İçeriğe geç

Arsız

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Arsız

Bölüm 3

Üvey Abim

Söylediğim şeylerden sonra kısa bir sessizlik olmuştu, sessizliği esmer çocuk bozdu.

"Kendini ne sanıyorsun?" Birden gelen soruyla yutkundum. Sahi kimdim ben? Nereye aittim?

"Sanane?" Cevabımla esmer çocuk kıkırdadı. Evet çok klişe bir cevaptı ama ne diyebilirim ki?

"Bu arada isimleriniz ne? İçimden esmer çocuk, yarım akıllı kumral çocuk, ve kibirli gereksiz sarışın eleman diye seslenmek zor geliyor bana." Hepsi birden kahkaha patlattılar. Kumral üvey abim kafasını bana çevirdi;

"Yarım akıllı kumral çocuk ben oluyorum sanırım ha?" Başımı evet anlamında salladım.

"Bende pek gereksiz ve kibirli sayılmam aslında ya." Kafamı sesin sahibi, kibirli sarışın çocuğa çevirdim;

"Bence sen en ço-" konuştuğum sırada, esmer çocuk ağzımı eliyle kapattı.

"Tamam artık sus." Esmer çocuğun ardından diğer kumral üvey abim konuşmaya başladı.

"Ben yani kumral çocuk Koray, şuan ağzındaki elin sahibi ise senin diğer üvey abin Bora, sarışın çocuk ise arkadaşım Doğukan. Zaten söylemiştim." Koray'ın cümlesini tamamlamasıyla Bora namı değer üvey abim elini çekti.

"İyi ki çektin, yoksa ısırıp avucunu koparacaktım." Bora'ya iddiali bakışlar attım. Bakışıma sırıtarak cevap verdi.

"Bi vursam yere çarpılacak olan birine göre fazla iddialısın." Dişimi sıktım.

"Bazen güç yetmez akıl gerekir, ve bahsettiğim akıl sende yok." Küçümseyerek beni süzdü;

"Bahsettiğin iki kelime (güç ve akıl) sende yok." Cümlesini bitirmeden elimdeki telefonu ona gösterdim, evet o konuşurken cebinden telefonunu almıştım. Afallayarak bana baktı, tek afallayan o değildi. Yanımdaki şahıslar da kaşlarını çatıp ne olduğunu sorguluyordı.

"Telefonum..." Bana doğru yürüdüğü sırada tam kıçına tekmeyi basıp, odadan hızlıca çıktım. Off harika bir çıkış yaptım ya! Keşke videoya falan alsalardı. İnşallah kısır kalır.

İki saattir bodrumdayım, onların peşimden geldiğini görünce evi turlattım ve kendimi bilmediğim yere yani buraya attım ve saklandım. Tam iki saattir burdayım ve şu lanet olası telefonun kilidini açmaya çalışıyorum. Neden açmaya çalıştığımı sormayın çünkü bende bilmiyorum.

"Tamam al yemedik telefonunu" Bora bana sinirli bakışlar atıp salondan çıktı.

"Kızım daha ilk günün! Daha ilk günün!." Evet Bodrum'da yakalanmıştım, ve tüm suçu o üç gerzek üstüme yıkmıştı. Sanki konfetiyi ben patlatmışım gibi oraları temizletmişti bana.

"Anne tamam özür dilerim, oldu mu?"

"Allah aşkına neden yerinde duramıyorsun, neden duramıyorsun ya!"

"Tamam anne bu son, bir daha yapmayacağım."

"Hadi tamam bu sefer son olsun, git odana."

Derin nefes verip salondan çıktım. Allahım nasıl yaşayacağım burda ya? Acaba para çalıp kaçsam mı ya? Hayal kurup yürürken hizmetçiye çarptım.

"Pardon"

"Sorun değil." Gülümseyerek yürümeye devam ettim. Allah aşkına odam nerde? Kaçıncı kattaydı ya. Yanımdaki odadan gelen sesle irkildim. Bu kimin odası ya? Ayrıca bu sesler ne? Kapıya doğru yürüyüp yavaşça kapıyı açtım. Oda oldukça lüks ve büyüktü, balkonda duran adamı gördüm. Yuh yoksa hırsız mı? Ama bahçe kapısında bir sürü güvenlik vardı? Ben bunu öldürürüm! Yavaşça odaya girip, masanın üstünde duran vazoyu aldım, adama doğru yürüyüp vazoyu kafasına geçirdim.

Haha işte hırsızı yakaladım, seni pislik herif!. Karşımdaki manzarayla gözlerimi irice açtım. OLAMAZ!

-Devam Edecek-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.