İçeriğe geç

Arkadaşımın abisi Texting

Bölüm 22 · 6 dk okuma

Arkadaşımın abisi Texting

Bölüm 22

22.Bölüm

[B]Merhaba sevgili okurlarım 🤍[/B]

Bu hikâye uzadıkça ben de size biraz daha yaklaşıyorum. Çünkü Hayat’ın suskunluklarında, Polat’ın kaçışlarında hepimizden bir parça var. Kimi zaman gururdan, kimi zaman korkudan yarım bıraktıklarımız… Bu bölümü yazarken sık sık durdum, bazı cümleleri silip yeniden yazdım. Çünkü bazı yüzleşmeler kolay anlatılmıyor. Okurken içinizde bir düğüm oluşursa bilin ki yalnız değilsiniz. Burada, bu satırların arasında hep birlikteyiz.

Bana destek olmak ve bölümleri kaçırmamak için wp kanalıma katılabilirsiniz:

👉 https://lnk.bio/sevipgidenbirisiii

(Link kopyalanmıyorsa Google’a aynen yazarak aratabilirsiniz.)

[B]22. BÖLÜM[/B]

Hayat o gece eve geldiğinde ışıkları yakmadı. Ayakkabılarını kapının önünde çıkardı, montunu askıya bile asmadan koltuğa oturdu. Mekândan ayrıldıktan sonra içinde bir şeyler çözülmüş ama aynı anda daha da karmaşık hâle gelmişti.

Polat…

Adını düşünmemeye çalıştıkça zihninin ortasına yerleşiyordu.

Telefonunu eline aldı. Ekranı kilitleyip açtı, kilitleyip açtı. Aramak istemiyordu ama aramasını da bekliyordu. Bu ikilem onu en çok yoran şeydi.

Bir mesaj geldi.

[B]Polat:[/B] [I]Eve vardın mı?[/I]

Hayat birkaç saniye baktı ekrana. Sonra yazdı.

[B]Hayat:[/B] [I]Evet.[/I]

Kısa. Mesafeli. Kontrollü.

Telefonu sehpanın üzerine bıraktı ama içi rahatlamadı. Ayağa kalktı, pencereyi açtı. Şehir sessiz değildi ama onun içindeki gürültüyü bastırmaya yetmiyordu.

Polat ise arabasında uzun süre oturdu. Kontağı kapalıydı. Ellerini direksiyonun üzerinde birleştirmiş, boşluğa bakıyordu. Hayat’ın “Bu sefer ya tamamlayacağız ya da hiç başlamayacağız” sözleri zihninde dönüp duruyordu.

[I]Kaçmayacağım[/I] demişti.

Ama kaçmamak bazen gitmekten daha zordu.

Telefonuna baktı. Onun “Evet” yazması bile içini ısıtmıştı. Eskiden olsaydı uzun uzun yazardı. Şimdi ise temkinliydi. Haklıydı.

Ertesi sabah Hayat işe gitmek için hazırlandı. Aynaya baktığında gözlerinin altında hafif bir yorgunluk vardı ama bakışları daha netti. Kendine sessizce fısıldadı:

“Bu sefer güçlü ol.”

İşe vardığında Gizem’den mesaj geldi.

[B]Gizem:[/B] [I]Dün akşam neredeydiniz?[/I]

[B]Gizem:[/B] [I]Abi de eve geç geldi.[/I]

[B]Gizem:[/B] [I]Bir şeyler oluyor ve bana söylemiyorsunuz.[/I]

Hayat gülümsedi. Gizem’den hiçbir şey kaçmazdı.

[B]Hayat:[/B] [I]Bazen bazı şeyler önce yaşanır, sonra anlatılır.[/I]

[B]Gizem:[/B] [I]Bu cevap ‘evet’ demek.[/I]

Hayat telefonu masaya bıraktı. Kalbi hızlandı. Artık bu sadece onun meselesi değildi.

Akşamüstü Polat aradı. Hayat telefonu eline aldı, bu sefer beklemedi, açtı.

“Merhaba,” dedi Polat.

“Merhaba,” diye karşılık verdi Hayat.

“Bugün nasılsın?”

“İyiyim,” dedi ama sonra ekledi: “Biraz düşünceliyim.”

Polat hafifçe gülümsedi.

“Ben de. Senden sonra hep öyleyim.”

Sessizlik oldu. Bu sessizlik önceki gibi rahatsız edici değildi.

“Yürüyüş yapalım mı?” diye sordu Polat. “Kalabalık olmayan bir yerde.”

