Araba yola devam ederken canımın sıkıntısından camdan sadece iki sanyiede gelip geçen arabaları tabelaları ve denizi izliyordum açıkçası pek fazla araba yoktu hatta burada evlerde yoktu bir dakika bir dakika burada hiç insan da yoktu burası çok ıssızdı hızlıca yaşadığım aydınlanmayı içimden çözmeye çalısıyordum,tabi şaşırdığımı ve içimden çözmeye çalıştığımı belli etmiyordum yani dışarıdan biri benim öylece yolu izlediğimi ve kaderime razı kalıp sıradan bir insan zekasına sahip biri gibi olduğumu düşünebilirdi ama açıkçası bu sadece bir yanılmaydı.Ben bunlara açıkçası pek bir anlam veremiyorudum ama bir sonuca varamıyordum da en iyisi birazdaha beklemek ve onları gözlemelemeye devam etmekti sonuçta bir insanı sevdiği renkten bile nasıl bir karaktere sahip olduğunu anlardınız.
Kafamı onları izlemek için çevirdiğimde Fırat denen çocuk telefonunu iki eline yatay bir şekilde tutmuş oyun oynuyordu,Alper denen çocuk ise telefonunu tek elinde tutmuş ve koltuğa sanki altında timsah varmış gibi rahatsız ve bacağını iki yana açmış birşekilde oturuyordu biraz yerinde kıpırdandı ve kaşlarını çattı anlaşılan onu rahatsız eden birşeyler olmuştu ve çıkarımlarıma göte bu işiyle alakalıydı çünkü tam iki saniye sonra adını bilmediğim şahsiyetin telefonuna bildirim sesi düşmüştü hemen telefonunu tek eline alıp yüzüne doğru telefonu tutup kilidi açtıktan sonra yüzüne yeşil bir ışık düşmüştü zaten havada kararmaya devam ettiği için ışığın renginini ve hangi uygulamaya girdiği konusunda çıkarımlarda bulunabiliyordum sanırım zaten düşündüğüm uygulamaya girdi ve telefonu yan çevirip ekranı izlemeye koyuldu ama ondan önce parmağı bir kere ekranda dokundu ve ve kolu camdaki yerini tekrar aldı.
Daha sonra bir video izlemeye başladı yani en azından yüzüne yansıyan ışığın rengi sabit kalmıyordu sürekli değişiyordu ve vücüdündaki herhangi bir uzuv da oynamıyordu öylece sadece ekranı izliyordu böyle devam ederken kaşlarını çattı ve yüzünde anlam veremdiğim bir sinir belirdi ve anlındaki birkaç damar belirdi ve yüzü kızarmıştı.Daha sonra video bitince Alper'e doğru döndü tabi o bunu yaparken bile gözlerini ondan çekmeyen Alper ile gözleri buluştu ve daha sonra ikisi camdan dışarıya bakmaya başladılar hareketleri temkinleşmişti daha doğrusu olduğundan daha fazla temkinleşmişti.Yanımda bulunan Fırat bana doğru dönüp kocaman gülümsedi ve tam önüne geri dönücekken öyle bir şekilde yüzündeki o kocaman hayat dolu gülümsemenin yerini nefret ve sanki dünyadaki en büyük pislik oymuş gibi yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi.
Daha sonra bellerindr duran silahları yavaş bir şekidle ellerine aldılar,Alper yanıma doğru yaklaştı ve bana bir el bombası ile silah verdi ben noluyor bakışı atarken içindeki ses
-"ay iki saatir bekliyorum sonunda entirika ve kaos ayrıca aval aval bakma öyle onlarla çok eylenicez."
Bende diyorum iki saatir nerede kaldı tabi entirikanın kokusunu aldı yerinde durumu hiç hemen atlasın.
İçimdrki sesi boşverip bomba ve silaha bakmayaı kesip Alper'e doğru döndüm ve Alper şöyle dedi.
-"Eğer yanında ben olamazsam bunu kullanmaktan çekinme ayrıca şunuda bil bizim adamlarımızın sol elinde sonsuzluk işareti olan bir dövme bulunur ama bazıları eldivenli onlardan anlyamazsan sağ kollarındaki kumaşın üstünde beyaz bir kare var ordan anlarsın anladın mı beni?"
Ben başımı aşağı yukarı doğru sallarken beynim bizim beden böyle birşey yaltığımızı ve neden bu durumda olduğumuzu düşünüp benim olan sinirmi daha çok çıkarıyordu,dinginliğimi korumaya çalışıyordum ama olmuyordu sonra derin bir nefe verdim ve başımı sonkez aşağı yukarı doğru salladım.Alper adını bilmediğim adamın yanına gidip;
-"Abi çıkmamız gerekiyor artık buradan yoksa Şefket'in adamları bizi sağ bırakmaz,adam bdiğin manyak takmış kafaya biz napalım handi kızı alıp artık çıkalım buradan."
-"Tamam ben kızı alıcam,sende..."
Tam devam edicekken Fırat'a döndü ve öylece dönüp kaldı sonra Alper'e döndü ve;
-"ona göz kulak ol eğer başına birşey gelirse senden bilirm."
Dedi,evet bunu demişti demmek ki bunlar birbirine fazla değer veriyordu ama sorun şurada bu iyilik meleği ve saf çocuk Fırat nasıl bir anda sinsi bir şeytana dönüşmüştü?
ve nasıl bu kadar acımasız olmuştu? belki de bu Şevket denen adam Fırat ile alakalıydı bunuda kafama not edip elimdeki silahı ve bimbayı sıkı sıkı tutmaya başladım sonra gözlerimi açıp kapayaıp derin bir nefes aldıktan sonra adını bilmediğim adama gitti gözlerim ve evet yine bana bakıyordu.
-"hiç şaşmadım açıkçası harika bir fikrim var şunun yüzüne doğru atsana bombayı bakalım nolucak çok merak ettim."
-"saçmalama iç ses ve kes sesini!"
İç sesimi suturduktan sonra limuzinin kapısı açıldı aniden ve adını bile bilmediğim adam yanıma gelip elini belime doğru götürdü ve beni yürümem için teşgik etti ve yerimden kılırdandım çünkü bu harekti rahatsız etmişti eli hemen çekildi ve limuzinden çıkmaya adımlar kala arkada bomba ve silah sesleri duyuldu.
İlk bölüm nasıldı umarım sevmişsinizdir yorumlarınızı bekliyorum 🩶 🩶 🩶 🩶 🩶 🩶


