YAZAR NOTU ✍🏻
Sevgili okurlarım 🤍
Bazı yüzleşmeler vardır;
kapıyı çalmaz,
doğrudan içeri girer.
29. bölüm, Hayat’ın kaçmadığı, ertelemediği
ve ilk kez gerçeğin karşısında dimdik durduğu yerden akıyor.
Bu bölümde söylenenler kadar
söylenemeyenler de önemli…
29. BÖLÜM
Hayat o sabah erken uyandı.
Alarm çalmadan.
Telefon titreşmeden.
İçinde tuhaf bir sakinlik vardı.
Fırtınadan önceki değil,
fırtınadan sonraki türden.
Aynaya baktı.
Gözlerinin altı mor,
ama bakışları kararlıydı.
Bugün kaçmayacaktı.
Polat’a mesaj attı.
[I]“Akşam konuşalım. Yüz yüze.”[/I]
Cevap hemen geldi.
[I]“Neredesin, geliyorum.”[/I]
Hayat kısa bir an durdu.
Sonra yazdı:
[I]“Hayır. Ben geleceğim.”[/I]
Bu cümle bile
onun için yeni bir şeydi.
Akşamüstü,
ilk tanıştıkları kafeye gitti.
Bilinçli bir tercihti bu.
Bazı hikâyeler
başladığı yerde
sorgulanmalıydı.
Polat içerideydi.
Onu görünce ayağa kalktı.
Gülümsedi.
Ama Hayat o gülümsemenin
eski bir refleks olduğunu anladı.
“İyi misin?” diye sordu Polat.
Hayat çantasını sandalyeye bıraktı.
Oturdu.
“Bunu artık sormayalım,” dedi.
“Çünkü ikimiz de iyi değiliz.”
Polat kaşlarını çattı.
“Ne oluyor Hayat?”
“Senden uzaklaştığımı biliyorum ama—”
“Bu onunla ilgili değil,” dedi Hayat.
“Bu benimle ilgili.”
Bir an sustu.
Doğru kelimeyi arar gibi değil,
doğru cesareti toplar gibi.
“Bana hiç anlatmadığın şeyler var,” dedi.
“Benim de sana anlatmadıklarım.”
Polat öne eğildi.
“Korkutma beni.”
Hayat gülümsedi.
Bu kez acı bir gülümsemeydi.
“Korkman normal,” dedi.
“Ben korkarak öğrendim.”
Çantasından fotoğrafı çıkardı.
Masaya koymadı.
Polat’a uzattı.
Polat fotoğrafa baktı.
Kaşları çatıldı.
Sonra yüzü gerildi.
“Bu… babam,” dedi.
“Yanındaki kadın…”
Hayat başını salladı.
“Benim annem.”
Zaman durmadı.
Ama Polat’ın içi durdu.
“Bu bir şaka değil,” dedi Hayat.
“Keşke olsaydı.”
Polat fotoğrafı masaya bıraktı.
Ellerini saçlarının arasına soktu.
“Bu mümkün değil,” dedi.
“Babam—”
“Biliyorum,” dedi Hayat.
“Herkesin bildiği bir hikâye var.
Bir de anlatılmayan.”
Polat ayağa kalktı.
İki adım attı.
Geri döndü.
“Bunu bana kim söyledi?” diye sordu.
“Biri değil,” dedi Hayat.
“Bir geçmiş.”
Sessizlik uzadı.
İnsanların kahkahaları,
fincan sesleri
ikisine de ulaşmadı.
“Beni sevdiğini söylemiştin,” dedi Polat sonunda.
“Evet,” dedi Hayat.
“Hâlâ seviyorum.”
Bu cümle Polat’ı sarstı.
“O zaman neden—”
“Çünkü sevgi bazen yetmez,” dedi Hayat.
“Gerçeği yok saymak için.”
Polat gözlerini kapadı.
“Ben bunu kaldıramam,” dedi.
Hayat başını salladı.
“Biliyorum.
Ama ben de sırtımda taşıyamam.”
Ayağa kalktı.
“Bu bir veda değil,” dedi.
“Bu bir durma.”
Polat ona baktı.
“Geri döner miyiz?” diye sordu.
Hayat cevap vermedi hemen.
Sonra yavaşça konuştu:
“Eğer dönersek,
artık hiçbir şey eski yerinde olmayacak.”
Kafeden çıktığında
hava serindi.
Ama Hayat üşümedi.
Çünkü ilk kez,
kalbinin ağırlığını
tek başına taşımıyordu.
Gerçek söylenmişti.
