İçeriğe geç

Arsız

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Arsız

Bölüm 4

Korku

Afallamış bir şekilde yerde yatan Bora'ya bakıyordum. Evet bora'ya vurmuştum, hemde sağlam bir vazoyla. Ya ölmüşse? Hapiste mi girecektim? Ne olacaktı bana? Ellerim titriyordu, nefes alışverişlerim hızlanırken, dış koridordan ayak seslerini duydum. Daha da korkuyordum şimdi! Ne olacaktı, gözümden yaşlar akarken, kalbimin deli gibi attığını fark ettim. Kapı açıldı.

"S-sen ne yaptın?" Kapıda bana afallayarak bakan kişi Koraydı, yani diğer üvey abim, şu kumral olan.

"H-hırsız sanmıştım gerçekten." Zar zor ağzımdan bir kaç kelime çıktı, ne yapacaktım. Gençliğimi hapiste mi çürütecektim? O sırada Koray yanıma gelip bana sarıldı. Afallayarak nefesimi tuttum.

"Şşş, tamam geçti, sakin ol." Bir yandan kafamı okşuyordu, geri çekilip Boranın yanına gidip nabzını kontrol etti. Ondan gelecek cevabı bekliyordum, kalbim deli gibi atıyordu.

"Yaşıyor" söylediği tek kelimeyle içime sular serpildi, o kadar rahatlamıştım ki anlatamam.

"Tırnaklarını soymayı bırak!" Annemin sesiyle irkildim. Hastanede, sandalyede öylece oturup Boranın taburcu olmalısını bekliyorduk. Bora iyiydi, o günden, 2 gün geçmişti. Ve Koray tüm suçu üstüne almıştı. Ondan beklemediğim haraketti. Aslında Boranın aksine Koray daha samimiydi, daha iyiye benziyordu. Üvey babamın sesiyle irkildim, ve gözlerim Boranın gözleriyle buluştu. Oradaydı. Ve gayet iyi görünüyordu, hafif dağılmış koyu kahverengi saçları onu daha çekici hale getirmişti. Koyulaşan kahverengi gözlerinden bahsetmiyorum bile, gözleri fazla güzeldi anlatılamayacak kadar güzel. Ama sanki çok hüzünlüydü.

Eve geçtikten sonra kimseyle muhattap olmak istemediğim için direk odama geçtim. Ve dolabımda ki her hangi bir kitabı okumaya başladım. Yarım saat sonra kapımın çalma sesiyle irkildim.

"Girebilir miyim?" Koray'ın sesiyle, kafamı kapıya çevirdim.

"Girdin sayılır zaten." Koray gülümseyerek içeriye girdi, bende gülümseyerek karşılık verdim.

"Teşekkür ederim." Dedim bir anda.

"Neden?"

"İşlediğim bütün suçu üstüne aldın."

"Rica ederim." Gülümseyerek kollarımı uzattım. Öz Abim olarak görüyordum, ve gerçekten bana şu iki gün boyunca çok iyi abilik yapmıştı. Koray beni kendisine çekip sıkıca sarıldı.

"Borayı ziyaret etsene" aniden gelen cümlesiyle içim tuhaf oldu. Bora benim yaptığımı biliyordu, ve aslında korkuyordum. Cesaretim yoktu.

"Gerek yok."

"Var."

"Gidip ziyaret etmelisin, alt katta odada."

Derin nefes aldım.

"Düşüneceğim." Başını sallayıp, alnıma öpücük kondurup odadan çıktı. Hava kararıyordu. Aslında iki gün içinde de hastaneye ziyaret etmeye gitmemiştim. Dediğim gibi korkuyordum. Gitsem mi gitmesem mi diye düşündüğüm çok oldu.

Derin nefes verip üstüme hırkamı geçirdim. Saçımı yukarıdan toplayıp, sabah annemin verdiği fırfırlı siyah elbiseme baktım aynadan, aynada ki yüzüme baktım. Gülümseyip, odamdan çıktım. Yapabilirim? Ne kadar zor olabilit ki? Alt kata hızlıca inip odanın kapısına doğru gittim. Kalbim deli gibi atmaya başladı. Sakin ol Dilan. Kapıyı hızlıca açtım ve içeriye daldım. Gözlerim kapalıydı, evet dışarıdan mal gibi gözüküyordum. Gözlerim kapalı halde konuşmaya başladım.

"Bora? Her şey için özür dilerim! Tamam mallık yaptım ama valla hırsız sanmıştım seni! Ayrıca niye mal gerzek gibi siyah hırka ve maske taktın ki? Bu senin suçun! Yine de ağlama diye özür dilemeye geldim! İki gündür benim için ağladığını biliyorum." Allahım birisi beni sustursun iyice saçmalıyorum, birazdan yanıma gelip ağzıma geçirecek bir tane o olacak! Gözümü açtım. Odada Bora yoktu. Derin nefes aldım.

"Ohh bee."

"Hemen sevinme, çünkü tam arkandan söylediğin ucube laflarını duydum." Arkamdan gelen sesle, ve boynumdaki Boranın nefesiyle irkildim.

-Devam Edecek-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.