YAZAR NOTU ✍🏻
Sevgili okurlarım 🤍
Bazı gerçekler öğrenildiği anda hayatı değiştirmez.
İnsanın içini kemirmeye başlar.
28. bölüm, Hayat’ın susarak mı güçlendiğini
yoksa sustukça kaybolup kaybolmadığını sorguladığı yerden akıyor.
Okurken “şimdi ne olacak?” dediğiniz anlar olacak…
28. BÖLÜM
Hayat eve döndüğünde ilk kez ağladı.
Sessizce.
Kimse duymasın diye değil,
kendisi duymamak için.
Annesinin eski bir cümlesi kulağında yankılandı:
“Bazı şeyler zamanla geçer kızım.”
Geçmemişti.
Sadece şekil değiştirmişti.
Mutfakta sandalyesine oturdu.
Fotoğraf hâlâ çantasındaydı.
Çıkarmaya cesaret edemedi.
Telefon masanın üzerindeydi.
Polat’tan üç cevapsız arama.
Bir mesaj.
[I]“Lütfen konuşalım.”[/I]
Hayat telefonu ters çevirdi.
Çünkü konuşursa,
ya her şeyi söyleyecekti
ya da kendinden vazgeçecekti.
İkisi de ağırdı.
Gece ilerledikçe
zihni susmadı.
Polat’la ilk tanıştıkları an geldi aklına.
Neden bu kadar hızlı bağlandıklarını,
neden ayrılıkların bile tanıdık hissettirdiğini…
Belki de bazı bağlar
ruhtan değil,
yarımdan geliyordu.
Sabaha karşı uyuyakaldı.
Telefonun titreşimiyle uyandı.
Bu kez annesiydi.
Hayat açmadı.
Ama mesaj geldi.
[I]“Konuşmamız lazım.”[/I]
Kalbi sıkıştı.
Demek ki geçmiş,
sadece Zeynep’in elinde değildi.
Öğleden sonra annesinin evine gitti.
Kapı açıldığında
annesinin gözleri doluydu.
“Biliyorsun,” dedi kadın,
daha Hayat içeri girmeden.
Bu cümle,
itirafın ta kendisiydi.
“Bildiğimi sanmıyorum,” dedi Hayat.
“Ben sadece kırık parçaları görüyorum.”
Oturmadı.
Ayakta kaldı.
Çünkü bazı yüzleşmeler
oturarak yapılmazdı.
“Polat’ın babasıyla tanıştım,” dedi annesi.
“Senden önce.”
Hayat gülümsedi.
Ama bu, mutluluk değildi.
“Beni korumak için mi sustun,” diye sordu,
“yoksa kendini mi?”
Annesi cevap veremedi.
Bu da bir cevaptı.
“Ben seni sevdim,” dedi Hayat.
“Ve sen bana eksik bir geçmiş bıraktın.”
Annesi ağladı.
Hayat ilk kez ağlamadı.
Çünkü bazı anlarda
gözyaşı değil,
karar akardı insandan.
Evden çıktığında
telefonu tekrar çaldı.
Polat.
Bu kez açtı.
“İyi misin?” dedi Polat.
Hayat sustu.
“Hayat?” dedi Polat, sesi telaşlı.
“Ben iyi olmak zorunda değilim,” dedi Hayat.
“Ben dürüst olmak zorundayım.”
“Ne demek istiyorsun?”
“Sen bana bir şey söylemedin,” dedi Hayat.
“Ben de sana.”
Polat durdu.
“Beni korkutuyorsun.”
“Ben de korkuyorum,” dedi Hayat.
“Ama ilk kez kaçmıyorum.”
Polat nefes aldı.
“Yüz yüze konuşalım.”
“Yakında,” dedi Hayat.
“Ama sen hazır olduğunda.”
Telefon kapandı.
Hayat yürümeye devam etti.
Artık şunu biliyordu:
Gerçek,
birini kaybetmek pahasına da olsa
söylenmesi gereken bir şeydi.
Ve bu hikâye,
aşk olmaktan çıkıp
bir cesaret sınavına dönüşüyordu.
OKUR SORULARI 🤍
• Hayat gerçeği Polat’a söylemeli mi, yoksa bu yükü tek başına mı taşımalı?
• Annesinin suskunluğu affedilebilir mi?
• Polat bu gerçekle yüzleştiğinde kalır mı, gider mi?
• Sizce Hayat güçleniyor mu, yoksa yalnızlaşıyor mu?
Yorumlarınızı mutlaka yazın ✨
28. bölüm, sessiz fırtınaydı…
29. bölümde gerçek ilk kez yüksek sesle söylenecek.
📌 [B]Bana destek olmak ve bölümleri kaçırmamak için wp kanalıma katılabilirsiniz:[/B]
👉 https://lnk.bio/sevipgidenbirisiii
(Link kopyalanmıyorsa Google’a aynen yazarak aratabilirsiniz.)