Hayat düşündü.

“Olur,” dedi. “Ama uzun konuşmalar bekleme.”

“Beklemiyorum,” dedi Polat. “Sadece yanında olmak.”

Sahilde yan yana yürürlerken rüzgâr Hayat’ın saçlarını savuruyordu. Polat ceketini çıkardı, tereddütle Hayat’a uzattı.

“Üşürsen,” dedi.

Hayat ceketi aldı ama giymedi.

“Eskiden olsa hemen giyerdim,” dedi.

“Şimdi?”

“Şimdi önce neden verdiğini anlamak istiyorum.”

Polat durdu.

“Çünkü seni düşünüyorum,” dedi. “Basit ama gerçek.”

Hayat da durdu.

“Polat,” dedi, “ben seni hâlâ önemsiyorum. Ama bu yeterli değil. Bana güven vermen lazım.”

“Nasıl?” diye sordu Polat.

“Gitmeyerek,” dedi Hayat. “Sessizleşmeyerek. Zorlaştığında kaybolmayarak.”

Polat başını salladı.

“Bunları yapamazsam…”

“O zaman beni bir daha arama,” dedi Hayat net bir şekilde.

Bu netlik Polat’ı sarstı ama aynı zamanda ayılttı.

“Deneyeceğim,” dedi.

“Hayır,” dedi Hayat. “Denemek değil. Yapmak.”

Polat gözlerini ondan ayırmadan konuştu.

“Yapacağım.”

O an Polat’ın telefonu çaldı. Ekrana baktı, yüzü ciddileşti. Hayat bunu fark etti.

“İş mi?” diye sordu.

“Evet,” dedi Polat. “Gitmem gerekebilir.”

Hayat’ın kalbi sıkıştı ama yüzüne yansıtmadı.

“İşte tam da bundan bahsediyorum,” dedi. “Hayat her an seni çağırabilir. Ben bu belirsizliğin neresindeyim?”

Polat bir adım yaklaştı.

“Bu sefer seni yarı yolda bırakmayacağım,” dedi. “Ama dürüst olacağım. Gitmem gerekirse söyleyeceğim.”

Hayat derin bir nefes aldı.

“Bu bile bir ilerleme,” dedi.

Polat telefonu kapattı.

“Bugünlük erteledim,” dedi. “Şu an buradayım.”

Hayat ona baktı.

“Bak,” dedi, “küçük şeyler bunlar ama benim için çok büyük.”

Ayrılırken Hayat arabasına binmeden önce Polat’a döndü.

“Bu bir söz değil,” dedi. “Bir süreç. Ben seni izliyorum.”

Polat gülümsedi.

“Ben de kendimi.”

Hayat giderken içinden şunu geçirdi:

[I]Belki de bu sefer hikâye yarım kalmayacak.[/I]

Ama hiçbir hikâye kolay tamamlanmazdı.

[B]Sevgili okurlarım 🤍[/B]

Sizce Polat gerçekten değişmeye hazır mı?

Hayat’ın bu kadar net olması doğru mu, yoksa duvar mı örüyor?

İş (görev) Polat’ı yine Hayat’tan koparır mı?

Siz bu ilişkide en çok kime hak veriyorsunuz?

Yorumlarınızı mutlaka yazın, her birini ok[B]Merhaba sevgili okurlarım 🤍[/B]

Bu hikâyeyi yazarken her bölümde biraz daha durup nefes alıyorum. Çünkü Hayat ve Polat sadece bir kurgu değil; yarım kalmış cümlelerin, söylenememiş duyguların ve “ya olsaydı”ların hikâyesi. Okurken kalbinizin bir yerinin sızladığını hissediyorsanız bilin ki aynı sızı bu satırları yazarken bende de var. Yorumlarınız, mesajlarınız ve desteğiniz beni gerçekten motive ediyor. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız. 🌿

Bana destek olmak için wp kanalıma katılabilirsiniz:

👉 https://lnk.bio/sevipgidenbirisiii

(Link kopyalanmıyorsa Google’a aynen yazarak aratabilirsiniz.)

[B]YENİ BÖLÜM[/B]

Mekândaki loş ışık Hayat’ın yüzüne vuruyordu. Polat onu izlerken fark etmeden gülümsedi. İki yıl önceki Hayat gitmişti belki ama yerine gelen kadın çok daha güçlüydü. Bu güç onu hem etkiliyor hem de korkutuyordu.

“Bana kızgınsın,” dedi Polat bir süre sonra.

