Eski okulunda geç kalmakta nam salmış birine göre, şaşırtıcı olarak bugün de erkenciydim. Dün, hiçbir şekilde iş bulamamıştım. Umarım bugün bir şeyler bulurum. Dün gittiğim dükkânlar bir bir gözümün önüne geliyordu. Son gördüğüm dükkânla sinirlenmiştim. Tam bana uygun iş buldum derken o ilanın oradan kaldırılması, beni bayağı sinirlendirmişti. Zaten bütün terslikler bana denk gelir, o anda bir işçi nasıl bulunduysa! Gerçi çizdiğim arabanın da orada bulunması, sinirlerimi sarsmıştı. Araba oraya park edilmişti. Sahibini beklemeyi dahi düşünmüştüm ama Aleyna ile beraber olduğumdan ve açıklama yapmak istemediğimden ötürü eve dönmek zorunda kalmıştım.
"Nazlı!"
Aleyna sınıfın kapısından girer girmez bağırarak adımı seslendi. Kafamı çevirip Aleynaya baktığım sırada ise çoktan yanıma ulaşmış olduğunu gördüm. Ne olduğunu anlamadan bileğimden tutup beni çekiştirmeye başladı,
"Gel hadi! Bir şey göstereceğim..." bileğimi kurtarmaya çalışırken söylendim,
"Neler oluyor ya?"
"Şarjım bitmeseydi telefonumdan gösterirdim. Ama bitti işte... Mal gibi akşam takmayı unutmuşum ya!" bileğimi kurtarmak yerine, pes ettim ve peşinden gittim. Bilgisayar odasına geldiğimizde bileğimi bıraktı. Farkında mıydı, bilmiyorum ama bileğim kızarmış, parmaklarım karıncalanmıştı.
Sızısı dinmeyen bileğimi ovuşturmayı bırakıp, Aleyna'nın ne yaptığına baktım. Bilgisayarlardan birine geçmiş bana bakıyordu,
"Ne dikiliyorsun kızım öyle? Gelsene!" demesi üzerine, yan bilgisayarın sandalyesini Aleyna'nınkine yanaştırıp oturdum. Heyecanı hâlâ yerindeydi. Bu neyin heyecanıydı böyle? Yine hızlı hızlı konuştu,
"Bulduk kızım! Bulduk,"
Anladığım tek şey, bir şey bulduğuydu.
Bulmak mı?
Acaba iş mi buldu?
Karamsarlığımın üzerine tam sevinç beni buldu derken, bilgisayara bakmasının işle alâkası olmayacağını anlamam; içimdeki mum ışığı kadar olan aydınlığımı da söndürdü.
"Ne oluyor kızım? Bir sakin ol! Hiç bir şey anlamıyorum." dememin üzerine Aleyna soluk aldı ve tekrar konuşmaya başladı,
"Kitaba aradığımız adamı buldum. Tam da aradığımız gibi," deyip bilgisayarı kurcalamayı sonlandırdı. Sonra bilgisayar ekranını işaret edip,
"Bak kızım! Tam istediğimiz gibi; şu yeşil gözlere bak, dolgun saçlar, kaslar, karizmatik ve sert duruş..."
Önüme şaşkın şaşkın bakıyordum. Gözlerinin kahverengi olmaması dışında evet bu tam da Savaş karakterine uygundu. Dirseğimi masaya koyup, kafamı elime yasladım. Ağzım açık bir şekilde Savaş'a bakıyordum. E Savaş da dediğimize göre, bu adam onaylanmıştır. Nokta konuldu.
"Evet... Uygun ama şimdi bununla uğraşamam." Dilim hayat otobüsümün gittiği güzergahtan dolayı iç sesimle pek örtüşmüyordu.
"Saçmalama! Hem zaten bugün değil, haftaya gideceksin."
Olumsuz bir şekilde kafamı salladım. Yine de pes etmedi ve
"Haftaya cuma günü, şirkette olacak. Adam bu aralar çok yoğun. Bir tek haftaya cuma günü konuşabilirsin." dedi.
Sıkıntıyla oflayıp etrafıma bakındım... Benim bir iş bulmam lazımdı. Şimdi kitapla uğraşamazdım. Kafamı bilgisayara çevirip ekrana baktım.
Vural Holding'in genç patronu Yiğit Vural'a rakip olan kim?
Yazılı büyük başlığın altındakilerini okuduğumda böyle büyük bir şirketin başında, genç birinin olması inanılacak gibi değildi.
Niye inanılacak gibi olmasın?
Yani tamam olabilir...
Daha önce Vural holdingi çok duymuştum. Bizim kızlar; çok yakışıklı, genç, falan diyorlardı. Ama dönüp bakmadığımdan, adamın tipini görmemiştim ki. Bu kadar da genç olacağını tahmin etmemiştim. Bu kadar genç olmasına rağmen bayağı başarılıymış demek.
Başarılı olmak için yaşlı mı olmak gerek?
Bir yerlerde bilmiş bilmiş konuşan yanıma cevap verecektim ki ikinci bir başlık dikkatimi çekti. İkinci bir başlık olarak,
Vural Holding ile Yaman Holding arasındaki kapışmayı sağlayan büyük ihaleyi kim kazanacak?
yazısını gördüğümde; adamın neden yoğun olduğunu anladım. Konuşmam gerekir miydi, acaba? Of ne saçmalıyorum? Konuşsam ne olacak sanki? Yok ya... Şimdi bir köşede kalsın...
"Karakter için birini bulmak gibi bir aciliyetim yok. Uzatmayalım, ders başlayacak."
İşten dolayı hayır dediğimi düşünen Aleyna,
"Yapma Nazlı! O zamana kadar bir iş bulursun... Bu fırsatı bulmuşken kaçırma!" dedi.
"Selçuk ile aranız nasıl? Konuşamadık bir türlü. Benim olaylarım yüzünden. Başka, bir kimseye hâlâ bahsetmediniz mi? -Bıyık altından güldüm.- Gizli gizli mi buluşuyorsunuz."
Geçen gün bunu söylemek için yanıma gelmişti ama kızı doğru düzgün dinlememiştim bile.
"Bak ya konuyu nasıl da değiştiriyor!"
Gözlerimi yere çevirip bakışlarımı soğuk mermer üzerindeki motiflerde gezindirirken, olumsuz tavrım yerini hâlâ koruyordu.
"Hadi ama... Amma uzattın, gideceksin işte!"
Çalan zil sesinin eşliğinde söylediği kelimeler içimdeki arzuyu besliyordu.
Ve Bazı yollara birisinin elini uzatması ile çıkardınız.