Ve artık hiçbir şey
söylenmemiş gibi davranamazdı.
Polat o gece eve gitmedi.
Arabayı sahile yakın bir sokakta durdurdu.
Motoru kapattı ama içindeki uğultu susmadı.
Hayat’ın sesi hâlâ kulaklarındaydı.
[I]“Bu bir durma.”[/I]
Durmak…
Bazen gitmekten daha ağırdı.
Babası aradı.
Açmadı.
Annesi mesaj attı.
Okumadı.
Çünkü ilk kez,
ailesi dediği şeyin
gerçekten ne olduğunu bilmiyordu.
Hayat ise eve gittiğinde
ayakkabılarını bile çıkarmadan koltuğa oturdu.
İçinde bir boşluk vardı.
Ama panik yoktu.
Bu da yeniydi.
Telefonu sessizdi.
Polat’tan mesaj gelmedi.
Gelmemesine sevindiğini fark edince
kendisinden utandı.
İnsan sevdiği birinin
sessizliğine nasıl rahatlayabilirdi?
Gece yarısına doğru kapı çaldı.
Hayat irkildi.
Kapıyı açtığında
annesi karşındaydı.
Gözleri şiş,
elleri titriyordu.
“Onu gördün mü?” diye sordu.
Hayat geri çekildi.
“Bu soruyu sorma hakkın yok,” dedi.
“Artık yok.”
Annesi içeri girdi.
Oturmadı.
“Ben seni korumak istedim,” dedi.
Hayat güldü.
Kısa, kırık bir gülüş.
“Beni korumadın,” dedi.
“Beni eksik büyüttün.”
Annesinin sesi titredi.
“Bazı gerçekler söylenmez Hayat.”
“Hayır,” dedi Hayat.
“Bazı gerçekler söylenmediği için
insanlar birbirini yaralıyor.”
Annesi sustu.
“Polat seni seviyor,” dedi sonunda.
“Biliyorum,” dedi Hayat.
“Ben de onu.”
Bu cümle odanın ortasında asılı kaldı.
“Ama sevgi,” diye devam etti Hayat,
“her şeyin üstünü örten bir örtü değil.”
Annesi gözlerini kapadı.
“Şimdi ne yapacaksın?”
Hayat pencereye baktı.
“Beklemeyeceğim,” dedi.
“Ama kaçmayacağım da.”
Sabah olduğunda
Polat eve döndü.
Babası mutfaktaydı.
“İyi misin?” diye sordu.
Polat cevap vermedi.
“Bir şey mi oldu?”
Polat durdu.
Sonra ilk kez babasına baktı
gerçekten bakarak.
“Geçmişte,” dedi,
“bana anlatmadığın bir şey var mı?”
Babasının eli havada kaldı.
Bu an,
itirafın değil
inkârın geleceği bir andı.
“Yok,” dedi babası.
Polat başını salladı.
O an anladı.
Bazı sessizlikler
cevaptan daha netti.
Telefonu çaldı.
Hayat.
Bir süre baktı ekrana.
Sonra açtı.
“Konuşabilir miyiz?” dedi Hayat.
Polat derin bir nefes aldı.
“Evet.”
“Bugün değil,” dedi Hayat.
“Bugün kendimizle kalalım.”
Polat gözlerini kapadı.
“Kaybediyor muyum seni?” diye sordu.
Hayat sesi yumuşaktı.
“Hayır,” dedi.
“Ama kendimi kazanmaya çalışıyorum.”
Telefon kapandı.
İki ayrı yerde,
aynı anda
aynı şeyi düşündüler:
Bu hikâye ya
daha güçlü bir yerden başlayacaktı
ya da sessizce sona erecekti.
Ve karar,
aşktan çok
cesaretle ilgiliydi.
OKUR SORULARI 🤍
• Hayat gerçeği söylemekle doğru olanı mı yaptı?
• Polat bu gerçekle yüzleşip kalabilir mi?
• Sizce bu durma, bir kopuş mu yoksa yeniden başlangıç mı?
• Aşk, geçmişin yükünü taşıyabilir mi?
Yorumlarınızı mutlaka yazın ✨
29. bölüm, gerçeğin söylendiği yerdi…
30. bölümde sonuçlar kaçınılmaz olacak.
📌 [B]Bana destek olmak ve bölümleri kaçırmamak için wp kanalıma katılabilirsiniz:[/B]
👉 https://lnk.bio/sevipgidenbirisiii
(Link kopyalanmıyorsa Google’a aynen yazarak aratabilirsiniz.)