“Evet,” dedi Hayat hiç düşünmeden. “Ama bu kızgınlık bağırıp çağırmak değil. Daha sessiz, daha derin.”

Polat başını salladı.

“En çok ondan korkuyorum zaten.”

“Peki neden döndün Polat?” diye sordu Hayat. “Sadece izin için mi? Yoksa… beni gördüğün an mı karar verdin?”

Polat gözlerini kaçırmadı.

“Geri döndüğümde seni görmeyi beklemiyordum,” dedi. “Ama gördüğüm an fark ettim… bazı insanlar nereye gidersen git seninle geliyor.”

Hayat’ın boğazı düğümlendi.

“Ben sen gittikten sonra kendimi toparlamak için çok uğraştım,” dedi. “Her şey yoluna girdi sandım. Sonra bir mesaj attım ve her şey altüst oldu.”

“Pişman mısın?” diye sordu Polat.

“Hayır,” dedi Hayat net bir şekilde. “Çünkü cevapsız kalan sorular insanı içten içe çürütüyor.”

Polat derin bir nefes aldı.

“Ben aldatıldığımı öğrendiğimde,” dedi, “herkese karşı kapandım. Sana da. Senin gözünde daha fazla küçülmek istemedim.”

Hayat acıyla gülümsedi.

“Beni koruduğunu sandın ama en çok beni yaraladın.”

Bu söz Polat’ın içine oturdu.

“Haklısın,” dedi kısık bir sesle. “Ve bunun telafisi var mı bilmiyorum.”

Hayat bir an sustu. Camdan dışarı baktı, geçen arabaları izledi.

“Telafi,” dedi sonunda, “aynı hatayı tekrar yapmamaktır.”

Polat masanın üzerinden elini yavaşça Hayat’a doğru uzattı ama dokunmadı.

“Beni tanımıyorsun artık,” dedi. “İstersen yeniden tanışalım.”

Hayat ona baktı.

“Bu teklifi iki yıl önce yapsaydın her şeyi bırakır gelirdim,” dedi. “Şimdi… temkinliyim.”

“Buna da razıyım,” dedi Polat. “Yeter ki kapıyı tamamen kapatma.”

Tam o sırada Hayat’ın telefonu titreşti. Ekranda [I]Gizem[/I] yazıyordu. Hayat içten içe gerildi ama telefonu açtı.

“Hayat?” dedi Gizem heyecanlı bir sesle. “Neredesin?”

Hayat Polat’a kısa bir bakış attı.

“Dışarıdayım,” dedi. “Bir işim çıktı.”

Gizem bir an sustu.

“Abi de dışarı çıktı,” dedi. “Tesadüf mü bu?”

Hayat gülümsedi.

“Hayat bazen tesadüfleri sever.”

Telefon kapandıktan sonra Polat hafifçe güldü.

“Gizem anladı,” dedi.

“Gizem her şeyi anlar,” diye karşılık verdi Hayat. “Sadece zamanı gelene kadar susar.”

Mekândan çıktıklarında hava serinlemişti. Yan yana yürüdüler ama aralarında hâlâ görünmez bir mesafe vardı.

Polat arabasının yanında durdu.

“Seni eve bırakayım,” dedi.

“Hayır,” dedi Hayat. “Bu mesafeyi biraz daha koruyalım.”

Polat başını salladı.

“Yarın seni arayabilir miyim?”

“Arayabilirsin,” dedi Hayat. “Ama cevap verir miyim bilmiyorum.”

Polat gülümsedi.

“Bu bile yeter.”

Hayat arabasına binerken Polat arkasından seslendi:

“Bu hikâye yarım kalmasın.”

Hayat durdu, arkasına döndü.

“Yarım kalan her şey daha çok acıtıyor,” dedi. “O yüzden bu sefer ya tamamlayacağız ya da hiç başlamayacağız.”

Arabalar zıt yönlere giderken ikisi de aynı şeyi düşünüyordu:

[I]Bu bir ikinci şans mıydı, yoksa geçmişin son sınavı mı?[/I]

[B]Sevgili okurlarım 🤍[/B]

Sizce Hayat kalbini mi yoksa aklını mı dinlemeli?

Polat’ın değişimine inanıyor musunuz?

Gizem bu ilişkinin neresinde duracak? Destek mi olacak, engel mi?

Siz olsaydınız ikinci bir şansı verir miydiniz?

Yorumlarınızı, düşüncelerinizi ve hislerinizi mutlaka yazın ✨

Bir sonraki bölümde dengeler değişiyor…uyorum ✨

23. bölümde beklenmedik bir gelişme

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.