil'in yanından salona ilerledim. "Senin için dersten erken çıktım." Dedi, gülümseyip Serpil'in yanağını öptüm. Çok geçmeden tekrardan kapı çaldı. Bu sefer gelen kişi Batuhan'dı. Batuhan gelince kimse bir şey olmamış gibi davrandı taa kiÖykü Batuhan'ın boynuna atlayıp "Doğum günün kutlu olsun." Diye bağırana kadar.
"Teşekkür ederim prenses." Dedi Batuhan , annesi ise yine bir şeyler mırıldandı ama pek anlamadım. Batuhan Yusuf'a bakıp "Çı bu?" Diye söyledi, Yusuf göz devirip "Tıştek tıne, şer kırın." Dedi, yine başladılar kürtçe konuşmaya. "Çıma şer kırın?" Diye söyledi Batuhan, Yusuf ise gülerek "Ki ja tü pır hez dıke nızan bu." Dedi, Batuhan Yusuf'un omzuna vurup güldü.
Kapının çalınca bu sefer de Ferit geldi. Ferit salona geçince elindeki pastayı masaya koydu. "Ulan sen büyüdün de doğum gününü mü yapıyoruz senin?" Dedi alaylı bir tavırla. Yanımda oturan Serpil elime vurunca ona baktım. "Neyi oluyor?" Diye sordu sessizce, istemsizce sırıttım. "Batuhan'ın kardeşi." Diye cevap verdim.
Batuhan kendisine sarılan Ferit'i itip "Şımarma oğlum." Deyince Ferit bozulmuş gibi yaparak etrafa baktı. Serpil'i görünce gülümseyip "Aman Serpil Hanım, siz de mi buradaydınız?" Diye sordu, tanışıyorlar mıydı? Öykü anlık sinirle Ferit'in yanına gidip ona sarıldı. "Evet ya Demir." Dedi geçiştirmek istercesine. Serpil'e 'Ne oluyor?' bakışlarımı atarken "Eski arkadaşım." Diye mırıldandı. Eski arkadaş mı eski sevgilin mi? Bunu sonrasında detaylı bir şekilde konuşmamız lazım.
Aysel abla pasta servisi yaptıktan sonra Batuhan babasını sormuştu ama annesi onun işi olduğunu söyledi. Hep beraber sohbet ettikten sonra annesi lokantaya gideceğimizi söyledi. Bunu Serpil'e bakarak deyince binevi sinirlendim. Çünkü resmen kıza 'Sen gelme biz beraber gideceğiz.' demek istedi. Neyse ki Batuhan "Ben bir yere gidemem, zaten yorgunum." Deyince kaynanamın bütün planları bozuldu.
Serpil bana bakıp "Ben kalksam mı artık? Siz de ailecek durursunuz." Dedi, Serpil'in elini tutup "Kal, az sonra o gider zaten." Diye fısıldadım. Serpil bana bakıp sessizce gülerken ben de gülmeye başladım.
Tam da tahmin ettiğim gibi kaynanacığım eve gitmek için ayağa kalkmıştı. Tabi kalkarken Serpil'e karşı "Geç oldu." Gibi imalar da yapmayı bırakmadı. En sonunda gidince Öykü'nün de uyku saati gelmişti. Öykü'yü odasına çıkarmayı teklif ettim ama Öykü "Ferit beni uyutsana." Deyince gülmemek için dudaklarımı içe doğru büzdüm. "Ferit değil, Ferit abi." Diye uyardım.
Öykü bana saçını savurup Ferit'in elini tuttu. "Ben şu miniği uyutup geleyim." Dedi Ferit, resmen çocuğa sorumluluk yüklüyoruz. Ferit ile Öykü odaya gidince Serpil'e baktım. "Nereden tanıyorsun?" Diye sordum, gülümseyip "Eski flörtüm." Diye cevap verdi. Batuhan kafasını kaldırıp bize baktı. "Ferit mi?" Diye sordu, Serpil kafasını olumlu anlamda salladı.
Ferit gelince konuyu dağıtan her zamanki gibi Yusuf oldu. Uzun bir sohbetten sonra soda almaya mutfağa gittim. Buzdolabından soda alınca mutfağa Batuhan'ın da geldiğini gördüm. Tam önüme geçip kendisine soda aldı. "Özledim seni." Dedi boynumu öperken. Gülümseyip boynumu hafifçe eğdim. "Bi gitseler de doğum günümü beraber kutlasak." Dedi, yüzüm kızarıyor muydu? Yoksa bana mı öyle geliyordu? Ellerini belime koyup beni kendine çekti. "Başım ağırıyor desene gitsinler." Dedi, gülüp kafamı omzuna koydum.
Kafamı geriye getirip ona baktım. "Saçmalama." Diye söyledim, Batuhan bana çocuk gibi surat yaparken ben ona karşı gülümsedim. "Ama benim doğum günüm." Diye söyledi. Ona cevap verecekken içeriden "Hadi be." Diye Ferit'in sesi geldi. Geri çekildim. "Bi öptürmedi şerefsiz." Dedi, bi an annesinin dediği şey geldi aklıma. Gereksiz olay. Batuhan'a baktım. "Benle ne olayı çıktı da evlendin?"
